Kim Kimi Köşeye Sıkıştırdı?

Tuğçe Arıbaş

05.09.2021 Sunday 13:11

Dün gece saatlerinde Haluk Levent’ten çok şaşırtıcı bir tweet geldi. 

“Gelecek yılın 26 Kasım günü görevi yeni arkadaşlarımızdan birisine devredip yurtdışına yerleşiyorum.

Ahbap üyeliğim devam edecek.

Ahbap’ta 6 yıl dolmuş olacak.

Artık müzik yapmak ve kendime zaman ayırmak istiyorum.

Yani 1,5 yıl daha katlanacaksınız bana :)”

Biri zor duruma düştüğünde ya da herhangi bir felaket yaşandığında, akıllara ilk gelen isimlerden birisi yıllardır Haluk Levent. Yeri geldi ihtiyacı olan biri için yeleğini sattı, kimi zaman keşke düğünümde olsaydınız diyen hayranı için hayranının düğününe gidip şarkı söyledi, yeri geldi yangınları söndürmeye katkısı olması için helikopter kiraladı. Herkesin bildiği gibi sayısız pek çok iyilik ve yardım… 

Aslında 8 kardeşi olsa da bu Ahbap’tan sonra pek çok kardeşi, pek çok ağabeyi oldu.  Haluk Levent Ahbap’tan önce de herkesin yardımına koşuyordu. 90’larda 11 saat bile süren yardım konserleri vermesine rağmen hapse girmesinin ardından o iyilikler unutulup kötü günler konuşulmaya başlandı. Yıllar geçti her şey unutuldu herkesin gönlüne taht kurdu ama bir röportajında Haluk Levent’in bir açıklaması benim hala aklımda. 

Haluk Levent, vatan sevgisi bende bambaşka, vatanıma aşığım ve hiçbir şeye değişmem diyordu. Bayrağımıza ve Türk milletine aşık olduğunu söylüyordu. 

Şimdi aşık olduğunu söylediği milletin de gönlünde taht kurmuşken 1,5 yıl sonra gideceğini açıklıyor. Gerçi Okan Bayülgen’in Kral Çıplak programında siyasi bir parti kurmak istediğinden de bahsetmişti. Söz uçar Haluk Levent’de Behlül Haznedar değimiyle kaçar demekki…

Mekanın sahibi gittiğine göre boşalan taht Demet Akalın’a kalacak gibi duruyor. 

Haluk Levent yine başka bir Okan Bayülgen’in programındaki konuşmasında ülkeden giderse, dış dünyadaki bütün müzikleri araştırmak, bulmak, bir şeyler yapmak, bir karma, bir proje içerisinde yer almak isteyeceği için gideciğinden bahsetmişti. Haluk Levent’in tweeti atmasından itibaren herkesin merak ettiği sebep tam olarak müzik. 

Ferhat Göçer’de Haluk Levent’in gidişine sessiz kalmayarak soyadı üzerinden nüktedan bir açıklama yaptı: “Haluk Göçer ben göçmem.” 

Sessiz kalsa mı daha iyi olurdu yoksa sessiz kalmaması mı daha iyi oldu yorumunu ise sizin espri anlayışınıza bırakıyorum :)

Dizilerin Yeni Sezon Havadisleri

Eylül ayının gelmesiyle birlikte televizyonlarda da dizi sezonu başlıyor. Geçtiğimiz sezon başlayan dizilerin çoğu oldukça başarılı oldu. Bu başarılı dizilere şimdi yeni oyuncular katılıyor. TRT’nin en iddialı dizilerinden Masumlar Apartmanı’nda İnci’nin ölümüyle çok duygusal bir sezon finali yaşanmıştı. Bu sezon diziden ayrılan Farah Zeynep Abdullah’ın yerini Melisa Şenolsun dolduracak.

Kanal D’nin en çok izlenen dizisi Sadakatsiz’e ise geçtiğimiz sezon Alev Alev dizindeki dürüst gazeteci rolüyle yıldızı parlayan Berkay Ateş katılıyor.

Yasak Elma dile kolay tam 5. sezonuna başlıyor. Kimler geldi, kimler geçti. İlk sezon baş rol oyuncularından bile bir tek Eda Ece ve Şevval Sam kaldı. Senaryo bitti artık dedikçe, senaristler tekrar bambaşka bir hikaye ile diziyi yeniledi. Dizi Hasan Ali Bey’in evindeki bir patlama sahnesiyle sezon finaline girmişti. Bu patlamada Hasan Ali Bey ölmüş olacak ve usta oyuncu Erdal Özyağcılarda diziden ayrılacak.  Ayrıca; Barış Kılıç (Kaya),Şafak Pakdemir (Zehra),Gülenay Kalkan’da (Feride) diziye veda ediyor.  

Şimdiyse diziye Mehmet Ali Erbil’in kızı Yasmin Erbil, şirketin başına geçip büyük ihtimal Ender’inde yeni eş adayı olacak Murat Aygen, Yıldız’ın depresyona girmiş olan kocasını kendine aşık edecek Biran Damla Yılmaz ve Ece Dizdar katılacak.

Psikiyatr Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitabından uyarlanan Camdaki Kız dizisine ise, mutsuz bir evliliği olacak olan Burcu Biricik’in aşık olacağı Hayri yine Alev Alev dizisindeki performansıyla adından söz ettiren Cihangir Ceyhan olacak. Ayrıca diziye usta oyuncu Engin Şenkay da katılıyor.

29.08.2021 02:59

Ülkemizde ve dünyamızda bu kadar kötü şeyler olurken, türlü türlü doğal afetler yaşanıp içimiz yanarken magazin konuşmak vicdanıma ağır geleceği için bir süre yazmadım, yazamadım. Ama yazmak en büyük tutkusu olan biri için daha fazla ayrılık dayanılmaz olurdu. Zaten uzun bir süre ayrı kaldık daha da uzatmadan Survivor yarışmacılarının yeni meslekleriyle gündem turumuza başlayalım. 

Survivor’un geçen seneki şampiyonu Cemal Can Canseven’in birinciliğinin ardından Danla Biliç ile arkadaşlığı sayesinde kazandı diye düşünenler oldukça çoktu. Danla olmasa yapamazdıcılara işte biz demiştik dedirtecek haberi veriyorum. Şimdi de Cemal Can, Danla ile birlikte şarkı çıkaracağını hatta sözleri de Danla’nın yazmasını istediğini söyledi. Danla’nın kitlesiyle birlikte lisede müzik eğitimi almış olduğunu ve Cemal Can’ın ününün bitiyor olduğunu göz önüne aldığımızda mantıklı bir karar gibi gözüküyor.  

Danla ile Cemal’in gerçekten takdir edilesi bir dostluğu var. Henüz ünlü olmadan önceki rastgele denk gelmiş bir sokak röportajları yayınlanmış yıllar önce. O video internette bulabilirsiniz. Yıllar, şöhret ve yeni dostların eklenmesine karşı birbirlerine bakışları hala aynı. Her şeyin hızla samimiyetsizleştiği bir dönemde aynı samimiyette kalabilmek çok değerli. 

Survivor’un bu sene ki yarışmacısı Aleyna Kalaycıoğlu’nun da eylül sonrası Berkay Şahin ile şarkı çıkaracağı öğrenildi. O Ses Türkiye yarışmasından bu kadar şarkıcı çıkmıyor. Eskiden insanalar oyuncu ya da sunucu olmak istiyorsa, en kolay yoldan Survivor’u seçerdi şimdi de şarkı çıkarmak isteyenler O Ses Türkiye’de vakit kaybetmeden Survivor’a katılacak gibi duruyor. 

Bu kadar Acun’un programlarını konuşup hazır Acun’un kulağını çınlatmışken biraz daha çınlatmaya devam edelim. Onur Büyük Topçu’nun sunumuyla Tv8’e dönen Yemekteyiz programının neredeyse aynısını Zuhal Topal Fox Tv’ye taşımış hatta bu sebeple Acun’la anlaşamayıp mahkemelik olmuşlardı. Acun Ilıcalı’nın sert açıklama yaptığı ender olaylardan biri olarak magazin tarihine geçmişlerdi ki geçtiğimiz günlerde Acun Ilıcalı, bir fotoğraflarını paylaşarak Zuhal Topal’ın Tv8’e geçtiğini duyurdu.  

Herkes bu olaya inanamasa da ben artık Zuhal Topal’a inanamıyorum zira daha öncede Esra Erol’un izdivaç programının bir benzerini taklit ederek Esra Erol’la problemler yaşamıştı. Hatta Esra Erol tüm yaşananları ağlayarak programında anlatmıştı. İkili arasında büyük fırtınalar yaşanırken bir gün yine şok etkisi yaratacak bir fotoğraf geldi. Esra Erol’un en yakın arkadaşları Müge Anlı ve Zahide Yetiş, Zuhal Topal ile birlikte çok samimi poz vermişlerdi. Hatta çok yakın arkadaş olmuşlardı. Yani Esra’nın yerini Zuhal Topal almıştı. Bu olayı bir başka yazımda uzun uzun anlatmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Zuhal Topal kiminle kavgalı olsa üzerine şok eden bir fotoğraf artık adetten oldu. 

Ne Oldu Can? 

Rahmetli Kayahan’ın şarkılarından en azından birinin sözleri mutlaka derinlerinizde bir yerlere dokunuyordur. Ölümünden yıllar sonra Kayahan’ın bu sefer sözleri yine yüreğe dokundu. Yıllar önceki eşine olan sözlerini kızı sosyal medyadan açıkladı. Beste Açar’ın iddialarına göre Kayahan, kendisi öldükten sonra eşi İpek Hanım evlenirse soyadını kullanmamasını istemiş. Ayrıca Balıkesir Gömeç’teki evinde de yeni kocasıyla yaşamasını istememiş. İpek Hanım şu anda hem Kayahan’ın hem de şimdiki eşinin soyadını birlikte kullanıyor. Eğer Kayahan’da soyadının kullanılmamasını gerçekten istediyse şu anda ki durum hoş değil.  

Ayrıca yine Beste Hanım’ın söylediğine göre Kayahan ile İpek Hanım’ın uzun süre yaşadığı Balıkesir’deki evde de İpek Hanım, yeni eşi ve eşinin ailesiyle yazı geçiriyormuş. Kayahan’ın kızı Beste: “Benim babamın evinde daha fazla durmamı bir şeyler mümkün kılmıyor.” diyerek orası babamın “Gönül Köşkü”ydü diyerek, saygı ve özen beklediğini belirtiyor.  

Bir evlat için ne kadar zor. Rahmetli annenizin veya babanızın hayatının son dönemini geçirdiği eve babanızın sonraki eşinin yeni kocası ve kocasının ailesinin bulunması dolayısıyla giremiyorsunuz. Beste Hanım’ın dediği gibi Kayahan’ın vasiyeti varsa çok daha zor. 

Özellikle iddia diyorum, doğruysa diyorum çünkü magazinde her zaman kanıt olmadan bir şeylere %100 doğru demek zordur. Tabi doğru ve güvenilir haber verme peşindeyseniz.  

Dün neredeyse tüm magazin sayfaları TRT ile sorun yaşadığı ortaya çıkan Muazzez Ersoy’un programında Ersoy’un yerine Yavuz Bingöl’ün çıkartıldığını yazdılar. Oysaki bir gün önce zaten TRT’de programı yayınlanmıştı Ersoy’un. Haberi görür görmez doğru olmadığını bugünkünkü köşem için yazmıştım ki; Muazzez Ersoy’da dün programı kendi Instagram hesabından bile paylaştığını, haberin doğru olmadığını, en azından bir Instagram’a bakıp haber yapmanın bu kadar mı zor olduğunu sordu. Ne kadar haklı ve yerinde bir soru. Bazen insan gerçekten inanın anlam veremiyor.  

Hiç unutmam üniversitede haber yazma dersinde çok değerli bir hocam demişti ki çoğunluğu baz aldığımızda eğitimsiz biri bir bilgiyi gördüğü zaman hemen inanır. Araştırmaya bile gerek duymadan hızla etrafına da yayar. Ama üniversite okumuş eğitimli bir birey önce bilginin kaynakçasına bakar kaynağına göre değerlendirir. Bir gazeteci de bunun üstüne de koyarak kaynak ya da olayda geçen kişilerle iletişim kurarak gerçek bilgiye ulaşır.  

Böyle asparagas hiç araştırmadan aman haber ekledim mi siteye ekledim deyip, işine zerre saygısı olmayan, boşuna yıllarca üniversitede sonra sektörde dirsek çürütmüş arkadaşlara buradan selam olsun...

19.08.2021 12:22

Estetik çılgınlığı, en güzel olma arzusu ve zayıfladıkça zayıflama isteği Seren Serengil’i neredeyse ölüm döşeğine getirdi. Önce mide ameliyatı ardından bağırsaklarını kestirerek iyice zayıflamaya çalışan Seren 45 kiloya kadar düştü. İstenen zayıflık geldi ama artık doktorları ameliyat olmazsa 1,5 yıl içinde öleceğini söylüyor. Ameliyatta çok riskli bir ameliyat. 

En doğru ve tarafsız şekilde magazin yorumu yapıyor yıllardır. Yorumcusu olduğu programları izleyince kendisine olan ön yargım takdire dönüşmüştü. Hep mantıklı konuşan Seren konu kendisi olunca en mantıksız kararları alıyor. Terzi kendi söküğünü dikemez misali… Bu halde bile bir yandan yeni markasına bir yandan reklam çekimlerine bir yandan tv programını yürütmek herkesin harcı değil. Dün akşam sosyal medyasındaki canlı yayınında hala yapması gereken işlerden ve pişmanlıklarından bahsetti. Kendisine ölüm büyüsü yapıldığını öğrendiğini açıkladı. Vasiyetini bile video olarak çekmiş. Seren Serengil’in bu geldiği son noktada gözler  kavgalı olduğu isimlerle kayıyor. Bakalım vicdanları ağır basıp bu kini bir kenara bırakabilecekler mi?

Marmara’ya da Uğurlu Gelecek Kadın Eli Değdi

Çok değerli aile dostumuz, İstanbul Üniversitesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Gülşen Altuğ, müsilaja bakteri uygulaması yaptıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını duyurdu. Bu tabiki Survivor’dan Batuhan’ın elenmesi kadar bile haber yapılmadı ne yazıkki!


Gülşen ablam, 1 dakika bile sohbet etseniz hayran olucağınız, idol kadınlardan. Pozitif enerjisi, güler yüzü, bilgisiyle, merhametiyle eşi zor bulunur biri. Belkide ona olan hayranlığımdan akademisyenliği bu kadar sevip bir yandan da akademisyen olma yolunda yürüyorum. 

Ben uğurunada çok inanırım. Üniversiteme ilk kez onunla gidip kayıt yaptırıp 4 senede iki bölümden 1.’lik ile mezun olmuştum. 

Neye elini atsa çiçeklendirdiği gibi şimdi marmara denizine eli değdi. Eminimki geliştirdiği yöntemle müsilaj tarih olacak. 

Kimi kini bırakamıyor Buket Sarıgül’ü

Yıllardır gelen haberlere inanmıyor desem imkansız.

Göz görmeyince gönül katlanır desem imkansız.  Çarşaf çarşaf gazeteler Sibel Can ile Emir Sarıgül’ün teknedeki tatil görüntülerini verdi. 

Hep barışmak istiyordu desen imkansız. Artık bittiğini, fotoğraflarının bile yan yana getirilmemesini ve kariyerine çok kötü etkisi olduğunu söyledi. 

Her zaman 3 yanlış bir doğruyu götürecek değil ya! 3 imakansız 1 imkan yaratıyor demekki ki Emir Sarıgül ile Buket Aydın yeniden birlikte yakalandılar. 

Birisi mesleğinde zirveye gelmiş Sibel Can, diğeride nasıl olduğuna dair magazinsel yorum çok yapılsa da sonuçta belli bir noktaya ulaşmış Buket Aydın. Bir adamın kendilerini bu hale düşürmesine nasıl izin verebiliyorlar akıl ermiyor diyelim!

14.06.2021 12:27

Şeyma Subaşı’nın Acun Ilıcalı’dan aldığı 125.000 ₺’lik nafakası dillere pelesenk olmuş, nafakası ile neler yapabilceğine, hangi markadan neler giyebileceğine kadar haber yapılmıştı. Şeyma’nın astronomik nafakasını konuşurken bir ismi gözden kaçırdığımız dün bir dava ile ortaya çıktı. Meğer Ahu Yağtu’da Cem Yılmaz’dan ayda 10.000 dolar yani yaklaşık 85.000₺ nafaka alıyormuş. Cem Yılmaz’da nafakanın 40.000₺ olması için dava açtı. Cem Yılmaz boşanırken Ahu Yağtu’ya ayrıca 500.000 dolarlık tazminat da ödemişti. Açıkçası arabalarına, saatlerine, sanat eserlerine servet harcayan Cem Yılmaz’ı nafakanın zorlayacağını düşünmüyorum ama Türkiye şartlarında gerçekten bir kaç sene evli kaldığın için servet ödemek hiçte mantıklı gelmiyor. Önce 500.000 dolar, boşandıktan beri senelerdir her ay 10.000 dolarlar. Çoğu üst düzey çalışanın bile ömür boyu bir araya getiremeyeceği rakamlar. 

Atalarımızın çok doğru bir sözü vardır. Yuva yıkanın yuvası olmaz! Şeyma Subaşı, Acun’un hayatında nasıl yuva yıkan kadın olduysa Ahu’nunda pek bir farkı olmadığı söylenir. Şimdilerde Sadakatsiz dizisi ile damga vuran Cansu Dere’nin bu başarısının altında belkide gerçek hayattaki yaşanmışlıkları yatıyordur. Çünkü Cem Yılmaz ile 7 yıl süren bir birliktelikleri varken Cansu Dere’nin çok yakın arkadaşı olan Ahu Yağtu hamile kalarak Cem Yılmaz ile evlendi. Yani anlayacağınız o ki, yuva yıkanın her ne kadar yuvası olmasa da servet değerinde nafakası oluyor artık. 

Konu nafakadan açılmışken diğer ünlü isimlerinde nafakaları şöyle:

Acun Ilıcalı 2. eşi Zeynep Hanıma 150.000₺

Mehmet Ali Erbil, Tuğba Coşkun’a 10.000 dolar

İvana Sert 5. 000₺

Ece Erken 1.500 dolar

Caner Erkin, Asena Atalay’a 132.500₺

Hakan Yılmaz, Bengü Yılmaz’a 3.700₺

Mustafa Sandal, Emina Jahovic’e 25.000₺

Konu maddiyattan açılmışken Meryem Uzerli’den bahsetmeden kapamayalım. Muhteşem Yüzyıl dizisinden tükenmişlik sendromuyla ayrılmasının ardından hiç bir dizide eski başarısını yakalayamadı Meryem Uzerli. Maddi açıdan kendini kurtarıcak hemde tükenmişlikte yaşayamacağı gelir kaynağı Instagram hesabı oldu. Bir paylaşım deyip geçmeyin. Meryem Uzerli’nin tek bir reklam paylaşımı 259.000₺. Ne dizi setlerinde yorulma ne de ezber! Artık post paylaşmaktan da tükenmez heralde. 

Bu fiyatın uçukluğu çok konuşuldu tabi ama sanatçı olmayıp ortalama sadece  400.000 takipçisi olan bir kişi bir story başına yaklaşık 15.000-20.000 ₺ alırken. Hatta bir tek o gün o ürünü tanıtıcaksa ek olarak 2 katını isteyebiliyorken ve markalar bu paraları gözünü kırpmadan verdiğinde kimse bir şey demiyorsa Meryem Uzerli gibi pek çok ülkede hayranı olan bir yıldızın bu ücreti almasını da eleştiremez kimse. 

Neyseki Haluk Levent var da hayır yapmak için verilen paradanda bahsedebileceğiz. Haluk Levent dün derneğinin sayfasına girip başvuru yapacak, zor durumda olan müzisyenlerin 400₺’ye kadar ödenmemiş elektrik, su ve doğal gaz faturalarını ödeyeceklerini duyurdu.

Keşke markalarda 15 saniyelik story ile tanınmak yerine bu zor pandemi şartlarında uzattıkları yardım eliyle adlarını duyurmayı da deneyebilseler. 

Şu an Haluk Levent dediğinizde 10 insandan 8’i yaptığı yardımlardan bahsedecektir. Ama 10 yıl önce sorsanız borçlar ve hapis cezası söylenirdi. Haluk Levent zor durumda kalan insanlara yardım eli uzattıkça herkes tarafından takdir görerek paylaşıldı. Çünkü artık yapılan yardımlar adeta viral olarak, herkes tarafından paylaşılıp takdir ediliyor. Adını duyurmak isteyen markalar keşke zor durumda kalan vatandaşlara yardım eli uzatabilseler. Emin olun normalde ürününüzü 15 saniyelik bir videoda görüp almayacak insan bile size karşı marka sadakati kazanarak sizin ürünlerinizi almak isteyecektir.

02.06.2021 11:36

Dün akşam Survivor 2021 başladı. Malum, Survivor ülkemizde uzun yıllardır oldukça çok izlenen, Acun Ilıcalı her sene programa yenilikler getirdikçe izleyicisi hiç azalmadan devam eden, yıllara meydan okuyan bir yarışma. Bu kadar uzun yıllardır varolan bir formattan izleyicilerin sıkılmaması ve hala ilgiyle takip etmesi oldukça zor bir başarı örneği.

İlk bölümde gözüktüğü kadarıyla, bu sene birbiriyle kenetlenmiş bir ünlüler takımı göreceğe benziyoruz. Televizyonun efsane dizilerinden Aşk-ı Memnu’nun küçük Bülent’i Batuhan Karacakaya, büyümüş ve atletikleşmiş bir şekilde karşımıza çıktı. 

Programda takım arkadaşlarına söylediği “Kaybedeceğimiz oyunlar mutlaka olacak ama biz o kaybedişlerden dersimizi çıkarabildikçe aslında kaybeden olmayacağız.” sözü çok doğru ve hayatın her alanına uyarlanabilir bir sözdü. Hepimizin yenilgileri olsa da dersimizi almak ve ona göre davranabilmek, kaybetmiş gibi gözüktüğümüzde bile bizi gerçek bir kazanan yapabilir. 

Evet gelelim Survivor’daki büyük tesadüfe; insanoğlu geçmişinden kaçamıyor, bir şekilde karşısına çıkıyor.

Seneler önce 2008 yılında Çağan Irmak’ın, Issız Adam filmi vizyona girmiş, yer yerinden oynamıştı. Her izleyen eşine dostuna filmin muhteşemliğinden bahsediyor, sinema salonlarında yer bulunmuyordu. Baş rol oyuncusu Cemal Hünal bir anda şöhretini kat be kat arttırmıştı.

Film herkes tarafından bu kadar konuşulurken birden internette bir video yayıldı. Bir gurup genç, Issız Adam filmini tiye alan Kızsız Adam adlı kısa film çekmişti. Video öyle çok güldürdü, öyle çok tuttu ki Cemal Hünal’ı taklit eden Hayrettin Onur Karaoğuz herkes tarafından tanınır oldu. Sokakta yürürken arkasından kızsız adam diye seslenilmeye başlandı.

Tabi, Kızsız Adam bu kadar tutar da Hayrettin ünlü olmaz mı! Sinema film teklifleri gelmeye başladı. Issız Adam Cemal Hünal taklidiyle Hayrettin’in tüm hayatı değişti. Talk Show sunuculuğundan, oyunculuğa, oyunculuktan YouTuberlığa ve stand up gösterilerine pek çok alanda kendini gösterdi.

