ABD, Hiç Türkiye Dostu Olmadı, Hep Düşmandı
Erdal Şimşek
ABD, Hiç Türkiye Dostu Olmadı, Hep Düşmandı
26.04.2021 Pazartesi 09:35

ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye ve Türk tarihine atılan iftira kampanyasına katılıp 1915’teki tehcir olayını “Ermene Soykırımı” olarak anması Türkiye’de belirli kesimleri şaşırttığı gibi bazılarının da maskelerinin bir kez daha düşmesine sebep oldu.

ABD karşıtı sağcı ve hükümet yanlısı muhafazakâr kesimde de“Türk-ABD müttefikliği” teraneleri okunup duruldu hem medya köşelerinde hem de sosyal medya hesaplarında.

Türkiye’de, sol, sosyal demokrat, Atatürkçü, ulusalcı İslamcı, sağcı, muhafazakâr ve dindar kesimlerin tamamında bir “Türk-Amerikan müttefikliği” lafıdır tutturmuş gidiyor. Hem de taaa 1947’den bu yana.

Peki gerçekte bir “Türk-Amerikan müttefikliği” var mı ortada ona bakmak lazım.

Amerika Birleşik Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma sürecinden bu yana Türkiye’ye karşı düşmanca tavır sergileyen ülkelerin başında gelen bir devlettir.

ABD, kuruluş şekli ve sürecine baktığımızda, sömürgelikten kurtulup sömürgece devlet olmayı hedef kılan bir ülkedir.

I. Dünya Savaşı’ndan bu yana pençelerini Avrupa ve bölgemize yerleştirerek sömürgeci politikalarını günden güne bir adım daha ileri götüren bir devlet halini almıştır. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana dakendini dünyanın tek sahibi olarak gören hastalıklı psikolojiyi devlet politikası haline getirmiştir.

ABD’nin bu hastalıklı politikasının hayat bulması ve günden güne kök salmasının en büyük sebebi, günün gelişmiş ve zengin ekonomisine sahip Batı Avrupa ülkeleridir. Batı Avrupa, tarihten bu yana (Habsburglar dönemi hariç) sürekli birbiri ile didişen, birbirinin ayağına çelme takan, iç çatışmacı ve kavgacı bir halde olduğu için ABD, bu devletleri tek tek yutmayı başardı ve kontrolü altına aldı.

O dönemki Avrupa’nın ekonomik olarak güçsüz ama bağımsızlık kültürü ve tarihsel birikimi ile en güçlü ülkesi olan Türkiye’yi de NATO aracılığıyla (ve kısmen de Stalin’in Türkiye’den toprak talep eden ahmak politikasın yüzünden) kontrol altına alma ve sömürme sürecine soktu maalesef.

Türk-Amerikan ilişkileri öyle bir hal aldı ki, ulusal istihbarat servisimizin personellerinin de maaşları ABD tarafından ödendi. Türk milli istihbaratı, onlarca yıl ABD’nin çıkarlarına hizmet eden, ve Amerika’nın menfaatlerini koruyan bir teşkilat haline geldi. Uzun yıllar servisin yönetim kadrosunun önemli bir kısmı “Amerika’nın mutemet adamı”ydı.

Ve bu Amerikancı kadrolar ülkemizde ne kadar milli ve yerli düşünen kesimler varsa önce hepsini şeytanlaştırıp sonradan öldürerek ortadan kaldırdı.

Sebahattin Ali’nin Amerikancı subay ve ajanlar tarafından sınırda kafasına sopa ile vura vura öldürülmesi olayı, ABD/NATO/GLADIO’nun ülkemizde işlediği ilk siyasi cinayettir.

Amerikan emperyalizmine karşı ömrünün son nefesine kadar mücadele eden Şefik Hüsnü’nün, Hikmet Kıvılcımlı gibi bütün milli ve yerli solcular, sosyalistler ve komünistlere dünyayı zindan etti.

Kendisine başkaldıran herkesi harcadı/harcattı Amerika.

İslami ve muhafazakâr kesime de aynı zulmü yaptı. Merhum Mehmet Zahid Kotku, Süleyman Hilmi Tunahan başta olmak üzere ismi bilinmeyen yüzlerce mahalli tarikat şeyhi, kanaat önderleri, aşiret reisleri, ABD tarafından her türlü zulüm ve baskıya uğratıldı bu ülkede.

Gün geldi, NATO faaliyetleri çerçevesinde devşirdiği askerlere darbe yaptırıp sağcıların, İslamcıların kafasını ezdi. Gün geldi aynı subaylara solcuları idam ettirdi, işkencede öldürttü.

Hasılı kelam, Komünistinden, Müslümanına kadar bu ülkede emperyalizme baş kaldıran, boyun eğmeyen ve teslim olmayan her kim varsa hepsini ferden ferda hapis, işkence ve öldürme marifetleri ile susturmaya çalıştı ABD.

Peki sadece anti emperyalist ve tam bağımsızlıkçı sivil yurttaşlarımızı mı katletti ABD?
Elbette hayır. Devlet kademelerinde ne kadar milli kadrolar varsa onları ya tasfiye etti ya da etkisiz konumlarda tutmayı başardı. Bunu başaramadığı zamanlarda Türk devleti bağımsız kararlar alıp uygulamaya koyunca da direk devlete müdahale etti. Başbakan astı, Başbakan indirdi.

