FETÖ Nasıl Çözülür?

Hasan Mesut Önder
15 Temmuz 2020 Çarşamba 10:00

Emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “15 Temmuz'dan sonra Türk halkı bu cemaatin arkasından gitmezdi. Eğer onlara ‘gelin ifade verin, sorumlu değilsiniz, suç işleyenlerle işimiz’ denseydi çok önemli bilgiler alınırdı.” şeklindeki açıklaması, her bir departmanının farklı bir istihbarat servisinin sevk ve idare ettiği bir örgütün polisiye tedbirlerle çözülebileceği yanılgısından kaynaklanıyor. İstihbarat örgütlerinin desteklediği ve komuta ettiği bir terör örgütünü, siyasi açılımlarla ve zabıta tedbirleri ile çözmek ve yok etmek mümkün değildir. Bazen siyasi açılımlar, örgütlerin beslendiği tabanı nötralize etmek için faydalı bir yöntem olabilir; ancak tam angajmana sahip terör örgütlerinin çözülmesini sağlayamayacağı da bilinmelidir. Çünkü terör örgütlerinin eylemlerinin, siyasi karar vericilerin politik pozisyonlarını etkilemek için kullanılan manivelalar olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Polis ve asker kökenli yorumcular, genellikle, olayın adli ve polisiye yöntemlerle bitirilebileceği görüşündeler. Bu yöntemler elbette bir strateji doğrultusunda işletilmelidir. Ama bütün mücadeleyi bu yöntem üzerine kurduğunuzda tespit edebildiklerinizi yakalarsınız; ancak organizasyon kendini farklı şekillerde yeniden üretir.

Şöyle düşünün; bir ağacın dalını kestiğinizde daha gür bir biçimde çıkar. Eğer ağacı kökünden sökmeye yönelik bir stratejiniz yoksa sadece geçici önlemler alıyorsunuz demektir. Bundan dolayı polisiye yöntemler, sadece ağacı kökünden sökmenin bir aracı olmak zorundadır, dalları budamanın değil. FETÖ ve özellikle dış istihbarat servislerinin güdümünde olan paralel devlet yapılanmaları ile mücadele etmek için istihbarat örgütü içerisinde bütün kurumlarla eşgüdüm sağlayacak, her kuruma erişimi ve belli düzeyde yönlendirici etkisi olacak bir yapılanma olmak zorundadır.

Çünkü adli kolluk ve polis istihbarat birimleri bir meseleyi ele alırken, suç istihbaratı bağlamında olayları ele aldığı için olayları siyah ve beyaz olarak görme eğilimindedir. Oysa stratejik düzeyde devlet istihbaratı üretecek bu birimler gri alanlarda çalışır. Olaylara salt suç mantığı içinde bakmadan,  konuyu bütün stratejik boyutları ile ele almalı ve hatta hedef örgütün içinde yapılanarak, örgütü kontrol altına alıp ideolojik olarak formatlayabilmelidir.

Sn. Avcı’nın “FETÖ tabanı kazanılamadı” ifadesi bu bakımdan incelendiğinde, belli motiflerle hipnotize olmuş tabana yönelik atacağınız her adım, sizi simetrik davranış tuzağına düşüreceği için sakıncalıdır. Çünkü kurgucu akıl, sizi bu tuzağa çekmek için boş durmuyor.

Simetrik davranış tuzağı, tehdide göre çalışma gündemini belirleme ve etkiye göre tepki geliştirme olarak açılanabilir. Ancak burada, devlet kurumları refleks olarak kendini korumaya almak için hızlı tedbirler alırken de dikkatli davranmak zorundadır; herkesi mağdur edip, örgütün bu zemin üzerinden güç devşirmeye çalışmasına engel olmalıdır.

Gelelim, bir örgütün kökünden nasıl sökülüp, tabanının nasıl kazanılacağı meselesine… Erdoğan örgütü tanımlarken, “altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet şebekesi” olarak tanımladı ve bu tanımlama FETÖ‘ye tam olarak uymaktadır. Bir örgütün önce komuta kademesine, yani FETÖ’deki ihanet katmanına istihbari yöntemlerle nüfuz edilmesi gerekirdi. İstişare heyetleri içinde yer alan ve Türkiye’deki faaliyetleri yürüten Mustafa Özcan, bir şekilde elemanlaştırılabilseydi, örgüt merkezi, yani Pensilvanya ile aralarındaki makas açılabilirdi. Ayrıca MİT ihanet katmanı içindeki diğer isimleri angaje etmeye yönelik bir girişimle başarılı sonuçlar elde etseydi, CIA ve Pensilvanya’nın etrafı çevrelenebilirdi. Belli bir dönem Gülen figürü ve arkasındaki istihbarat aklı ile çatışmadan, ticaret ve ibadet katmanları üzerinde tam bir kontrol sağlanabilir ve Gülen, Pensilvanya’daki çiftliğinden başka hiçbir yerde sözü geçmeyen bir kişi haline getirilebilirdi. İhanet ve ticaret tabakasında yapılanıp nüfuz edildikten sonra hem Gülen boşa düşmemek için tesire açık hale gelirdi hem de örgüt mekanizmaları kullanılarak tabana yapılan telkinlerle, kitlenin Türkiye aleyhtarı bir pozisyon alması engellenebilirdi. Örgütlerin tabanları böyle kazanılır; hiçbir örgüt dışardan yapılan polisiye mücadelelerle çözülmez, hele arkasında birden çok istihbarat örgütü varsa.

İbn-i Rüşd’ün; “Yumurta dıştan kırılırsa yaşam son bulur, içerden kırılırsa yaşam başlar; zira önemli dönüşümler hep içten başlar."  sözünü rehber edinmeliyiz. Çünkü dıştan müdahaleler dönüşüme değil, örgütün kendi tabanını konsolide etmeye daha fazla neden olur. Örgüt mekanizmasına içeriden nüfuz etmeden, tabanın kazanılması ve mekanizmanın kendini yeniden üretilmesinin engellemenin zor olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bu strateji uygulanırsa Fetö ağacı, kökünden sökülebilir. Aksi halde kurgucu akıl yeni türevler yaratacaktır ki, bu durum güvenlik aygıtımızın kısır bir mücadele döngüsü içerisine hapsolması anlamına gelir. Olaya bu gözle bakılamaz mı ?  

Talha Arslan

Fenerbahçe’de Transfer Harekatı

Hürriyet Gücer

Covid-19 Pandemisi ve Türk Futbolu

Erdal Şimşek

Yunanistan Gelin, Mısır Güvey

Ahmet Tezcan

Havada Niza Kokusu, Sofrada Rıza Lokması

Celal Arslan

Kripto Para: Bitcoin

Hasan Mesut Önder

İsrail Devlet Aygıtının İdeolojik Kod Analizi