ABD’nin Yeni Yönetimi Türkiye’de Kaos mu Tezgahlıyor?
Hasan Mesut Önder
ABD’nin Yeni Yönetimi Türkiye’de Kaos mu Tezgahlıyor?
23.01.2021 Cumartesi 11:52

İstihbarat analistleri   yeterli haber toplanamamışsa, eldeki bilgilerin ötesine geçmek için tarihsel karşılaştırma metodundan istifade eder.  Analist güncel olayları, aynı ülkedeki tarihsel emsallerle veya diğer ülkelerdeki benzer olaylarla karşılaştırarak anlamaya çalışır. Analoji, bir karşılaştırma biçimidir. Tarihsel bir durum, mevcut koşullarla karşılaştırılabilir kabul edildiğinde, analistler, mevcut duruma ilişkin bilgi boşluklarını doldurmak için tarihsel emsal yöntemini kullanırlar. Yani şimdinin bilinmeyen unsurlarının, tarihsel emsalin bilinen unsurları ile aynı olduğu varsayılır. Bu nedenle analistler, aynı müesses nizamın iş başında olduğunu, mevcut durumun sonucunun muhtemelen tarihsel durumun sonucuna benzeyeceğini veya geçmişte olduğu gibi, aynı sonuçtan kaçınmak için benzer bir politikanın gerekli olduğunu düşünür.

Karşılaştırma, mevcut durumun başka zamanlarda veya yerlerde benzer durumlara, bakılarak oluşturulan az çok açık bir kavramsal model ışığında yorumlanması diğer analiz türlerinden farklıdır. Teorik analizlerden farkı ise, bu kavramsal model, birçok benzer vakadan ziyade tek bir vakaya veya birkaç vakaya dayanmasıdır. Karşılaştırma yöntemi, teori oluşturmak için de kullanılabilir, ancak bu, birçok benzer vakadan çıkarılan genellemelerin yanı sıra doğrulanması zor daha dar bir teorileştirme türüdür.

Karşılaştırma yoluyla akıl yürütme yöntemi, çalışılan konu ile ilgili yeterli veri ve teori mevcut olmadığında veya daha ayrıntılı bir analizden daha kolay ve az zaman alıcı olduğu için kullanışlı bir kısa yoldur. Doğru yapılan   karşılaştırmalı bir analize, mevcut durumun temel unsurları belirlenerek başlanır. Analist daha sonra şimdiye ışık tutabilecek bir veya daha fazla tarihsel emsal arar.Bu benzetme yoluyla akıl yürütmedir. Bu bakımdan tarihsel analojiler genellikle bir durumun dikkatli bir analizini takip etmekten çok önce gelir.

Karşılaştırmalı analizin en verimli kullanımı, sonuçlara varmak değil, hipotezler öne sürmek ve farklılıkları vurgulamaktır. Mevcut durumda hemen görülemeyen değişkenlerin varlığını veya etkisini önerebilir veya analistin aklına başka türlü gelmeyecek açıklamalar veya olası sonuçları düşünmek için hayal gücünü harekete geçirebilir. Kısacası, bu yöntem bu hipotezleri doğrulamak veya çürütmek için ek bilgi arayışına rehberlik eden varsayımlar oluşturabilir.

 Bir olayı anlamak için bir rehber olarak, çağdaş olayları daha önceki olaylarla ilişkilendirme eğilimi güçlüdür. Karşılaştırma, bilinmeyeni tanıdık olana indirgeyerek anlamaya yardımcı olur. Mevcut durumun tam olarak anlaşılması için gerekli verilerin yokluğunda, karşılaştırma yoluyla muhakeme yapmak tek alternatif olabilir. Bununla birlikte, bu yaklaşımı benimseyen herkes, önemli hata yapma potansiyelinin farkında olmalıdır.

Öncelikle iki durumun gerçekten karşılaştırılabilir olduğundan emin olmak gerekir. Tarihsel ve cari olaylar, bazı açılardan eşdeğer olduklarından, her bakımdan eşdeğermiş gibi akıl yürütme ve mevcut durumun tarihsel durumla aynı veya benzer sonuca neden olacağını varsayma eğilimi vardır. Örneğin önemli bazı tarihsel olayların Türkiye’nin iç ve dış politikasını nasıl etkilediğini ele alabiliriz.  Türkiye’deki devalüasyonlar ve Askeri darbeler arasında bir ilişki olduğu düşünülebilir:

·        1958 devalüasyonu 1960 darbesi

·        1970 devalüasyonu 1971 muhtırası

·        24 Ocak 1980 devalüasyonu 12 Eylül 1980 darbesi

Bu tarihsel örnekler, gelecek projeksiyonu yapmak için kullanılabilecek karşılaştırma örnekleri olabilir.

Bölgesel jeopolitiğin değişimi ile ilgili bir örnek tarihsel bir kıyaslama yapmak gerekirse; Ortadoğu’daki askeri darbeler ABD -İngiliz rekabetinin ürünü mü? İkinci dünya savaşından sonra ABD Ortadoğu’da etkisini artırmaya başladıktan yani 1949’dan sonra askeri darbeler dönemi açılıyor .1949-1954’e kadar Suriye’de üç hükümet darbesi yapılıyor. Türkiye’de askeri darbelerin başlangıcı 1960 yılıdır. Mahir Kaynak’ın 1960 darbesinin nedeni ile ilgili değerlendirmesi şöyle:

1960 darbesi esas itibarıyla bir dış gücün etkisini kaybetmesi amacını taşır. Türkiye İngiltere’nin nüfuz alanı içerisinde, onun dediklerini yapan bir ülke olarak bilinirdi. Fakat Amerika Birleşik Devletleri askerî olarak Orta Doğu’ya ve Türkiye’ye girdi. Türkiye’ye girince de giderek Türkiye içerisindeki etkileri artmaya başladı. Bu etkileri artınca hemen bir darbe hazırlığı olmaya başladı. Yani oradaki mesele Amerika’nın Türkiye’deki etkinliğini bertaraf etmekti.

 Mahir Kaynak’ın   tespitleri üzerinden değerlendirme yapacak olursak ABD ve İngiltere arasındaki güç dengesi oluşmadığında ve denge bir ülkenin lehine arttığında Türkiye’de askeri darbelerin ve iç siyasi karmaşanın yaşandığı söylenebilir. Türkiye, 7 Şubat MİT krizinden bu yana ABD’nin ülkemiz üzerindeki etkisini kırmaya çalışıyor. 15 Temmuz’dan sonra CIA ‘nın 40 yıldır Türk devletine yerleştirdiği FETÖ unsurları temizleniyor. Türkiye ve İngiltere’nin ekonomik ve askeri alanda yakınlaşması, ABD ‘nin kurulu düzenini rahatsız ettiği söylenebilir.

Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin;ABD'nin Türkiye'de suikast hazırlığında olduğunu iddia etti.Türkiye'de toplumun sinir uçları var, kanaat önderleri var. O kanaat önderlerine suikast yaparsanız toplum ister istemez devlete tepki gösterir." Açıklaması dikkat çekicidir. Türkiye’nin İngiltere ile ittifakına karşı ABD’nin nasıl bir politika izleyeceği, hangi yöntemlerle başvuracağı şimdilik muamma ama tarihsel kıyaslama yapıldığında cari durumu anlamak biraz daha kolaylaşıyor. Tarihin derinlikleri, bugünü ve geleceği okumak için önemli analitik çerçeveler sunuyor. Bundan istifade etmeyi unutmayalım …