Örneğin, Türkiye’de "ABD’nin en mutemet adamı" olarak bilinenSüleyman Demirel’i bile askeri muhtıra marifetiyle indirdi. Neden mi? Demirel, Sovyet Rusya ile sanayi işbirliğine girmesi ve ülkemizde demir çelik fabrikasını kurulmasını sağlamasıdır. ABD böyle bir canidir vampirdir, karaduldur. Kendi çıkarlarına aykırı hareket eden öz evladı da olsa onu harcamaktan çekinmez. Kendi Başkan’ını bile öldürür. J. F. Kennedy’yi Lee Harvey Oswald’ın öldürdüğünü mü sanıyorsunuz? Oswald sadece bir figürandı.

ABD, Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni de dost olarak görmedi. Türkiye’ye “sağmal düşman inek” gözü ile baktı bu şekilde davrandı hep.

Türk devletinin zaman zaman bağımsızlıkçı kadroların aldığı kararları geri aldırtmak için açık açık düşmanlık sergilemiş ve Türkiye’ye karşı düşmanca politikalar uygulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bu ülkeye en uzun süreli ve kesintisiz ambargo uygulayan tek ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne askeri, ekonomik ve siyasi savaşı açık açık yürütmektedir. 1974’ten bu yana tam yarım yüzyıldır (47 yıl) Türkiye ABD ambargosu altındadır. Ermeni teröristlerin katlettiği onlarca Türk diplomatları ile ilgili hiçbir diplomatik ve siyasi nezaket davranışı dahi sergilememiştir.  Üstelik Ermeni teröristler, ABD’nin güvenliği teminatında bulunan Türk diplomatları katletmesine rağmen ABD, bu terör örgütüne yönelik suya tirit bir işlem dahi yapmamıştır.

Ve ABD’nin Kıbrıs Barış Harekatı’na karşı Türkiye’ye ambargo uygulamasını sağlayan senatör kimdir biliyor musunuz? O gün ABD Kongresinde bulunan en genç senatör unvanına sahip Joe Biden’dir. Yani 47 yıldır Türkiye’ye yönelik silah, ekonomik ve siyasi ambargonun temelini atan ve bunu sürdürten adam, bugün ABD başkanlık koltuğunda oturan kişidir.

Daha dün, yani 1990’lı yıllarda Türkiye, polislerin kullanacağı beylik tabancasını ABD’den ithal etmek istedi. Bu tabancaların satışına bile ambargo uyguladı Amerika. Yani Amerika Birleşik Devletleri, Türk polisinin kendi canını korumasına dahi izin vermeyen bir devlettir.

Ayrıca, kurulduğu günden bu yana PKK terör örgütü ile ittifak halindedir. Ve bu ittifakı 2011 yılından bu yana aleni bir şekilde sürdürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gözümüze soka soka terörizmle ortaklık yapmaktadır. Bu terör örgütü Türkiye’yi yıkmayı hedefleyen bir örgüttür. Ve maalesef tam 10 yıldır bu aleni terörizm ortaklığına Türkiye net bir tavır koyamamıştır.

Terörizmle ortaklık yapmak uluslararası hukuka ve BM sözleşmelerine göre suçtur. Peki terörizmle ortak olan bir ülke ile müttefik olmak suç mudur değil midir?

15 Temmuz darbesini FETÖ’ye ABD yaptırmadı mı? FETÖ, ABD’nin “Yeşil Kuşak Projesi” çerçevesinde ülkemize yerleştirdi bir işgalci güç, bir terör örgütü değil midir?
1960’lardaki Şevket Eygi ne ise FETÖ de odur.

Vietnam Savaşı’ndan bu yana ABD’nin Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerini 15 Temmuz 2016’da yenmeyi ve bu işgalcileri ülkemizden kovmayı başarmış tek ülkeyiz biz. Yani ABD'nin askeri olan FETÖ kuvvetlerini yendik.

Bu durumda Amerika Birleşik Devletleri, bütün ordularını yenen bir devleti rahat bırakır mı sizce?

Peki ne yapmalıyız?

Öncelikle ABD’nin düşman ülke, sömürgeci emperyalist bir ülke olduğu bilincini resmi olarak diplomatik bir dille ilan etmeliyiz

İkincisi, Amerikancı aşiret, örgüt, cemaat varsa hepsini derdest etmeliyiz.

ABD’ye ait üsleri tamamen kapatmalıyız. Türkiye’de bulunan NATO’ya ait üslerdeki Amerikan askerlerine nefes dahi aldırmamalıyız.

Suriye’de Amerika’nın kara gücü olan PKK/YPG terör örgütüne derhal ölümcül darbe vurmalıyız.

Suriye’de Esad rejimi ile masaya oturmalı ve PKK/YPG’ye karşı behemahal ortak operasyon yapmalı ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü Esad birlikte sağlamalıyız.

Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarına ağır vize şartları getirmeliyiz.

Mutabakat esasına göre, Türkiye’nin ABD’de bulunan diplomat ve misyon görevlileri sayısı kadar ABD’nin Türkiye’deki görevli sayısını belirlemeliyiz. Geriye kalanların tümünü 24 saat içerisinde ülkeden sınır dışı etmeliyiz.

CIA ve Amerikan mali, uyuşturucu gibi suçları takip eden kuruluşlarının Türkiye istasyonlarını derhal kapatmalı ve Türkiye’de bulunan yüzlerce ajanı resmi olarak sınırdışı etmeliyiz.

Amerika’nın halihazırda Türkiye’de kurulu olan silahlı siyasi partisi HDP, bir yönetmelikle faaliyetlerine son verilip bütün yöneticileri tutuklanmalı.
ABD ile organik bağı olan bütün siyasi partiler devlet tarafından faş edilmelidir.

Bunlar yapıldıktan sonra Haziran’daki NATO toplantısında Biden ile görüşme masasına oturulmalıdır. Yoksa bunlar yapılmadan Biden ile masaya oturmak, ABD’nin kucağın oturmakla eş anlamlıdır. Nokta