Şimdilerin oyuncusu bir dönemin komedyeni Hayrettin, dalga geçerek ünlü olduğu Cemal Hünal ile yıllar sonra aynı adaya düştü. İşin komik yanı birde ikiside bire bir aynı renk giyinerek ikiz kardeş gibi olmuşlar. Ada yaşantısının gösterildiği bir bölümde ormanda Cemal Hünal, Hayrettin’e doğada neyi nasıl kullanabileceklerini öğretiyordu.

Cemal Hünal, doğada yaşayabilmek için çok fazla bilgiye sahip. Takım arkadaşlarına da neyi nasıl yapmaları gerektiğini sebepleriyle bir öğretmen gibi anlatarak açıklıyor. Cemal Hünal’ı izlerken aklımda Bear Grylls canlandı. Bear’ın doğada hayatta nasıl kalınacağına dair çok iyi belgeselleri var. 

Cemal Hünal’da Survivor’dan çıktıktan sonra böyle bir belgesele çok yakışacaktır. Çünkü kendi yaşamı ve bilgisi buna oldukça uygun. Acun Ilıcalı’nın yeni dijital platformu EXXEN’nin tüm dizi, belgesel ve programlarını izlemiş biri olarak böyle bir programın iyi bir belgesel açığını kapatacağını düşünüyorum.

AZİZLER 

Netflix Orjinal İçeriği olan Azizler filmini maalesef izleme gafletine düşerek 1 saat 36 dakikamı çöpe attım. Filmde  her ne kadar oyunculuklar müthiş olsa da senaryo konusunda büyük eksiklikler vardı. 

Haluk Bilginer, Engin Günaydın ve Binnur Kaya’nın oyunculuklarına zaten asla laf edilemez. Kara mizah severlere bir nebze olsun iyi gelebilecek bir film olsa da 9 Kere Leyla’yı izlemişseniz ve ne hissettiyseniz aynı hisse kapılacağınıza garanti verebiliyorum.

Haluk Bilginer gibi usta bir oyuncu şu sıralar her yerde karşımıza çıkıyor. Eski seçiciliğini bıraktığı kanısına kapıldığım için maalesef Haluk Bilginer varsa iyi filmdir düşüncemi imha etmiş bulunmaktayım. Ama bu filmden bahsediyorsak hele oyunculuk diyorsak filmin Caner’i, Göktuğ Yıldırım’ı tebrik etmeden olmaz. Küçücük yaşına rağmen harikalar yaratmış. Adeta büyüdüğüm zaman çok büyük bir komedyen olacağım diye bağırıyor.

10.01.2021 07:08

Seren Serengil dün gece geç saatlerde son zamanlarda hep yanında ona destek olan en yakın arkadaşıyla evlenmeye karar verdiklerini açıkladı. Son zamanlarda Seren Serengil, Tohma’nın (evleneceği arkadaşı) kendisini çok sevdiğini söylüyor her fırsatta hiç bu kadar sevilmediğini dile getiriyordu. Kendisininde arkadaş olarak çok sevdiğinin altını çiziyordu. 

Şu sıralar Seren Serengil ciddi sağlık problemleri yaşıyor. Kilo vermek için olduğu ameliyatlar kendisini tüketiyor, dirseğini çarpsa kaburgası kırılıyor. Kendisi de çok pişman olsa da son pişmanlık fayda etmiyor. Ama bilirsiniz dost dediğiniz insanlar zor günde kendini gösteriyor. Hele ünlü bir isimseniz iyi gün dostlarınız çok daha fazla oluyor. 

Tohma en zor anında bile Seren’in yanında olmuş. Sağlık sebebiyle altına kaçıran tuvalete yetişemeyen Seren Serengil’e hiç tiksinmeden Tohma yardımcı olup üstünü başını kendisi temizlemiş. Bunu kaç erkek, kaç dost yapar!!!

Seren Serengil’de evlilikler ilişkiler biter ama dostluklar ve arkadaşlıklar baki kalır. Öyle birini kaybetmek istemediğini söylesede dün gece gelen evlilik teklifine evet dedi. Çokta iyi yaptı. Sonuçta her evlilik bitecek diye ve böylesine büyük dostluklar asla da bitmeyecek diye bir kaide yok. Vermiş olduğu bu evlilik kararını “…Evler, yuvalar, yıkılmaz huzur istiyorsan ANLAYIŞ’ı seçeceksin. Aşk sonradan da gelir ama aşkı doğru seçemediğinde hem aşktan hem huzurdan oluyorsun. Bana artık huzur, anlayış, iyi niyet, arkadaşlık lazım. Aşkta gelirse başımın üstünde yeri olsun… Bu sefer ezber bozdum, en yakın arkadaşıma evet dedim.” sözleriyle duyurdu.

Seren Serengil’i programlarda olaylara karşı yaptığı yorumları dinledikten sonra tanıyıp, sevmeye başlayanlardanım. Ama öncesinden de biliyoruz ki Seren Serengil hep aşkın peşinden koşup darbe üstüne darbe yemiş biri. Çok kez evlenip, çok kez mutsuzlukla boşanmış bir kadın. 

Çok kez evlenmesi de çok tartışılıyor ama kendisinin de dediği gibi meslektaşlarından bazıları gibi dejenere şekilde birlikte yaşayıp yaşayıp ayrılacağına en azından evlendi! Bu sefer aşık olmadan, kendisine karşı duyulan sevginin peşinden giderek evleniyor. Artık umarım aradığı mutluluğu bulur. Tohma’sıyla birlikte yaşlanır. 

MasterChef Kimin Umrunda! 

Dün gece Seren Serengil’in evlilik paylaşımını okuyup yüzümde oluşan tebessüm biraz sayfayı aşağı kaydırınca kayboldu. Masterchef’in 3. olan yarışmacısı Emir’in paylaşımını görünce inanamadım. Biliyorsunuz bu sıralar Instagram’da çekiliş yapmak oldukça moda bir hale geldi. Arabalar, telefonlar havada uçuşuyor. 

Emir’de bir çekiliş yapmaya karar vermiş. Buraya kadar gayet normal gözükse de malesef verdiği hediyeler insanın içini buruyor. Çünkü Emir hediye olarak. Kendisine MasterChef’te finale kalma hediyesi olarak verilen, adı yazılı aşçı bıçağını, yarışmayı kazandığı zamanki önlüğünü, yarışmada kullandığı bandanasını verecek. 

İyisiyle kötüsüyle her şey bir gün bitiyor. Ama geriye yaşanmışlıklarımız ve anılarımız kalıyor. Maddi değil ama manevi anlamı çok büyük dediğiniz eşyalarınız sizin de vardır mutlaka. Biricik olan ve bir daha parayla bile satın alamayacağınız şeyler. Ama işte geldiğimiz son noktada, özellikle yeni nesille birlikte görüyoruz ki artık hiçbir şeyin takipçi sayısı ve like kadar değeri kalmamış. Emir kendisini takip edecek, gönderiyi beğendi yaparak yoruma 2 arkadaşını etiketleyecek kişlere bunları verecek. 

Takipçi sayısı için beğendi için her şeye değer veren bir neslin içinde Corona ile burun buruna yaşıyoruz. Burnumuzun dibindeki gerçekleri göremiyoruz. Çünkü gözler sosyal medya platformlarına bakmaktan kör oldu. Başka hiçbir şey göremiyor. Hala bir yerlerde birileri aşı ile bize istediklerini yaptıracaklar diyor. Biz zaten çoktan sosyal medyayla o hale geldik. Tik Tok videolarının izlenmesi için daha küçücük çocukların neler yaptığını görmüyor musunuz? Biz zaten fişlendikte, kukla da olduk… 

Artık Tüm Özeliniz WhatsApp ile  Herkese Açık!

WhatsApp yeni gizlilik sözleşmesiyle birlikte WhatsApp’taki tüm bilgileriniz Facebook ile paylaşılacak. Ve Facebook bünyesindeki tüm şirketler tarafından kullanabilinecek. Bir şey size bedava bir hizmet sunuyorsa aslında size çok pahalıya patlıyor demektir. Sözleşmeyi kabul etmezseniz WhatsApp’ınız artık olmayacak. Bu yeni dönemle birlikte reklam verileride kesinlikle artacaktır. Reklam verenin reklamları artık çok daha doğru bir hedef kitleye iletilmiş olacak. Ellerindeki veriler arttıkça hedef kitleler de çok daha iyi tespit edilebilecek. Tabi bu bakış açısı bardağın dolu kısmı yani  sadece reklamların baz alınarak yorumlandığı bir fikir. Boş tarafı fazlasıyla can sıkıcı…

08.01.2021 14:45

Evet sevgili okur, 2020 yılının son gününe nihayet gelmeyi başardık. Başardık diyorum çünkü adeta tek can ile hayatta kalmaya çalıştığımız bir oyunun içindeymişiz gibi eşi benzeri daha önce görülmemiş bir seneyi hep birlikte geride bıraktık. Ders çıkarabilenler ve mesajı anlayabilenler için büyük bir öğreticiydi. Hayatın koşuşturmasına kendini kaptırmış, hiç sonu yokmuş gibi yaşayanlar için adeta köprüden önceki son çıkış misaliydi. Ne demişler her şerde bir hayır vardır. 2021 şerlerin içindeki hayrı görebildiğiniz, keşkesiz geçireceğiniz bir yıl olur umarım.

 

Evet, 2020 yılında bir şey daha gördük ki magazin dünyasının hızını koronavirüs bile kesemiyormuş. Neler yaşandı neler. Gelin birlikte karşılıklı kahvelerimizi yudumlayarak sohbet ediyormuşçasına 2020’ye damgasını vuran olayları ve nerelere vardığını birlikte yorumlayalım.

 

Sende Aksiyonsuz Yaşanmıyor Aşklar Sıla

 

Sıla’yı tanımamızı sağlayan “dan Sonra” şarkısında da dediği gibi Sıla’nın aşkları aksiyonsuz olmuyor. Hatırlayacağınız gibi Ahmet Kural ile büyük bir aşk yaşarken, şiddet olaylarıyla mahkemede biten bir aşkın üzerine MasterChef ile o dönem yıldızı parlayan ve evli olan Hazer Amani ile YouTube için programı çekerlerken birbirlerine aşık olmuşlardı.

 

Bu hızlı başlayan ilişki Hazer Amani’yi hızlıca eşinden de boşandırmıştı. Boşanmanın üzerine 13 Ocak’ta Sıla’nın evinde evlenen çiftin ilişkisi uzun süremedi mi desem yoksa yuva yıkanın yuvası olmaz mı desem!!! Sıla’nın çok fazla psikolojik baskı yaptığı ve Hazer Amani’nin eski eşiyle tekrar görüşmeye başladığı iddialarının üzerine çift boşanacaklarını doğruladı. Bu ilişkinin gidişatı yılın en çok tutan işlerinden biri olan Sadakatsiz dizisini hatırlatıyor insana…

 

Ayrıca Sıla’nın pandeminin ilk zamanlarında Instagram hesabından yaptığı canlı yayını kapattığını sanarak hayranlarından ne kadar sıkıldığını gösterdiği yüz ifadesinin yakalanmasını da düşünecek olursak yılın kaybedeni kesinlikle Sıla oldu.

 

Cem Gerçekten Yılmazmış!

 

Defne Samyeli ile ilişkisi mutlu gidiyor derken Defne,  Cem Yılmaz’ı spor salonlarından çıkmayan vücut yapmış birine çevirmişken bir baktık bu ilişkide bitmiş; Cem Yılmaz, İbrahim Selim’in programında Serenay’ı övmelere doyamıyor! Defne ile izlemeye gittiği Serenay Sarıkaya’nın müzikalinin 50. oyun kutlamalarında. 48 yaşındaki Cem Yılmaz pes etmedi 28 yaşındaki Serenay ile aşk yaşamaya başladı. İlk fotoğraf Atina tatilinde ortaya çıktı. Yaz tatilindeler, teknedeler oradalar buradalar derken bir de baktık koronanın bitmesini beklerken bu aşk bitmiş.

 

İlişkisi biten Cem Yılmaz olsada yılın kendini bitireni, en yakın dostu Ozan Güven oldu…

Deniz Bulutsuz, Ozan Güven’in kendisini darp ettiğini açıklayarak davacı oldu. Ozan Güven’in 13,5 yıl hapsi istenirken oynadığı Babil dizisinden ayrılmak zorunda kaldı. Tüm işleri tepe taklak giderken kendisi de tepe taklak gitmiş olacak ki hastanelik oldu. Evde düştüğü için kafasının yarıldığı söylenen Ozan Güven’in ameliyat bile olduğu iddia edildi.

 

2 Kere Elçin

 

Yılın elini attığını kurutanı maalesef Elçin Sangu oldu. İlk önce “İyi Günde Kötü Günde” dizisi yayından kaldırıldı. Sonra pandemi nedeniyle sinemalarda gösterilemeyen “9 kere Leyla” filmi, Netflix’te yayınlanmasıyla uzun yıllardır en çok eleştirilen ve en beğenilmeyen film oldu. Böylece Elçin Sangu 2’de 2 yaparak büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. İlişkisininde problemli sürdüğü söylentileri çıkan Sangu’nun hayatında her şeyin ters gitmesi geçen sene tamda bu gün “Hissediyorum bu yıl (yol) çok güzel olacak…” tweetini atmasıyla başladı. Bu sene ne tweet atacağı, yine hislerinin tam tersinin mi çıkacağı ve hep mi hislerinin böyle tam tersinin çıktığı merak konusu…

 

Yılın kurtulanları ise “Telefonun Başında Çaresiz Bekliyorum” şarkısı adeta üzerine yapışan Hakan Altun ve Gonca Vuslateri oldu. Gonca Vuslateri ile büyük bir aşk yaşamaya başlayan Hakan Altun artık telefonun başında beklemekten kurtulurken, asla Türk erkekleriyle yapamam diyen Gonca Vuslateri de ön yargılarından kurtulmuş oldu.

 

Yılın başına talih kuşu konanı ise, Can Yaman oldu! Libido açıklamasıyla şimşekleri üzerine çeken Can Yaman, İtalya’da katıldığı programda bir kadına verdiği malum cevap üzerine uzun süre konuşulup eleştirilmeye devam etti. Anlaştığı diziden bile başlamadan çıkartılan Can Yaman, askere gidince sular biraz olsun durulmuş oldu. Gidişi sıkıntılı olan Can Yaman’ın dönüşü kendisi için muhteşem oldu. İtalya’da dizi anlaşması yapan Can Yaman bölüm başı, yani haftada 925.000 TL kazanacak. Bu anlaşmayla birlikte Türkiye’de şimdiye kadar oyunculuktan en çok para kazanan isim de olmuş oldu.

 

Geçmişte evli bir erkekle tatilde yakalanan, ardından evli olduğunu bilmediğini ve ayrıldığını söyleyen Ece Erken gönlünü tekrar evli, mutlu, çocuklu bir adama kaptırdı. Sunuculuğunu üstlendiği magazin programında herkesin en ufak yanlışını eleştirirken kendisinin eleştirilmesine öfkelendi. Yılın en öfkelisi olan Ece Erken, sadece eleştirilere öfkelenmekle de kalamdı, arabaları parçalarken kameralara yakalandı. Sunduğu programdan ayrılmak zorunda kalan Ece Erken bir süre sonra evli sevgilisinden de ayrıldı.

 

Evli sevgili demişken, evli bir adamla aşk yaşadığı için hem de acımadan hasta bir kadına yaşattıkları için oldukça eleştirilen Ebru Şallı, sevgilisinin boşanıp kendisiyle evlenmesiyle 3. kez evlenmiş oldu. Bir yandan lüks hediyeleri konuşulurken bir yandan da eski eşin yaşadığı zorluklar konuşuluyordu ki Ebru Şallı en büyük acıyı yaşadı. Evladını daha küçücük yaşta toprağa verdi. Allah kimseye evlat acısı göstermesin. 2021’de kendisine dayanma gücü diliyorum… Allah yardımcısı olsun…

 

SMA Hastalıklı Çocukların Yarınları Oldular

 

Pandemi döneminde Instagram’da ünlülerin yaptığı canlı yayınlar büyük moral verirken, bu yayınlar SMA’lı çocuklarımıza yardıma dönüşerek umut verici oldular. Pelin Akil’in çok yorgun olmasına rağmen saatlerce ünlülerle yaptığı canlı yayın. Başaracağına inancı Öykü bebeğin hayatını kurtardı. Bergüzar Korel, daha aylar önce SMA’lı çocuklara yardım eli uzatan firmaların ücretsiz reklamını yapmaya başladı. Yaptığı canlı yayından pek çok yardım toplandı. Saymakla bitmeyecek kadar ünlü isim SMA’lı çocukların yarını oldu. Bir kez daha nasıl bizim bize yettiğimizi, yardımseverliğimizin sonu olmadığını görmüş ve göstermiş olduk.

 

Acun Ilıcalı Batar mı Çıkar mı?

 

Acun Ilıcalı Exxen ile Netflix’e rakip oldu derken gördükki YouTube’a da rakip olmuş. Konuşanlar programının tüm bölümlerini silerek Exxen’e geçen Hasan Can Kaya izleyicisinin büyük bir çoğunluğunu kaybetti. Sosyal medya platformlarından yapılan anketlerde çoğunluk bir daha izlemeyeceğini söyledi. Konuşanlar izlenir mi izlenmez mi önümüzdeki haftalarda görmüş olacağız. İlk hafta ücretsiz olan Exxen’e ilgi mutlaka büyük olcaktır. Oldukça çok ve birbirinden farklı iddialı projelerin olduğu Exxen’in hemen Netflix’in yerini alamayacağı çok bariz olsa da Acun Ilıcalı’nın çok fazla yatırım yaptığı da çok bariz. Hayatı boyunca hep büyük riskler aldığını ve bu riskler sonucunda hep başarılar kazandığını anlatan Acun Ilıcalı’nın girdiği son riskin sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Türklere ait bir platformun tüm dünyaya yayılabilecek olmasının ihtimali bile umut vaad ediyor.

 

Yıllardır evlenip çocuk sahibi olmayı istediğini her fırsatta dile getiren Hadise, Kaan Yıldırım ile aşk yaşamaya başlamıştı. O Ses Türkiye programında jüri olan Hadise, Kaan Yıldırım ile birlikteyken bir diğer jüri üyesi olan Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan’da gönlünü Hadisenin sevgilisi Kaan Yıldırım’ın eski eşi Ezgi Eyüboğlu’na kaptırdı. O Ses Türkiye’nin çekimlerinde pişti olup olmadıklarını bilmiyoruz ama bu ilişkiler yılın değişik bir tesadüfü olmuş oldu. İlişkilerde son durumu soracak olursanız da Hadise ve Kaan Yıldırım geçtiğimiz günlerde ilişkilerini noktaladılar.

 

Ve gelelim yılın bahsedeceğimiz son olayına. Bu olayı sona bıraktım çünkü yazmaya bile elim artık inanın gitmiyor. Artık o kadar bıktık ki başkaları adına utanmaktan, artık o kadar bıktık ki kadına, hayvana, çocuğa ve yaşlılara uygulanan şiddetten; 2021’e girerken bile bunu konuşmaktan… Halil Sezai’nin, Tuzla’da kiraladığı villanın önünde 67 yaşındaki komşusunu dövmesi gündeme bomba gibi oturdu. Halil Sezai bu nedenle 43 gün tutuklu kaldı. Ardından hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi.

 

Evet 2020’de magazin dünyasında en çok konuşulan haberleri bir kez daha birlikte yorumladık. 2020 herkeste farklı farklı izler bırakan bir sene oldu.

 

Benim içinse 2020 kendimi bildim bileli en büyük hayalim olan sizlere yazılarımla ulaşabilmeyi başardığım unutulmaz bir yıl oldu. Yeni yılda sizlere daha çok yazarak ulaşabildiğim, belki de seni hiç tanımadan içinden geçenleri dillendirebildiğim bir yıl olması dileğiyle…

 

Sevdiklerinizin değerini bildiğiniz, sağlıklı seneler…

 

2021’in ilk köşe yazısında görüşmek üzere…

31.12.2020 09:41

Acun Ilıcalı daha önce MasterChef programından attığı tweetler nedeniyle Uğur’un diskalifiye edildiğini açıklamıştı. Uğur’un gerçekten insanları çok rahatsız edecek, saygısızca ithamları kabul edilebilir gibi değildi. Fakat bu tweetler 2012 yılına yani tam 8 sene öncesine ait. 8 ay öncesi değil tamı tamına 8 yıl öncesine ait. 

Daha ergenlik döneminde yazdığı şeylerin hesabına çekildi Uğur. Hem de yemek yarışmasında. Yazdığı şeyler asla kabul edilebilir gibi değil. Hele alttan alınacak hiçbir yanı yok ama o şekilde gönderilmesi oldukça yanlıştı. Çok büyük bir ekip işi o yarışma. Yarışmacıları seçen, araştıran insanlar var. Türkiye’nin yarışma dendiğinde akla ilk gelen kanalındalar. Yarışmaya aldıkları insandan, yarışma başladıktan aylar sonra, sosyal medyada kullanıcıları sayesinde haberleri oluyor. 

Bu dikkatsizlik ilk sezonda yarışmacı Murat’ta da yaşanmıştı. Murat’ın kuşa işkence edişinin ardından daha önceki suçları ve hakkındaki şikayetler gün yüzüne çıkmıştı.

Madem aylarca yarıştı Uğur yine devam etmeliydi. Diğer yarışmacıların 8 yıl önce neler paylaştıklarını bilmiyoruz. Belki daha bile beterlerini yazan biri yarışırken Uğur’un hakkı yenmiş oldu. 

Karar gibi uygulama şeklide sosyal medyada oldukça tepkilere yol açtı. Acun ve MasterChef TT olurken, Tv8’e boykot çağrıları bile yapıldı.

Artık her şeyi uçlarda yaşar olduk. 8 yıl önceye kızıp, anında bir insanın emekleri hayalleri silinebiliyorken, anında o yayıncının diğer bütün başarılı işlerinin üstü çizilip yok sayılabiliyor. 

Uğur’un gidişi bu kadar tepki görünce bir nevi kanala Uğursuzluk getirmiş oldu. Programın izleyicileri iyi bilir. Elenen yarışmacı bir süre övüldükten sonra şefler sarılarak veda ederler. Uğur’un mahkemedeymişçesine karşılarına çekilip ağlatılması yetmiyormuşçasına bir de hiçbir şef Uğur’la vedalaşmadı. Halbiki Uğur yazdıkları için özür dileyerek o zamanlar yaşadığı ailevi pek çok problem nediyle saldırganlaştığını ağlayarak açıkladı.

Söz edilen tweetler ortaya çıkınca programın olumsuz yorumlarla karşılaşacağı düşünüldü bu yöntem izlendi belli ki fakat Türk halkı yine ezilenin, hakkı yenenin yanında yer aldı. Tam anlamıyla ters köşe bir durum meydana geldi. Ailem var diye ağlayan Uğur’a bugünkü paylaşımlar büyük bir moral olmuştur umarım. Bir futbolcuya 8 yıl önce bir maçta yaptığı hata neticesinde günümüzde kırmızı kart gösterilemiyorsa yemek yarışmasında da diskalifiye ile kapının yolu gösterilememeli. 

Ki konumuz örnek olmaksa Soner şef geçen hafta içkili paylaşımları nedeniyle eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Kendisi illa örnek alınacaksa çalışma saatlerinin, çalışkanlığının örnek alınması gerektiğini belirtmişti. 

