Yunanistan-Fransa Ortak Savunma Anlaşması
Erdal Şimşek

Yunanistan-Fransa Ortak Savunma Anlaşması

15.10.2021 Cuma 15:23

Avrupa Birliği, Koronavirüs pandemisi ile dünyanın içine kapanmasından dolayı ciddi bir ekonomik zarar gördü. Özellikle AB üyesi ülkelerin pandemi ile mücadelede yetersiz kalması, bu ülkelere yönelen yabancı yatırımcıları da ürküterek kaçışlara sebep oldu.

Avrupa Birliği ekonomisinin çökmesini ve birliğin dağılmasını önlemek için lokomotif ülke Almanya, taşın altına elini koyarak üye ülkelere yadım paketi sundu. 750 milyar Euroluk yardım paketinin aslan payı her zamanki gibi Yunanistan’a düştü.

Buraya kadar normal bir olayın geçmişini haberle dili ile aktardık. Ancak bunun öncesi ve sonrası olayın gerçek yüzünü anlatmaya yeter:

AB’nin, Almanya tarafından ABD, Rusya, Çin ve Türkiye’ye karşı kullandığı bir siyasi koz/güç olduğunu artık bilmeyen yok. Önümüzdeki süreçte bu kartı İngiltere’ye karşı kullanacağı kuşkusuzdur. Tabi Türkiye ve İngiltere gibi iki güçlü müttefiki karşısına alan AB’nin yaşama şansı olur mu olmaz mı hep beraber göreceğiz.

Konumuza dönersek, “nasıl oldu da Fransa birden Yunan sever oldu” cevabını aramalıyız.

Fransa’nın Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuku çiğneyerek Türkiye’ye tebelleş olması ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tahrik etmesi 2020 yılında olmuştu hatırlarsanız. Tesadüfe bakın ki o dönem Türkiye Mavi Vatan’ı korumaya çalışırken, Avrupa Birliği’nden “Pandemiden zarar gören AB ülkelerine 750 milyar Euroluk yardım paketi” onay alıyordu. Ve tam o sıralarda Fransız Savaş gemileri Türk savaş gemilerine yalvar yakar “ne olursun Allah aşkına beni vur” gibi davranışlar sergilediler. Türk denizcileri Fransa’nın bu pespaye provokasyonlarını kaale almadı.

Fransa, bir yandan saldırgan ve seviyesiz politikasına Türkiye’den karşılık bulmaya çalışırken, diğer yandan da AB pandemi desteğinin aslan payını kapan Yunanistan’ı kafa kola almaya çabaladı. Ve bunu kısa sürede başardı da. Çünkü Yunanistan tarihinin gelmiş geçmiş en paranoid ve en beceriksiz hükümeti işbaşında.Kriyakos Miçotakis hükümeti, politik yetersizliğini Türk düşmanlığını harlayarak kapatmaya çalışırken, Fransa’nın Atina’da görünmesi kendisine adeta can simidi oldu.

Yaklaşık 15 yıldır AB’nin ve özellikle Almanya’nın hibe yardımları ile ayakta duran Yunanistan, Fransa’nın sinsi yılan kartına histerik bir refleksle sarıldı adeta. Ve onun Helenizm paranoyası, ilk etapta Yunanlılara tam 3 milyar Euro’ya mal oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, 18 adet Rafale uçağını Yunanistan’a satmayı başardı.

Kaldı ki bu uçaklar çok övülmesine rağmen henüz bir savaş tecrübesi olmadığı için kabiliyetlerinin çok abartıldığını da bir yere not etmek gerekir.

Fransa, Yunanistan’a gelecek olan AB yardımının neredeyse tamamına konmayı planlıyor. Bunun için, Yunan ordusunun hiç de ihtiyacı olmayan kara ve deniz savaş araçları satmayı programına dahil etti. Elysee sarayına yakın kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Macron, Yunanistan’da 17 milyar Euroluk silah satmayı planlamış ve bunu 2022’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gerçekleştirerek kendi halkından oy almayı hedefliyor. Şu ana kadar Macron, bu hedefin yarısından fazlasını başarmış durumda ve tam 8 milyar Euroluk silah sattı.

Bu yazıyı kaleme aldığımızda Fransa’nın Yunanistan’a yaklaşık 5 milyar Euro’luk savaş gemisi sattığı bilgisi ortaya çıktı.

Yunan ve Fransız medyasının verdiği bilgilere göre Yunanistan ile Fransa arasında, savunma alanında stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Yapılan anlaşma gereği Yunanistan, Fransa’dan tal 5 milyar Euroluk savaş gemisi satın alacak.

