PKK’nın ya da Allah’ın Kürdü Olmak

Erdal Şimşek
30 Eylül 2020 Çarşamba 13:45

Uluslararası cinayet şebekesi ve taşeron terör örgütü PKK, kurulduğu günden bu yana Kürtlerin sosyolojisini bozmak üzere faaliyet gösterdi.

Öncelikle kurulduğu Türkiye’de Kürtlerin sosyolojik ve kültürel yapısını katletmaya başladı. Kürtlerin geleneksel dindar kimliği yerine hiçbir ahlaki ve insani değerin olmadığı “ahlaksız Materyalizm”i dayadı.

Ve 40 yılın sonunda hiçbir insani ahlaki ve sosyolojik değeri olmayan kökensiz, kültürsüz, lümpen, kullanışlı şiddet aracı bir Kürt prototipi oluşturmayı başardı. Türk edebiyat ve romanında toplumsal, dini ve devlet mekanizmalarına olan sadakatiyle anlatılan Kürdün tersine; türedi, hiçbir toplumun değerleri ile benzeşmeyen, köksüz ve kullanışlı ahmaklar yığını oluşturdu.

PKK ve onun peyki olan görüntüde ağırlıklı olarak dindar insanların haklarını savunma amaçlı kurulmuş bir insan hakları derneğinin de olağanüstü sinsice verdiği destekle Türkiye Kürtlerinin önemli bir kesiminin köksüzleşmesini sağladı. Aslında o derneğin kurucu başkanının geçmişine bakmak lazım. Kürt müydü Ermeni mi?
Bu derneği kurarak, tüm varlığı ile devletinin yanında yer alan Müslüman, dindar Kürtleri PKK’nın güdümüne sokmayı nasıl başardı. Bu süreçte hangi akıl onu yönlendirdi bunu izah etmeli.

Müslüman görünüp dindar Kürtleri dinsiz ve köksüzleştirip PKK’nin kucağına itmek, 1915’in intikamı mıydı?

Ve Müslüman görünümlü bu başkan eş zamanlı olarak FETÖ terör örgütü ile ilişkili miydi değil miydi? Kendisi ve aile bireyler uluslararası casusluk ve ihanet şebekesi olan FETÖ terör örgütünde hangi etkin mevkideydiler?
Tabi dindar ve Kürt görünümlü “Ermeni İntikamcısı” bu kişi ve ailesini sorgulamak bir başka yazı konusu. Biz yine köksüz, töresiz, aklını kiraya vermiş PKK Kürdü profiline dönelim

19. yüzyılın sonları, 20. yüzyılın başlarında meydana gelen Ermeni İsyanlarında Ermenilerin birincil hedefi Kürtlerdi.

Ermenilerin katlettiği Kürt sayısı yüzbinleri aşmaktadır. Hamidiye Alayları, Kürt yurttaşlarımızı Ermeni çetecilere karşı korumak için devlet tarafından kurulmuş sivil savunma birlikleriydi.

Ermenilerin Kürtlere yönelik yaptıkları soykırım ve zulümler, insanlık tarihinde çok nadir görülen zulümlerdendir.
Biz, Ermenilerin atalarımıza yaptığı zulümlerin öyküleriyle büyüdük.

Ben kendimden örnek vereyim. Ben Erzurumluyum. Bizim Karayazı ilçesine bağlı onlarca köyümüzde Ermeniler toplu katliam yaptılar. Ve o köylerde yaşayan binlerce insanın içerisinde sadece büyük anne annem sağ kurtuluyor. Olay özetle şöyle:
Osmanlı Rus harbinden dolayı eli silah tutan bütün erkekler cepheye gidiyorlar. Köylerde kadınlar çocuklar, yaşlılar ve hastalar kalıyorlar. Bir süre sonra köylerimize Ermeniler saldırıyorlar. Kadın, çocuk, yaşlı, sakat, hamile demeden herkesi öldürüyorlar. Hatta ahırlardaki hayvanlara varana kadar öldürüyorlar. Büyük anneannem de daha 15’li yaşlarda o köylerin ağasının kızı. Korkudan konaktaki şöminenin bacasına giriyor. Bir gün boyunca şöminenin bacasında saklanıyor. Ertesi gün, erkeklerin feryat ve ağlama sesleri geliyor.

Rahmetlinin anlattığına göre abilerinin de ağlama ve feryat seslerini duyuyor ama korkudan Şöminenin bacasından inemiyor. Çünkü, erkeklerin de esir alınmış olabileceğini düşünüyor. Ta ki köyde Ezan okununca, artık bizimkilerin köye döndüğüne inanıyor ve bacadan iniyor.

Büyük anneannem her şeyi anlatıyor bizimkilere. Bizim aile ve milisleri de cidden çok ciddi savaşçı insanlar. Bu sefer bizimkiler Ermeni köylerine karşı intikam operasyonları yapıyorlar ve misliyle cevap veriyorlar. Akabinde devlet devreye giriyor ve Ermenileri elimizden kurtarıyor.

Ve bir daha dönmemek üzere bütün Ermenileri Karayazı’dan söküp atıyoruz.

Bu sıradan bir öykü değil. Ben Keremè Kolağası’nın torunuyum. Bizim aile üzerine yakılmış birçok kahramanlık Kılam (Kürtçe Türkü) ve efsane öyküler vardır. Özellikle Ermeni ve Acem vahşeti ile ilgili Kılamlar ve öyküler cidden yürek yakıcıdır.

Dedemi Erzurum’dan Süleymaniye’ye Tebriz’e Maku’ya kadar bilmeyen yoktur. Merak eden dedemle ilgili devlet arşivlerinde bolce kaynak ve veriye ulaşabilir. Sadece Bizim Erzurum’da değil, Trabzon’dan Adana’ya kadar Ermeniler, bu millete soykırım uyguladı. Ama özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde Kürt vatandaşlarımız çoğunlukta olduğu için Ermeni zulümlerine en çok maruz kalanlar tabii olarak bunlar oldular.

Ermenilerin yaptığı vahşeti en iyi anlatan kılamlardan biri de Mahmut Kızıl’ın okuduğu “İbo begè Parsinè”dir. Kürtçe bilen veya bilmeyen kim bu Kılam’ı (Türkü) dinlese en hafifinden gözleri nemlenir. (https://www.youtube.com/watch?v=2TW8S-vdHUo )

Bu Kılam, Parsin’li (Diyarbakır Kulp ilçesi) İbrahim Ağa’nın Ermenilerden gördüğü zulmü anlatır. Ermeni çeteciler İbrahim Ağa’nın konağını muhasara altına alırlar. Ve İbrahim Ağa direnir. Ancak Ermeniler galip gelmek üzeredir. O sırada karısı, gelini ve kızı İbrahim Bey’e gelir kendilerini öldürmesini isterler. Çünkü Ermenilerin eline geçen Kürt kadınlarının başına neler geldiğini çok iyi bilmektedir. İbrahim Bey, muharebenin sonlarına doğru Eşini, Kızını (Cemile) ve gelinini (Almas) öldürür. Şehit olmadan önce de Ermeni çetecibaşı Darçin’i cehenneme gönderir.

Sadece 1900’lü yıllarda Ermeniler biz Kürtleri katletmediler. Her fırsatta Kürtlere dünyayı zindan ettiler.

Daha geçtiğimiz yıllarda Karabağ ve Ermenistan’da Kürtlere yaptıkları zulümler yeri göğü inletir boyutta. Laiçin Koridoru ve Karabağ’daki Èzidi Kürtlere karşı kelimenin tam anlamı ile bir soykırım uyguladılar. Karabağ’da ve Laçin Koridorunda yüzbinlerce Èzidi Kürt yaşıyordu. Bu gün onlardan bir tane kalmadı. Kaçanlar canlarını kurtardılar, kaçamayan binlerce Èzidi Kürt katledildi. Bu Èzidi Kürtlere sadece Azerbaycan ve Gürcistan sahip çıktı. Maalesef medyamız bu soykırım ve “yüzyılın Kürt sürgünü”nü haber olarak dahi görmedi. Azerbaycan sadece Karabağ Azerilerine değil, Karabağ Kürtlerine de kucağını açtı. Aynı şekilde bütün yoksulluk ve yokluğa rağmen Gürcistan da Kürtlerin sığınağı oldu.

Èzidilerin yaşadığı bu dramı bir türlü dile getirememeleri de uluslararası cinayet ve terör şebekesi PKK’nin yaptığı infazlar ve baskılardan dolayı pek dile getiremezler. Yıllar önce Erbil’de karşılaştığım, İsveç’te yaşayan Ézidi aydınlardan Wezirè Eşo’yaneden Ermenilerin bu zulmünü anlatmıyorsunuz dünyaya anlatmıyorsunuz” diye sormuştum. Wezirè Eşo’nun cevabını asla unutmayacağım: “Yeğen, sen PKK’yi tanımıyor musun? Dünyanın neresinde Kürde nefes aldırmış ki biz de sesimizi çıkaralım. Ermenilerin bize Karabağ ve Laçin’de yaptığı katliamı konuşanı infaz ediyor PKK.”

Ve bugün PKK’nin Kürt gençlerini Ermenistan’a götürüp Ermeni işgalciler için öldürttüğü ortaya çıktı.

Kahraman Türk basını “PKK’nin 300 ile 500 arasında PKK’li teröristi Ermenistan’a götürüp Karabağ’da savaştırıyor” manşetleri atıyor. Bu haberlerin tamamı külliyen yalandır.

Bu PKK terör örgütünün propagandasıdır. Sanırım grup grup en fazla (o da bulabildiyse) 50 terörist göndermiştir.

Çünkü bu gün PKK değil 500, 50 tane teröristi dahi bir araya toplayabilecek güç kapasite ve yeteneğe sahip değildir. Türkiye’nin PKK’ye karşı yürüttüğü operasyonlarla örgüt dağılma sürecinde. PKK, üçten fazla teröristi bir araya getirdiğinde SİHA’lar onları hemen avlıyor.

Değil 500 eğer PKK 50 teröristi dahi bir araya getirebilseydi şuna emin olun ki sınırdaki bir sabit askeri birliğimize saldırıp katliam girişimi yapacaklardı.
PKK’nin bittiği bu fahişeleşmiş kirli cinayet şebekesinin sempatizan tabanında dahi çok ciddi oranda hissediliyor. Ve bir çoğu bunu biliyor da. PKK, bozulan moralleri düzeltmek için bu kirli propagandaya başladı.

Ve her biri her şeyi bilen aynı zamanda birer Bordoklavye kahramanı olan medyamızın bazı yöneticileri bu yalanın üstüne atladılar. Böylece bitmiş olan PKK’nin güçlü bir savaş makinası olduğu imajını doğurdular.

Her şeyi açık açık söylemek lazım artık: Bugün Türkiye’deki Kürtlerin önemli bir kısmı PKK ve siyasi uzantılarının mankurtlaştırdığı yığınlar haline gelmiştir. PKK’nin Kürtlere yönelik yaptığı bu alçaklığa hiç biri itiraz etmiyor, sorgulamıyor: Her fırsatta bize soykırım uygulayan Ermeniler için neden Kürt gençlerini öldürtüyorsun?

Bugün Kürtler artık yol ayırımında. Ya ruhsuz kansız mankurtlaşmış PKK kürdü olacaklar, ya da onur, ahlak ve iman sahibi Allahın Kürdü olmakta direnecekler

Celal Arslan

Faizler Yükseldi mi?

Ahmet Tezcan

Dokuz sütuna manşet bir kıla pamuk tıkamak

Adem Kılıç

KKTC'de Yeni Dönem ve Türkiye'nin Çizeceği Strateji

Efdal Öztürk

Nefesin Şifresi Çınar Ağacı

Talha Arslan

Fener'de Kaliteli Zirve

Hasan Birgül

Ankara’da Işık Savaşları