Coronavirüs AB İçin Varoluşsal Bir Sınav Haline Geldi

Avrupa Birliğinin coronavirüs salgını ile mücadele ettiğini ifade eden uzmanlar, Euro bölgesi, Schengen alanı ve Ortak Pazar'ın bir kriz etkisinin altına gireceğini öne sürdü.

Coronavirüs AB İçin Varoluşsal Bir Sınav Haline Geldi

Coronavirüs AB İçin Varoluşsal Bir Sınav Haline Geldi

Coronavirüs sebebiyle İtalya'da virüse yakalananların sayısı 69 binden fazla olurken hayatını kaybedenlerin sayısı ise 6 bin 820’ye yükseldi. Dolayısıyla bu salgın AB üyesi İtalya için ciddi bir krize yol açtı. AB, İtalya’ya gereken desteği vermeyerek mücadelede yalnız bıraktı. AB üye ülkeleri ilk olarak Almanya ve Fransa başta gelmek üzere kendi ülkelerinde virüsün yayılmasını önlemek adına önlemlerini artırırken, İtalya’ya destek olmadı. Uzmanlar, konuya ilişkin AA muhabirine verdikleri demeçte, AB'nin yalnız bıraktığı İtalya'nın yardım isteklerini Çin'in cevaplamasının yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini söylüyor.

Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar Kocamaz, yeni tip coronavirüs salgının uluslararası sistemi Avrupa Birliğini sorgulamaya açtığını ifade etti.

Doç. Dr. Kocamaz, "Salgın ile mücadele için ulusal çözümlerden ziyade uluslararası dayanışmanın gerekliliğinin açık olmasına rağmen bugüne kadar yapılan uygulamalar, devletlerin iş birliğine yönelmekten ziyade kendi ulusal tedbirlerini alarak ve sınırlarını kapatarak krizle baş etmeye çalıştıklarını gösterdi. AB ise uzun yıllardır 'dayanışma' ilkesi üzerinde varlığını sürdüren bir entegrasyon biçimi olarak bu krizde ciddi bir hasar aldı. Daha önce de Anayasa krizi, 2008 ekonomik krizi, mülteci krizi ve Brexit gibi pek çok krizle karşılaşan ve tarihinde de pek çok krizle baş etmiş olan AB için bu kez daha ciddi bir tehdit söz konusu. Dünyanın geri kalan ülkeleri gibi AB’nin de salgına hazırlıksız yakalandığını söylemek mümkün" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Kocamaz, salgında İtalya'ya en büyük desteği Çin’in vermesinin AB'nin geleceği bakımından ciddi bir dönüm noktası olabileceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"İtalya’nın sağlık sistemi ve özellikle yoğun bakım üniteleri, artan hasta sayısı karşısında yetersiz kaldı. Ülkenin koruyucu maske talebine diğer AB üyesi devletlerden olumlu yanıt gelmemesi, AB’nin kriz yönetimi konusundaki başarısızlığını gözler önüne sererken, dayanışma ilkesi de ciddi bir hasar almış oldu. Bununla birlikte salgın öncesi sıklıkla konuşulan ve tartışılan Çin’in hem Doğu Avrupa hem de Balkanlar’da artan etkisi, İtalya’da olan yatırımları ve İtalya’nın Tek Kuşak Tek Yol projesine dahil olması, salgın sona erdiğinde AB’nin geleceği ve Çin rekabeti konusunda da tartışılacak çok konunun olacağının göstergesi."

"AB KRİZ YÖNETİMİ KONUSUNDA SINIFTA KALDI"

İtalya’ya destek sağlamayan ve kriz yönetimi hususunda başarısız olan AB'nin, Komisyon Başkanı Ursula Von der Leyen’in çabalarıyla telekonferans ile 16 Mart’ta görüştüğünü anımsatan Doç. Dr. Kocamaz, bu toplantının AB hudutlarının kapatılması konusunda oldukça önemli sonuçlar verdiğini söyledi.

Doç. Dr. Kocamaz, 17 Mart tarihinde Konsey tarafından imzalanan öneriler paketi kapsamında 30 gün kadar AB’ye ilk defa seyahat yasağı getirirken zaruri görevliler hariç AB’ye giriş çıkışın yasaklanması, ilaç, gıda ve tıbbi teçhizata AB vatandaşlarının rahat bir şekilde ulaşabilmeleri için gerekli önlemlerin alınması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve finanse edilmesi, bütçe disiplininin sağlanması ve sıkı para politikası uygulanması gibi kararların alındığını ifade etti.

Doç. Dr. Kocamaz, şöyle devam etti:

"Aşı geliştirmek için bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve bu alana 80 milyon avro civarında bir ödenek ayrılması da ayrıca önemli tedbirlerden. Ancak önlem paketi, AB’nin dayanışma ve kriz yönetimi konularında gösterdiği kötü performansı ve imajı düzeltmeye yetecek gibi görünmüyor. Zira mesele çok daha derinde. AB’nin askeri operasyonlar yürütme, ortak dış politika geliştirme gibi alanlardaki kötü sicili malum olmakla birlikte dayanışma ilkesini çalıştırabileceği bir alan olan salgın hastalık konusunda bile ulusal düzenlemelere bel bağlaması kendisi açısından ciddi bir soruna işaret ediyor. Üstelik bu sorun taşımacılığın zarar gördüğü, malların ulaştırılmasında sorunlar yaşandığı ve açık biçimde çok yakında ekonomik bir krizle hatta kıtlık gibi sorunlarla da baş etmek zorunda kalacak Birlik için pek çok sorunu beraberinde getiriyor.

