Yalan Dilinize Yuva Yapmış
Talha Keleş
Muhalefeti Anlama Rehberi
21.04.2021 Wednesday 10:40

Haftalardır yalan dedik, altı boş dedik. Cevabı olmayan bir soru dedik. Hatta bir soru bile değil, kara propaganda bu dedik. Bürokrasiden siyasete birçok yetkili, dili döndüğü elinden geldiğince konuyu ifade etmeye çalıştı. 

CHP'li siyasiler baktılar bu yalanda iş var, Nasrettin Hoca misali “ya tutarsa” diye topluma yalan çalmaya devam ettiler.

Tam oluyordu, tam kıvama gelmişti ki her seferinde olduğu gibi bu yalan da ellerinde patlayıverdi.

CHP hiç olmayan 128 milyar doları ararken başka bir şey buldu; partide yalan söyleyemeyen biri varmış. Çoktan mahkemesini kurmuş, dar ağacını hazırlamışlardır İhsan Kesici'nin, ona şüphe yok. Eh bize “Allah razı olsun” demek düşer.


Farkettiniz mi, her tweetimizin altına gelip “128 milyar dolar” sloganı yapıştıranlar da tıpkı Fazilet Durağı yalanında olduğu gibi bir anda ortadan kayboluverdi.

Bitti sanmayın bu yalanı ancak daha büyük bir yalan örter, hazır olun. Ama yeni yalanları servis edilene kadar sevgili CHP'lilerin hesabını sorabilecekleri bir kayıp milyar hikayesi var. İmamoğlu'na borç olarak aldığı 43 milyarla ne yaptığını, İBB'yi 27 yıl sonra ilk defa nasıl yasal olarak borçlanamaz hale getirdiğini sorabilirler mesela. 

Ya da Kemal Bey’e tanesi 3-4 milyon olan 3 farklı makam arabası kullanma lüksünü nereden bulduğunu sorabilirler. Bir de benim için şu soruyu sorarlarsa çok makbule geçer; eski mutfak dolaplarının önünde çektiği ucuz videolar, 4 milyon liralık lüks arabaya bindiği gerçeğini bize unutturabilir mi sanıyor gerçekten? 

Yalan bitti ama Kemal Bey de görevini yerine getirdi; darbe bildirisi gündemini bir çırpıda değiştirdi. Yedik mi? Yedik. Hadi afiyet olsun.

19.04.2021 11:21

Cevap vermeyin kardeşim şunlara.

Diyelim ki siz dünyanın en mantıklı cevabını verdiniz;

Mesela “Türk askerinin Suriye’de ne işi var” dediklerinde aldıkları kadar net bir cevap verdiniz diyelim. 

“Türkiye’nin Akdeniz’de, Libya’da ne işi var” dediklerinde verdiğiniz cevap kadar somut bir cevap verdiniz.

Ne değişiyor hayatımızda? Karşımıza geçip pişmiş kelle gibi sırıtmıyorlar mı? 

Vallahi sırıtıyorlar. 

Mesela İçişleri Bakanı terörle bir mücadele ediyorsa, bunların ürettiği yalanların doğrularını aktarmak için iki kat daha fazla mücadele vermiyor mu? Bakanı verdiği mücadele değil bunların yalanları yıprattı be!

“Yalan fare deliğinden geçer, doğru kapılardan sığmaz” misali yine doğruyu anlatacağız derken anlatamaz olduk. Sığamadık kapılardan.

Yalan söyle, ısrarla söyle, bağırarak söyle. Bu CHP’nin son 20 yıldır kurumsal olarak uyguladığı bir iletişim stratejisi. Yalanı öyle ısrarla söylüyorlar, öyle bağırarak söylüyorlar ki doğruyu duyamıyoruz bile.

Evet. Bir siyasi partinin iletişim stratejisi bu.

Duvarlarda, pankartlarda, sosyal medyada birçok mecrada bir kampanyaya dönüştürdüler “128 milyar dolar nerede?” söylemini. Ajans oturmuş, logo bile çalışmış, iki güne şarkısı da çıkar! Bütçe ayırmışlar yani bu işe. Web siteleri, capsler, videolar havada uçuşuyor. Baya para akıtmışlar.

Cevabı olmayan bir soru, daha doğrusu “bu ne saçma bir soru” demekten başka cevabı yok. Sorunun tek amacı kafa karıştırmak, suyu bulandırmak. 

Aslında ortada bir soru da yok soru şekline bürünmüş kara propaganda var.

Verebileceğiniz tek cevap: Hangi 128 milyar dolar?

Bir muhabir basın toplantısında Kılıçdaroğlu’na “hangi 128 milyar dolardan bahsediyorsunuz, detaylarını bir anlatabilir misiniz?” diye sorsa oracıkta biter bu kara propaganda. 

İddia ediyorum son yılların en büyük yalan operasyonu bu.

Emin olun Fazilet durağı yalanını unutturacak bu yalan.


17.04.2021 11:19

Size de oluyordur, gün içinde manasızca kendinizi kızgın halde bulduğunuz; “yahu ben şimdi kime kızdım, niye kızdım” dediğiniz zamanlar…

Ben kendi sebebimi buldum; sosyal medya!

Ne lanet bir yer oldu burası hakikaten. Bütün sinir sistemimizi alt üst etmeye yetiyor beş dakika gezinmek.

