Mevlüt Çavuşoğlu'ndan Fransa Açıklaması

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles ile ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu yaptığı açıklamalarda Fransa'nın Türkiye'den özür dilemesi gerektiğini söyledi.

Mevlüt Çavuşoğlu'ndan Fransa Açıklaması

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantının ana gündem maddelerinden biri Libya konusu olurken, mülteci sorunu da ele alındı.

Bakan Çavuşoğlu'nun yaptığı açıklamalardan satır başları şu şekilde:

"Şu anda aramızda arzu etmediğimiz bazı sorunlar var. Bu sorunların üstesinden birlikte gelmemiz lazım. Bizim beklentilerimiz siyasi saikle değil Avrupa'nın objektif kriterler çerçevesinde Türkiye'ye yaklaşmasını istiyoruz. 

"TIKANMANIN SEBEBİ BİZ DEĞİLİZ"

Bugün Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda tıkanma görüyoruz. Bunun sebebi de biz değiliz. Biz hep başından beri diyoruz ki Türkiye ve KKTC olarak iş birliğine varız. Yeter ki burada hakkaniyet ölçüsünde paylaşmayı bilelim. Türkiye Doğu Akdeniz'de garantör ülkedir.

"SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEMEK MÜLTECİ SORUNUNU ÇÖZMEZ"

Her şeyi Türkiye'den beklemek AB'ye gelince yükümlülükleri yerine getirmemek mülteci sorununu çözmez daha da derinleştirir. Vize serbestisi de AB'nin sözüdür. AB'nin Bu sözü de yerine getirmesi lazım. Türkiye epeydir zirvelere davet edilmiyor.

AB, Türkiye'ye yönelik ilave kararlar alırsa karşılık verme durumunda kalacağız. AB'den beklentimiz sorunların çzöümü konusunda sorunun tarafı olmak yerine çözümün tarafı olmasıdır.

"BAZI AB ÜYESİ ÜLKELER HAFTER'İ TUTUYOR"

Bugün Libya konusunda bazı AB üyesi ülkeler Hafter'i tutuyor. Örnek verelim Fransa. En son Doğu Akdeniz'de taciz iddiasında bulundular ama biz durumun böyle olmadığını kanıtladı. NATO'da kanıt yok diyor. Fransa'nın Türkiye'den özür dilemesi gerekiyor. NATO'dan da özür dilemesi gerekiyor.

Eğer AB gerçekten objektif kriterler çerçevesinde bir karar alsaydı buna saygı duyardık. AB, Korona bakımında durumu çok vahim olan ülkeleri listeye aldı ama Türkiye'yi almadı. Avrupa Birliği adil davranmadı.

Bakan Çavuşoğlu'nun ardından Joseph Borrell de açıklamalarda bulundu. Borrell'in yaptığı açıklamalardan satır başları şu şekilde:

"Sıcak karşılama için teşekkür ederiz. Son dört ay içerisinde Türkiye'ye ikinci defa geliyorum. Korona sebebiyle daha sık gelemedim. Umuyorum ki gelecekte bu pandemi bu kısıtlara sebep olmadığında bu konuşmaları daha çok yapacağız. Çözecek çok sorunumuz var.

Bu karşılamanız için ve birçok hayati öneme sahip konuyu ele almamıza fırsat verdiğiniz için teşekkür ederiz. Doğu Akdeniz'deki durum, Libya ve Suriye ve genel anlamda AB-Türkiye ilişkilerinin durumu. En iyi döneminden geçiyor bu ilişkiler diyemeyiz. Birlikte çalışmamız gerek.

Bugün burada Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin görüşlerini almak için bulunuyorum. Gelecek hafta önemli bir toplantımız olacak. İki önemli toplantıdan önce bir araya gelmemiz önemli diye düşündüm. Hem her iki tarafın da pozisyonunu daha iyi öğrenebilmek ve yapılabilecekleri görebilmek için.
Türkiye AB için yakın bir komşu değil, bazı üye ülkelere; Yunanistan'a Portekiz'den daha yakın bir komşu. Kilit bir ortak Türkiye ve aday bir ülke. Sık sık çok kapsamlı bir şekilde Türkiye'yi tartışıyoruz. Bu da bu ilişkiye ne kadar önem verdiğimizin bir göstergesi.Sayın Bakan ile çok açık yapıcı bir şekilde konuşabildik. Şu an mevcut durum ideal olmaktan çok uzak. Ciddi meseleler var ki bunları hemen ele almamız gerekiyor.

