Kontrespiyonaj Hikayesi: Avcı İken Av Olmak

Hasan Mesut Önder
21 Eylül 2020 Pazartesi 11:53

Espiyonaj ve kontrespiyonaj istihbaratın temel branşlarıdır. Espiyonaj casusluk ve bilgi toplama operasyonlarının genel adıdır. Kontrespiyonaj ise casusluğa karşı koymaktır; istihbarata karşı koyma ile karıştırılmamalıdır. Her ülke, yatak odasındaki sırlarını korumak ve başka ülkelerin eline geçmesini engellemek için kontrespiyonaj faaliyeti yürütür. Böylelikle dış güçlerin kendi ülkesinde yürüttüğü casusluk faaliyetlerini kontrol altına almaya çalışır. Ancak bilinenin aksine, bu rekabette istihbarat servisleri arasında ilginç bir centilmenlik anlayışı vardır ve karşılıklı profesyonel bir saygı olduğu da söylenebilir. Çünkü her servis kendi ülkesinin çıkarları doğrultusunda, hedef aldıkları ülkenin sırlarını çalmakla vazifelidir. Bu yüzden “karşı casusluk” faaliyetleri oldukça zeka isteyen, nazik ve riski yüksek faaliyetlerdir. Bir espiyonaj personelinin hasım bir ülkede etkin haber ağı kurabilmesi için maskesinin sıkı olması gerekir. Çünkü diplomatik dokunulmazlığı olmayan bir illegal istihbarat görevlisi hata yaptığında ya hapse mahkum olur veyahut canından olur. Bu durum, hedef ülkenin yatak odasına ne kadar girebildiği ile alakalı olarak değişir. Kontrespiyonaj ekipleri ise, bir kuyumcu titizliği ile hedef casusluk ağını inceleyerek rakip servisin haber ağındaki açığını tespit etmeye çalışır. Açık tespit edilene kadar, hedef farklı şekillerde izlenebilir. Bazen tacize varacak şekilde rahatsız edici bir tavır ile izlenirken, bazen de hissettirilmeden, hedefin rahat hareket etmesi sağlanarak izlenir. Burada bütün amaç hedefin hata yapmasını sağlamaktır. Bir nevi zeka savaşı ile rakibi alt etme işidir. Bu mücadelede, rakibi etkisizleştirmek için hedefin iş yapış tarzı ve psikolojik profili göz önünde bulundurularak tuzak hazırlanır. Sonrasında hedefin düşmesi için sabırla beklenir. Çünkü bir avcının en zayıf olduğu an, avına yaklaştığı andır. Burada şu hususu açmak gerekir: Her tuzağın üstü, rakibin aklına gelmeyecek şekilde örtülür ve böylelikle hedeften bütün kontrolün kendisinde olduğunu düşünmesi istenir. ‘Walk In’ (kendi gelen) denilen kaynak türleri, genellikle bu tarz tuzaklarda kullanılır. Ama dikkatli, disiplinli ve ciddi istihbarat örgütleri bu tuzağa düşmezler. Çünkü “kendi gelen” denilen kaynaklar, istihbarat örgütlerinin genellikle çalışmak istemeyeceği türde elamanlardır. Bu konunun daha iyi algılanması için misal vermek yararlı olacaktır.

