Antalya'nın Kültürel Mirası: Patara!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, 2020 yılını 'Patara Yılı' olarak ilan ettiklerini duyurdu. Peki, 2020 yılının turizm teması olarak seçilen Patara nerede? Patara hangi şehirde? İşte Patara hakkında merak ettikleriniz…

Antalya'nın Kültürel Mirası: Patara!

Antalya'nın Kültürel Mirası: Patara!

Patara, Muğla'nın Seydikemer ilçesi ile Antalya'nın en batısındaki Kaş ilçesinin Gelemiş Köyü sınırlarında yer almaktadır. İşte Patara hakkında merak ettiğiniz her şey...

PATARA HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Likya Birliği'nin oy hakkına sahip 16 şehrinden biri olan Patara, Büyük İskender'in kuşattığı kentler arasında yer alır. Mitolojik öykülerde Patara'yı su perisi Lykia ile birlikte Apollon'un oğlu Paturus'un kurduğu belirtiliyor. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas'ın da Pataralı olduğu söyleniyor. Romalılar döneminde önemli bir ticaret merkezi olan Patara, Bizanslılar döneminde de bu önemini korumuştur. Patara Antik Kenti'nin sahilinde yer alan Patara Plajı, tarihi ve kültürel mirasıyla ziyaretçilerine harika bir keyif sunuyor.

PATARA NEREDE? PATARA PLAJI'NIN ÖZELLİKLERİ

Tüm dünyanın en güzel plajlarından biri olduğu söylenen Patara Plajı, Muğla'nın Seydikemer ilçesi ile Antalya'nın en batısındaki Kaş ilçesinin Gelemiş Köyü sınırlarında yer alıyor. Yaklaşık 18 kilometre uzunluğa sahip olan Patara Plajı, adını Patara Antik Kenti'nden almaktadır.

PATARA PLAJI'NA NASIL GİDİLİR?

Patara Plajı, Kalkan'a 15 kilometre mesafede bulunmaktadır. D400 karayolunu kullanarak Patara Plajı'na ulaşım sağlayabilirsiniz. Kaş'tan 45 kilometre, Fethiye'den 81 kilometre, Antalya'dan 376 kilometre uzaklıkta bulunan Patara Plajı'na şahsi aracınızla da çok kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda Fethiye-Kaş arasında sefer yapan otobüsler ile Ovaköy mevkiinde inerek yaklaşık 3.5 kilometrelik bir yürüyüş veya taksi ile de Patara'ya ulaşabilirsiniz.

PATARA PLAJI 2020 GİRİŞ ÜCRETİ

Patara Plajı, Patara Antik Kenti'nin içinde yer alır. Bu yüzden plaja girişte müzeye giriş yapar gibi giriş yapılıyor. Müze kartınız varsa ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Bunun dışında günübirlik giriş ücreti ise 24 Türk lirasıdır.

PATARA ANTİK KENT TARİHİ

İÖ. 13'üncü yüzyıla ait olan Hitit metinlerinde şehrin adı Patar olarak geçmektedir. Xanthos Vadisi'nde denize açılabilecek tek yer olması sebebiyle tarih boyunca önemli bir kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiş olan Patara'nın yazıt ve sikkelerde Likya dilindeki adı Patara olarak geçmektedir.

Patara İ.Ö. 3'üncü yüzyılda Ptolemaios egemenliğine girmesiyle Likya'nın ileri gelen kenti durumuna gelir. İ.Ö. 2'nci yüzyılın başında Likya'nın Seleukos Krallığı tarafından yönetilmeye başlanmasıyla Patara, Likya'nın başkenti gibi kabul edilir. Bu durum Patara'nın Roma'ya karşı özerkliğini ve Rhodos'a karşı da bağımsızlığını kazandığı İ.Ö.167/168 yılında resmiyet kazanır ve Patara Likya Birliği'nin başkenti olur. Başkentte Helenistik Dönem'de inşa edilen Meclis Binası ve Tiyatro gibi anıtsal yapılar bu tarihsel süreçle paralellik gösterirler.

Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma Valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma'nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.S. 43 yılında Likya, Roma eyaleti olurken, İS. 74'de Likya ile Pamphylia birleştirilerek tek eyalet haline getirilir ve Patara'nın başkentliği devam eder.

Apollon'un önemli bir kehanet merkezi olarak ün yapmış olan Patara ayrıca Anadolu'dan Roma'ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı bir liman olarak kullanılmıştır. Bizans Dönemi'nde de önemini yitirmeyen kent Hristiyanlar için önemli bir merkez olmuştur. "Noel Baba" diye anılan Saint Nicholaos, Pataralı'dır. Ayrıca St. Paul Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiştir. İmparator Konstantin'in başkanlık ettiği İ.S. 325'teki İznik Konsülü'nde Lykia'nın tek imza yetkilisi Piskopos Eudemos'un Patara Piskoposu oluşu kentin bu devirde de önemli olduğunun kanıtıdır. Ortaçağ boyunca önemini yitirmeyen Patara, Türklerin gelmesiyle de önemli bir merkez olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Şehre giriş görkemli ve çok iyi korunmuş olan Roma Zafer Takı'ndan yapılmaktadır. İ.S. 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği, kitabelerinden anlaşılmaktadır. Tak'ın batısındaki tepenin yamaçlarında, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlıklar bulunuyor. Kentin en güney kısmında Kurşunlu Tepe'ye yaslanmış olan tiyatronun depremden sonra İ.S. 147 yılında tekrar inşa edildiği yazıtlardan anlaşılmaktadır. Tiyatronun yaslandığı Kurşunlu Tepe şehrin genel görünümünün seyredildiği en güzel köşelerden biridir. Buradan şehrin diğer kalıntıları; Vespasian Hamamı, Korinth Tapınağı, ana cadde, liman ve tahıl ambarı rahatlıkla görülebilmektedir. Tepenin kuzeybatısındaki bataklığın arkasındaki tahıl ambarı (granarium), Patara'nın günümüzde kalmış anıtsal yapılarından biri olup, İmparator Hadrian ve eşi Sabina tarafından İ.S. 2.y.y.'da yaptırılmıştır. Tiyatronun kuzeyinde Likya Birliğinin başkenti olan Patara'nın, toplantılara ev sahipliği yaptığı Parlamento Binası yer almaktadır. Şehrin suyu yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusundaki İslamlar Köyü yakınlarında, Kızıltepe yamacındaki kayalıklardan getirilmiştir. Kaynakla şehir arasında, Fırnaz iskelesinin kuzeyindeki; mahallen "Delik Kemer" olarak adlandırılan bölüm ise suyollarının en anıtsal bölümüdür.

Son Dakika Seyahat Haberleri için aşağı kaydırınız.

Yorum Yaz