MasterChef’in zirveye yerleşmesine kıskanmış olacak ki Survivor’da tekrardan gündeme bomba gibi düştü. Bomba gibi düşme sebebiyse gizli aşk olması oldu. Barış Survivor’da elenen Selcan’a (Selcan kız arkadaşı olmasına rağmen Nisa’dan hoşlanmış. Teklifte bulunmuştu. Ve o sırada Nisa’nın da kendisini bekleyen erkek arkadaşı vardı.) vedalaşırken Nisa olayında kendisini hiçbir zaman satmadığını söylemişti. 

Barış ve Nisa, öpüşürken videolarının ortaya çıkması nedeniyle aşklarını itiraf etmek zorunda kaldılar. Video ünlü YouTuber Enes Batur’un evinde gizlice çekilmiş. Videoyu kimin çektiğini henüz bilmesekte aynı yapım şirketi ve yapımcıyla çalışmalarına rağmen Enes Batur’la aralarının açık olduğu biliniyor. Ayrıca ortaya çıkan videonun arkasında duyulan ses 3 Temmuz 2020 tarihli Enes Batur’un AĞIZDAN KAN GELME ŞAKASI !! videosunun 9.30 dakikasından sonrasından montajlanmış.

Artık her gün yeni sözde fenomenlerin bir rezilliğini konuşur hale geldik. Kolay yoldan şöhrete kavuşan eskiden de çok insan vardı fakat en azından bir icraatları olurdu. Malesef artık öyle değil. Gittikçe dejenere olan, en özel anlarını bile etkileşim uğruna ortaya saçabilen yarardan çok zararı olan insanlar türedi. Hepsini de bu hale getiren bizleriz. Black Mirror dizisinin herhangi bir sezonunun herhangi bir bölümünün içindeymişiz gibi. Dizinin bölüm sonlarının ortak noktasını izleyenler bilir. Bu hayatın her anını paylaşma her türlü rezilliği ve saçmalığı sunarak para kazanmanın sonuda ne yazıkki farklı olmayacak…

30.11.2020 07:24

Kıvanç Tatlıtuğ son 2 gündür gündemde sürekli bir bomba etkisi yaratıyor. İlk önce alışveriş merkezi çıkışı renk renk çizgili kazağıyla görüntülenir görüntülenmez 5000 TL’ye satılan kazağın tüm stokları tükendi. 

Ardından dün akşam saatlerinde gündeme bomba gibi bir söylenti düştü. İddialara göre Kıvanç Tatlıtuğ La Casa de Papel dizisinin 5. sezonuna dahil oldu. La Casa de Papel dizisi Netflix’in dünyada ve Türkiye’de en çok izlenen dizilerinden biri. Bu iddianın gerçek olduğunu sanmıyorum ama Kıvanç Tatlıtuğ’un kariyerinde fazlasıyla hakettiği bir adım.

Kıvanç Tatlıtuğ, model olarak başladığı kariyerinde oyunculuğunu geliştirmek için oldukça çok çaba sarf etti. Nasıl olsa yakışıklıyım, hayranlarım oldukça fazla demeden; ardı arkası kesilmeyen hem Türkiye’de hem de yurt dışında oyunculuk eğitimleri aldı. Aşk-ı Memnu Behlül’ün ardından Ezel’de Behlül’den taban tabana zıt bir karakter olan Sekiz’i canlandırdı. Bir kilo aldı bir kilo verdi rolden role, şekilden şekle girdi. Hem pek çok Hollywood aktöründen yakışıklı hem de çok daha iyi bir oyuncu. Hazımsız Türk düşmanlığı olmasa Kıvanç şimdiye kadar Hollywood yıldızı bile olmuştu. 

La Casa de Papel’in yeni sezonunun ne zaman yayınlanacağı belli olmasa da çekimler başlamış durumda. Doğru bir söylenti olduğuna hiç inanmasam da umarım bu haber doğru çıkar. Hem Türk oyunculara bir kapı açılmış olur hem de gecikmeli de olsa Kıvanç daha da yaşı ilerlemeden olması gerektiği işlerin içinde yerini almış olur.

Hazır Hollywood yıldızlarından konu açılmışken George Clooney’dan bahsetmemek olmaz!

George Clooney’in ünlü olmadan önce kendisine yardım eden arkadaşlarına minnet borcunu ödemek için 14 milyon dolarlık yardımda bulunduğu haberi şehir efsanesi haline gelmişti. 

Sürekli bu haber karşınıza çıkıyor ama doğru mu değil mi asla bilemiyordunuz ki George Clooney bu haberlere son noktayı koydu. O dostları olmadan şimdi sahip olduklarının hiçbirinin olmayacağı kanısına vardığını, vasiyetinde dostlarının da olacaklarını düşündüğünü sonrada neden kendisine otobüs çarpmasını beklediğini sorguladığını, dostlarına bir faydasının dokunmasını istediğini söyledi. 

Bir Twitter kullanıcısı bizim ülkemizde böyle faydalanmaların olmamasından dertlenmiş olacak; dün Enes Batur’un düz yolda arabasıyla ağaca çarpıp takla atarak kaza geçirmesi sonucu “Memlekete olumlu hiçbir faydası olmayan Enes Batur, memlekete faydalı ağaca çarparak kaza yapmış.” yorumunda bulundu.

Bazı ortamlarda mutlaka başınıza gelmiştir. Bir şey yaptığınız zaman sizin değil sizinle birlikte zarara uğrayan herhangi bir cismin durumunu merak ettiğini belirten “şakacılar” çıkar. 

Enes Batur’da bu lafın altında kalmadı. Tabi şimdi George Clooney gibi bir fayda sağladığını düşünmüş olabilirsiniz ama tabi ki çok yanıldınız. Bizde nerede öyle dostlar, öyle ünlüler. 

Twitter üzerinden gelen ağaç yorumuna karşılık Enes Batur “Belki de ölümle sonuçlancak bir kazadan sonra bile böyle iğrenç yorum yapabilecek aciz arkadaşımız için 1998 adet fidan dikiyorum.” açıklamasında bulundu. Doğum yılı kadar fidan diktirmesi oldukça güzel bir hareket oldu. Umarım bu da bir akım yaratır. Twitter üzerinden yeni storyler yerine fide bağışları konuşulur. 

Story demişken doğan görünümlü şahin benzetmesi halk arasında çok bilinir ve kullanılır. Artık dijital medya da Instagram görünümlü bir hal aldı. LinkedIn’de kariyeriniz, iş hayatınızla ilgili bile storyler atmanız bekleniyor artık. Bir zamanların Snapchat uygulaması her yerde karşımıza çıkar oldu. Umarım Instagram bir süre sonra storylerden sıkılıp Foursquare’a da dönüş yapmaz. Hatırlarsanız bazı insanlar neredeyse evinde bulunduğu odayı bile değiştirse bildirir hale gelmişti. Tekrarı yaşanmamalı.

Foursquare’da yapılan magazin dünyasındaki en unutulmaz paylaşım kuşkusuz Şeyma Subaşı’nın Acın Ilıcalı ile Zeynep Yılmaz’ın boşanması üzerine yüzünü, yüzüklü elini göstererek kapadığı mutluluk dolu boşandılar pozuydu. 

Yuva yıkanın yuvası olmaz sözünün kanlı canlı örneği olan Şeyma ile yaşananları Zeynep Yılmaz malesef henüz unutamamış. Instagram hesabında içinde aldatma ve pişmanlık geçen her şeyi beğenmeye devam ediyor. Özellikle Sadakatsiz dizisinin olduğu gün dizi üzerine hazırlanan gördüğü tüm postları.

Zeynep Yılmaz’ın beğendiği postların birinde madem pişman olacaksın yazıyor. Şeyma Subaşı’nın ardından Zeynep ile Acun ne konuştu. Acun Ilıcalı’nın son pişmanlığı fayda etmedi mi? Gerçeklerin ortaya çıkma gibi güzel bir huyu vardır. Bir gün hepsini öğreneceğiz!

24.11.2020 08:19

Son günlerde herkes “Bir Başkadır" dizisinden bahsediyor. Diziyi Netflix’e geldiği gün izlemiş, birinci sezonunu aralıksız izleyerek bitirmiş biri olarak ilk başta bu kadar çok gündem olmasına şaşırmadım desem yalan olur. Daha çok Nuri Bige Ceylan filmlerinde olduğu gibi dizi ağır akıyor. Bu kadar çok abartılmasının iyi bir PR çalışması olduğunu düşünüyorum. 

Bir Başkadır birbirimizi nasıl başkalaştırdığımızı, sebepsiz yere tanımadan nasıl ön yargılar ile yanaştığımızı adeta yüzümüze vuruyor. Ve tabi aynı topraklarda ne kadar farklı hayatlar sürdüğümüzü de. Bu farklı hayatlar bir noktada birbirine değdiği zaman olanları ustalıkla anlatıyor dizi.

Her iki tarafın tam ortasında kalan bir psikoloğun bile hatalarını, çırpınışını görüyoruz aslında. Beş parmağımızın da beşi bir değil. Ama elimizle bir şey yapmak istediğimiz zaman hepsine, en önemlisi hepsinin yan yana gelmesine ihtiyaç duyuyoruz. Eli el yapan o parmaklarsa; bizi Türkiye yapan da her bir farklı birey. 

Çok farklıyız ama biz böyle sapa sağlam ayakta durabiliyoruz. Farklılıklarımızı severek bir arada yaşamayı öğrendiğimizde çok daha güzel olacağız. Tıpkı “Hayat Bayram Olsa” şarkısında ki gibi… 

Netflix’te “Kuşlarla Dans” adlı çok güzel bir belgesel var. Bir ormanda yaşayan birbirinden farklı görünümlü yüzlerce kuşu gösteriyor. Görüntü olarak birbirinden öyle farklılarki izlerken inanamıyorsunuz. Ama onlar kuş oldukları halde bizim gibi akılları olmadan bile görüntüsü farklı olduğu için birbirlerini ormandan atmaya çalışmıyorlar. O yüzden o orman kuş çeşitliliğiyle büyüleyici bir atmosfer sunuyor. 

Büyüleyici demişken… Herkes Öykü Karayel’in büyüleyici oyunculuğundan bahsediyor. Öykü Karayel güzel olduğu için ya da hatrı sayılır çevresinden dolayı tepeden yerleştirilmiş bir oyuncu değil. Tiyatro kökenli. Zaten tiyatroda oynadığı bir oyunda keşfedilip Kıvanç Tatlıtuğ ve Buğra Gülsoy ile “Kuzey Güney” dizine dahil olarak televizyon dünyasına adım attı. Yıllar önce Hürriyet gazetesi Kelebek ekine ilk verdiği röportajını okuduğumda kibirden çok uzak halkla iç içe bir kızı okumuştum. Otobüs kullanan, artık beni orada tanıyacaklar diyor, neler hissedeceği konusunda heyecan duyuyordu. Şimdi hiç olmadığı kadar oyunculuğuyla ön planda Öykü. 

Evet, oyunculuğu fazla abartıldığı kanaatinde de olsam güzel oynamış. Ama bence dizide şahane oyunculuğu en çok konuşması gereken Öykü değildi. 

Hasta ve deli rolünü oynamak her zaman çok daha zordur. Ruhiye rolünde Funda Eryiğit o kadar gerçekçi oynamış ki onu izlerken içiniz acıyor. Ruhiye’nin düzeldiği bölümlerde ses tonu, konuşması ve hareketleri bana aynı Nehir Erdoğan’ı anımsattı. Sanki Nehir Erdoğan’ı izliyorsunuz. Hele son bölümde eşiyle yerde oturup konuşmalarını dinlerseniz, Nehir Erdoğan ile Şahan Gökbakar’ın hayat verdiği Recep İvedik’in konuşmasını dinliyor gibi olacaksınız. Yasin’in konuşma ve sesi Recep İvedik’in etkisinde kalınarak oynanmış gibi. Doğallıktan biraz uzak kalmış malesef. Rol rol geliyor diğer sahici oyunculukların arasında…

Zihinsel engelli bir kardeş rolündeki Öner Erkan adete oyunculuğunu konuşturmuş. Benim diyen oyuncuya taş çıkarıyor. Adeta gözleriyle konuşuyor. En iyi erkek oyuncu Altın Portakal’ına sahip Öner Erkan, bu ödülü ne kadar hakederek aldığının altına bir kez daha imzasını atmış.

Bu sıralar övgüyle söz edilen bir diğer oyuncu da Ezgi Mola. “Masumlar Apartmanı” dizisiyle sosyal medyada çok konuşuldu. Bazı belediyeler sosyal medya hesabından paylaşımlarda bile bulundu. 

Tam her şey zirvedeyken Sabah Gazetesi | Magazin Servisi Ezgi Mola’nın hamile olduğunu ortaya attı. Ezgi Mola’nın evlenmeden çocuk dünyaya getireceğine pek ihtimal vermedim açıkçası. Tanıdığım kadarıyla değerlendirdiğimde, asparagas bir haber olduğu çok açıktı. Ama artık kimsenin ne yapacağı kestirilemediği için doğru olabilirdi de…

Masumlar Apartmanı’nın dün akşamki bölümünde Safiye’nin unutamadığı gençlik aşkı tam karşı binaya yerleşti. Bu hamilelikten dolayı Safiye evlenecek mi? Gençlik aşkı, sırf bu hamilelik nedeniyle mi diziye dahil oldu gibi sorular düşünülmeye başlanmıştı ki Ezgi Mola bu haberi hemen yalanladı. Ezgi Mola bu haberi yalanladı ama habercilikte bir kez daha harcanmış oldu. 1-2 saat konuşuldu ama yine magazin haberciliği yara aldı. Magazini boş iş olarak yorumlayan bu kadar çok insan varken ve her zaman en çok okunan zaten magazin haberleriyken böyle yalanlar en çok bizim itibarımıza zarar veriyor. En kötüsü de kurunun yanında yaşta yanıyor!

Twitter: @tugcearibas

18.11.2020 14:05

Yeni normaller ile eski normaller arasında geçiş yapmaya çalıştığımız şu günlerde bir değişiklik daha yaşadık. En prestijli ödüllerden biri olan Altın Kelebek ödül töreni yeni bir adaptasyon ile karşımıza çıktı. Bu kez kelebekler ödül alan kişilerin oldukları yerlere gitti. Demet Özdemir ile açılış yapılan ödül töreninde Demet ile Altın Kelebek incelemelerine başlayalım…

İlk olarak şampuan markasının yüzü olan Demet Özdemir’in saçları oldukça güzeldi. Malesef tek güzel şey saçlarıydı. Kıyafet tercihi oldukça kilolu gösterdiği ve çok kısa olduğu için fazlasıyla eleştiri aldı. Ayrıca Demet Özdemir genel açıda çekilirken arkada doğal gaz borusunun gözükmesi çok göze batan gereksiz bir detaydı. Diğer ödül alan sanatçıların duracağı konum özenle ayarlanmışken Demet’in ve aynı yerde ödülünü alan Ezgi Mola’nın arkasındaki o görüntü yakışmadı.

Ezgi Mola demişken;

Altın Kelebek alan Enis Arıkan ödülünü Ezgi Mola’nın evinde alırken aynı müzikalde yer alan Merve Dizdar ödülünü Ezgi Mola’nın 2 sezondur Alaçatı’da işlettiği mekanda aldı. Bir nevi Ezgi Mola’nın ev sahipliğinde gibi gerçekleşen ödül almalarda birbirlerini özlediklerini söylemelerinin anlamsızlığı dikkatli gözlerden kaçmadı. En azından benim dikkatimden kaçmadı. Bu detaylar ödül konuşmalarını inandırıcılıktan uzaklaştırdı. Başka yerlerde aldıkları ödülleri birbirlerine veriyor gibi yapmaları ne kadar gerçek duruyorsa bu söylemlerde o kadar gerçekçilikte başarılıydı.

Geceye sesiyle damga vuran Ebru Gündeş oldukça şıktı ama yanıdaki dansçıların kostümleri beni oldukça rahatsız etti. Çünkü ten rengi transparan bir tulumdan ibaretti. Yani çıplak gibi gözüküyorlardı. Estetikte dursa kadın bedeninin böyle kullanılmasına gerek yoktu. Altın Kelebek ödül törenini çocukluğumdan beri hiç kaçırmadan izlerim. Sektörle ilgili hayal kuran her çocuk, kendini orada mutlaka hayal etmiştir ve edecektirde. Onlara güzel örnek olacak şeyler sunulması çok daha şık ve Altın Kelebek'e çok daha yakışır olacaktır.

Bir diğer dikkatimi çeken kısımsa ödül alan Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 ekibi oldu. Sosyal mesafenin ve maskenin öneminin anlatılmaya çalışılırken, yeni normallerimiz haline getirmenin ne kadar önemli olduğu vurgusunu ön planda tutmamız gerekirken, herkesin birbiriyle iç içe olduğu bir görüntü verdiler. Altın Kelebek ödül töreni ilk kez herkesin sağlığının korunabilmrsi amacıyla sanatçılara gönderilirken o kadar kişi tüm bu emeği boşa götürebilirdi. Yaratıcılıkları ve komiklikleriyle ödül alacak seviyede olan bir ekip bence sosyal mesafeye uyarak çok daha dikkat çekici bir iş ortaya çıkarıp gündeme oturabilecekken bu fırsatı kaçırdılar.

Programı oldukça güzel sunan Çağla Şikel uzun bir süredir sabah programı yapıyor. Sabah kuşağı ödülünü Müge Anlı'ya verirken içinin ne kadar gittiği belli oldu ama yine de profesyonelliğinden ödün vermeden sunumunu tamamladı.

Artık bir kült haline gelmiş milli ve yerli bayram söylemimiz; nerede o eski bayramlar sözü bir nevi nerede o eski Altın Kelebekler haline evrildi.

Pek çok sosyal medya kullanıcısı eskiden ödül alan oyuncularla şimdi ödül alan oyuncuları kıyasladı. Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ en çok anılan oyunculardan oldu. Genel olarak bu sene Altın Kelebekler sektörde yeni olan, yeni yeni tanıdığımız isimlere gidince eleştirenlerde oldukça çok oldu.

Gözler ödüllerde evet bildiğimiz, sevdiğimiz ünlüleri aramıyor değil. Altın Kelebek gibi bir ödül bu kadar kolay elde edilebilememeli, değeri düşmemeli kanısındayım bende. Tek bir romantik komedi dizisi çekip rol bile yapmadan alınmamalı fakat o isimlerde bu ödüllerin ardından sevdiğimiz tanıdığımız sanatçılar haline gelebilir, belli ki gelecekler.

Ama o eski tat varmıydı derseniz görüntü olarak aynı gözükse de tat alamadığımız hormonlu sebze ve meyveler gibiydi. 

06.07.2020 10:58

Çoğu kişi hayatında mucize arar durur, mucizelerin gelmesini bekler, arzular. Ama aslında gerçek mucize hep arkamızda gizlidir. Her adımımızda her nefesimizde arkamızda, her kararımızın arkasındaki gülen mutlu gözlerde saklıdır mucizemiz. İlişkilerin çıkarlara dayalı bir şekilde geliştiği, dünyada mucize ararken en yakınımızdaki mucizeyi unuturuz bazen. Biri tarafından koşulsuz şartsız sevilmek, sevebilmekten öte bir mucize var mıdır? İşte o mucizenin ne olduğunu herkesin aynı ağızdan haykırdığı gündür anneler günü. Hayattaki en büyük mucize olduğu kadar şanstır anne. 

Kendi kendimi çok sorgularım, her şeye farklı açılardan bakmaya çalışmışımdır. Kendi kendime cevaplar üretmeye çalışıp bulamadığım sorulardan biri de anne kelimesi. “ANNE” sözcüğü bir kelimeyle nasıl bu kadar çok şey anlatabilir. Hayatın tüm anlamı 4 harfin içinde gizli. Hissettirdikleri ciltlerce kitap yazdırır insana. Ne kadar çok yazılırsa yazılsın yine de anlatacak çok şey kalır.

Bazı anneler var ki anneliğin yanında birde babalığı sırtlanır. Hem anne hem baba olur evladına. Hem de öyle bir baba olur ki onlarca babaya bedel… Bunu çocuğuna hem anne hem baba olmuş, kızını dişini tırnağa takıp büyütmüş, gurur duyulası bir kadının kızı olarak söylüyorum. Eğer böyle bir anneniz varsa sırf kendiniz için değil anneniz için de başarmak istiyorsunuzdur bazı şeyleri. Siz Dünya iseniz, anneniz Güneş’inizdir. Bir adım uzaklaşsa sizdeki hayatında son bulduğu, aydınlığınızı borçlu olduğunuz, hayattınızdaki karşınızdaki yolları aydınlatan bir Güneş.  

Ünlüler dünyasında da annesi tarafından tek başına büyütülüp, gücünü annesinden almış pek çok isim var. Gelelim o ünlülere ve hayat hikayelerine…

Yeri gelmişken bir sözü kendimce düzeltip konumuza öyle geçmek istiyorum… Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözünü hep eksik bulmuşumdur. 

Her Başarılı Bireyin Arkasında Bir Kadın, Yani Annesi Vardır!

 

SERENAY SARIKAYA

 Her geçen sene ününe ün, başarısına da yeni projeleriyle başarı katan Serenay Sarıkaya annesi tarafından bugünlere getirilir. Serenay Sarıkaya henüz 7 yaşındayken annesi kızıyla baş başa kalır çünkü eşi tarafından terk edilir. Evlikleri böylece bitmiş olur. Serenay Sarıkaya sonrasında babasıyla görüşmez. Annesiyle verdikleri yaşam mücadelesinin ardından, herkes tarafından tanınan bir isim haline gelen Sarıkaya o günleri adım adım tırnaklarla kazıya kazıya diye gururla anlatıyor. Her fırsatta annesinin hem anne hem baba olduğunu tüm görevlerini her zaman fazlasıyla yerine getirdiğini söylüyor. Babası içinse hissettiklerini; ''Ben asla karşımda omuzları sarsıla sarsıla ağlayan bir çocuğa arkamı dönmezdim. Özellikle bir kız çocuğunun okul zamanlarında babasız olması büyük bir olay. Şimdi ben o adama baba desem, ölmüş çocukluğumun ruhu sızlar.’' diyerek anlatıyor.

Annesiyle maddi sıkıntılar yaşayıp 23 yaşında çalışmaya başlayan Serenay Sarıkaya ve annesi vazgeçme noktasına gelseler dahi asla vazgeçmemişler. İstanbul’a gelip yeni bir hayat kurup bugüne ulaşmışlar. 

 

PELİN KARAHAN

 Pelin Karahan henüz 8 aylıkken anne ve babası boşanır. Bunun üzerine Pelin Karahan’ı annesi tek başına büyütür. Güzel yıldız 17 yaşına geldiğinde annesi çok büyük bir olgunluk göstererek Pelin Karahan’ı babasıyla bir kez olsun görüşmeye ikna eder. Çünkü o zamana kadar Pelin Karahan babasını daha hiç görmemiştir. Çocuğunu düşünen bir annenin ısrarıyla gerçekleşen bu görüşme sonucu değişen hiçbir şey olmaz. Nerde ne yapıyor olduğunu biliyor olmasına rağmen babası Pelin Karahan’ı arayıp sormamaya devam eder. Ta ki annesi tarafından büyütülen Pelin Karahan “Kavak Yelleri” diziyle ünlenene kadar… Ünlendikten sonra gelen evlat merakına benim babam yok, benim tek ebeveynim annemdir. O bana hem annelik hem babalık yaptı diyerek karşılık veren Pelin Karahan, 2 erkek çocuk annesi ve mutlu bir evliliği var.

 

DEMET AKALIN

Demet Akalın’da annesi tarafından büyütülen çocuklardan. Demet Akalın’ın hikayesiyse 2 yaşındayken yılbaşı gecesi değişiyor. Annesi, babası ve teyzesi yılbaşı eğlencesi için dışarı çıkarlar. Büyük bir trafik kazasına karışmaları sonucu o kazadan sadece Demet Akalın’ın annesi kurtulur.  Hatta ilk önce öldü sanılıp morga kaldırılır. Kolunun kıpırdaması üzerine yaşadığı anlaşılır. Henüz 24 yaşındayken eşini kaybeden anne, pek çok kırık ve büyük üzüntüyle boğuşmakta, intihar etmeyi bile düşünmektedir. Her şeye rağmen kızı için hayata tutunur. Demet Akalın’ı üstüne titreyerek büyütür.

 

ENİS ARIKAN

Sosyal medyada çektiği videolarla hepimizin tanıdığı bir isim haline geldi Enis Arıkan. Kimi neşesine neşe katıyor onu izlerken, kimi üzüntüsünü bastırıyor. Videolarının bu kadar çok tutmuş olmasının bir sebebi de annesi. Enis Arıkan ve annesinin eğlenceli ve eğlenceli olduğu kadar sevgi dolu videoları kendisi gibi Selma teyzeyi de ünlendirerek reklamlarda, filmlerde oynar hale getirdi. Enis Arıkan, babasını ansızın kaybetmiş. Hep çocuklarının arkasında güçlü bir şekilde duran Selma teyze o günleri bir röportajında 

“Enis odaya girdi ve sadece ‘Anne biz şimdi ne yapacağız?’ dedi. Çocuklarımın ikisini de kollarımla sarıp ‘Babamızı kaybettik ama hayatımıza devam edeceğiz’ dedim. O an hiç ağlamadım. Ben ağlasam, yıkılsam evlatlarımın hali ne olacaktı?” sözleriyle anlatıyor.

Annesine olan sevgisini her an paylaşan Enis Arıkan, annesi sorulduğunda kendisine hep sevgiyi öğrettiğini, en güvendiği ve en göğsüne yattığında en mutlu olduğu insan olduğunu söylerken en değerli varlığının annesi olduğunu vurguluyor.

 

ELÇİN SANGU

“Kiralık Aşk” diziyle yıldızıda güzelliği gibi parlayan Elçin Sangu’da annesi tarafından büyütülmüş ünlülerimizden. Henüz daha ilkokuldayken annesi ve babası boşanan Sangu, annesi ve teyzeleriyle büyümüş. O günlerden sanki 5 kız kardeşle güle oynaya büyüdüm diyen Sangu, babasıyla görüşmeden, annesiyle mutlu günler geçirmiş. Annesiyle arasında 18 yaş olan Sangu büyüdükçe, teyzeleride evlenince annesiyle baş başa bir hayata geçmişler.

 

EBRU GÜNDEŞ

Ebru Gündeş beş yaşındayken babası tarafından terk edilir. Annesiyle birlikte hayat mücadelesi veren Ebru Gündeş maddi açıdan zor günler geçirir. O günleri kot pantolonlar denerdim ama parasızlıktan alamazdım diyerek anlatan Gündeş’in sesinin güzelliğini hayata birlikte tutunmaya çalıştığı annesi farkeder. Annesinin yol göstermesiyle tüm hayatı değişecek olan Gündeş, 17 yaşında ilk kez böylece sahneye adım atar.  Sonrasında başarılı şekilde hızla yükselen Gündeş albümünde oldukça duygusal olan “Annem İçin” şarkısına yer verir. 

 

BEREN SAAT 

Türkiye’nin en başarılı kadın oyuncularından olan Beren Saat’te annesi tarafından bugünlere getirilmiş. Beren Saat detayları anlatmasa da görüşmediği babasını Los Angeles’a düğününe davet bile etmedi. Geçmişte annesinin yaptıklarının karşılığını annesine sevgisiyle veren Saat, annesinin sağlık problemlerinde bir an olsun yalnız bırakmıyor. Bizzat kendisi ilgileniyor. Güzel yıldızı, coronavirüs salgını henüz ülkemize gelmeden sık sık annesi ve anneannesiyle gezerken görüyorduk.

 

HADİSE

Hep evlenmek ve anne olmak istediğini dile getiren Hadise’nin anne ve babası kendisi 11 yaşındayken ayrılırlar. “Benim kırılma noktam belki de beni hayata karşı o kadar güçlü kılan o annemle babamın ayrılmasıyla başladı.” sözlerini, “Ben biraz anneciyim. Bu normal çünkü bizi annemiz büyüttü. Bizi okula kim götürdü kim yemek yedirdi kim ağlarken yanımızdaydı benim için bunlar önemli. Böyle zamanlarda yanımızda hep annem vardı, babam yoktu.” diyerek devam ettiriyor. 

Hadise’nin annesi sigara fabrikasında sigara sararak geçimlerini sağlamış çocuklarını hiç yalnız bırakmamış bir anne.

 

ONUR BÜYÜKTOPÇU

Elçin Sangu gibi “Kiralık Aşk” dizisiyle yıldızı parlayan Onur Büyüktopçu’nun Sangu ile bir ortak noktası da annesi tarafından büyütülmüş olması. Televizyonda doğal tavırları ve sempatik halleriyle görmeye alışık olduğumuz, Onur Büyüktopçu aslında hayatında çok büyük zorluklar yaşamış biri. Yemekteyiz programının çok tutmasında büyük rol oynayan karakterinin, tüm yaşadığı zorluklarla şekillendiği çok belli. Annesiyle babasının ayrılmasının ardından, babasının ailesi tarafından annesi ve ablasıyla yaşadıkları evden atılan Onur Büyüktopçu o günleri annem çok sıkıntı çekti ama bize hiç belli etmedi diyerek anlatıyor. Bugünlere gelene kadar tuvalet temizlemekten tutunda yaşlı bakmaya kadar pek çok şey yapan Büyüktopçu babasıyla sık görüşmediklerini annesinin ve ablasının yerinin onda bambaşka olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Şimdi tüm sevgisini yeğenine veren Onur Büyüktopçu’nun mütevazi ve yardımsever duruşunun arkasında duran dağ gibi bir anne olmuş

 

HANDE ATAİZİ 

Hande Ataizi, Bursa’nın köklü ailelerinden geliyor. Büyük dedesi Türkiye Büyük Millet Meclisini kuran milletvekillerinden biri. Köklü bir aile olsalarda anne ve babası kendisi 7 yaşındayken ayrıldıktan sonra babasını görmez. Annesiyle çok mutlu bir hayatı olduğunu her fırsatta dile getiren Ataizi, annesinin ne kadar yoğun olursa olsun hep ona vakit ayırdığını anlatıyor.

 

AYSUN KAYACI

Bir süredir ekranlarda gözükmeyen Aysun Kayacı’nın film gibi bir hayatı olmuş. Alkolik ve şizofren olarak tanımladığı bir babası olan Aysun Kayacı oldukça zor günler geçirmiş. Babasından yediği dayak sonucu burnu bile kırılan Kayacı’nın annesi bu duruma dayanamaz hale gelince boşanma kararı vermiş. Aysun Kayacı, boşanmaları için oldukça annesine cesaret vermeye çalışmış ve çektiği acılar sonucunda isteğine kavuşmuş. Annesi maddi açıdan çektikleri zorluklar dolayısıyla bir otelin çamaşırhanesinde çalışıp evini geçindirmiş. Annesine ve evine katkı sağlamak isteyen Aysun Kayacı mankenliğe böylelikle başlamış olmuş.

10.05.2020 15:55

Ermeni asıllı Kim Kardashian, dün akşam sosyal medya hesabında Osmanlı Türkleri, kadın ve çocukları öldürdü diyerek Türklerin, Ermenilere soykırım yaptığını zırvaladı. Kendisi her zaman bazı uzuvlarının abartılı büyüklüğüyle konuşulurken, bu sefer beyninin tam tersi oranda küçüklüğüyle gündemimize oturmuş oldu. 

Coronavirüs ile savaştaki başarımız, Avrupa ülkeleri dahil 55 ülkeye yardımlarımızla Türk’ün gücünü ve yardımseverliğini tüm dünyaya göstermiş oluşumuz hazımsızlık yapmış olacak ki hemen Türkleri barbar gösterme oyununa, karalama kampanyasına geçme gafletine düşmüş. 

Bizde düşene el uzatmak adettir. Böyle bri gaflete düşmüşken kendisine bir kaç şey hatırlatmak gerekli diye düşünüyorum.

1- Kendi markasına ait tüm ürünleri Türkiye’de ürettirdiğini, etiketlerinde made in Turkey yazdığını,

2- Kendisinin beynini kullanmadan (ki kullanmaya çalıştığında nasıl saçmaladığı ortada) yaptığı işinin, en önem verdiği fotoğraf çekimlerinde sadece bir Türk’e güvendiğini dünyaca ünlü fotoğrafçı Mert Alaş ile çalıştığını,

3- Birinci Dünya Savaşı’ndan öncesinde, II. Abdülhamit döneminde “Yıldız Suikasti” olarak tarihe geçen Ermeni çetelerinin padişaha Yıldız Camisi’nden çıkarken yapmaya çalıştıkları suikastte padişaha zarar veremememiş olsalar dahi çok sayıda vatandaşın yaralanıp hayatını kaybettiğini,

4- Yakın tarihteki, Hocalı vahşetini… (26 Şubat 1992’de Ermeni güçleri, Azerbeycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı kasabasının giriş ve çıkışını haince kaparlar. Sözde Ermeni soykırımı paylaşımında Kadın ve çocukları öldürdüler diyerek vurgu yapan Kardashian; 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazlası yaşlı olmak üzere 613 Azeri vahşice öldürüldüğünü bilmezlikten geliyor… 487 kişin ağır yaralanırken; 68 kadın, 28 çocuk, toplam 150 kişiden halen haber alınamadı…)

5- Geçen sene bu zamanlarda; Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu’nun, Fransız Sonia Krimi’nin, Ermeni Soykırımı hakkındaki konuşmasına verdiği tarihe geçecek cevabını,

Ve sormak istiyorum,

1- Yaşadığı Amerika’nın Kızılderili katliamına ilişkin aynı tepkiyi gösterecek mi? ABD’nin resmi makamlarının Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödemesi, yardım diye dağıttıkları battaniyelerle hastalık bulaştırılması ve 70 milyon kızılderilinin vatanını elinden alıp, katledilmesi hakkında ne düşündüğünü?

2- 16-19. yüzyıl arasında ABD’ye köle olarak getirilen 35 milyon Afrikalı’nın uygulanan işkencelerle öldürülmesine ne dediğini?

3- Dresten Katliamı’nda ABD ve İngiltere’nin Almanya’yı bombalaması sonucu 25 bin kişi hayatını yitirdi. Yangın fırtınalarında alevlerden kaçmaya çalışan insanlar boğularak öldü. Bu bombardımanın sebebinin sadece göz dağı vermek amacıyla yapıldığının söylenmesi başka hiçbir sebebinin olmadığının açıklanması hakkında ne hissettiğini?

4- 1945 yılında ABD’nin Japonya’ya attığı atom bombalarıyla 350 bin kişinin öldürülmesinin yıl dönümünde aynı tepkiyi gösterip göstermeyeceğini?

5- 70 yıl önce ABD’nin desteklediği Batista birliklerince 60 bin Kübalının katledilmesinin onun için ne ifade ettiğini?

6-  3 yıl süren Bosna Savaşı süresince uygulanan katliamlarda yaklaşık 250 bin Müslüman Boşnak tüm dünyanın gözü önünde öldürüldü. Onlar içinde 135 milyonluk hesabında 6 tane paylaşımı yapıp yapmayacağını?…

"Kim"ilerinin soykırım palavraları varsa bizimde yüzlerine vuracağımız gerçekler var! 

Daha bu maddeler uzayıp gider ama yarıda kesiyorum. Madem tarihe merak sarmış kendisine araştıracak sözde olmayan, gerçek soykırımlar kalsın!!!

27.04.2020 01:45

Gün geçmiyor ki yine birinin yerine utanmayalım, yine biri linç edilmesin. Ve yine biri bu memlekette yetişip yabancı hayranlığına tutulmasın… Sosyal medya fenomeni olarak görülen insanların halini gördükçe sosyal medya Fransız’ı olsaydım da şu görüntülere maruz kalmasaydım dedirtecek türden şeylere maruz kalıyoruz.

Bu her gün rezaletlerini konuşur hale geldiğimiz malum fenomenlerimizden birinin, sahanda yumurtanın İngilizcesini bilip Türkçe de ne olduğunu bilmemesinin sonucunda herkes tepksini ortaya koydu. Nurgül Yeşilçay ve Hayrettin esprili bir şekilde dahil olurken Enis Arıkan tepki gösterenlerin karşısında yerini aldı. Yani hemen herkes tarafını seçti. Nurgül Yeşilçay mutfağında çektiği videoda yumurtalı ekmeğin ne demek olduğunu bilmiyor gibi taklit ederken, Hayrettin sahanda yumurtanın hatta domatesin ve yoğurdun bile ne demek olduğunu bilmiyormuşçasına gülme krizine gireceğiniz bir video yayınladı.

Enis Arıkan ön yargılı olmamaktan ve iyi insan olmaktan bahsettiği storyler yayınlayarak destek verdi. Bu konuyu dışarda tutarsak, ön yargı konusunda oldukça haklı. Bu konuyu dahil etmeme sebebim ise burada bile isteye yayınlanan bir video ve bilgisizlikten bahsediyoruz.  

Ön yargı belki de toplumca değiştirmemiz gereken temel davranışlarımızdan. Her şeyden önce kul hakkına girmek mevzu bahis. Elimizde bizi o fikre yönlendiren ne kadar çok done olursa olsun gerçek bambaşka çıkabilir. Dışardan görünenle, aslında içerde olan tamamen farklı olabilir. Tıpkı su gibi. Dışarıdan gözle temiz sandığımız su kirli çıkabildiği gibi. Kirlidir dediğimiz de temiz çıkabilir. Ama maalesef hayatlarımız ve sosyal medya ön yargıyla doldu taştı.

Medya demişken; Facebook yardımlaşma adına güzel bir harekette bulundu. Artık Türkiye’de topluluk yardımı üzerinden ihtiyacı olan ihtiyacını yazıp yardımsever biride yardım eli uzatabiliyor. Dijitalleşen dünyayla birlikte komşumuzun halini bilmiyoruz ama uzaklara yardım eli uzatabiliyoruz. Yeni dünya yaşayış biçimi şekillenmeye başladı…

Survivor Aşk Adasına Mı Dönüştü?

Bu sene hiç olmadığı kadar Survivor yarışmacılarının arasında doğan aşklar konuşuluyor. Bu aşk iddialarına en son Nisa ile Sercan arasındaki yakınlaşma eklendi. Bu aşk dedikoduları Hadise ile Acun Ilıcalı arasında tatlı bir dialoğa dönüştü. Hadise’nin birleşme partisinde adadaki aşka gönderme yapmasıyla Acun Ilıcalı konuyu gelişine ustaca Hadise’ye çevirdi. Kaan Yıldırım ile olan ilişkisine gönderme yapan Ilıcalı’nın sorusuyla köşeye sıkışsa da Hadise’den beklenen cevap gelmedi. Ama beklenmedik bir şekilde konuyu Acun Ilıcalı’nın aşk hayatına getirdi ki hemen konu yarışmaya geri döndü.

13.04.2020 11:20

Ülkemizde her gün nasıl Coronavirüs konuşuluyorsa, magazinde de Ece Erken konuşuluyor.  Coronavirüs hayatları sonlandırıp kalanlara nasıl acı veriyorsa, Ece Erken’de bir evliliğin bitmesine yol açıp çiftin çocukları için acı verici bir hal aldı. Tabi ki tek suçlu Ece Erken değil.

Coronavirüs dolayısıyla dışarı çıkılmaması gerekirken, keyfi sebeplerle dışarı çıkan insanlar gibi Ece Erken’le sevgili olduklarını öğrendiğimiz Av. Şafak Mahmutyazıcıoğlu’da evliyken ilişki yaşayarak kötü sonuçlar doğuracak bir adım atmış oldu.

Bu ilişki yeteri kadar çok konuşuldu. Tıpkı 3 sene önce Ece Erken’in evli bir adamla tatil yaptığı ortaya çıktığı zamanki gibi!!! Ece Erken bu sefer sunuculuğunu üstlendiği magazin programından bile oldu. Araba aynaları parçalamaları, karşılıklı açıklamalar derken. Ece Erken sosyal medya hesabında ayrıldıklarını duyurdu. Duyurdu duyurmasına ama duyururken “Herkes kendi önünü süpürsün. Ben hatalıydım hatamdan döndüm. Hırsızlık yapmadım, dolandırmadım kimseyi sizler gibi. Bence aynaya bakın kendinizden utanın” ifadelerini kullandı.  

Ece Erken aynaya bakın kendinizden utanın demesinden 3 anlam çıkarıyorum.

  1. Programında kendisinin yaptığının 10’da 1’ini bile yapmamış insanlar için söylediği sözler aynaya bakarken aklına geldi ve utanması gerektiğini geçte olsa anladı.
  2. Kendisinin evli bir adamla ilişkisi olduğunu, gururla gizli saklı bir şey yaşamadığını ekranlardan açıkladıktan sonra aynaya bakıp insanlığın geldiği hali görüp insanlığımızdan utanmamız gerektiğini vurgulamak istedi.
  3. Yaptıklarından utanıyor olsa gerek, herkesi utanacağı şeylerle yüzleştirip kendi yaptıklarını unutturmaya çalıştı.

Bunu yaparken hala üste çıkmaya çalışması da ayrı bir ironi…

Ece Erken programdan ayrılınca yerini Seren Serengil ve Seda Akgül aldı. Seda Akgül sırf programdaki yerini almakla kalmadı aynı zamanda eleştirilerin hedefi olma konusunda Ece Erken’den dünkü açıklamasıyla kulvarı devraldı.

Coronavirüs konusunda halkı bilinçlendirmeye insanlar canla başla uğraşırken Seda Akgül canlı yayına hastaneden kaçarak geldiğini açıkladı. Üzerine de kolunda kalan katateri herkese gösterdi.

Seda Akgül, yıllardır televizyonda olan biri. Ulusal bir kanalda, nasıl olurda hastaneden kaçtığını gururla anlatır anlam vermek çok güç. Hele karantinadan kaçan insanların haberlerini okuduğumuz şu günlerde.

İnsanlara örnek olması gerekirken böyle bir şey nasıl söylenir demeyeceğim çünkü kimsenin kimseye örnek olma gibi bir zorunluluğu yok. Fakat herkesin oturduğu koltuğun sorumluluklarını ve bilincini taşıma gibi bir zorunluluğu var.

O koltukta oturmak için ne eğitimler almış ne kadar uğraşsa da oturamayan insanlar varken bu şansı ve başarıyı yakalayabilmiş kişilerin böyle davranması asla kabul edilebilir değil. Sadece Seda Akgül’de değil her gün televizyonlarda, sosyal medyada neler görüyoruz.

Arzulu, İstekli ve Yetenekli Misin? Kimin Nesisin?

Toplumun bir kesimi bu tarz yerlere çevresinin gücüyle veya o kadar isteyerek, arzuyla yapmak isteyen varken birilerinin zorlamasıyla kendisi istemese de getirildiği sürece biz daha çok bu tip olayları konuşuruz.

Asıl yapması gereken kişilerde yetenekleriyle oturup bu saçmalıkları izledikleriyle kalır dururlar. Yetenekler ve zeka ile bir yere gelmek güçleştikçe yerimizde saymaya devam…

Yetenek ve zeka dedikten sonra Gülse Birsel’den bahsetmemek olmaz.

Gülse Birsel gerçekten her gence örnek olabilecek bir kadın. Zekasıyla, duruşuyla tam bir idol. Hayat hikayesi, kariyerindeki bütün gidişatı merak edip okursanız ne demek isteyeceğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Bende köşemde bir gün daha fazla bahsederim.

Bugünkü bahsedeceğim konuysa malum Corona ile birlikte dizilerde bir bir setlere ara verdi. Gülse Birsel bu sefer kalemini ve oyunculuğunu konuşturmaya zekasını da katarak Jet Sosyete dizisiyle bir ilke imza attı.

Her oyuncunun kendi evinde kendini çektiği özel bir bölüm hazırladı. Corona haberlerinden sıyrılıp kafa dağıtmak, gülmek isteyen herkese bu günlerde çok iyi geldiğine eminim. İyi gelmesinin dışında farklılıkta getirmiş oldu. Aynı farklılığı Birol Güven’de şu sıralar hayata geçirmeye hazırlanıyor. Tamamen oyuncuların kendi evlerinde çekim yaptığı, Perşembe günleri yayınlanacak Ev Hali adlı diziyle kendi deyimiyle coronadan etkilenen dizi sektörünü yeni durumumuza adapte edecek. İlk bölümünün meraktan ve farklılığından dolayı ilgi çekeceğini düşünüyorum ama diğer bölümlerin ne kadar izlenebileceğini ilk bölüm bize fısıldayacak.

Sonraki yazımda düşüncelerimle sizlerle buluşuncaya kadar evde ve sağlıkla kalın…

10.04.2020 10:41

Coronavirüs’ün hayatımıza girmesiyle birlikte ünlülerin hesapları üzerinden canlı yayın yapmaları artarak devam ediyor. Özellikle akşam saatlerinde peş peşe yapılan canlı yayınlarla tüm gün evinde karantinada olanlar (kendini karantinaya alabilme şansı bulunanlar) geceleri yeni sonuçların öğrenilmesi ardından canlı izledikleri yayınlarla kafalarını bir nebze olsun dağıtabiliyor.

Geçtiğimiz akşam Cüneyt Özdemir, canlı yayınında Şeyma Subaşı’nı ağırladı. Daha önce Cüneyt Özdemir, Subaşı’nın Sadece Şeyma kitabını Youtube kanalında okuyup nüktedan yorumlamalarda bulununca sosyal medyada oldukça konuşulmuştu.  

Dün akşamki bölümde Cüneyt Özdemir, Şeyma’yı 2 kez tatlı tatlı konuşurak köşeye sıkıştırdı.

Konu Şeyma’nın kitabından açıldığında Özdemir, Şeyma’ya kitabı gerçekten okuyup okumadığını muzip bir şekilde sordu. Özellikle “Pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin.” sözünü de hatırlatarak. Şeyma kitabında kendi hayatını anlattığını öyle yazıldığını söyledikten sonra pizza kısmı gibi sözlerin internetten alınıp editörlerce çevrildiğini itiraf etti. Ardından kurduğu cümleyse akıllarda çok net soru işareti bırakabilecek türdendi.

Şeyma Subaşı “Pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin.” cümlesinde pizza yerine Nutella olsa daha iyi olurdu. Herhalde erkek arkadaşım İtalyan olduğu için öyle yazdılar dedi. Düşünün kitabınızda birileri sizin adınıza bir cümle kuruyor. (Birden çok fazla kurulduğu çok açık.) Ve siz bu kitabı demek ki basılmadan okumamışsınız ki, cümlede pizza geçmesini beğenmediğiniz halde değiştiremiyorsunuz. İlk defa okuduğunuzda artık geç kalmış olmuyorsunuz.

Programın diğer can alıcı kısmıysa; Şeyma Subaş’nın İbiza daveti üzerine oldukça cool şekilde Özdemir’in, Şeyma’nın İbiza devatine karşılık “Sen lisedeyken, ben İbiza’ya gidiyodum cevabı oldu.

İkili programın ardından sosyal medya hesaplarından tartışmaya başladı. Şeyma’ya hak vereceğim aklıma gelmezdi fakat Cüneyt Özdemir’in attığı tweet ve bunun üzerine geçen dialogların her birine, Özdemir’in Youtube kanalının linkini paylaşması, reklam polemiğine çevrildiğini düşündürtüyor. Ayrıca tabi ki şöyle de bir gerçek var. Coronavirüs hakkında yapılan “uzman” kişilerin bağlandığı bir programa Şeyma’yı çıkarmanın da zaten başka bir amacı olmaz. Şeyma’da o yayında ne işi olduğunu bilemeyecek kadar ahmak olamaz!

Şeyma Subaşı aslında şu an sadece bu konuyla gündemde değil. Seren Serengil ile eski eşi Yaşar İpek’in kız kardeşi olan magazinci Eylem İpek arasında tansiyon oldukça yükseldi. Seren Serengil, Eylem İpek’in Instagram’daki magazin sayfalarında kendisine iftiralar atıldığını anlattı. Kendisine düşmanca şeyler yaptığını iddia ettiği Eylem İpek’in Tv8’de nasıl işe başladığını da anlatan, Şeyma Subaşı’nın videosunu paylaştı. Katıldığı programda Eylem İpek hakkında sorulan soruları cevaplayan Şeyma, “Magazin için masaya birilerini arıyorlardı. Arkadaşım iyi, tatlı bir kız dedim. Konuşmasını bile beğenmediler.” ama bir şekilde girdiye getirerek konuyu kapıyor. Tabii bu Şeyma’nın iddiasıdır. Şu an ikilinin arası da oldukça bozuk. Çünkü Şeyma Subaşı’nın boşanmasının ardından Şeyma’yı sinirlendirecekte haberler verilmiş.

Şu an son durumda magazinde Seren Serengil’in evden çıkmak isteyen yardımcısına, coronavirüs bulaştıracağı için işinden atıp, birde şiddet uyguladığı iddiaları çok konuşuluyor. Seren Serengil’in yardımcısını evinin yolu olan ormana bıraktığı da iddia ediliyor. Fakat Seren Serengil olayın böyle olmadığını, yardımcısının başkalarıyla iş çevirdiğini yaptığı telefon görüşmelerini duyduğu zaman anladığını, üstelik kendisini anayola kadar bıraktığını söylüyor. Oradaki dükkanların kamera kayıtlarını delil gösterip, evinde olanları da şahit gösteriyor.

Evet iddialar karşılıklı olarak bu yönde. İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde, Şeyma Subaşı’nın bile yandaki parka gidebilmenin bile ne büyük nimet olduğunu anladığı günümüzde!!! keşke bu tip olayları duymasak, konuşmasak. Keşke insanlar şu dünyada birbirleriyle uğraşacakları zamanı daha hayırlı şeylere ayırabilseler.

Dün Serdar Ortaç, “Şimdi daha çok ayakkabın olsa daha çok çantan, binlerce ceketin harcayamayacak kadar paran, nereye gideceksin nerede giyeceksin herkes gibisin.” diyerek aslında dünyada pek çok şeyin ne kadar boş olduğunu anlatmaya çalışan bir paylaşım yapıyor. Demet Akalın üstüne alınıp “Kim virüsün yayılacağını bilebilirdi, ne saçma konuşmalar. Yok evler, yok çantalar diyor demagoji yapıyor. Kumarda giden evler, villalar zamanında virüs yoktu. Boş yapmayın” diyor. İşte aramızda yine bölündük. Kimisi virüse baktığında aslında hayatta bir “hiç” olduğumuzu, bir virüsün karşısında bile ne kadar aciz kalabildiğimizi görüyor. Kendine ders çıkarıyor. Kimisi de virüse bakıp sadece virüsü görüyor. Birbirlerini yemekten vazgeçmiyor.

Ender Alkoçlar’da geçtiğimiz günlerde çok güzel anlattı durumu. “Çok azıp kudurmuştuk, hayat bize ‘otur evinde, sade yaşa, şükretmeyi hatırla, gösterişten vazgeç, muhasebe yap’ dedi. Bugünler hepimiz için bir ders olmalı!” dedi.

Her şey nasiple, Allah’ın biz kullarına verdiği şu dersi görebilmek, sıradanlaştırdığımız nimetlerinin değerini anlayabilmek… Hepsi nasip… İnşallah daha çok kişiye artık Allah bunları görebilmeyi ve ona göre yaşayabilmeyi nasip eder. Nasip eder de artık dünya kokuşmuşluğundan uzaklaşıp daha yaşanabilir bir dünya olur…

Her şey nasiple demişken, Cristiano Ronaldo, Kuran-ı Kerim okumaya başladığını açıkladı. “Karantinadayken insan kendisiyle baş başa kalıyor. Bu sürede çok kitap okudum, çok düşündüm… Şimdiyse Kuran-ı Kerim okumaya başladım.” dedi. ABD’li şarkıcı Jennifer Grout, Ayet-el Kürsi’yi okuyor. Her musibette bir hayır vardır dedikleri tam olarak böyle bir şey…

Bizim gibi Müslüman bir ülkede de hala insanların bazıları birbiriyle uğraşma derdine düşmüş. Dünya yansa diğerinin daha çok yanmasını sağlama peşine düşecekler.

Bazıları birbirini yeme derdine düşedursun, Haluk Levent yine insanlara el uzatabilme derdinde çok güzel işler yapıyor. Ünlü isimlerinde verdiği destekle 10.500 aileye gıda yardımı yapacak kadar yardım toplandığını ve hala da yardımların gelmeye devam ettiğini biraz daha yardım toplandığında 10.000 aileye daha yardım edebileceklerini duyurdu.

03.04.2020 12:15

Coronavirüs’ün ülkemizde görülmeye başlamasıyla hayatlarımız bir anda değişti. Gençler, yaşlılar, ünlüler derken özel sektörde çalışanların bir kısmı hariç herkes evine kapandı.

Herkesin evinde olmasıyla bazı ünlü isimler taşın altına elini koydu.

Ezgi Mola kiracılarından bu ay kira almayacağını söylerken; Armağan Çağlayan takipçisinin ekmek almaya çıkamayan yaşlı ailesi için iletişim bilgilerini isteyip seve seve yardım etmek istediğini belirtti.

Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, acil durum hazırlık ve müdahale programlarını finanse eden Clara Lionel Derneği’ne 5 milyon dolar bağışta bulundu.

Ünlü çift Blake Lively ve Ryan Reynolds, kar amacı gütmeyen, ihtiyacı olanlara güvenli gıda yardımı sağlayan iki kuruluşa toplam 1 milyon dolarlık bağış yaptı.

Televizyonlarda ya da sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflarla hayatımızda yer alan ünlülerle corona ile birlikte daha çok vakit geçirir olduk. Özellikle gece 8’de başlayan sosyal medya üzerinden canlı yayında sohbetler ve konserlerle corona aradaki mesafeleri adeta aramızdan aldı. Hepimiz farklı hayatların içinde ortak anılar biriktirip, aynı hislerden geçiyoruz.

Tabi karantinada geçen süreler uzadıkça bazı ünlü isimlerin hisleri artıp bazılarının da ortaya çıkt!

Libidosuyla gündemden düşmeyen Can Yaman, eski sevgilisi Demet Özdemir’in fotoğrafına yorum yaptı. Libidosunun mu kendisinin mi yorum yaptığı bilinmez ama Demet Özdemir gelen bu yorumu görmezden gelmekle yetindi.

Uzun süre devam eden ilişkiler yaşayan Oğuzhan Koç, karantinada olduğu dağ evinde Cansu Dila ile birlikte olduğu ve ikilinin aşk yaşadığı ortaya çıktı. Aynı yerde fotoğraf paylaşan ikili böylece birlikte olduklarını kendi kendilerine ifşalamış oldu.

Oğuzhan Koç ilk ünlü olduğu senelerde Çok Güzel Hareketler Bunlar’dan Zeynep ile uzun süre ilişki yaşamamış, ardından ilişkisi varken Yağmur Tanrısevsin ile oynadığı dizide ki aşk gerçek olunca Zeynep’ten ayrılmıştı. Hatta o dönem Zeynep’ten ayrılmadan Yağmur Tanrısevsin ile ilişki yaşadığı ve bu ilişkinin Zeynep tarafından yakalandığı iddiaları gündeme gelmişti.

Yakalanmak demişken;

Uzun zamandır yalnız olan, jürisi olduğu O Ses Türkiye programında aşkla ilgili pek çok şarkıda göz yaşlarını tutamayan ve evlenmek istediğini her fırsatta dile getiren Hadise, kısa bir süre önce Kaan Yıldırım ile aşk yaşamaya başlamıştı. Hadise’nin Yıldırım’ın köpeği ile çektirdiği fotoğrafla ortaya çıkan aşkta bir dejavü hissi gibi tekrar aynı şey yaşanarak bu sefer paylaşılan fotoğraflardan çiftin karantinada birlikte aynı evi paylaştıkları ortaya çıkmış oldu.

Corona sebebiyle eskisi kadar hareketli magazin haberleri yok belki ama hepimizin çıkarması gereken çok büyük derslerimiz var.

Coronayla birlikte küçücük şeyleri dert edip hep daha iyisini istediğimiz hayatlarımızda aslında sokağa güvenle çıkabilmenin, bir yakınımıza doyasıya sarılabilmenin bile ne büyük özgürlük olduğunu görmeliyiz…

Her olası terslikte ben nasıl olsa yurt dışına kaçarımcılar, hepimizin aynı gemide olduğunu görmeliler. Bazen planların tutmadığını istese de gidemeyeceğini öğrenmeliler…

Bencilce ihtiyacından fazlasını alanlar yüzünden, ihtiyaç olan ürünü bulamadığımızda nasıl olsa hep var mantığıyla müsrifçe harcadıklarımızın aslında ne kadar değerli olduğunu görmeliyiz…

Hz. Ömer, “Bir an için ölümü unutabilirim.” diyerek bir dostundan her gün günde iki kez, kendisine ölümün olduğunu hatırlatmasını ister. Arkadaşı kabul eder ve her gün Hz. Ömer’in yanına giderek “Ömer! Ölüm var ölüm” der. Günlerden birinde dostu yine aynı sözleri tekrarlar. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle buyurur: Gelmene gerek kalmadı. Kendime aynada bakarken saçlarımda beyazları gördüm. Onlar bana ölümü hatırlattı. Bundan sonra her aynaya baktığımda zaten hatırlayacağım…

Günümüzde de coronavirüs bu dünyanın sonu yokmuş gibi yaşayanlara ölümle aslında ne kadar burun buruna olduğumuzu hatırlatmalı… Hatırlatmalı ve bundan sonrasında unutturmamalı…

Ve ayrıca; evde olmaktan veryansın eden arkadaşlar, umarım yoğun bakımda yalnız, sevdiklerinizden uzak olmanın evde olmaktan, sokaklarda birçok şüpheliyle dip dibe olup hasta olmaktan ne kadar da iyi olduğunu anlayamadıkları için pişman olmayı öğrenmezler…

25.03.2020 10:59

Değil hayatları gölgeleri bile çakışmadı belki de bizimle ama bir gazete kağıdından yükselen sessiz çığlıkları çakışmalı içimizde kalan son insanlık zerresiyle.

Duymadıklarımızın sebebi gördüklerimiz.

Gördüklerimizde saklı şimdi hayatın acı sirenlerinin ebedi mahkumiyeti.

Hayatlarınının, umutlarının, kaderlerinin prangalarla bağlandığı hayatlar aldı hayatlarını.

Kimi çok seviyordu, kimi zorla mahkum bırakılmıştı acımasızca…

Belki de tek sığınakları sandıkları sanıkları oldu şimdi.

Hayatlarına dokunamadığımız kadınların sayfalar dolusu cinayet haberlerine dokunuyoruz şimdi.

Dokunduğumuz bir sayfa değil sadece. Üstü kanla kapanan gerçeklerin ardında saklanan emsalsiz bir acının hikayesi her biri.

Bir kadının hayatına ne acılar sığarsa sığsın, hepsini tek başına kaldırabilecek gücü vardır.

Gücüne güç gösterileriyle amansız mücadeleye giren, zavallı zihinlerinin esiri olmuşların yaptıkları bir güç gösterisinin sonu, kadına karşı en büyük güçsüzlüklerinin de kanıtıdır…

Diri diri gömüldün, yeri geldi doğduğun için sadece doğduğun için bile sessizliğe bürünüldü…

Tüm bunları yaşadın çünkü adın “KADIN”...

 -

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2019 yılında tespit edilen 474 kadın cinayeti işlendi.

52 Kadın sokak ortasında öldürülürken, 152 kadının kimin tarafından öldürüldüğü bilinmiyor.

Özge Can Aslan’dan sonra yaklaşık 2 bin kadın öldürüldü.

08.03.2020 09:41

Fox Tv, meslekleri dizilere konu edinmeye devam ediyor. Reytinglerde oldukça başarılı giden Mücize Doktor’un ardından Mr. Hiiragi’s Momeroom isimli Japon yapımdan uyarlanan Öğretmen dizisi dün akşam ilk bölümüyle yayın hayatına başladı.

Netflix dizilerinden La Casa De Papel’in profesörü, adeta Türkiye’de İlker Kaleli’nin canlandırdığı öğretmen karakteriyle hayat buldu. Pek çok sahne, zihinlerde adeta La Casa De Papel’in sahnelerini uyandırıyor.

Poyraz Karayel’in ardından uzun bir aradan sonra ekranlara dönen İlker Kaleli oyunculuğuyla televizyonların bir nevi pasını aldı desem haksız sayılmam.

İlker Kaleli’nin oyunculuğu kadar dizide liselileri oynayan oyuncularda oldukça başarılı. Dizide oyunculuklar kadar başarılı gördüğüm 2 ayrı konu daha var.

Bunlardan ilki, dizinin kurgusu gerçekten emek verilerek yapılmış. Özellikle sosyal medya sahneleri, günümüzde herkesin haberci haline geldiği bir dünyada sosyal medya da haberin yayılma gücünü çok güzel gösteriyor.

Birey ve Twitter haberciliği konularında örnek olarak izletilebilecek, hem görsel açıdan hem de günümüz gerçekliğinin dışa vurumu olarak oldukça iyi iş çıkartılmış.

İkincisiyse sınıf arkadaşları tarafından, iftiralara maruz kalan bir genç kızın arkadaşlarının yaptıklarına dayanamayıp hayatına son vermesinden örnekle oluşturulmaya çalışan farkındalık.

Son dönemde televizyon dizilerinde zenginlik, yalılar, son model arabalar ve 90 dk ara vermeden süre gelen entrikaların yerine daha Netflix kafasında bir iş olmuş.

Dizide İlker Kaleli’nin sevgilisini canlandıran Ceren Moray, arkadaşlıkları Kavak Yelleri dizisinden beri devam eden Aslı Enver’e oldukça benzemiş. O gözle bakarak izlerseniz saçları dışında, jest ve mimiklerinin ve ağız hareketlerinin bile ne kadar aynı olduğunu fark edeceksiniz.

Yukarda oldukça Twitter’ın haber verme gücünden bahsetmişken, nasıl gündeme gelme gücünü de elinde barındırdığını konuşmamak olmaz.

Uzun zamandır toplumdan eleştiri alacağı açıkça belli olan şeyler paylaşan Ömür Gedik, Twitter aracılığıyla klavye başından yine gündeme oturmayı başardı.

Artık bir günde adımızdan daha fazla duyar olduğumuz koronavirüs ile ilgili her şeyin haber olduğu tıpkı, telefonun yıkanmadan kullanılması gerektiğinin bilindiği kadar aşikar.

Koronavirüs’ten korkan Ömür Gedik, korkusundan dolayı telefonunu yıkadığını, hem telefonsuz kalıp hem de dünya kadar para harcadığın yazmış.

Ne diyeyim iyi ki telefonunu imha etmeye kalkışmamış. Cep telefonu tamirine harcadığı parayı reklamın iyisi kötüsü olmaz anlayışıyla PR çalışması olarak verdiğini düşünürse bozulan keyfi belki düzelir. Tabii bu yazısına gelen haklı yorumları okumadığı takdirde…

Zira 2000 yılında doğanların yaşının çok kolay hesapladığını; hangi yıldaysak, o yaşta olduklarını tespit ettiğinde gelen yorumlar bile, akıllı telefonu yıkama yazısına gelenlerden çok daha iyiydi.

Neye Göre? Kime Göre?

Bu lafı çok severim. Özellikle haksız sonuçlarla karşılaştığımda…

Dünya üzerinde ki en değerli varlıklarımız, annelerimiz. Annelerin evlatları için yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Hiçbir anneyi birbiriyle kıyaslamayı doğru bulmuyorum. Yemeyip yiyen de var, ilkokula giden kızına özel servis yaptıran da.

Bu yıl, yılın annesi 18 bölümlük Arka Sokaklar dizisindeki rolü bitmek üzere olan Wilma Elles seçilmiş. Tabi ki bir anne için harika bir gururdur. Çocukları için neler yaptığını da bilemeyiz ama hem annelik hem babalık yapan, hasta çocuğunun gözünün içine bakıp hayatını adayanlar varken sadece soruyorum…

Neye göre? Kime Göre?

05.03.2020 13:55

Bu hafta ünlü isimlerin dikkat etmeden yaptıkları paylaşımları hayretle izledim. Hayatını roman haline çeviren PuCCa evinde yeni dekore ettiği balkonunu her açıdan çektiği videoları ve fotoğrafları takipçileriyle paylaştı. Buraya kadar bir sıkıntı yok gibi gözükse de çektiği videoda apartmanın girişinde adı açıkça okunan kreşin tabelasının gözükmesi benim dikkatimden kaçmadığı gibi benim gibi pek çok izleyicinin gözünden kaçmamıştır.

Adres demişken; Pelin Akil ile “Son Beş Yıl” müzikalinde oynayan Kaan Sekban, Instagram hikayesinde büyük bir pot kırdı. Pelin Akil’in yeni taşındığı yeri ağzından kaçıran Sekban neredeyse Akil’in açık adresini verecekti.

Bu haftaki dikkatsizliklerden son olarak Harika Avcı nasibini aldı. Kimse farkına varmaz sanarak, Mazhar Alanson’un eşi Biricik Suden’in fotoğrafını kendininmiş gibi paylaştı. Eskiden Photoshop ile değiştirilmiş fotoğrafları, ünlülerin kendilerini nasıl rezil ettiğini konuşurduk artık Aleyna Tilki’nin izinden giden Harika Avcı Photoshop’la ne uğraşıcam hazır daha iyisi varken demiş olsa gerek…

Aleyna Tilki birkaç sene önce, Aynı Harika Avcı gibi manzarayı izlerken bir fotoğraf paylaşmıştı. Aleyna Tilki, Harika Avcı gibi fotoğrafı yakınlarda aramamış, yabancı bir kızın profilinden almıştı. Tabi fotoğrafın gerçek sahibi, Türk bir pop star fotoğrafımı çalmış açıklamasında bulununca tüm gerçek ortaya çıkmıştı.

Instagram kullanımı arttığından beri, ünlülerin kendi kendilerini rezil etme sayısı da giderek arttı. Geçmişte paylaşımları veya Instagram’da yaptıklarıyla rezil olmuş isimleri hatırlayacak olursak;

Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy… Medcezir dizinde rol aşkı gerçek olmuş, gerçek hayatta da ilişkiye başlamışlardı. Diziyle aşkları da bitmesiyle birbirlerini sosyal medyadan takibi bırakmışlardı. Tabi gerçekte takibi bırakmak oradaki butona basmak kadar kolay olmuyor. En azından Çağatay için o kadar basit olamadı. Ayrılmalarından bir süre sonra Serenay’ın fotoğrafına beğeni yapan Ulusoy, beğeniyi geri çekse de yakalanmaktan kurtulamadı.

Tabi bir de kendi kendini yakalatanlar var.

Müzmin bekar Beyaz’ın ilişkileri medyaya çok yansımaz. Birileriyle bir yerlerde yakalandı haberlerini Beyaz için göremeyiz. İlişkilerini oldukça gizli yaşayan Beyaz, Instagram paylaşımı da oldukça az yapmasıyla bilinir. Bu konularda tam bir kara kutu olsa da, yazın teknesinde oynayan iki genç kadının dans ettiği anları hikayesinde paylaşmasıyla kara kutu açılmış oldu. Paylaşımı kısa sürede silse de biz çoktan kara kutuyu dinlemiştik.

Şu sıralar sağlık sorunlarıyla gündemde olan Mehmet Ali Erbil 2017 yılında, genç bir kadının kendisine gönderdiği uygunsuz fotoğrafı hikayesinde paylaştı. Beyaz’ın yaptığı gibi hemen silmeye çalıştı ama fotoğrafın yayılmasına engel olamadı.

Hep erkeklerden gitmeyelim birazda kadınların yanlışlıkla yaptığı paylaşımlara bakacak olursak;

Saymakla bitmeyecek kadar çok ünlü kadın, aslında Photoshop yaptıkları değil, Photoshop yapamadıkları fotoğraflarla oldukça rezil oldu. Sinem Kobal, saçlarını dolgunlaştırırken, Özlem Yıldız, Demet Evgar ve daha pek çok kadın kendisini zayıflattı. Aslında o dönem Sinem Kobal oldukça konuşuldu. Bir şampuan firmasının reklam yüzü olması için çok zekice bir zamanlama olabilirdi. Şampuan firmaları Photoshop’u bu kez kullanamamış oldu. Hadise’de bu hafta akıma uyarak, aynadaki yansımasını farketmeden kendisini zayıflattı.

Gönül Yazar ise aslında en tehlikeli dikkatsizliği yapan isim oldu. Instagram hesabında üzerinde yazılar olan bir kağıt paylaşımı yapan Gönül Yazar’ın paylaşımındaki yazılanları okuyanlar Gönül Yazar’ın şifreleriyle karşılaştılar. Tüm şifrelerini yanlışlıkla herkesle paylaşan Gönül Yazar apar topar paylaşımını sildi. Neyse ki herhangi bir zararla karşılaşmadı.

Ebru Şallı uzun süre Photohop’lu resimler paylaşmaya devam etse de uygunsuz fotoğrafını yanlışlıkla hikayesinde paylaşmasıyla günlerce konuşuldu. Bir anlık dikkatsizlik ünlüler için çok daha kötü sonuçlar doğurabiliyor.

Elçin Sangu, tüm bu dikkatsizlikten, rezil olmaktan uzakta sosyal medya hesabını yönetirken;

23 Haziran İstanbul seçimi öncesi bir tweet atıp kendi kendine dikkatsizliğini ortaya çıkardı. Adresinde yok gözüktüğünü yazan Sangu’nun elektronik imza ile adresini değiştirdiği ve adres kayıtlarında hiçbir sorunun olmadığı ilgili yetkililerce ortaya çıkarıldı.

Instagram deyince akla gelen ilk şey paylaşımlar olsa da ikinci gelecek şey DM olacaktır.

Oldukça çok sayıda olan DM ifşalarından en akılda kalıcılarından biri Arda Turan’ın yazdıkları. Şimdi mutluluğu bulmuş, ikinci kez baba olacak Arda Turan hayatının aşkını bulup evlenmeden önce, DM’den yazdıklarının ortaya çıkmasıyla oldukça konuşulmuştu.