Çekoslovakya pasaportu ile Fransa’da oturan genç bir Rus istihbarat görevlisi, Fransızcasını geliştirmek için Sorbona Üniversitesi Antropoloji Bölümü’ne kayıt yaptırır. Okulda çevre edinmek ve dilini geliştirmek için arkadaşlıklar kurar ve muhtemel hedefler için araştırmalar yapar. Sınıf arkadaşları içerisinde sosyalist bir dergiyi okuyan genç dikkatini çeker ve yaklaşır. Genç fakirdir ve ailesini geçindirmek, hasta olan annesine bakmak için ek işlerde çalışmaktadır. Birgün ailesinin geçimini sağlamak için okulu bırakması gerektiğini, ondan borç aldığı 800 frangı uygun zamanda ödeyeceğini söyler. Rus, 500 frang daha borç verip üzülmemesini söyler. Fransız genç, okuldan ayrılır ve uzun bir zaman ikili arasındaki iletişim kopar. Birgün Rus istihbaratçı, kullandığı güzergahlardan biri olan bir caddede Fransız genci görür. Kısa bir selamlaşmadan sonra, Fransız genç, Fransız genelkurmayında fotoğrafçılığa başladığını, evlenmek için para biriktirdiğini ve annesine bakabilmesi için kazandığı paranın yeterli olmadığını, ek iş arayışlarında olduğunu belirtti. Ayrılırken, Rus arkadaşını ailesi ve nişanlısı ile tanıştırmak istediğini belirterek, telefon numarasını verdi. Rus istihbarat görevlisi, Fransız genelkurmayının surlarında bir gedik açtığını düşünerek, durumu yöneticisine bildirdi. İstihbarat görevlisi ve yöneticisi, Fransız genç ile nasıl tanışıldığının, kurulan ilişkinin ne şekilde seyrettiğinin detaylı analizini yaptılar. Ve nihayetinde evlenmek ve hayatını idame ettirmek için bir gelire ihtiyacı olan bir Fransız olduğu fikrinde uzlaştılar. Artık motif belli idi, paraya ihtiyacı olan bu gence, hayatını sürdürebileceği parayı verdikleri takdirde, Fransız ordusuna girebileceklerinden emin oldular. Ayrıca gencin üniversite döneminde elinden düşürmediği sosyalist dergiyi de göz önünde bulundurarak, Sovyetlere çalışmak için ideolojik bir engellin de ortada olmadığı kanaatine vardılar. Sovyet istihbarat yetkilileri için her şey yaşamın olağan akışına uygundu ve tuzak kokusu almadılar. Çünkü Fransız genç, ajite edici davranışlarda bulunmadığı gibi Rus’u tuzağa çekmeye yönelik bir girişimde de bulunmamıştı. Bütün bu iletişimde kontrol Rus görevlide görünüyordu. Fransız, “kendi gelen” değildi, üstelik angaje etmeye karar veren de Rus’tu. Nihayetinde Fransız’ın bütün yaşamı didik didik edilmesine rağmen anlattığı hikaye tutuyordu. Maskesi sıkı idi. Raporu Moskova’ya gönderip, operasyon için onay beklediler. Bu süreçte Moskova merkezinin eline Fransız Karşı İstihbarat Bölümü’nde çalışan bir kaynağın raporu ulaşır. Raporda Sorbona Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde okuyan Çekoslovak şahsın, Sovyet Rusya vatandaşı olduğu ve NKVD’ye (KGB’nin eski adı) çalıştığı yazmaktadır. Yine raporda, genç bir Fransız istihbarat memurunun bu iş için görevlendirildiği de belirtiliyordu. Bunun üzerine NKVD, personellerini geri çekti ve bütün haber ağını dondurdu. Bu zekice ve ustaca kurgulanmış tuzak, istihbarat örgütlerinin hedeflerinin atabileceği adımları en ince ayrıntısına kadar nasıl hesapladığını göstermektedir.

Fransız’ın sosyalist dergiyi okuması, maddi durumunun kötü olduğunu göstermesi, kışkırtıcı davranışta bulunmaması ve Rus ile tesadüfen karşılaşması, bütün bunlar avcının iştahını kabartıp hata yapmasını sağlamak içindi. Bu ustaca girişim NKVD tarafından takdirle karşılandı. Ancak bu örnek bize insan zihninin örtülü bir biçimde nasıl manipüle edildiğini de göstermektedir. Kavram dünyamız, sırrı anlamlandırma biçimimiz ve iş yapış tarzımız, bir profesyonel için bir sonraki adımımızın ne olacağını tahmin etmek için kullanılan basamaklardır. Eğer hedefseniz, en güçlü ve rahat hissettiğiniz anda av olmaya hazırsınız demektir.

Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci