Topunuz Gelin
Erdal Şimşek

Topunuz Gelin

04.02.2021 Perşembe 11:37

Mümkün olduğunca iç siyaset ve hiçbir politikacı ile ilgili tek satır dahi yazmam. Çünkü iç politika, bütün dünyada sahnelenen çok kötü bir kurgu tiyatrodur. Çadır tiyatrosundan da kötüdür.

Ancak iç siyasette bazen piyes oynayıcıları, dışarıdan aldıkları sufleleri ve rolleri oynamaya kalkışınca bu direkt “vatana ihanet” kapsamına girer. Dolayısıyla mesleki olarak da bizim gözlem alanımıza düşmüş olur.

Şimdi yaşanan iç ve dış olayların son bir aylık parçalarını bir araya getirelim:

1- Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinden bir ay önce TBMM’de grubu olan ve olmayan partiler arasında yoğun bir görüşme trafiği başladı.

2- Eş zamanlı olarak Ümit Boyner ve Caroline Koç ile ilgili minik pembe haberler yer aldı.

6-8 Ekim ve 50 civarında masum vatandaşın katledilmesi olaylarının baş aktörü, terörizmden hüküm giymiş ve onlarca terör dosyası olan Selahattin Demirtaş’ın eşi olan hanım da parlatılıp kamuoyuna melek olarak gösterildi.

Ne hikmetse bu hanımefendinin bütün mal varlığına rağmen, yıllarca derse girmeden sürekli raporlu görünerek devletten maaş aldığını hatırlamadı. Selahattin Demirtaş’ın FETÖ ile iltisağını kimse hatırlamadı.

Ve bir süre sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanı tarafından Rektör atandı. YÖK’ün kurulduğu 1981’den bu yana, yani tam 40 yıldır rektörleri Cumhurbaşkanı tayin ediyor.

Cumhurbaşkanları, rektör adaylarının aldığı oylara bakmaksızın kendi kriterlerine uyan şahısları rektörlük makamına oturtuyorlardı. Hatta eski nizamın en mutemet Cumhurbaşkanlarından Ahmet Nejdet Sezer, 1 (yazı ile Bir) oy alan şahısları rektör olarak tayin ediyordu ve bu gün meydanlarda tepinenlerin tamamı bu atamaları can-ı gönülden kabul ediyorlardı.

3- ABD’de küreselcilerin desteklediği Joe Biden yemin edip Başkanlık koltuğuna oturdu

4- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu makama halktan aldığı yetki ile bu makama oturduğu günden bu yana zamanı gelince her üniversiteye rektör tayin ediyor. Ve bu yetki ile bir kez daha Boğaziçi’ne rektör tayin etti.  Bu güne kadar itiraz etmeyenler, bugün neden sokağa dökülüyorlar.

5- ABD Dışişleri Bakanlığı, BM, AB, peş peşe Türkiye aleyhinde açıklama yaptılar.

6- Saadet Partisi’nin gerçek lideri ve yöneticisi Oğuzhan Asiltürk’ün rahatsızlığından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ziyaret edilmesinden sonra, partinin Resmi başkanı Temel Karamollaoğlu’nun aksi yöndeki açıklamalarda bulundu. Asiltürk’ün Saadet Partisi ve bütün yöneticiler üzerindeki etkisi ve gücünü göz önünde bulundurduğumuzda Temel Karamollaoğlu’nun bu açıklamaları yapmadan önce, bir sakatatçı lokantasında duble porsiyon Ciğer yediğini düşünmemek elde değil.

7- Parti kurduğu günden bu yana ortalıkta görünmeyen Fatih Erbakan, birden ortaya çıktı ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ile görüştü… Demokrat Parti’nin İYİ Parti gibi FETÖ’nün kontrolüne geçtiğine dair çok güçlü iddialar var. Ayrıca Gültekin Uysal’a milli olan herkesin çok ama çok dikkat etmesi gereken bir figür olduğunu bir kez daha hatırlatmamız gerekiyor.

8- Rusya’da aş zamanlı olarak beşinci sınıf bir politikacı olan ve Batı tarafından fonlandığı artık herkes tarafından bilinen Navalny’nin hakkında tutuklama kararı bulunan Almanya’dan Rusya’ya dönmesi ve ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışması olayını da bundan bağımsız düşünmeyelim.

9- Ümit Boyner ve Caroline Koç ayrı ayrı Boğaziçi eylemlerini desteklediklerini açıkladılar. Üstelik, eyleme katılanların yüzde 90’ının terörist ve terör örgütleri ile iltisaklı oldukları ortaya çıkmasına rağmen. Sermayenin ürkek olduğu gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye sermaye sınıfının iki önemli isminin terörizmi sahiplenecek açıklama yapması ayrıca dikkat edilmesi gerekir

9- Bugün yarın Pakistan’da da çok önemli bir olay olduğunda, Türkiye’de ortalığı daha da karıştıracak bir eylem olacak ve bundan sonra Küreselciler, CHP’lileri tekmili birden sahaya sürüp ülkeyi kaosa götürmeye çalışacaklardır.

10- “Her ne olursa olsun, Parlamenter sisteme geri döneceğiz” diye erken seçim taleplerini oluşturacakları kaostan sonra daha şiddetli bir şekilde dile getirecekler. Hatta, bu cephenin cumhurbaşkanı adayına kamuoyu önünde “parlamenter sisteme geri dönüş taahütnamesi” imzalatacaklar. Çünkü uluslararası müesses nizam, Türkiye’yi Başkanlık Sistemi’nde iken tamamen ele geçiremeyeceğini gördü ve yaşadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi eylemleri sürecinde özellikle hükümet, emniyet ve adliyedeki FETÖ’cüler tarafından kuşatma altına alınmış ve bu terörist eylemlere anında müdahale edememişti. Ancak bu gün başkanlık sistemi var ve FETÖ’nün bu alanlardaki hakimiyeti neredeyse tamamen kırılmış durumda.

11- Bu satırları kaleme aldığımızda İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı çok kısa bir basın toplantısı düzenledi ve orda şu cümleyi sarf etti: “Hiç kimse Devletin gücünü sınamasını tavsiye etmem, bu sözüm herkesedir”

Tek cümle ile Türkiye’nin bu kuşatma teşebbüsüne sıfır tolerans göstereceğini herkese ve dünyaya ilan etti.

Yani Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “Topunuz gelin” sözünü herkesin anlayacağı yalın bir dille telaffuz etti.