Libya’da Rusya’nın Tuzağına Düşülmesin
Erdal Şimşek

Libya’da Rusya’nın Tuzağına Düşülmesin

08.07.2020 Çarşamba 17:12

Rusya, en üst düzeyde Libya’da ateşkes istedi. Olabilir. Bu onların tabii hakkıdır. Lakin, Rusların bütün istekleri, bir sonraki adımı atmak içindir. Olanı düzeltmek için değildir. Şöyle izah edeyim:

Rusya okumalarım, Altınorda Türk devletinin Türk-İslam dünyasına ihaneti ve Slavların önünü açmasıyla başlar. Ve Slavların Prenslikten devlete, devletten İmparatorluğa evrilme süreçlerini okumaya anlamaya çalıştım.

Bazı tarihçiler, Slavların açlıktan ve sıkışmışlıktan dolayı mecburen kuzeyden aşağı inmek zorunda olduklarını, inmemeleri halinde açlıktan kırılacaklarını ve açlıktan veya savaşarak ölümü tercih etme zorunda kaldıkları için karşılarında hiçbir gücün duramayacağını öne sürerler.

Oysa tarih okumalarımız bu iddiayı yalanlıyor. Dönemin Altınorda hanlarının hatası bugünkü Rus belasının oluşmasına sebep oldu. Moskova Knezliği konusunda otorite olan Nikolay Mikhailovich Karamzin (12 Aralık 1766 - 3 Haziran 1826) 12 ciltlik Rus Devlet Tarihi isimli kitabında aynen şunları söyler:

“Moskova, ihtişamını Hanlara borçludur.”

Rus Knezliklerinin Moskova’ya tabi olması, bu Knezliği Slavların patronu yaptı. Çünkü konum olarak oldukça güvenli bir yerdeydi. Etrafında bir sürü Knezlikler vardı ve bu da onu Avrupa’dan, özellikle Alman ve İsveç saldırılarından korumuştur. Güney ve Doğu tarafı da Altınorda devleti olduğu için Moskova Knezliği yayılma imkanını sağlamıştır. Çünkü Altınorda, Rusları Turan ve Türk-İslam saldırılarından kordu. Hatta ortodoksluğun Slav ırkı arasında yayılmasının önünü Altınorda devleti açtı ve böylece Sibirya’dan Çin sınırına kadar yekpare bir mezhebi yapı oluşmasına sebep olundu.

Karamzin, Moskova Knezliğinin başarılı olmasının bir diğer nedenini de şu cümle ile özetler:

“Knezlerin diplomatik başarıları ve kurnazlıkları da Moskova’nın hızla büyümesinde etkin rol oynamıştır.”

İşte bu cümle, Rus İmparatorluğu, Sovyet rejimi ve Putin ile birlikte II. Çarlık Dönemi’ni en iyi özetleyen cümle budur.
Ruslar, Osmanlı döneminde de Türklerle girdikleri her savaşta sıkıştıklarında ateşkes veya barış istemiş ve toparlandıktan sonra yeniden saldırıya geçmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin yıkılma sürecinde önemli figür olmaya çalışan Sadrazam Nedimof Paşa vardır.

Sultan Abdülaziz tarafından Sadrazam (Başbakan) tayin edilen Mahmut Nedim Paşa, Osmanlı devlet bürokrasisi içerisinde yer alan Avrupa ile ilişkileri ve Osmanlı’nın Batı’ya yayılmasını savunan bütün üst düzey bürokratları görevlerinden alıp yerine Rusya’ya hayran bürokratlar tayin etti. Bir çok kaynak ve hatırattan okuduğum kadarıyla Mahmut Nedim Paşa Sultan Abdülaziz Han’dan çok Rus Büyükelçi Nikolay Pavloviç İgnatyev'e bağlı olduğu çok net bir şekilde görülür. Ve Sultan, onun bu ihanetini görünce görevden alır.

Bir züre sonra Sultan Abdülhamid Han tahta geçer. Ve Abdülhamid Han, bütün itirazlara rağmen onu sürgünden affedip İstanbul’a getirir ve İçişleri Bakanı yapar. Sultanın buna ihtiyacı vardır. Çünkü iç isyanlarla ilgili Nedimof Paşa’nın ileri sürdüğü firiklerin tamamının tersi yönünde hareket eder ve başarılı olur.

Rusların Osmanlı ile ilgili çabalarını Sadrazam Nedim(of) paşayı kullanarak akıllıca bertaraf eder. En barışçıl Sultan olmasına rağmen, Sultan II. Abdülhamid Han, Ruslarla ilgili barış konusunda tam tersi politikaları tercih eder ve bunlarda başarılı olur.

İyi bir tarih okuyucusu olan Sultan II. Abdülhamid Han, çok iyi bilir ki Ruslar “barış”ı nefes almak ve toparlanmak için isterler.

Cumhuriyet kurulduğunda Ankara hükümeti de yeni Rus Rejimi ile bir çok anlaşma imzaladı. Örneğin Türkiye’Nin toprak bütünlüğüne bağlı kalınacağına Komünist rejim bir çok anlaşmayı imzaladı. Ama Ruslar toparlanır toparlanmaz hemen Türkiye’den toprak talebinde bulundular. Rus tehdidi ve tehlikesinden dolayı Türkiye NATO kulübüne girmek zorunda kaldı. Rus tehdidi ve tehlikesi olmasaydı, Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalamak zorunda kalmayacaktı. Bildiğiniz gibi bu sözleşmeden dolayı Türkiye, boğazların hakimi değil. Boğazlar bizde değil. Kemalistlerin yalanlarına inanmayın Açın Montrö’yü okuyun.

Ruslarla Son karşılaşmamız Suriye’dir. Terörist Esat, ülkesinde kitlesel katliamlar yaptığı sırada Ruslar da ona tam destek vermiş ve milyonun üzerinde masumu katletmişlerdi. Türkiye’nin desteklediği Suriye halkı bu savaşta katil Esat ve Rusya'yı köşeye sıkıştırdığında Ruslar derhal barış talebinde bulundular. Ve Türkiye maalesef tarihten ders almadığı için Rusların bu talebini olumlu karşıladılar. Eğer Türkye, Rusların bu barış talebini kabul etmeselerdi, Bugün Suriye’de belki hiç Rus askeri olmayacaktı. O süreçte direnişçiler, Rus üslerini dahi kuşatma altına almışlardı.

Ve Astana, Soçi mutabakatları… Hepsine bakın, bütün bu oyalamalar, Rusların nefes alıp toparlanmaları içindir. Ruslar, o görüşmeler sürecinde toparlanıp sorunsuz bir şekilde Suriye’ye yığınak yaptıktan sonra her iki süreci de sekteye uğratıp yeniden katliamlarına giriştiler.

Rusların Suriye’de attıkları en son ve en büyük kazık İdlib mutabakatıdır. Ve Türkiye’nin gözünün içine baka baka, yalanlar söyleye söyleye bu bölgeyi kuşattılar. Türkiye’yi şu anda Suriye’de zor duruma soktular.

Yıllardır Rusların savaş ve muharebelerini takip eden biri olarak söylüyorum, Rus ordusu cephe çatışmasında dünyanın en zayıf ordularının başında gelir. Çin ordusundan daha aptal bir ordudur. Çatışma biraz şiddetlenince Rus ordusunda emir komuta zinciri hemen dağılır. Rusların tek gücü hava ve füze üstünlüğüdür. Ne var ki bugünkü teknolojik donanım Rusların o gücünü de büyük oranda kırmıştır.

Rusların bu gücünün olması bir anlam ifade etmiyor. Çünkü dediğim gibi Rus ordusu, emir komuta zinciri en zayıf olan ordudur.

Türkiye, her ne olursa olsun, Libya’da ateşkes konusunu hiçbir şekilde Rusya ile görüşmemeli ve Rusların bu talebini kabul etmemeli. Zaman kaybetmeden, askeri danışmanlık verdiği meşru Libya ordusu derhal Jufra ve Sirte operasyonlarını başlatmalı. Ve buraları işgalden kurtarmalıdır. Ruslar, Libya’da barış istediklerine göre, buraya çok büyük yığınak yapacaklar ve bu süreçte aşiretleri ayartmaya çalışıp Libya’yı içinden çıkılmaz hale getireceklerdir.
Ruslar, yüzlerce yıldır bu taktiği uyguluyorlar. Kaybedecekleri savaşları barış görüşmesi, ateşkes adı altında kilitlerler. Ve istedikleri süreyi elde ettikten sonra yeniden saldırıya geçer ve hedefledikleri toprakları işgal ederler.

Aynı oyunu soğuk savaş döneminde NATO ve özellikle ABD ile de oynadılar defalarca ve Amerikayı kandırdılar. 
Son olarak 1979 Afganistan’ı işgal ettikten sonra bunu denediler ama ABD buna inanmadı. Afganistan’ı Ruslara mezar ettirdiler. Ruslar arkalarına bakmadan kaçtılar.

Ve Türk yetkililerine buradan bir kez daha sesleniyorum. Kesinlikle ateşkes veya barış görüşmesi diye bir tuzak sürece girmeyin, Vagnerler, Migler ve Su savaş uçaklarını yerle bir edin. Bu çok kolay olacak emin olun. Çünkü Rusların birden çok savaşını bizzat cephede gözlemlemiş biri olarak söylüyorum. Rus ordusu zoru gördüğü anda dağılıyor, emir komuta zinciri darmaduman oluyor.