Şimdiyse Arda Turan’ın yerini, Rafet El Roman aldı. DM’den tanışıp, konuşmakta oldukça aktif olan Rafet El Roman, üst üste yazdığı genç kadınlar tarafından ifşalandı. Her ne kadar kadınlar erkeklerin kendilerine yazdıklarını paylaşsa da aslında bu yapılan çok çirkin. Sonuçta kendi kendilerine yazışmıyorlar. DM’den kimsenin kimseye cevap verme gibi bir zorunluluğu yok. Yazan ünlü erkeklere cevap vermeseler olaylar zaten bu boyuta gelmeyecek.

Vatanım Sensin setinde başlayıp ilişkileri 2,5 yıl süren Kubilay Aka ve Miray Daner kısa bir ayrılığın üzerine tekrar barışmışlardı. Tam yeniden başladıkları sıralarda Kubilay’ın İzmirli, 25 yaşında bir kızla DM üzerinden tanıştığı, Miray ile ilişkisi hakkında ciddi bir şey yaşamadıklarını ve daha pek çok şeyden bahsettiği konuşması ortaya çıktı. Bu konuda hukuki süreci başlatan Kubilay, tehdit edildiğini ve neler yaşadığını uzun uzun açıkladı.

Mustafa Sandal’ın da DM konusunda başı oldukça yandı. Bunlardan en büyüğü Ceren Hindistan’ın katıldığı programda yaptığı açıklamalarla yazıştıklarını açıklaması oldu. Gün yüzüne çıkan kadar henüz çıkmayan da pek çok DM rezaleti vardır. Oktay Kaynarca’nın her ne kadar DM skandalı ortaya çıkmamış olsa da, genç kızlara DM’den yazdıklarını yakın çevremden bir dönem çok dinledim. Belki de konuşulan isimlerden, konuşulmayanların daha çok yazışması vardır.

Serkan Kaya magazini takip etmiyor olsa gerek Murat Boz’un kendisine yazdığı mesajı “Bunun sevgilisi yok muydu ya?” diye paylaşan genç kıza gidip mesaj attı. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi olunca Serkan Kaya magazini takip etmeye başlamıştır diye düşünüyorum.

DM’den yana yüzü gülmeyen olduğu kadar, sahte hesaplardan da yüzü gülmeyen pek çok ünlümüz var. İlk sıra bana göre tartışmasız Sinan Akçıl’ın olmalı. Magazin programına çıkmadan program ile ilgili paylaşımın altına sahte hesabı sanıp kendi hesabından “Sesine kıyamam. Aşkitooom.” yazarak dikkatsizliğinin kurbanı oldu.

Sahte hesapla kendini övmek daha çok şarkıcıların tercihi olsa gerek, Aylin Coşkun da kendine olan beğenisini kendisi yazan ünlülerimizden. Kendisine “Nasıl güzelsiniz. Prensesim” yazan Aylin Coşkun sosyal medya kullanıcıları tarafından oldukça konuşulmuş birbirinden eğlenceli yorumlara mağruz kalmıştı.

Tabi sahte hesaplardan konu açılmışken, geçtiğimiz günlerde canlı yayında Ece Erken’in sahte hesapları telefonunun ekranından açıkça gözükmüştü. O kadar çok sahte hesabı olup da şimdiye kadar kendinin harikalığından bahseden bir yazıyı kendi hesabından paylaşmayacak kadar dikkatli olmasından dolayı tebriği hak ediyor. Keşke ilişkileri konusunda da kendisini tebrik edebilseydim ama evli bir erkekle birlikte olup, gururla!!! arkasında durabilmek…. Ece Erken’in küçük bir çocuk annesi olmasından dolayı sadece üzücü demekle yetineceğim….

Ünlülerin dikkatsiz paylaşımları dendiğinde aklıma kazınanları sizlerle paylaştım. Bakalım önümüzde ki koca yılda daha nelere tanıklık edeceğiz!

Not: Magazini biraz olsun takip edenlerin mutlaka duymuş olduğu, birkaç sosyal medya fenomeninin yapmış olduğu rezillikleri köşeme özellikle taşımadım. Çünkü hiçbirimiz konuşmadığımız sürece tam da hak ettikleri gibi rezillikleriyle yok olup gidecekler…

26.02.2020 13:46

Hadise ve Seda Sayan Aşk Dörtlüsünün İçine Düştü

Hadise’nin hayatı bir nevi bu günlerde gökkuşağı gibi. Bir yağmurlu bir güneşli bir hafta geçirdi. Anlatmaya kötüden başlayacak olursam, Hadise’nin web sitesinin domainini elinde tutan ablası bir intikam seçeneği olarak domaini satışa çıkarmıştı.

Hadise ablasına bu sebeple açtığı davayı kaybetti. Bir kez daha iyilikten maraz doğduğunu bizlerde naklen izlemiş olduk. Yıllarca ablasına destek olan, başka kimseyle çalışmayan Hadise kardeşliğinin bedelini acı şekilde ödedi.

Abladan yana kaybeden aşkta kazanıyor olsa gerek, uzun zamandır aradığı aşkı Ezgi Eyüpoğlu’nun eski eşi oyuncu Kaan Yıldırım’da buldu. Yıldırım’ın ailesiyle tanışan Hadise kaleyi içten fethederek kendisini aileye oldukça sevdirmiş durumda.

İşte aşk dörtlüsü tam bu noktada başlamış oluşmuş oldu. Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin’de aşkı, Hadise’nin sevgilisi Kaan Yıldırım’ın eski eşinde buldu.

O Ses Türkiye’nin jürisinde yer alan, araları oldukça iyi olan Seda ve Hadise için bu oldukça kötü bir rastlantı. Her ilişki evlilikle sonuçlanacak olsa, Seda Sayan gelinin eski kocasının düğününe gitmiş olacak. Ya da tam tersini düşünürsek, Hadise sevgilisinin eski karısının düğününe gidecek. Düğüne katılma düşüncesi çok uç bir örnek olsa bile, düğünde bulunmasalar da O Ses Türkiye’de bir değişiklik olmazsa ikili için tatsız bir durum olmuş olacak.

Tabi tüm bu tatsızlıklar ilişkilerin sürmesi halinde yaşanacak. Aldığım duyumlara göre Kaan Yıldırım, Hadise’nin ilişkiyi hemen belli etmesinden dolayı çok gerilmiş. İlişkide tatsızlıklar Hadise’yi vazgeçme noktasına kadar getirmiş.

Ece Erken Canlı Yayında Rezil Oldu

Çoğumuzun hayatında unutulmaz şapşallıklar yaptığımız, kendimizi rezil ettiğimiz anlar olmuştur. Benim hayatımda da bu tip tahlihsizlikler çok oldu. Bunlardan birini yüzünüzde tebessüm oluşturacağını düşündüğüm için size anlatmak istiyorum.

Denizi çok soğuk olan Sarımsaklı’da, kıyıda suyun serinliğine göre denize girip girmeme konusunda karar vermeye çalışırken yavaş yavaş belime kadar suya girdim. Ayağımda kalan parmak arası terlikleri fark ettiğimde geri dönmeyi gözüm yemeğince, aklıma o dahiyane fikir geldi!!!

Havada rüzgar da yok kıyıya atarım diye düşündüm. Allah’ın işine bak ki, tam attığım sırada çıkan fırtına yüzünden attığım terlikler, denize girmeye çalışan oldukça göbekli bir adamın tam göbeğine vurup denize düştü.

Ben hiç tanımadığım bir adama terlik atmanın utancı; gören insanların kahkahaları arasında adama özür dilemek için koşarken, adam bana bakıp iyi ki terliklerinizdi, göbeğimi balıklar yedi diye çok korktum demez mi… Gerçekten trajikomik unutulmaz bir anı oldu benim için.

Evet söze neden utançtan girdim? Çünkü Ece Erken canlı yayında tahlihsiz bir olay yaşadı.

Acun Ilıcalı’ya, Şeyma Subaşı’nın gönderdiği mesajın, canlı yayında gözükmesine çok mu gülmüştü bilinmez! Telefonunda bir paylaşım gösterirken, Instagram’da kullandığı tüm fake hesapların listeni açmış oldu. İşin kötüsü, tüm hesap adları o kadar net televizyona yansıdı ki artık Ece Erken’in takibinden şüphelenen herkes o adları kontrol etmeye çoktan başlamıştır…

Ece Erken sahte hesap kurbanı olsa da aslında gerçek anlamda Black Miror dizisinin içinde gibiyiz. Her şey sahte. Devamlı olmadığı gibi gözükme derdine düşmüş insanların, paylaşımlarına bakıp, o kişilerin takipçisi olarak bu gidişi daha da hızlandırmaktan başka bir şey yapmayan sistemin içinde ki en küçük çarktan farksız bir işlev görüyor günümüz insanı.

O çarktan çıkıp aynı imaja bürünmeye çalıştıkça sahteleşmeler artıyor. Gerçekte takip etmek istenen kişileri bile takip etmek için, sahte hesaplar açılıyor. Robotları insanlaştırdıkça, insanları robotlaştırıyorlar. İnsanların klonlanması yasak olan bir sistem içinde, hür iradesiyle birinin klonu haline gelmiş, kişiliğini bırakmış insanlar oluşturuldu. Anın tadını, her geçen sağlıklı ve huzurlu anın Allah’ın en büyük hediyesi olduğunu ve birilerinin kopyası olmak için Allah tarafından yaratılmadığımızın anlaşıldığı günlerde görüşmek üzere…

Aşk dörtgeni demişken aşk üçgenini atlamak olmaz!

Eski Survivor şampiyonu Uğur Pektaş oldukça iddialı başladığı yarışmadan sakatlığı nedeniyle bir anda yarışmadan ayrıldı. Daha önce pek çok yarışmacı sakatlanmış hatta Hakan Hatipoğlu’nun ve Anıl Tetik’in uzun süre yarışmalara katılmadan iyileşmeleri beklenmişti. Uğur Pektaş’ın ayrılmasının ardında yatan sebep sadece sakatlık olmayabilir. Çünkü Uğur için talihsiz bir tesadüf oldu. Eski eşi Gamze Özçelik’le iki sene ilişki yaşamış Mert Öcal ile birlikte aynı adada yaşamak zorunda kaldı. Klasik haline gelmiş ıssız bir adaya düşsen alacağın 3 şey ne olur sorusunu almayacağın tek şey olarak uyarlasak cevap herhalde eski eşimin sevgilisi olurdu. Üzerinden zaman geçse de, geçmiş geçmişte de kalsa Uğur için kolay bir durum değildi. Dizindeki sakatlık adadan ayrılma için güzel bir kılıf oldu.

22.02.2020 12:15

Televizyonların vazgeçilmez programı haline gelen Survivor dün akşam yeni sezonuyla tekrar hayatımıza girdi. Acun Ilıcalı aslında çok zor bir şeyi başarıyor. Aynı programı insanlar yıllardır sıkılmadan izliyor. Bu başarının arkasında yatan sebep aslında ilk sezonlara bakıldığında açıkça kendini belli ediyor.

Survivor devamlı kendine katarak devam etti. Her sezon yenilenerek değişimini sürdürdü. Ada hayatının ön planda olduğu bir programken yarışların ön planda olduğu, yakışıklı erkek-güzel kız-tanınmış ünlülerden oluşan reality show’dan sporcuların olduğu ada yaşamının neredeyse hiç gösterilmediği bir formata evrildi.

İlk bölümü izlemeden önce bu sezon artık tutmaz, çok fazla izlenmez diye düşünüyordum. Ama Acun Ilıcalı’nın, izleycileri ne kadar iyi tanıdığını ve işin formülünün ondan sorulacağını hesaba katmamışım. Acun Ilıcalı, ilk bölümde açıkladığı yeniliklerle bence, programı merakından öylesine bir bakmak için açan kişileri de programa çekmeyi başardı.

Yarışmacılar oldukça güçlü gözükseler de eski yarışmacıların yarattığı etkiyi verirler mi orası şüpheli. Yarışmacılardan konu açılmışken; MasterChef programını her izlediğimde, Yasin’i her gördüğümde aklıma gelen ilk isim eski Survivor yarışmacılarından Taner Tolga Tarlacı oluyordu.

Konuşma tarzlarının, hareketlerinin benzerliği gibi fiziken de oldukça birbirlerine benzediğini düşünüyordum. Bunun tesadüf olamayacağını düşünürken bir an 2 yıl önce Taner Tolga Tarlacı cezaevine gönderilirken çekilen bir videoyu izlediğimi hatırladım.

Gördüğüm bir şeyi asla unutmadığımdan, o video da Taner’e destek olup yanında birlikte giden çok üzgün olduğunu söyleyen kişinin Yasin olduğuna emin oldum.  Kısa bir araştırma sonucu hafızamın beni yine yanıltmadığını görmüş oldum.

Taner ile Yasin, Taner&Yasin Firarda konseptiyle daha önce pek çok ülke gezip program çekmişler. Hatta Yasin’in MasterChef programında sloganı haline gelen bummm bile o programdan geliyor. Yasin ile Taner’in geçmişi bu kadarla da sınırlı değil!

Taner ile birlikte YouTube yayınında ağıza alınmayacak küfürlerinden dolayı büyük tepki çekmesinin yanında bir de Ece Erken’e hakeret etmesinden dolayı Ece ile davalık olmuşlar.

Ece Erken, o dönem Yemekteyiz programının yarışmacısı olan Yasin için:

“Yasin Obuz isimli kişi. Bana küfreden kişi... Yemekteyiz ekibine sesleniyorum. Yarışmacıların herhangi bir hesabına bakmıyor musunuz bu programa katılırken... Bu insanları nasıl izleyicilere sunuyorsunuz. Acun sana da sesleniyorum.” açıklamasında bulmuş.

Yasin’in daha da geçmişine gittiğimizde karşımıza Kısmetse Olur programına da damat adayı olarak çıkıyor. İşin ilginç yanı Taner ile aynı şekilde konuştuğu şivesinden o zamanlar eser yokmuş. Diksiyonu gayet düzgün şekilde olmasının yanı sıra şu an ki hiperaktif halinden hiç eser yok.

Kısaca Survivor yeni sezonda, çılgınlıklarıyla hafızlara yer eden Taner’in güncelleme almış yeni sürümü olarak karşımıza Yasin çıkıyor.

Yarışmanın ilk bölümünden oldukça agresif tavırlarıyla da dikkat çekiyor. Önümüzde ki bölümlerde neler olacağını hep birlikte göreceğiz ama umarım sonu Taner gibi olmaz….

Madalyonun Öbür Yüzündeki Hayrettin!

Henüz daha üniversite öğrencisiyken hiç beklemediğim bir dönemde okuduğum üniversitede söyleşiye gelmesiyle Hayrettin ile yolum kesişmişti. O zamana kadar benim için sadece komedyen Hayrettin’ken, birlikte çalışmaya başlamamla komedyenliğinin dışında kendisi gibi harika bir sesi de olduğunu duymuş oldum.

O zaman Hayrettin’i sıkılmadan günlerce dinleyebileceğimi düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Dilek hakkımı doğru zamanda kullanmış olacağım ki Hayrettin yıllar sonra madalyon şarkısıyla tüm platformlarda yerini aldı. Çevremden duyduğum ve internet üzerinden yapılan yorumlara baktığımda tek olmadığımı herkesin benim gibi bir çok kez dinlediğini görmüş oldum.

Bazı insanlar gözünüzde tanıdıkça küçülür. Keşke televizyondan bildiğim kadarıyla kalsaydı. Hiç tanımasaydım dersiniz. Çizdiği imaj ile gerçekte olan arasındaki uçuruma inanamazsınız. Hayrettin ise tam tersi tanıdıkça, büyüyen ve daha çok kendisini tanıdığınız için mutlu olduğunuz biri. Gördüğünüzden çok daha fazlası… Eminim ki, çok daha iyi parçaları ondan dinlemeye devam edeceğiz. Umarım diğer parçaları için bizi çok bekletmez…

Hayrettin sadece single yapmakla kalmadı, ayrıca sesine güvenip sektöre girmek için fırsat yaratmaya çalışanlara da büyük bir umut ışığı olarak, herhangi bir karşılık beklemeden destek olacağını duyurdu. İnsanların kendini düşünmekten başka bir şey yapmadığı bir dönemde böyle güzel bir düşünce sadece alkışlanır…

17.02.2020 12:29

Yasak Elma’dan Şeyma Subaşı Göndermesi!

Yasak Elma dizisinde son bölümlerde zengin bir iş adamının, henüz küçücük bir bebeği olan eşini kendinden yaşça küçük bir kadınla aldatması işleniyor. Dün akşam yayınlanan bölümde Yıldız (aldatılan eş),Halit’i (kocası) sevgilisiyle bastı ve kocasından boşandı.

Halit’in sevgilisi Leyla boşanma haberini aldıktan sonra akıl aldığı kişiye ne yapacağını sorunca “Sende boşandılar diye story atarsın” cevabını aldı. Tıpkı yıllar önce Şeyma Subaşı’nın yaptığı gibi. Senaristler zekice, hiç göze sokmadan Şeyma Subaşı göndermesinde bulundu.

Acun Ilıcalı, eşi Zeynep Yılmaz’dan boşandığında Şeyma Subaşı elinde yüzükle fotoğraf çekip üzerine boşandılar yazarak mutluluğunu tüm takipçileriyle paylaşmıştı. Neyse ki dizide Leyla karakterine bu kadar küçük düşürücü bir hareket yaptırmayıp öğüt göndermesiyle yetindiler…

Artık Aşkta Kazanan, İşte mi Kaybediyor?

Cem Yılmaz ile Serenay Sarıkaya’nın Atina’daki aşk tatili bitti.  Çift, ayrı ayrı Türkiye’ye dönünce ilk açıklamayı yapan taraf Serenay oldu. Aşk haberlerinin doğru olduğunu ve Cem Yılmaz’ın iş nedeniyle erken döndüğünü söyledi.  

Serenay gayet normal açıklama yaparken Cem Yılmaz bir o kadar sinirli kameralara yansımış. Uzun zamandır peşinden koştuğu kişiyle tatil dönüşü neden insan bu kadar asabi olur diye düşünmüştüm ki sebebi ortaya çıktı.

Gişede beklediğini bulamayan Cem Yılmaz’ın, Serenay Sarıkaya ile aşk yaşamaya başlamasıyla işleri iyice karışmış.

Yakın kaynaklardan aldığım bilgiye göre; Karakomik Filmler serisinin yapımcısı Muzaffer Yıldırım bir dönem Serenay Sarıkaya ile ilişki yaşıyordu. Böyle kötü giden bir gişenin üstüne bir de Cem Yılmaz’ın, Serenay Sarıkaya ile aşk yaşamaya başlamışıyla Cem Yılmaz ve Muzaffer Yıldırım arasında ipler iyice gerilmiş. Hatta Yıldırım’ın Cem Yılmaz ile tüm ticari ilişkilerini bitirdiğini söylediğini öğrendim ki tüm bunların üstüne ne yapsa haklı..

Defne Samyeli ise sosyal medya hesaplarında Cem Yılmaz ile fotoğraflarını hala tutuyordu. Atina tatilinden görüntülerine rağmen yine de Cem Yılmaz’ı silemeyen Defne, tüm bu yaşananlar üzerine Cem Yılmaz’ın tüm izlerini sosyal medya hesaplarından silmiş olsa da aşk bazen siyah bir sayfaya, siyah kalemle yazı yazmak gibidir. Görünmese de orda durmaya devam eder…

Çocuklar Yıldız Olmasın!!!

3 ay önce Tamer Karadağlı’nın sosyal medya sayfasında paylaşımlarına bakarken o zaman birkaç hafta önce paylaştığı bir fotoğraf dikkatimi çekmişti.  “Geleceğin starı Iraz ile çok güldük. Adını çok duyacaksınız.” yazdığı genç bir kızla fotoğrafıydı dikkatimi çeken. Magazinci içgüdüsüyle olsa gerek bu star olacak lafından farklı manalar çıkarmıştım ama aralarında ki yaş farkından ve kızın oldukça küçük gözükmesinden konduramamıştım.

Aylar sonra yine hislerim doğru çıktı. 52 yaşındaki Tamer Karadağlı, kendisinden tam 30 yaş küçük olan Iraz Yıldız ile yakalandı. Bizde böylece Iraz Hanımın adını nasıl daha çok duyacağımızı anlamış olduk.

Sosyal medya ve magazin köşeleri, 50 yaşın üzerindeki ünlü erkeklerin hiç yoktan sevgili konteyjanından ortaya çıkardıkları ve adını duymayı içimizin artık almadığı “geleceğin starları!!!”yla dolmuştu. Yeni starımız Iraz Hanım’la birlikte artık taşıyor…

11.02.2020 10:42

Geçtiğimiz hafta Elçin Sangu’nun oyunculuğu pahalı amelelik olarak görmesi çok konuşulmuştu. Her fırsatta mesleğinden şikayet eden Sangu, sanatını icra etmeyi amelelikle bir tutmuştu. 

Pek çok amelenin can güvenliği olmadan ne zorluklarla çalıştığını herhalde bilmeyen Sangu, aynı zamanda gerçekten sanatçı olan bu işi sadece para kazanmak olarak görmeyen usta oyunculara da bir nevi hakaret etmişti ki Belçim Bilgin sessizliğini bozdu.

Elçin Sangu’nun sözlerine katılmadığını kibarca belirten Belçim Bilgin “Yıllardır dizi yaptığı için onun yorgunluğuyla öyle düşünüyor olabilir. Ben ince eleyip sık dokuduğum için, her senaryoyu kabul etmiyorum. Beğendiğim işi de aşkla yapıyorum” açıklamasında bulunmuş.

Neyse ki oyunculuğu Elçin Sangu gibi “150 dakikalık ticaret” olarak görmeyen işini aşkla yapan sanatçılarımızda var!!!

Serenay Sarıkaya ve Cem Yılmaz Aşkı

Cem Yılmaz’ın YouTube programındaki iltifatlari, müzikalin 50 bölüm kutlamalarına katılması derken, daha dünkü yazımda ikilinin aşk haberlerini bu ay daha çok yazıp çizeceğimizden bahsetmiştim ki bugün aşkın ilk karesi ortaya çıktı.

28 yaşındaki Serenay Sarıkaya ile 48 yaşındaki Cem Yılmaz Atina tatilinde görüntülendi. Böylece bir fotoğrafla iki iddia vurulmuş oldu. Cem Yılmaz’ın Defne Samyeli ile tekrar barışma ihtimalleri ortadan kalkarken. Yeni aşk kanıtlanmış oldu.

Atina’da başlayan aşk demişken, aşkları ilk kez Atina’da el ele tutuşarak başlayan başka bir çifte geçelim. 

Daha yeni bebeğiniz olduğunu düşünün hem de henüz yeni evli olduğunuzu… Ve eşinizin taciz davasıyla yargılandığını tam bir kabus değil mi? 

İşte oyuncu Müge Boz tam başına tam olarak bu geldi. 3 yıl önce bir barda cinsel taciz suçundan para cezasına çarptırılan Caner Erdeniz’in yeniden yargılanması sonucu “sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan 2 yıl hapis cezası aldı. Mahkeme basketbolcu Caner Erdeniz’in 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verdi. Tüm bu olayların üstüne Müge Boz bir açıklamada bulunmadı. Zaten insan eşinin taciz davası hakkında ne diyebilir ki? Mutlu bir anlarında o anı ölümsüzleştirmek için dinledikleri şarkıyı dövme yaptırıp çocuklarına bile o şarkının adını verecek kadar romantik bir çiftin ilişkisini bu dava ne kadar etkileyecek göreceğiz…

Partnerlerin Kavgasında “Part 3”

Magazin programı sunmaktan magazin programlarına konu olmaya evrilen bir ilişki. Kimlerden bahsediyorum, tabi ki Seda Akgül ile Hakan Ural’dan.

Her şey Seda Akgül’ün, Hakan Ural hakkında ekmeğim ile oynadı iddiasıyla başladı. Seda Akgül’e yakın kaynaklar geçmişten beri Avrupa eğitimiyle övündüğünü ve bundan sürekli bahsettiğini söylerler. Seda Akgül sitemleri arasında karşınıza eğitimli insanlar çıksın dediği açıklamasında da bir şekilde Hakan Ural ile eğitimleri arasındaki farkı vurgulamış oldu.

Hakan Ural daha önce TV8 ekranlarında Gel Konuşalım programını yaparken de Esra Eron ile benzer problemler yaşamıştı. Esra Eron, o dönem yüksek egolu davranışların kendisine daha fazla zarar vermemesi adına programı bıraktığını, düşüncelerini bile söyleyemediğini belirterek;

Kadınlara daha fazla nezaketin olduğu, kadınların ezilmediği ve psikolojik şiddetin olmadığı bir ülke dilemişti…

Hakan Ural’ın partnerleriyle ilişkisi böylece tekrar tekerrür etmiş oldu…

Esra Eron hakkında bana iftira atıyor diyen Hakan Ural; Seda Akgül’ün açıklamaları üzerineyse kimsenin ekmeğiyle oynamayacağından, hoş görüsünden ve Seda Akgül’ü istemese bunu en başından söylemesinin yeterli olabileceğini belirterek, “iş etik ve ahlaklarına, örf adetlerimize, bir de değil birkaç kere aykırı davranma sonucu kaynaklanan ayrılık bu işe emek veren tüm kişi ve kuruluşların bir arada verdiği tasarruftur”. Açıklamasında bulundu. 

Bu iddiaları kabul etmeyen Akgül, beni örf ve adetimizle suçlamasalardı susardım. Beni suçlayanların geçmişi mafyacıklar diyerek hem Hakan Ural’ın kızıyla öpüşürken çekilmiş fotoğrafına göndermede bulunup hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme talebinde bulundu. 

Bu tartışmanın sonucunun nerelere varacağını hep birlikte göreceğiz ama göreceğimiz daha çok şey olacak gibi duruyor!

Babil Dizisinde Bir İlk

Geçtiğimiz akşam Babil dizisinde televizyon tarihinde bir ilk yaşandı. Dizide ekrana verilen bir not kağıdında Whatsapp’a ekle yazan bir cep telefonu numarası vardı. Bir nevi ikinci ekran uygulaması, reklamların ardından biraz farklı bir şekilde diziye uyarlanmış oldu. Artık fark seçici izleyiciler için etkileyici bir ilke imza attılar. Aynı zamanda mesaj yollayanların gelen mesajlarını sosyal medyada yayınlamalarıyla çokta başarılı bir reklam yaparak sosyal medya kullanıcılarının çoğuna erişmiş oldular. Notu dikkate alıp verilen numaraya mesaj atanlaraysa şifreli ipuçları geldi.

08.02.2020 11:03

Medya Takip Merkezi, 2020 yılında en çok kimlerin konuşulduğunu açıkladı.

Zirvede, Çağla Altunkaya ile yaşadığı aşk haberleri ve Elazığ’da meydana gelen deprem sonrası TV8’de yardım kampanyası düzenlemesi haberleriyle Acun Ilıcalı oldu.

Acun Ilıcalı’nın ardından 2. sırayı Cem Yılmaz aldı. Bu ay Cem Yılmaz pek çok şekilde magazin gündeminde yerini aldı. Youtube’da pek çok kanala konuk olan Yılmaz, aynı zamanda Karakomik Filmler 2 ile adından sıkça söz ettirdi. Tüm bu haberlerin yanı sıra Cem Yılmaz’ın en çok aşk hayatı konuşuldu. Defne Samyeli ile uzun süreli birlikteliklerinin noktalanmasının üstüne Serenay Sarıkya ile adının aşk dedikodularına karışmasıyla Cem Yılmaz zirveyi zorladı. Serenay Sarıkaya’nın yıllar önce Beyaz Show’da ben istediğim erkeği elde ederim sözlerini ve Cem Yılmaz’ın Serenay’ın oynadığı Alice müzikalinin 50. oyununun kutlamalarına katılmasını göz önünde tutarsak 2020 yılında daha çok Serenay ile Cem Yılmaz’ın aşkını konuşacağımız aşikar.

AHBAP Derneği ile kariyerinin hiçbir döneminde konuşulmadığı kadar konuşulup aranır hale gelen Haluk Levent, zor gününde insanların yanında olmaya devam ederek listeye 3. sıradan girdi. Haluk Levent yardımına koştuğu insanlar dışında aslında hepimize de umut kaynağı oluyor. Kimsenin kimseye güvenemediği, acıdıkça seni acınacak hale getiren, dost dediğinin alçakça sırtından vurduğu, iyi olmanın iyilik yapmanın bedelini ödemekten yorulmuş, artık iyilik yapmaktan korkar hale geldiğimiz zamanlarda böyle insanların da varlığını görüp içimizdeki iyi tarafı canlı tutmamıza yardımcı oluyor.

Umarım tüm enerjisini insanların iyi niyetini kullanmak için kullanan, zavallı küçücük beynini çok büyük sanıp yanına kar kalır sanacak kadar aciz durumda olanlar da Haluk Levent’in insanlığından ders alıp, verici olmanın günün sonunda yastığa yattığında ertesi günkü kurgulanacak yalanlar dışında, iyilikleri düşünmenin huzurunu kavrayabilirler.

Umarım değil hayatlarınız, gölgeleriniz bile böyle insanlarla kesişmez…

Haluk Levent’ten bu kadar bahsetmişken Umuda Koşanlar Derneğiyle yaptığı iyiliklerin ardı arkası gelmeyen Gamze Özçelik’ten bahsetmemek olmaz. Tüm hayatını bir anda değiştirerek hayatını hayır işlerine adayan Özçelik’in son olarak 400 bin TL’ye evini sattığı ve Afrika’da su kuyuları açtırıp şehitlerimizin adlarını verdiği söylenmişti. Gamze Özçelik bu iddiaları “Yapmadığımız şeyler için bizi övmeyin, yaptığımız şeyler için de bizi övmeyin. ‘Hamd ve övgü yalnız Allah’adır.’ İstemezse yaprak kımıldamaz, isterse olmaz denen olur.” diyerek iddiaların asılsız olduğunu ifade etti. İfade ederken bile Allah yolunda açıklama yapan Özçelik geçmişiyle yargılanıp eleştirilse de bu ülkenin örnek alınabilir bir elin parmağını geçmeyecek ünlülerindendir.  Yaptığı yardımlardan feyz alacaklarına hala geçmişi kanırtanlara Necip Fazıl Kısakürek’in şiiri cevap niteliğinde;

Geçmişi Kurcalayanlara!

Ben geçmişimi çöpe attım.

Çöpü karıştıranlar ise kediler ve köpeklerdir.

Listeye devam edecek olursak; dördüncü sıradaki isimde Demet Akalın oldu. Attığı her adım olay olan Demet Akalın özellikle kızının 6. yaş günü için 275 bin TL’lik minibüs hediyesiyle çokça konuşuldu. Kızı için kapısında Hira yazan pespembe bir minübüs alan Demet Akalın, kızının hediye karşısında ne kadar mutlu olduğunu, sevinç çığlıkları attığını açıkladı. 275 bin TL çok olduğu için eleştirilere mağruz kalan Akalın, yaptığı açıklamada aslında çok tanıdık şeyler söyledi. Her anne çocuğu için tüm imkanlarını kullanır. Cebinde 100 lira olan bir anne gözü kapalı nasıl tüm parasını gözünü kırpmadan çocuğu için harcayabiliyorsa, oldukça varlıklı olan Demet Akalın’da kızı için 275 bin TL harcayabiliyor.

2020 yılı oldukça hareketli başladı. Diğer aylarda listede ki değişimi takip ederek yorumlamaya devam edeceğiz…

07.02.2020 11:44

Hepimizin dertleri, zaman zaman içinden çıkamadığımız problemleri olabilir. Herkesin kendine göre sıkıntısının arasında gözlerini kör eden gerçekliklerin arkasında sakladığı unutamadığı anıları…

Takılıp kaldığımız “an”lar yüzden “an”ılarımızından olduğumuz günler. Sonsuza kadar sürecek gibi yaşadığımız ömrümüzden çöpe attığımız binlerce yüzlerce saat…

Hayatın içinde, kendi labirentlerimiz içinde çıkışa doğru koşup dururken, hayatımızdan sevdiklerimizden çaldığımız yüzlerce saat...  Ama aslında her biri o kadar boş şeyler ki farkına varamadığımız.

Elazığ’da depremi yaşayanların da bizler gibi hayatları vardı. Bir an da kabusun içine düştüler. 1 saniye, 1 insanın tüm hayatını değiştirmeye yetiyor.

Evet 1 saniye sonrasında olamayabiliriz. Görünmeyeni görünür kılanın gazabından kaçarken, umutsuzluğun mahremiyetinde yakalanabiliriz. Ölümle burun buruna yaşarken, anın kıymetini bilemediğimiz öyle çok zaman dilimi geçiriyoruz ki.

Her şerde bir hayır vardır. Belki de artık içinde bulunduğumuz anın; sevdiklerimizin yanımızda olmasının parayla satın alınamayacak en büyük servet olduğunu anlayabiliriz. İki kapılı bir hanın içinde gündüz gece; mutlu, kafamıza bir şey takmadan gitmeyi öğrenebiliriz. Ve umarım hayallerimizi ertelemekten vaz geçebiliriz…

Nasıl şimdi yaşadığımız anın kıymetini bilme vaktiyse aynı zamanda birlik olma vakti. Türk milleti zor anında tek vücut olabilen; devletiyle, vatandaşıyla, dernekleriyle, her meslek kolundan insanıyla; halatın koptu denen kısmına; olduğu tek vücut, tek düğümle halatın en güçlü noktası haline gelen, örneğine az rastlanır bir millet.

İçinde olmaktan ne kadar gurur duysak az. Böylesine güçlü bir devletin, böylesine güçlü olan, tarih yazan halkını çekemeyen, birbirine düşürmek isteyen, küçük beyinlerinin ürünü provokasyonlarıyla bölmeye çalışan elbet olacaktır. Ama onlar her daim bu güçlü birliğimizi izlemeye devam edecekler. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlarımız ve yardım kuruluşları tüm süreçte etkin rol oynayıp, vatandaşlarımıza olan desteklerini bir an olsun esirgemediler.

Sağ elin verdiğini, sol elin bilmemesi gerektiğini düşünenlerden olsam dahi, bu durumlarda tam tersinin yapılması gerektiğini düşünenlerdenim. Böyle durumlarda insanların birbirine örnek olabileceği kanısındayım.

Depremin ardından birçok ünlü isim depremzedelere yardım eli uzattı.

Demet Akalın depremin ardından hemen sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kamyonetini tuttuğunu ve yardımlarını Üsküdar Belediyesi’ne teslim ettiğini duyurdu. Gece geç saatler olduğundan giderli şarkılarında olduğu gibi, paylaşımına uyuyan dostların canı sağolsun notunu düştü. Yalın’ın konserine gelecek izleyicilerinden yardım çağrısına da sessiz kalamayan Akalın, Yalın’cım milletten isteyeceğine, kendin konser bağışını yapı ver yorumunda bulundu.

Depremin yaşanmasının ardından ertesi sabah soluğu Elazığ’da alan Yusuf Güney hem deprem zedelere hem de esnafa yardım eli uzattı. Depremzedelerin soğuktan korunabilmeleri için Elazığ esnafından battaniye satın aldı.

AHBAP Derneğiyle gönüllere taht kuran, her ihtiyacı olana karşılıksız koşan Haluk Levent, yine her zorlukta olduğu gibi zorda olanlara desteğini esirgemedi. Derneğe yapılan bağışlarla, kış şartlarına uygun izoleli 160 adet çadır yardımında bulundu.

Şahan Gökbakar’da ilk yardım eli uzatan isimlerden oldu. Eşi ve çocuklarıyla birlikte depremzedeler için koliler hazırladılar. Çocukları kendi oyuncaklarını, kendi eşyalarını paylaştılar. Kolilere uyku tulumları, bebek bezleri, çocuk eşyaları ve akıllarına ne geldiyse koyduklarını söyleyen Gökbakar örnek gösterilen aile tablolarının, örnek gösterilmekte ne kadar haklı olunduğunu bir kez daha kanıtladı.

Mega starımız Tarkan 100.000 TL bağışta bulunurken; Seren Serengil, yeni projesi İyileşiyorum ekibiyle birlikte 27 Ocak’ta Elazığ’a gideceklerini duyurup 2 aileye 15.000 TL’lik yardımda bulunacağını açıklamasının ardından; eşini ve çocuğunu kaybeden, bir kız çocuğuyla tek başına kalan anneye destek olup evini her şeyiyle kuracağını açıkladı. Uzun zamandır anne olmak isteyen Serengil enkazdan çıkan kız çocuğu için, kendi doğmamış çocuğuna aldığı şeyleri götüreceğini paylaştı. Deprem sonrası, adeta kurtarma ekiplerine ve göçük altında kalanlara yardım eden sokak hayvanlarını da unutmayan Seren Serengil 500 kg mama yardımında bulunduğunu açıkladı.

Esra Erol, Türk Kızılay’ı ile yürütmüş oldukları projeyle bir tır yardım malzemesi gönderirken, İzzet Yıldızhan 5 aileye 5’er bin TL yardımda bulundu. Oyuncu Serhat Osman Karagöz, kendi kıyafetlerini, oğluna yeni aldığı kıyafetleri ve eski eşi yazar Pucca’nın hazırladığı kolileri belediyeye götürdüğünü sosyal medya hesabından duyurdu. Ayrıca -4 derecenin ne kadar soğuk olduğunun altını çizen Karagöz, takipçilerinden de yardımlarını esirgememelerini istedi.

Ve çok güzel bir harekette Fenerbahçeli taraftarlardan geldi. Maç sonunda Elazığ’daki vatandaşa yardım için atkılarını ve berelerini sahaya atarak depremzedelere destek oldular.

Kızılay tarafından başlatılan yardım kampanyasına Türkiye İş Bankası 5 milyon TL’lik bağışta bulunurken, Acun Ilıcalı TV8 ekranlarından düzenlediği yardım kampanyasıyla büyük destek oldu. Hep birlikte kenetlenip elimizden geleni yapalım diyen Acun Ilıcalı,  canlı yayında pek çok ünlü ismin, sporcuların, iş adamlarının desteği ve 10 TL’lik yardım SMS’leriyle toplamda 55 milyon TL’lik bağış toplayarak rekor bir rakama ulaştı.

Elazığ’da depremi yaşayan tüm vatandaşlarımızın bir an önce yaralarını sarabilmelerini, kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan tüm sevenlerine sabırlar diliyorum…

27.01.2020 11:55

Cem Yılmaz’ın yeni filmi Karakomik Filmler 2, geçtiğimiz Cuma vizyona girdi. Karakomik filmler serisinin ilkini çıktığı gün gidip izlemiş, çok beğenmiş biri olarak 2. filmi merakla bekliyordum.

Keşke böyle bir bekleyişin sonu böyle bir hüsran olmasaydı. Hüsran diyorum, çünkü filmin genel yapısı serinin ilk filminden çok farklıydı. Serinin ilk filminde ilk perdede üzülüp ikinci perdede devamlı gülerek bir nevi duygu şöleni yaşıyordunuz.  Yeni filmdeyse her iki perde de hiç gülmüyorsunuz. İlk öykü Deli’de oldukça naif, duygusal bir taksicinin başına gelen haksızlıkları izliyorsunuz. Komediyle özdeşleşen Cem Yılmaz’ın aynı zamanda ne kadar iyi bir dram oyuncusu olduğunu da görüyorsunuz. Cem Yılmaz önünde şapka çıkartılacak bir oyunculuk sergiliyor. Piyasada ki yakışıklılığıyla aktör olmuş pek çok aktöre, adeta oyunculuk dersi veriyor.  Kişisel gelişimcilerin devamlı vurguladıkları, ağızdan çıkan sözlerin ne kadar önemli olduğuna alt mesaj olarak filmde tanık oluyoruz. Sevdiği kadına, gözleri gözlerinde sadece konuşmadan ömrü boyunca bakabilme isteği gerçek oluyor ama maalesef pek hoş şartlar altında gerçekleşemiyor.

Filmde ayrıca taksicilerin de işinin ne kadar zor olduğunu, araca binebilecek bir kişinin bile hayatlarını bir anda ne kadar karartabileceğini düşünmeden edemiyorsunuz.

İkinci öykü Emanet’teyse Cem Yılmaz, adeta günümüz televizyon dünyasının geldiği halin röntgenini çekmiş. Bir döneme damgasını vurmuş evlilik programlarının arka yüzündeki sahteliği, sahtelikten oluşturdukları gerçeklik algısını ve insanların şöhret olmak için neler yaptığını gösteriyor. Televizyona çıkabilen herkesin bir anda kendini ünlü olmuş algısına kapılmasını, evlilik programlarından bir anda formatın kayıp bulmaya ne kadar kolay evrildiğini ustalıkla anlatmış. Tüm bunları izlerken maalesef gülemiyorsunuz ve film karakomik değil kara filmlerin ötesine geçemiyor. Film bir anda son yazısının çıkmasıyla anlamsızca bitiyor. Serinin ilk filmi gibi hem dram hem komedi bekleyerek giderseniz hüsrana uğruyorsunuz. Ama sadece Cem Yılmaz’ın kaleminden, onun tarzında dram izlemeye giderseniz film beklentilerinizi karşılayacaktır.

Evlilik programları demişken;

Yemekteyiz programını 2 sezon sunan Onur Büyüktopçu, artık programı devam etmediği için açıklama yapabileceğini belirterek Zuhal Topal’ın, Yemekteyiz’in taklidi programı “Zuhal Toplal’la Sofrada” programı hakkında açıklama yaptı. Zuhal Topal’la Sofrada’nın programının yüzde yüz aynısı olduğunu detaylıca açıkladı. Zaten normal bir izleyici bile iki programı incelediğinde çekim açılarına kadar her şeyin ne kadar birebir aynı olduğunu görebiliyor. Zuhal Topal için bu ilk değil. Daha öncede Esra Erol’un evlilik programının birebir aynısını yaparak yıllarca programını sürdürmüştü. Herkesin bir tarzı vardır. Zuhal Topal’ın da tarzı tutmuş programların birebir aynısını yapmak herhalde. Esra Erol’un Atv’de ve Zuhal Topal’ın Fox’ta evlilik programı yaptığı dönemde Esra Erol ile Zuhal Topal arasında tartışmalar alevlenmişti. Esra Erol, Zuhal Topal ve eşinin kendisi doğuma giderken bile evlerine haciz gönderdiklerini açıklamıştı. Esra Erol’un programında eş arayan adaylardan ön plana çıkanlar Zuhal Topal’ın programına geçmeye başlamışlardı. Konuşmasında Esra Erol, eş arayan adayları Topal’ın kendi programına çektiğini ve bir de sanki onun değil de, kendisinin aynı şeyi yaptığını söylediklerini ve suçu üstüne atmaya çalıştıklarını ağlamaklı bir şekilde anlatmıştı. O dönem çokça konuşulan gündemden düşmeyen bu hikayenin şimdi bir nevi devam filmini izliyoruz. Ve tabi tüm bunları Zuhal Topal yine Fox tv’de yapıyor. Hak ve adaletten bahseden bir kanal yıllardır Zuhal Topal terörüne sessiz kalıp, fırsat veriyor.

İşin magazinsel ve şaşırtan bir diğer boyutuysa yine aynı dönem; Müge Anlı, Esra Erol ve Zahide Yetiş çok yakın arkadaşlarken ve bunu kendi programlarında bile anlatırlarken ne olduysa bir anda her şey tam tersine döndü. Zuhal Topal ve Esra Erol arasında yaşananların ve Esra Erol’un tüm göz yaşlarının üzerine iki ünlü sunucu, Zuhal Topal ile yakın arkadaş oldular ve boy boy medyaya birlikte fotoğraf verir oldular.

Karakomik filmlerden bahsetmişken Avrupa Yakası’na da değinmeden edemeyeceğim. Gülse Birsel, Jet Sosyete’de yıllar sonra Avrupa Yakası’nın unutulmaz kardeşleri Aslı ile Volkan’a yer verdi. Üzerinden yıllar geçse de televizyon tarihinin en başarılı komedilerinden olan Avrupa Yakası’nı tekrar izliyor gibi olmak çok güzeldi. Volkan çok ünlü bir şarkıcı olmuş, Aslı artık iki çocuk annesi olmuş olsa da ikisinin arasındaki tatlı atışmaları ve çaktırmadıkları birbirlerine olan sevgileri halen devam ediyor. Keşke Avrupa Yakası ekranlara geri dönse de Gülse Birsel’in kaleminden doya doya gülme keyfimiz kaldığı yerden devam etse…

20.01.2020 15:50

Her rüyanın bir sonu vardır. Bazen kendiliğinden uyandığımız gibi bazen de kendi kurduğumuz alarmla uyanırız ve rüya sona erip gerçek hayat başlar. Kraliyet ailesinin de bir ferdi olabilmek pek çok kişinin rüyalarını süsleyebilir.

Meghan ve Harry çiftiyse kendi kurdukları alarmla uyanmak gibi kendi arzularıyla bu rüyaya son verip İngiliz Kraliyet ailesinin üst düzey üyeleri olmaktan çekildiler. Ayrıca mali olarak bağımsız olmaya başlayacaklarını da belirttiler. Bunu Kraliçe’yle daha önceden konuşmadan sosyal medya hesaplarından paylaşarak duyurmalarıyla yer yerinden oynadı. Bu kararı alan Harry olunca akıllara pek çok soru işareti geldi.

Henüz 13 yaşındayken annesi Prenses Diana’yı trafik kazasında kaybetmesinin ardından Harry, gerçek babasının başkası olduğu iddiası ve aileye ters düşecek pek çok skandala karışmasıyla anıldı. 

Prenses Diana’nın BBC’ye verdiği röportajda ordu subayı James Hewitt ile yaşadığı ilişkiyi kabul etmesi ve James ile Harry’nin inanılmaz benzerliği Prens Harry’nin, Prens Charles’in oğlu olmadığı iddialarını giderek arttırdı.

Prens Harry’nin ailenin alışılagelmiş davranışlarına benzemeyen tutumları, bu iddiaların ve annesi Prenses Diana’nın öldürülmesi iddialarının üzerine İngiliz basınında Prens Harry intikam alıyor şeklinde yorumlandı.