"AB CORONAVİRÜS SALGININA HAZIRLIKSIZ YAKALANDI"

İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Emre Gönen ise şu ifadeleri kullandı:

"AB’nin önde gelen ülkelerinde delokalizasyon ve endüstriyel üretimin azalması gibi hususlardan ötürü, kısa vadede büyük miktarlarda üretim yapabilecek altyapı artık yok. Bütün tıbbi ucuz cihazlar, aparatlar vb. dünyanın basit endüstriyel ürünleri üretim merkezi olan Çin Halk Cumhuriyeti’nde ve Vietnam, Malezya, Tayland gibi uzak Asya ülkelerinde üretiliyor. Bir basit koruma maskesinin üretimi AB için hiç sorun değil, ancak bunları dış ülkelerde üretmek çok daha ucuz, bu nedenle alarm anında ancak kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek, ya da onu dahi karşılayamayacak bir üretim kapasiteleri var.

Bu gelişmeler sonrasında yerel ya da ulusal üretime nasıl dönülür ya da dönülür mü, tartışılabilecek en önemli konu. AB'nin bazı boyutlarıyla çok derin bir iktisadi ve sosyal entegrasyon olmasına rağmen esas olarak bir ulus devletler topluluğudur. Bir dizi alanda yönetişim, tümüyle ulus devletlerin hükümranlığındadır. Kamu sağlığı bunların başında gelir. AB içinde ortak bir sağlık politikası olmadığı gibi, var olan iş birliği esasen standartlaşma ve iyi uygulamaların paylaşılması esasına yöneliktir. Bunun dışında her ülke kendi sağlık sistemini kurar."

Coronavirüs salgınının sona ermesinin ardından, AB’nin dağılmasının söz konusu olmayacağını tam tersine sağlık ve Ar-Ge başta olmak üzere iş birliğinin artırılmasını beklediğini savunan Gönen, sözlerini şçyle sürdürdü:

"Nitekim bu hengame içinde Bakanlar Konseyi, Arnavutluk ve Makedonya için üyelik müzakerelerine yeşil ışık yakmayı başardı. Önemli bir işarettir. AB içinde de her üye ülke ayrı ve çoğunda birbirine hiç benzemeyen tedbirler alıyor. Ancak virüsün yayılmasıyla gelinen noktalarda tecrit, sokağa çıkmama ve yalnızca temel üretimin ve hizmetlerin verilmesi noktasına geliniyor. Bu aşamada mesele Schengen alanında seyahat olmanın çok ötesine geçti, insanların evlerinden acil ihtiyaçlar için 1 kilometreden fazla uzaklaşmaması isteniyor. Dolayısıyla mesele AB içinde kişilerin gümrük kontrolü olmadan iç sınırları rahatlıkla geçebilmeleri değil, insanların sokağa çıkabilmesi. Bu defaki kriz, daha önce yaşanan hiçbir şeye benzemiyor. Burada AB de, dünyanın diğer ülkeleri de, ulus devletlerin kimi zaman güçsüz kalabildiklerini gördü. Giderek çok daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyuyoruz."

"EURO BÖLGESİ, SCHENGEN ALANI VE AB PAZARI KRİZDE"

Başkent Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sezgin Mercan, Avrupa’nın şu anki koşullarda sınandığı konulardan birinin de virüs salgını olduğunun atını çizdi.

Bu salgınla mücadelede çerçevesinde AB’nin güçlü bir profil gösteremesinin normal olduğunu kaydeden Mercan, "Çünkü sağlık sektörü ya da işleri devletlerin ya da hükümetlerin yönettiği bir alandır. AB kurumları düzeyinde niyet beyanlarında bulunulsa da,alınacak kararlar ve uygulanması nihayetinde devletlerin ve hükümetlerin inisiyatifindedir" ifadelerini kullandı.

Euro bölgesi, Schengen alanı ve AB pazarının büyük bir kriz etkisiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Mercan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oluşan ve oluşacak olan ekonomik kriz dalgası sadece üye ülkelerin göğüslemesi gereken ya da sadece üye ülkelerin baş etmesi beklenebilecek olan bir konu değildir. Bu etki AB içinde ya derinleşmeyi tetikleyici ya da derinleşmeyi iyice duraklatıcı bir sonuca yol açacaktır. Bir yandan ulusal ayrılıklar AB’nin ortak alanlarını ve kriz yönetme potansiyelini zayıflatmaktadır. Gerek siyasi, gerek ekonomik gerekse de askeri krizlerle karşı karşı kaldığında tepki geliştirmekte zorlanan AB, sağlık krizini yönetmekte de zorluk yaşamaktadır. Beklenen ekonomik durgunluk ve gerileme karşısında Avrupa İstikrar Mekanizması’na büyük iş düşecektir. Her ne kadar AB desteğinden söz etsek de, bu bağlamda Almanya’nın tutumu belirleyici olacaktır."

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR