Küresel İktidar Toplumsal Patlamaları Tetikleyecek
Hasan Mesut Önder
Küresel İktidar Toplumsal Patlamaları Tetikleyecek
13.01.2021 Çarşamba 11:36

İlkel dönemlerde gözetim, kabilelerin, feodal güçlerin, imparatorlukların, monarşilerin ve dinlerin egemenliklerini sağlamak için kullandıkları önemli bir araç vazifesi görmüştür. Modern devletin ortaya çıkışı ile birlikte gözetim, sisteme ve devlete muhalif olan grupların ve kişilerin izlenmesi ve faaliyetlerinin kontrol altına alınması amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde ise bilgi teknolojileri ile birlikte bütün toplum, her an sistematik olarak kontrol altında tutulmaktadır. Yeni dönemde gözetimi sadece devletler değil büyük şirketler de etkin biçimde kullanmaktadır. Bir fabrika sahibi işletmesinin verimliliği için çalışanları sürekli gözetim altında tutarak verimliliği artırmaya çalışırken, bir marka yöneticisi de toplumsal değerleri ve talepleri ve eğilimleri enformasyon teknolojileri üzerinden elde ederek marka stratejisini belirlemektedir. Küresel ekonomik sistemde iktidarlar, bireyin yedi kişisel veri türünü toplamaktadır. Bu bilgiler; bireyin kimlik bilgileri, ekonomik bilgileri, sağlık ve sigorta bilgileri, sosyal güvenlik hizmetleri bilgileri (örneğin; İnternet, telefon, kablo tv, güvenlik ve kargo/taşımacılık vb. çeşitli hizmetlerden yararlanma bilgileri),çeşitli tapu kadastro ve emlak bilgileri, boş zaman ve eğlence bilgileri, tüketim alışkanlıkları bilgileri, istihdam bilgileri, eğitim bilgileri ve hukuki bilgileridir.

Giddens, gözetimi, modernite ve bürokrasi bağlamında incelemekte ve gözetimi ikiye ayırmaktadır. Birincisi bireyler hakkında veri toplayan gözetim, ikincisi ise bireyleri denetleyen gözetimdir. Veri amaçlı gözetimde gözetim yapılarak veriler elde edilir ve depolanır. Depolanan bu veriler, iktidarın gücünü destekleyen bir araç olarak kullanılır. İktidar, bilgiyi depolayan ve onları saklayan ve denetleyen olmasından dolayı gücü elinde bulundurmuş olur. Denetleyen gözetim ise, verilerin idarede kullanılarak toplumun denetim altında tutulmasına denir.

Yazılı ve görsel medya, iktidarın toplumun nasıl düşünmesi gerektiğini topluma empoze eden küresel iktidarların aracıdır.  Küresel iktidarlar elindeki medya gücü ile toplumu istediği vatandaş profiline uymasını, sistemle çatışmamasını ve sürekli olarak iktidarın kontrol ve görülen alanlarının dışına çıkmamasını topluma dayatır. Ve böylelikle medya, toplumsal algının yönlendirilmesinde kullanılan ideolojik bir aygıt halini alır.  Sonuç olarak yazılı ve görsel medya, devamlılığı ve güvenliğini sağlamak için, gözetim yapan ve gözetim sonucundaki bilgiler ışığında ideolojik aygıtlarla toplumu kontrol altında tutan siyasal bir teknolojidir.

Küresel iktidarın gücü, görünmezlikten gelir. Görünmeden gözetim altında tutabilme gücü, tanrısal gücün seküler halidir. Louis Althusser iktidarın gücünün görünmezliğinden geldiğine ek olarak bazı zamanlarda denetimi sağlamak için görünür olmak zorunda olduğuna vurgu yapar. İktidar görünmez olduğunda yönettiği toplumun mutlak denetimini sağlayamayacağını, bazı zamanlarda görünür olması gerektiğini savunur… Amerika’daki kongre binasının basılması ve sıra dışı görüntülerin ortaya çıkması gizli iktidarın yüzünü gösterdiğinin belirtisi olarak okunabilir. İktidar görünürlüğünü ideolojik aygıtlar üzerinden ve toplumsal olaylarla sağlar. Bu noktada Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın Türkiye’de toplumsal patlama yaşanabileceğine yönelik uyarıları dikkat çekicidir… İçişleri bakanlığı yapmış bir ismin bilgiye dayanmadan sadece siyasi saiklerle böyle bir açıklama yapması olası değil. Sadettin Tantan’ın yaptığı tespitlere dayanak oluşturacak verilerin neler olduğunu bilmiyoruz. Ama devletin tepe kadrolarına kadar yükselmiş bir ismin, uyarılarına kulak vermek gerekiyor.

Covid 19 sürecinde yaşanan büyük kapatılmanın yaratmış olduğu olağanüstü hal durumunun toplumda bir basınç oluşturduğu tespitini yapmamız gerekir. Rutin hayatta ve alışkanlıklardaki bu köklü değişimin sosyal psikolojimize etkileri olacaktır. Yüz yüze iletişimin yerine sanal iletişimin yoğunlaştığı bir dönemde, siber aktiviteleri, dezenformasyonları ve sosyal medya üzerinden yapılan psikolojik harekatları yakından izlemek gerekiyor. Kısıtlamaların ve uzaktan eğitimin olduğu bir dönemde Boğaziçi Üniversitesi’nde hareketliliğin nasıl sağlandığı düşündürücüdür. Günümüzde spesifik bilgi toplama operasyonları ve özel faaliyetler dışında, toplumsal olaylarda ajan-provakatör kullanmak sık başvurulan bir yöntem değildir… Çünkü haberleşme teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte herkes gönüllü olarak özel hayatını görünür kılıyor. Kişinin tüketim alışkanlıklarından, siyasi eğilimine, duygusal durumundan, psikolojik tetikleyicilerine kadar her veri, istihbarat servislerinin erişimine açık halde. Yani artık günümüzde, kişisel verilerini paylaşmaya eğilimli yığınlar var. Sosyal medya platformlarında paylaşılan umutlu veya neşeli hissediyor paylaşımları dikkatli gözlemcilerin radarından kaçmıyor. Amerikan istihbarat topluluğunun, hedef olarak izlediği ülkelerin yurttaşlarının bütün haberleşme trafiğini izlediği de bir kenara not edilmelidir. Günlük olarak, milyarlarca haberleşme içeriğini işleyen ve bilgiye dönüştüren yapay zeka tabanlı programlar var. Bu size fantastik bir hikaye gibi gelebilir; ancak bu bahsettiğim teknoloji on yıl öncesinin teknolojisi ve dijital her ürün bir veri toplama aygıtına dönüşebilir. Uzun süre evlere kapanan toplulukların sosyal medya paylaşımlarındaki bu hareketlilik, istihbarat örgütlerinin hedef toplumların sosyal psikolojisi ile ilgili zengin bir içerik sunuyor ve bu durum bulunmaz bir nimet.  Günümüz teknolojisi ile herkes gözetim nesnesi haline gelmiş durumda. Böyle bir ortamda en ufak bir tetikleyici, önlemesi zor toplumsal bir hareketliliği başlatabilir. Türkiye’de böyle olayların yaşanmaması için başta bütün toplumun sağduyulu olması ve her sorunun demokratik meşru siyasi zeminde çözülmesi gerektiğine olan inancının tam olması gerekir. Amerika’daki olaylar ve sosyal medyadaki çeşitli dezenformasyonlar göz önünde alındığında, yakın gelecekte dünya dengelerini etkileyecek toplumsal olaylar sarmalına gireceğimizi gösteriyor. Bu sarmalın içine girmemek için hepimize sorumluluk düşüyor.  Siz ne dersiniz?