Tüm bu yorumlara karşı at gözlüğü takan aile sanki hiç bunlar konuşulmamış gibi yapmaya devam etti fakat Harry hep ötekileştirildi. Askerliğinin ardından orduya katılma kararı alan Harry yıllarca askeriyede görev aldı. Afganistan’da helikopter pilotu olarak görev yaparken zorluklara karşı direnip sarayında oturmak yerine canla başla savaşmış. Savaşmış diyorum çünkü kraliyet ailesi engel olmayıp sadece bu durumu gizlemekle yetinmiş. Harry, Kraliyet ailesi için prenslikle uzaktan yakından alakası olmayan bir hayat yaşamasının ardından eş seçiminde de ailenin kurallarına karşı koyarak daha önce boşanmış, siyahi ve İngiliz olmayan Amerikan biriyle evlenerek tarihte bir ilke imza attı. Baba olmasıyla, İngiliz Kraliyet ailesinden bir bebek ilk kez aynı zamanda Amerikan vatandaşı olmuş oldu. Tüm bunlar Kraliçe için oldukça kabul edilemez şeyler olmalı çünkü Prens Charles, Diana’dan önce şimdiki eşi Camilla ile büyük bir aşk yaşayıp evlenmek istemesine rağmen Kraliçe, kraliyet ailesi kurallarına uygun olmamasından dolayı bu evliliğe mani olarak Diana ile evlenmesini sağlamış. Bu kararla herkesin hayatını karartmışta olmuş. Çünkü Prens Charles daima Camilla’yı sevmiş. Diana evliliği boyunca çok mutsuz günler geçirmiş. Hep başkasına aşık bir adamın kendisini de seveceği beklentisiyle yaşamış. Bu arzusu hiçbir zaman gerçekleşememiş. Camilla ise sevmediği bir adamla mantık evliliği yapmak zorunda kalmış, yıllarca aldatılmış. Yani anlayacağınız Kraliçe’nin ve kraliyetin kuralları koca bir ömrü mutsuz geçiren 2 çifte yol açmış. Tabi tüm bunların üzerine mi Harry’nin evliliğini kabul etti yoksa ötekileştirildiğinden mi bilinmez ama 2019’un sonunda sosyal medya üzerinden paylaştığı yılbaşı kutlama fotoğrafıyla çok net bir mesaj verdi. Kraliçe ailenin tüm üyelerinin fotoğrafını masasına koyarken Harry ile Meghan’ın fotoğrafına yer vermedi.

Bu olayın üzerine Harry ile Meghan çiftinin bu kararı almasına ailenin çok bozulduğu söylense de Kraliçe’nin Maghan ile Harry’i zaten aileden çıkaracağına ama bunu onların önce yapmasına kızdığıda söylentiler arasında.

Kral Hareket!

Bugün, yani 13 Ocak Pazartesi Kraliçe’nin talebi üzerine Prens Charles, Harry ve küçüklüklerinden beri Kral sen olacaksın ben istediğimi yapabilirim dediği abisi Prens William,  Sandriagham’da toplanarak bir karara varacaklar. Prens William ise daha görüşmeden Harry’i hayatı boyunca koruyup kolladığını ve artık bunu daha fazla devam ettirmeyeceğini yollarının ayrıldığını söyledi. Bir abi kardeşini bu kadar kolay gözden çıkarabildi. Ne kadar da kral bir hareket!...

Peki Ya Şimdi?

Çifte yakın kaynaklar bebekleri Archie ve dadısıyla birlikte Meghan’ın yakın bir arkadaşında kaldıklarını belirtti. İlişkilerinin ilk başarında uzunca zaman geçirdikleri Kanada’da ev alacakları konuşuluyor. Kişisel servetleri de istedikleri yerde yaşamalarına imkan sağlıyor. Artık finansal olarak bağımsız olacak ve çalışacak olsalar da Prens Harry şimdiye kadar her yıl kraliyet hazinesinden 2 milyon sterlin alıyordu. Ayrıca annesi Diana’dan kalan 20 milyon sterlin ve anneannesinden kalan 7 milyon sterlinlik serveti dışında babası Prens Charles’tan gelen yıllık 2 milyon sterlin serveti var. Meghan’ın ise oyunculuk döneminden kalan 4 milyon sterlin’i olduğu konuşuluyor. Yazması ve okuması bile epey zaman alan servette onlara epey yetecektir.

Reklam Kokan Hareketler

Dünyanın gündeminde bu kadar yer alan bir gelişmeyi ticarete dökmemek olmazdı. Madame Tussauds Müzesi bu ayrılığı fırsata çevirmeyi çok iyi başardı.  Meghan ve Harry’nin bal mumu heykelleri kraliyet ailesinin yanından kaldırılarak başka bir bölüme alındı. Müze Genel Müdürü Steve Davies, çiftin aldığı karar sebebiyle bu değişikliğin yapıldığı açıklamasıyla her yerde müze konuşulmuş oldu. Madame Tussauds Müzesi istese dünya çapında bu kadar çok konuşulacak bir reklam yapamazdı.

Kısaca;

Kimi sırası gelince kral olur, kimi yaptıklarıyla…

13.01.2020 10:00

Her hafta her yaptığıyla mutlaka gündem olan Şeyma Şubaşı, yine en çok konuşulan isim oldu. Her şey yıllardır özel uçaklara alışan Şeyma’nın, THY ile İbiza’ya aktarmasız gidemediğine isyanıyla başladı. Fatih Altaylı’nın köşesinde bu durumu eleştirmesiyle artık her yerde Altaylı’nın yazısı ve Şeyma’nın kendisinin de ifade ettiği gibi boş cevabı konuşuldu.

Herkes Şeyma’ya kızıyor ama ülkenin en bilinir yazarları bile köşesinde Şeyma’ya yer verirken, onların bile yakın radarındayken suçun tamamını Şeyma’da da aramamak lazım. Şeyma’yı bu kadar konuşulur yapan, ekmeğine yağ süren onu eleştirenlerin ta kendisi. Onlar bu kadar konuştukça Şeyma gündemde kalmaya, ününü korumaya devam ediyor. Tam bir döngüye dönen bu durum kendi oluşturduğu girdabıyla sürüyor. Biz Şeyma’nın yaptıklarını bu kadar sorgularken, o “boş”luğunu sorgulama gereği bile duymuyor. Gurur duyuyor. Konuşulmaya devam ettikçe reklam anlaşmalarıyla servet kazanıyor. Kendisini küçük kızların takip etmesini istiyor. Başka bir ünlümüz çıkıyor, küçük kızların çalışan üreten kadınları örnek alması gerektiğini vurguluyor. Çok da güzel yapıyor ama onun vurgusunda akıllara tek bir soru vuruyor? Daha önce birlikte çekimler yaparken, arkadaşken aklın neredeydi diye. Ve insan sormadan edemiyor. Çocukların güzel örnekler alması gerektiğinin bu kadar bilincindeyken; evli, çocukları olan bir adamla aşk yaşarken sen, o çocuklara nasıl örnek olduğunu hiç düşündün mü diye?

İrem Derici’nin Sosyal Medya Rejimi

İrem Derici 30 günlük sosyal medya detoksu yapacağını kendi hesabı üzerinden duyurmuştu. Kendisinin gerçekten sosyal medya kullanmadığına artık tam inanmıştık ki; sonu her pazartesi başlanan ve salı günleri biten diyetlere döndü. Derici sosyal medya hesabında birçok kişiyi takipten çıkarırken, pek çok kişiyi de takibe aldı. Günümüzde sosyal medya o kadar hayatımızın merkezine yerleşti ki... Sosyal medya kullanımını azaltabilmek artık yemek yemeyi azaltamaya bir nevi rejimlere döndü. Yakında diyetisyenler gibi, sosyal medya hesaplarını az kullanmamızı sağlayacak meslek kolu çıkarsa şaşırmam!

Zorluklardan Zirveye

Bazen hayatınızın güzel olacağını bir şeyler başarabileceğinizi hissedebilirsiniz. Her şey bir yerden kırılma noktasına gelecektir ama o noktaya daha uzak olduğunuzu görüyorsunuzdur. Hayallerinizin gerçekleşeceği güne olan inancınız ve hayallerinizle yaşamaya devam etseniz de önünüzde duran kocaman gerçekleriniz vardır. Ne kadar yetenekli olursanız olun, aşkla yapmak istediğiniz işi, yeteneğinizin karşılığını daha göremediğiniz günlerdeyseniz hayatın zorluklarıyla da karşı karşıyasınızdır. Başardığınızdaysa o zor günleri ve yanınızda olanları unutmamak gerekir. Bu sürece en güzel örneklerden biri Simge Sağın. Müzikte 19. yılını dolduran Simge Sağın yaşadığı zorlukları anlattı. Buzdolabının bomboş olduğu, arkadaşının yardımıyla alışveriş yaptığını ve yıllarını makarna yiyerek geçirdiğini açıkladı. Geçirdiği tüm maddi sıkıntılar sonrası kendi ayakları üzerinde duran Sağın, şimdilerde kariyerinin zirvesinde. Genç kızlara örnek davranışların tartışıldığı şu günlerde örnek bir hayat hikayesi.

Y“aman” bu ne hal?


Can Yaman’ın bedelli askerliği sebebiyle saçını ve sakalını kestiği fotoğrafı internete düştü. Can Yaman’ın hayranlarına, fotoğrafı isim verilmeden gösterilse eminim ki çoğu Can olduğunu anlayamazdı. Neredeyse kendisi bile kendini tanıyamayacak hale gelen Can’ın; yeni imajının ve askere gitmeden önceki skandal açıklamalarının, yakında içinde olacağı yeni yapımlar üzerindeki etkisini göreceğiz ama Can, 2019 senesini çok arayacak gibi duruyor.

08.01.2020 11:30

Magazin dünyasında oldukça hareketli geçen 2019’u geride bıraktık. Bu yıl ünlülerin hayatında çok büyük değişiklikler çok büyük skandallar yaşandı. 2020 gelişmelerini konuşmadan önce gelin birlikte 2019’da neler yaşandı genel olarak değerlendirelim.

Sana inandım koştum geldim. Dünde ne vardı unuttum geldim.

2019 yılında aşk hayatı en çok karışan ve en çok konuşulan isim ünlü şarkıcı Sıla oldu. Ocak ayında Masterchef yarışması ile ünlenen ve o dönemde halen evli olan şef Hazer Amani ile arabada sarmaş dolaş bir halde görüntülenmeleri gündeme bomba gibi oturdu. Bu yakalanışın üzerine şubat ayında Ahmet Kural’a şiddet görmesi sebebiyle açtığı davanın görülmeye başlanmasıyla tüm gözler tekrar Sıla’nın üzerindeydi. Kural’ın kıskançlık krizine girmiş olduğu iddiaları ve kendisinin bunun bir intikam davası olduğunu vurgulaması, uzun süre konuşuldu. Mart ayına gelindiğindeyse Hazer Armani eşinden boşandı. Kadına şiddete susmayıp dava açan Sıla’nın resmi olarak evli bir adamla ilişki yaşaması da bir nevi kadına şiddet değil midir? Yorumu size bırakıyorum. Ardından çiftin evlenecekleri iddiaları konuşulmaya başlandı. Peki aşkta son durum ne? Ünlü çift tanıştıkları gün olan 13 Ocak’ta evlenecekler. Şu sıralar çiftin evlenecek olmalarından çok Sıla’nın 1,5 aylık hamile olduğu iddiaları konuşuluyor. Genel olarak tüm bu yaşananlara bakıldığında, Sıla sanki “Bana Biraz Renk Ver” şarkısını 2019 yılında yaşayacaklarını görerek yazmış gibi gözükmüyor mu sizce de?

Yeni aşklar başladı. “Şeymacun” etkisi halen sürüyor.

Şeyma Subaşı’nın “Bizim aramıza nazar bile giremez” diyerek yorumladığı, 2018 Kasım ayında bir anda biten Acun Ilıcalı ile Şeyma Subaşı evliliğinin ardından birçok isim ortaya atıldı.  Daha boşanmadan kısa bir süre önce katıldığı programda Şeyma’ya olan aşkını anlatan Ilıcalı’nın aniden Şeyma Subaşı ile boşanması doğal olarak akıllarda birçok soru işareti yarattı. İkilinin hayatında olan kişiler hakkında ortaya atılan iddialardan biri ilk kez, Subaşı’nın Tayland’ın ünlü adası Phuket’te, Fransız DJ Guido Senia görüntülerinin ortaya çıkmasıyla kanıtlanmış oldu. Şeyma Subaşı 2019 yılını Guido ile geçirirken, bir yandan katıldığı programlarda Acun Ilıcalı ile evliliği hakkında sıkandal konuşmalar yapmaya devam etti. Acun Ilıcalı cephesindeyse, O Ses Türkiye Yılbaşı Özel bölümünde, adının daha önce aşk iddialarına karıştığı Çağla isimli güzelin, seyirciler arasında dans ederken gösterilmesiyle tüm iddialar yeniden alevlendi.

Yılı en acılı geçirenlerden biri Seren Serengil oldu. Hamileliği sırasında evliliğinde çıkan sorunlar nedeniyle boşanma kararı almasıyla; eşinin katıldığı programda, bebeği hakkında bulunduğu iddiaları kaldıramayan Serengil, bebeğini kaybetti. Yıllardır anne olmak istediğini her fırsatta dile getiren Serengil’in bunlarında üstesinden gelecek kadar güçlü olduğu kuşkusuz.

Yılın diğer acılı ismiyse maalesef Demet Akbağ oldu. Akbağ hayat arkadaşı Zafer Çıka’yı trafik kazasında kaybetti. Her zaman örnek evlilikleri ve mutluluklarıyla gördüğümüz çiftin bu acı ayrılığı tüm sevenlerini yasa boğdu.

Kimi evlendi kimi boşandı

Bir şeyi kırk kere söylersen olur diye bir söz vardır. Şimdi magazin haberleriyle bu sözün ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz ama tam olarak Serdar Ortaç’ın başına geldi. Son yıllarda devamlı Chloe Loughnan ile boşanacakları yazıldı çizildi. Onlar mutlu olduklarını söyledikçe haberlerin ardı arkası kesilmedi. 2019 yılında tek celsede boşandılar. Her ne kadar boşanmış olsalar da Serdar Ortaç, yılbaşında sahnede ayrılmış olsa bile evliliğin güzel olduğunu hala da başkasına bakamadığını söylemiş. Ben 2020 yılında tekrar barışacaklarına, orta yolu bulacaklarına inanıyorum. Tabi 2019’da kimi ünlü isim boşanırken kimi de evlendi.

İlişkileri başladığında Akkuş’un evli olması sebebiyle çok konuşulan hatta Seren Serengil ile bu ilişki sebebiyle dostlukları sona eren Ebru Şallı, Uğur Akkuş ile evlendi. Bir diğer evlilik haberiyse Demet Şener’den geldi.  Şener, bana 2019’un en güzel hediyesi dediği Cenk Küpeli ile dünya evine girdi. Eşinin ailesi tarafından istenmediği belirtilen Şener’e, Küpeli büyük destek verdi. Çift, sosyal medya hesapları üzerinden mutluluklarını herkesle paylaşıyor.

Bu Ne Yaman Çelişki?

Erkenci Kuş dizisyle yıldızı parlayan Can Yaman bir anda pek çok ödül alıp gittiği her ülkede hayranları tarafından yoğun ilgi gördü. Kendisine yönelik ilgi arttıkça açıklamaları da değişmeye başlayan Yaman, yurt dışında katıldığı bir programda, kadın seyirciye verdiği cevap ve libido çıkışıyla büyük bir kitleyi karşısına aldı. Bu tepki üzerine mart ayında yayınlanacağı söylenen dizisi yapımcı Faruk Turgut tarafından iptal edildi. Eski sevgili Demet Özdemir, bir daha adını anmamasını isterken bazı ünlü oyuncular Can Yaman’a prim vermek istemediklerini ve kendisini tanımadıklarına dair açıklamalarda bulundu. Tüm bu yaşananların üzerine şu sıralar Can Yaman sessizliğini koruyor.

2019 yılının kuşkusuz kafası en karışık ismi “Hayat Devam Ediyor” dizisinde canlandırdığı ‘çocuk gelin’ rolüyle tanıdığımız Meltem Miraloğlu oldu. Miraloğlu bir anda ABD’de kendisinden 48 yaş büyük, 80 yaşındaki Amerikan bir adamla evlendi. Maddi sıkıntılar yaşadığını, birbirlerine “aşık” olduklarını söyleyen Miraloğlu, kocasını terkederek kayıplara karıştı. Miralğlu’nun nerede olduğu bilinmiyor.

Yılın en değişen ünlüsü Çağatay Ulusoy oldu. Hep yabancı oyuncuların rol için alıp verdiği kilolar haber olmuştur. Bizden de daha önce Gupse Özay, Deliha rolü için kilo alıp vermesinden dolayı sağlık problemleri yaşamış ve uzun süre konuşulmuştu. Best Model yarışmasıyla tanınıp, pek çok başarılı yapımda rol alan Çağatay Ulusoy karşımıza oldukça kilolu çıktı. Kısa bir süre sonra, hayranlarını şaşırtan bu görüntünün sebebinin oynayacağı yeni film olduğu ortaya çıktı. Ne yazık ki projenin iptal olmasıyla Çağatay Ulusoy’un aldığı kilolar da boşa gitmiş oldu.

 Bu sefer; purolu, yatlı, fabrikalı adamlar kazandı.

Kendisini modern zaman dervişi olarak gören Metin Hara ve Adriana Lima aşkı 2019 yılında bitti. Hara ilişkilerinin başında “Bu sefer purolu, yatlı, fabrikalı adamlar kazanmadı, 30 liraya alınan bir müzik kutusu, bir kağıda yazılan şiir kazandı.” açıklamalarında bulunmuş, bir de üstüne eski sevgililerinin de ne kadar güzel olduğunu görebilmemiz için eski sevgililerini Google’lamamızı istemişti. Yani bir kadın; zengin bir adamı seçmemiş, böylece “purolu adamlar” kazanmamıştı fakat modern zaman dervişimiz için değişen hiçbir şey olmamış, sadece güzel kadınlar kazanmaya devam etmişti. Hara’nın karmaşık düşüncelerini bırakıp Lima’ya geçelim. Adriana Lima, kalbini Türk iş adamı Emir Uyar’a kaptırdı. İlişkilerinin nasıl başlandığıysa gizemini hala koruyor.

Yılın en imrenileni kuşkusuz tüm oyuncuların hayalini süsleyen Emmy ödülünü kazanan ilk Türk olan Haluk Bilginer oldu.

Rüzgar gibi geçen 2019’un etkileri halen sürerken 2020’de yaşanacakları hep birlikte görüp birlikte yorumlamaya devam edeceğiz.

03.01.2020 15:53

Herkese merhaba, artık bu köşeden HABER365’in sadık, kemikleşmiş okur kitlesiyle buluşacağım için çok mutlu ve heyecanlıyım. Burada magazin dünyası hakkında pek çok şeyden bahsedeceğiz. Yeri gelecek magazinin nabzını tutarken çok eğleneceğiz, yeri geldiğinde şaşıracak bu da mı yaşanmış derken, yeri gelecek tepki göstereceğiz. Ama en önemlisi yaşanan her şeyden haberiniz olurken pek çok şeyi ilk siz biliyor olacaksınız.

Nerede O Eski Dostluklar!

Süperstar Ajda Pekkan Yeşilçam’ın usta ismi Hülya Koçyiğit’in programına katıldı. Programda geçmiş günler konuşulurken, Hülya Koçyiğit ikisi arasındaki pek çok gence, hele günümüzde kazanma hırsıyla, hep en iyisi olmak isteyen, rakiplerini alt etmeye çalışanlara örnek olması gereken bir anı paylaştı. Ajda Pekkan ile Hülya Koçyiğit 1963 senesinde Ses Dergisinin yarışmasına katılırlar. Çekimler için sahile gidilir ve yarışmacılardan mayolarını giymeleri istenir. Hülya Koçyiğit ne yapacağını bilemez çünkü mayosu yoktur. Ajda Pekkan durumu görünce kendi mayosunu Hülya Koçyiğit’e verir ve kendi başka bir bikini giyer. Böylece Koçyiğit çekimlere katılabilir ve yıllar sürecek dostluğun ilk adımı atılmış olur.  İki büyük sanatçı, pek çok kişinin idolü olmuş iki kadın yıllar sonra tekrar naifliğin ve yardımseverliğin dostluğun önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Ajda Pekkan henüz 17 yaşındayken bir rakibini eleme fırsatı varken, kazanmasına yardım edebilecek kadar düşünceli biriymiş. Her zaman hiçbir şeyin boşuna yaşanmadığını ve her şeyin de bir sebebi olduğuna inanmışımdır. Ajda Pekkan’ın yıllarca zirvede olmasının bir sebebi de yeteneği kadar iyi niyetidir belki de. Keşke günümüzde de böyle dostlukları, çıkarsız olan yardımlaşmaları tekrar görebilsek. Hep nerede o eski bayramlar diyoruz. Belki de bayramlar giderken dostlukları da beraberinde götürmüştür. Olamaz mı? Ayrıca, programda gençlere çok güzel bir mesaj daha vardı. Ajda Pekkan oyunculuk yaptığı yıllarda her boş anında müzik dinlediğinden ve şarkılar ezberlediğinden bahsetti. Hatta devamlılığı olan bir sahnede saçını başka renge boyattığı için yönetmenin cetvel kırdığını anlattı. Çünkü hep aklının müzik yapmakta olduğunu, tüm enerjisinin orda olduğunu anlattı. Yeteneğin ve ilgi duyduğun mesleği yapmak işte bu kadar önemli.

Emmy Alındı! Yeni Film Yolda! Sıra Tatil’de!

Ülkemizin ilk Emmy ödüllü aktörü Haluk Bilginer’in ödül aldıktan sonra oynayacağı ilk yapım belli oldu. Bilginer 6 yıl sonra tekrar Demet Akbağ ile kamera karşısına geçecek. Çekimleri yılbaşından sonra başlanacak, Ezel Akay’ın yöneteceği “Dokuz Kere Leyla” adlı filmde rol alacak olan Haluk Bilginer, şimdilerdeyse alınan duyumlara göre bir yıl önce barıştığı eski eşi Aşkın Nur Yengi ve 13 yaşındaki kızlarıyla Finlandiya tatili hazırlığında. Tatil programını hazırlayan Aşkın Nur Yengi, kuzey ışıklarını izleyebilmek için geceliği 10.000 TL olan bir otel tercih etmiş.

O Makyajlı Halinden Eser Yok Şimdi!

Her zaman söylenen bir klişe vardır. Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır. Ünlüler dünyasında her zaman güzellikleri ve bakımlı halleriyle kendilerine hayran bırakan kadınlar gibi olmak istemişizdir çoğu zaman. Ama bazen ortaya çıkan kareler tüm bu düşüncelerde ne kadar haksız olduğumuzu gösteriyor. Hollywood’un efsane ismi, bir dönemin en güzel kadınlarından olan Sharon Stone’un basına sızan makyajsız görüntüleri hayranlarını şaşkınlığa uğrattı.  Fotoğrafa binlerce yorum yapılırken, beni en çok “Stane’a bunu yapan hayat bize ne yapmaz.” yorumu güldürdü.     

Beren Saat’in Günümüzün İlişkileri Yorumu

Uzun zamandır röportaj vermeyen Beren Saat, yeni Netflix dizisi “Atiye” hakkında Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuştu. Tekrar birlikte görüntülenmeye başlasalar da son dönemlerde Kenan Doğulu ile ayrılacakları, birbirlerini aldattıkları konuşulması hakkında daha önce hiçbir yorumda bulunmayan Saat evliliği hakkında da ilk kez konuştu. Günümüzün ilişkileri hakkında bir genellemede bulunan Saat, ilişkilerin sadakat beklentisi olmayan bir hal aldığını ifade etti. Aldatma iddialarının üzerinden kısa bir süre sonra bu açıklamada bulunması sonucunda Beren Saat, magazin basınında uzun süre konuşulacağa benziyor.

30.12.2019 11:28