Bugün de gezinirken bir tweet’e denk geldim, o an fark etmesem de biraz vakit geçtikten sonra gördüğüm şeye kızdığımı hissetim.

İYİ Partili Lütfü Türkkan “Bu Ramazan’da hurma değil, incir alacağım. Zor durumdaki Türk üreticisi kazansın. Dövizim dışarı gitmesin. Türkiye kazansın” demiş.

Döviz dışarı gitmesin elbette…

Türk üreticisi de kazansın hemfikirim…

Şimdi Lütfü Beye birkaç bilgi verelim.

İncir üretiminde ve ihracatında birinci sıradayız, DÜNYA’DA!

2014 yılında 171 milyon dolar olan ihracatımız 2020 yılında 350 milyon doları geçti.

Çiftçi memnun, mutlu. 40-60 bin ton olan üretimini yeni ağaçlar dikerek 90 bin tona kadar çıkarmış durumda.

Ben sizin derdinizin incirle, çiftçiyle alakalı olmadığını çok iyi biliyorum. Biliyorum da anlatması birkaç satıra sığmaz.

Belki de Ramazan’da hurma tüketmenin bir peygamber sünneti olması rahatsız etmiştir sizi! Yine de zanla hareket etmiyor, bunu sadece bir ihtimal olarak iliştiriyorum buraya.

Ama ülkemize faydası olacağını düşündüğüm, konuşulması gereken birkaç mesele var;

İlla memleketimiz kazansın istiyorsanız, önce ittifakınız için partilerin yerli ve milli olanını seçin.

Dağdan ithal edilmiş partilerle ittifak yapmayın.

Söyleyin ittifakınızın üyelerine, illa tüketeceklerse alkolün yerlisini tüketsinler.

Hala batıdan darbe ithal etmeye çalışanlarla ittifak yapmayın mesela.

Aklını FETÖ’den ithal edenlerle de tabi.

Tweet’inize 59 bin like atan sevgili takipçilerinize de bir sözüm var. Meyvenin bile faşistliğini yapıyorsunuz. Her sabah kahvaltıda süte ithal mısır gevreği koyup sırf Filistinli bir Arap topladı diye hurmaya tavır alıyorsunuz. Allah akıl fikir versin…

Gıda faşistliği de gördük ya daha ne göreceğiz bakalım.

12.04.2021 17:15

Bu dünyada doğruları görebilmek için duyma veya okuma yetisine sahip olmak yeterli bir eylem değil artık.

Dijital dünya bizi koca bir yalan rüzgarının içinde harmanlayıp duruyor.

Yalanı önce söyleyenin kazandığı bir platformda bizler ise elimizdeki süsleyemediğimiz doğrularla köşe bucak bir tebliğci gibi dolaşıyoruz.

Biz “abi şu yalan, bu yalan, bu da yalan” demekten güzel gerçekleri sunmaya vakit bile bulamıyoruz.


Elimizde hakikatli güzellikler, muhteşem başarılar var ama kimseye anlatamıyoruz. Bi masa etrafına oturunca da hep konu buraya gelmiyor mu zaten?


 “Anlatamıyoruz abi.”


Adam çıkıyor “bilmem kaç milyar dolar nerede”diye gerine gerine bağırıyor mesela. Hakikatli bir mitoman herif. Eczacılıktan yalancılığa dikey geçiş yapmış. Halbuki o da biliyor, biraz sakinleştirici alsa hastalığına iyi gelebilir, sadece ona değil topluma bile iyi gelir.


Pandemi baş göstermiş, ihracat durmuş tüm finansal dengen bir kaç aylığına şaşmış. Gelir düşmüş ama borçlarını da ödemen lazım, ne yaparsın? Bütçen açık verecek, borç alacaksın elindeki imkanları da kullanacaksın. 


Kullanmışız da! Adamlar bi yalanın tuttuğunu anladıklarında daha güçlü ve daha istikrarlı söylemeye başlıyorlar. Öyle bi hale getiriyorlar ki “hakikaten böyle bir durum var herhalde kardeşim” derken buluyorsun kendini.


Yok kardeşim! Yok! Artık bunlara kulak kabartmayı bırakın. 


Onlara tam tersini sorun; 2001 yılında 25 milyar dolar olan rezervler nasıl oldu da 135 milyar dolara kadar çıktı?

Erdoğan cebinden mi koydu bu aradaki farkı?

İşler iyi giderken yükselmesi kadar pandemi şartlarında işler kötü giderken düşmesi de normal değil midir?


Neyse!


Kanal İstanbul konusunda da durum farklı değil aslında. Bilmeden, okumadan atıp tutuyorlar. 

Ellerine tek bir teknik veri almadan, projenin detayına bakmadan atıp tutuyorlar.


Siz değil miydiniz kardeşim üçüncü köprüyü istemeyen, Avrasya’yı, Yeni Havalimanını, üçüncü çevre yolunu istemeyen? 


Hadi İstanbul elinizde gelin bi simülasyon yapalım. 1 haftalığına kapatalım bu hizmetleri. 


Bakalım nasıl yöneteceksiniz sizin istediğiniz şartlarda olan İstanbul’u!

Anlamadığınız, araştırmadığınız işlere karışmayın artık. 


İttifaklara pamuk ipliği ile bağlı partinizde belediyecilik, tacizcilik, katakullicilik, ihalecilik falan oynayın. Onu da ancak 3 yıl daha oynarsınız!

10.04.2021 17:19