Anlaşmada Yunanlıların aklını alacak onları coşturacak birkaç madde var. Ancak bu maddelerin hayata geçirilmesi kelimenin tam anlamı ile imkânsız. İki ülkeyi Türkiye’ye karşı saldırgan bir pozisyona getiren anlaşmanın gerçekleşmesi önündeki iki büyük engel var. Biri Türk Silahlı Kuvvetleri, ikincisi ise NATO’dur. Akla ziyan bu anlaşmanın hayata geçirilmesine TSK’dan önce NATO engel olacaktır. Çünkü anlaşmanın hayata geçmesi demek NATO’nun dağılması demektir. Buna da ne NATO’nun Avrupa üyesi ülkeleri ne de bizzat kurumun kendisi izin vermez. Ve NATO’dan da daha önemlisi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ve varlığı bu anlaşmanın Türkiye’ye yönelik saldırgan maddelerinin bir anlık dahi olsa hayata geçirilmesine engeldir. Fransız savaş gemilerinin Türkiye’nin Ege kıyılarına gelip sancak göstermesinin hayali bile imkansızdır.

Bunun da iki sebebi var:

Birincisi, Türk Deniz Kuvvetlerinin gücü,

İkincisi Türk Kara ve Hava Savunma gücü.

Fransız savaş gemilerin Türk kara suları veya uluslararası sularda Türkiye’yi tehdit edebilecek bir pozisyon almaları demek, kendi üzerlerine sürü halinde Türk SİHA ve füzelerini davet etmek anlamına gelir.

Ayrıca Fransa’nın böyle bir tutumu Türkiye için inanılmaz bir fırsat olacaktır, Yani Türkiye’nin arayıp da bulamadığı bir fırsat olacak.

Şöyle ki: 21. Yüzyıl savaş konseptini SİHA’larla değiştiren Türkiye, ilk kez açık denizlerde bu savaş araçlarıyla “Sürü Savaşı” yöntemini deneyecektir. Bu da inanılmaz bir know how sağlayacaktır Türkiye’ye.

Söz konusu anlaşmanın Türkiye ile ilgili maddelerinin hayata geçmesinin önündeki bir diğer engel de Fransız Silahlı Kuvvetleri’dir. Fransız ordusu, TSK’nın bugünkü teknolojisi ve tam bağımsız yapısı ile çatışamayacağını çok iyi biliyor. Ayrıca yine NATO müttefikliği çerçevesinde de bu çatışma girişimine şiddetle karşı çıkacaktır.

Bu anlaşmanın Yunanistan’ı “yolmak”; en az 20 milyar Euroluk borcun altına sokmak ve Macron’a Nisan 2022’nin sonundaki cumhurbaşkanlığı seçimini kazandırma metni olduğunu Fransız askeri ve sivil bürokrasisi de çok iyi biliyor. Bu yüzdendir ki anlaşmanın akıldışılığına ses çıkarmıyorlar.

Burada olan, Yunanistan halkına oldu. Çünkü Yunanistan’ın sadece dış borcu 500 milyar Euro’nun üstünde. Yani Yunanistan’ın bütün gelir ve giderlerinden % 246 fazla. Bu rakam sadece Dış Borç. Yunanistan’ın İç borcunu hesaplamadık bile.

Yunanistan’ın nüfusunun toplamı 10.2 milyon. Yani yaklaşık olarak İstanbul’un yarısı kadar.

Yunanistan, yıllardır sanki Ekrem İmamoğlu tarafından yönetiliyor. Kelimenin tam anlamı ile iflas etmiş ve suni nefesle ayakta tutulmaya çalışılan bir ülke. Dünyada hiçbir ülke artık borç vermiyor. Tıpkı Ekrem İmamoğlu’nun 2 yılda borca boğduğu İstanbul gibi yönetilemez hale gelmiş durumda.

Geçtiğimiz yıl ve bu yaz yaşadığı sel felaketleri ile orman yangınlarından dolayı Yunanistan kelimenin tam anlamı ile çökmüş bir halde iken, Miçotakis hükümetinin Yunan halkının boğazındaki lokmayı Fransa’ya sunması akıl tutulmasından başka bir şey değil. Yunanlılar bu akıl tutulşumluğa sened susuyorlar. Yoksa onlar da mı bu girdaba girdi?

Yunan halkı ve parlamentosuna düşen, kendi hükümetlerini Fransa ile yaptıkları bu ortak savunma anlaşmasının . maddesini hayata geçirmesini istemektir. Yunan hükümeti bu maddenin gereğinin yapılmasını istediğinde Fransa’nın nasıl ortadan toz olacağını göreceklerdir. Macron’un amacı, bu anlaşma ile AB’den Atina’ya gelecek olan paraya konmaktı ve bunu da başardı.

Yunan halkına yazık oldu. Bir kez daha histerik Helenist faşist siyasetçilerin kurbanı oldular. Ve aylar önce söylediğim gibi Yunanistan, 21. yüzyılda olmayacak. Bu faşizan kafa Yunanlıların tarihten silinmesine sebep oldu. Özellikle genç olan okurların bu satırları bir yere not etmesini rica ediyorum. 2035’ten sonra Yunanistan’ın varlığı konuşulup konuşulmayacağını göreceklerdir.