Bu yaşamak mı?
Talha Keleş

Bu yaşamak mı?

18.06.2022 Cumartesi 18:49

Hepimizin üzerindeki yorgunluk, halsizlik giderek artıyor. Dünya gerildikçe toplumlar, toplumlar gerildikçe ise aileler ve bireyler geriliyor. Etrafımız birer barut fıçısına dönmüş, ne istediğini bilmeyen insanlarla dolu. Hatta bizzat kendimiz de onlardan biri olabiliriz.

Geçenlerde oturduğum bir masada arkadaşın biri “bu yaşamak değil, yaşadığımızı sanıyoruz” deyince gece boyunca bu kelimeyi tefekkür ettim.

Hatta uzun bir aradan sonra uykuya dalmakta zorluk çektirecek kadar düşündüm desem doğru olur.

Sonuç; evet birçoğumuz bu dünyayı yaşamıyor adeta geçiştiriyoruz. Gerilen dünya ve zorlaşan yaşam şartları yaşamak kelimesinin hakkını da vermemizi zorlaştırıyor elbette. Ama bizim şükürsüzlük halimiz ve daha fazlasını isteyen nefsimiz de bu hali katlayarak zorlaştırıyor.

Hem de çok.

Yaşamak kelimesinin tarifini kendimize sadece tüketim alışkanlıklarımız üzerinden yaptığımızı düşünürsek hatanın nerede başladığını bulmak da kolaylaşıyor. Kendinize sorun; bir aylık bir döngüde hangi eylemi/eylemleri yaptığınızda kendinizi yaşamış sayacaksınız? Restoranlar, mağazalar, oteller liste başı olacak çok eminim.  Sadece tüketerek mutlu olan nefislere tüketilmeyen ama yaşamış hissettiren şeyleri öğretmenin vakti geldi de geçiyor bile.

Tüm bunları yazarken şükür kelimesinde takılı kaldı zihnim onu da biraz açalım. O da yaşamımızın kalitesini artıran eylemlerden biri. Şükrü de çoğu kez yanlış tarif ediyoruz kendimize. Şükrün aza kanaat etmek olduğunu düşünüyoruz. Hatta birbirimize “aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz” diyoruz. Halbuki şükür elindekini az görmemenin ta kendisidir. Şükür; daha fazlasını hak ettiğimizi düşündüren nefsimize, zaten hak ettiğimizden fazlasına sahip olduğumuzu hatırlatmaktır.

Yaşamak coşkusuyla dolup taşan nefsinize tüketilmeyen eylemleri öğretmenin vakti gelmiştir belki.

Velhasıl.

Zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde şükrü zihnimizden düşürmemeli halin ve anın geçiciliğini unutmamalıyız.