Unuttuk
Ebuzer Aktaş

Unuttuk

18.05.2022 Çarşamba 11:55

Bizler yani insanoğlu unutuyoruz her şeyi. Bahanelere sığınıp unutmamızı haklı çıkarmanın kavgasını veriyoruz kendi içimizde. Öyle ki “Bu aralar kafam pek yoğun, zira işler, yetişmesi gereken dosyalar derken” bu gibi afili cümleler unutmamızı süslü gösterip bizleri güya haklı çıkartıyor. Esasen fazla debelenmeğe, suçu cümlelere yükleyip uzaktan izlemeye gerek yok.  Unuttuk verdiğimiz sözleri ve unuttuk nereden gelip nereye gideceğimizi.

Unuttuk derken günü birlik yaşanan olaylar değildir aslında bahsedilen. Kendi benliğimizi, özümüzü, kültürümüzü ve verdiğimiz sözü unuttuk. Dünyanın bir han, bizlerin garip bir yolcu olduğunu, dünya telaşesine kapılıp unuttuk. Dünya malına dalıp ailemizi, kardeşlerimizi unuttuk. Aslında sıralamaya başlarsak unuttuğumuz ne kadar çok şey var deyip konuyu değiştiresi geliyor insanın. İşimiz zaten kaçmak değil mi bizim? Kendi nefsimize zor gelen her olaydan, her insandan ve hatta hayattan…

Bir sözün binlerce senetten daha kıymetli olduğunu, dostluk ve arkadaşlığın puldan daha değerli olduğunu unuttuk. Bizi biz yapan kaidelerden olan kültürümüzü, aile terbiyesini, büyüklere saygıyı unuttuk. Diziler rehberimiz, evlilik programları eğlencemiz, yemek programlarında ki rezalet ise seviyemiz oldu. Bir tabaktan pilav yiyen samimi ailelerden aynı masada yemek yiyemeyen muhasır medeniyetler seviyesine geldik. Anne ve babasından gelen telefonu sessize alıp, arkadaşlarından gelen telefonları saniyesinde açmaya çalışan hatta açamazsa saatlerce özür dileyen evlatlara dönüştük.

 Öyle ya;

“Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür.”

Dedim ya afili cümleler meşhurdur biz de! İnsan da nisyan kökünden geliyor hatta o da “Unutmak” manasındadır ki ona da Eyvallah.

Bu kadar unutmaya dayalı bir hayatın içerisinde neden parayı, makamı, şatafatı, kibir etmeyi, insanlara yüksekten bakmayı yani kısacası dünyanın düzenine ayak uydurmayı unutmuyoruz.

Peki neden?