Çünkü bu durumdan çıkmanın karşılıklı faydası olduğuna inanıyoruz. Avrupa için Doğu Akdeniz kilit bir bölge.Ve ileriye yönelik hareket edebilmek için, güven oluşturabilmek için, iyi komşuluk ilişkileri ve güvenlik açısından da gerçekten çok önemli.

Tek taraflı yaklaşımla yapılamaz, işbirliği ve diyalog gerekir. Daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var. Milli Savunma Bakanı ile de görüşeceğiz. Türkiye ve Libya'daki ihtilaf konusunu da ele aldık. Berlin Konferansına katılan tüm katılımcıların pozisyonunu ele aldık.Şunu söylemek isterim. Türkiye'nin seyahat kısıtlamaları konusundaki endişelerini anlıyorum. Türkiye'nin bu listede olmadığını söylediniz ama özellikle gerekli olmayan seyahatlere yönelik bir takım kısıtlarımız var. Komisyonun bu konularla ilgili bilgileri bu kararları objektif kriterlere dayanarak alıyor. Tabi ki bu mekanik bir süreç değil. Niteliksel değerlendirmenin de yapılması gerekiyor. Hiçbir şey nihai değil. Her iki haftada bir bakılıyor, değişen sağlık durumu ele alınıyor. Tamamen bir seyahat yasağı yok."

"HER İKİ TARAFI MEMNUN EDECEK BİR ÇÖZÜM BULUNMASI GEREKİYOR"

AB'yi sondaj konusunda uyarıklarını söyleyen Bakan Çavuşoğlu, "Çözüm için bir komisyon kurulabilir. Rum tarafı Kıbrıs Türklerini yok sayıyor. Rum kesimi hariç tüm ülkelerle iletişime açığız. İş birliğine varız. Dayatmaya karşıyız. AB, dürüst bir arabulucu olsun. Biz AB ile çalışmaya varız." ifadelerine yer verdi. Bunun üzerine Borrell ise " Sayın bakanın bahsettiği bu gerilimin azaltılması isteğiyle geldim buraya. Bu tür gerginliklerin ortadan kaldırılması için. Komşu ülkeler arasında bir takım uzlaşmazlıklar var. Her iki tarafı memnun edecek bir çözüm bulunması gerekiyor." diyerek cevap verdi.

"AB İNSANİ DEĞERLERLE ÇELİŞMEMELİ"

Daha sonra ikili mülteci konusuna da değindi. 2016 mutabakatına göndermede bulunan Borrell, "2016 mutabakatı Türkiye'nin mültecilere yardım edebilmesi için bir finansal destek alması değil sadece. Bu 4 sene içinde bir takım siyasi görüş ayrılığı oldu. Tekrar oturup bu mutabakatın güncellenmesi konusunu konuşmak gerekiyor. Türkiye bölgede güçlü bir aktör ve AB'nin bu gerçekten karmaşık ilişkinin parçası olarak güncelleme yapması gerekir. Türkiye ile ilişkimiz AB'nin en önemli meselesi hale geldi." açıklamasına yer verdi. Borrell'in bu açıklamalarından sonra konuşan Çavuşoğlu, AB'nin insani değerlerle çelişmemesi gerektiğini vurguladı ve "Göç konusunda kendi dinamikleri var. Bu mutabakata baktığınızda Doğu Akdeniz ya da başka bir şey yok. İki tarafın yerine getirmesi gereken zorunluluklar var. Türkiye bu zorunluluklarını yerine getirdi ama Avrupa Birliği bu zorunlulukları yerine getirmedi. Böyle devam ederse gitmek isteyenleri durdurmama kararına devam edebiliriz." dedi.

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR