ABD’de Bir Devrimin Anatomisi

Hasan Birgül
30 Eylül 2020 Çarşamba 10:35

Renk Devrimi tabiri 1980’lerden bu yana RAND Corporation, ‘’Demokrasi’’ STK’ları ve diğer gruplar tarafından geliştirilen teknikleri kullanarak CIA liderliğindeki bir dizi olağanüstü etkili rejim değişikliği operasyonunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Önemli komünist rejimleri yıkmak için en ham şekliyle kullanıldılar. Bazen pasifize oldular bazen hücreyi uyandırdılar. Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov rejimini devirmek için ağır rüşvetlerle birlikte daha teknik hale getirilip etkili bir biçimde kullanıldı. Black Lives Matter veya Antifa gibi amorf örgütlerin liderliğindeki polis şiddetine karşı protestoların tamamen kendiliğinden ortaya çıkan ahlaki bir öfke olduğu açıktır ama organize şekilde yürüyen eylemler genellikle masa başlarında tasarlanarak gün yüzüne çıkmıştır. George Floyd eylemini hatırlamayan yok. ‘’Nefes Alamıyorum’’ adeta slogana dönüştürüldü ve kitleler halinde Dünya’nın belli başlı bölgelerinde akıllıca sahneye kondu. Yüz binlerce Amerikalı sadece bir ABD Başkanı’nı devirmek için değil, bu süreçte ABD’nin anayasal düzenini ortadan kaldırmak için harekete geçmiş olmalıydı. 

Minneapolis şehrinin polisi George Floyd’un boynunu bastırarak öldürdüğü video çok çabuk şekilde yayıldı. O zamandan beri ülke çapında neler olduğuna bakarsak, bazı kuruluşların veya grupların tam aradığı fırsattı aslında. Joe Biden ve Demokratlarda bu fırsatı bekliyordu. Lobiler, STK’lar, Vakıflar hemen harekete geçti. Biraz geriye gidelim, olayların başlangıcına. 25 Mayıs’tan bu yana protestolar barışçıl bir şekilde devam ediyordu. Şiddete başvuran aktörler sahnedeydi, iki kuruluş düzenli olarak ortaya çıktı Black Lives Matter ve Antifa. Protesto çetelerinin ‘’vur ve kaç’’ kaynama grevlerini koordine etmek için Twitter ve diğer sosyal medya hesapları da aynı anda harekete geçti. Herkes bu gösterileri 1968 yılındaki siyah getto protesto ayaklanmaları dalgasına benzettiler fakat olay tam bu değildi; Yugoslavya’daki 2000 yılında Katil Miloseviç’in devrilmesini sağlayan renkli devrimlere benzetilebilir.

1980’lerde CIA Başkanı Bill Casey tarafından, Dünya çapında spesifik rejimleri insan hakları konusunda çalışan bir STK kisvesi altında devirmek üzere gizli bir CIA aracı olarak kuruldu. Aslında Kongre ve USAID’ den destek alıyorlardı. ABD’nin Belgrad büyükelçisi Richard Miles, birkaç düzine öğrenciden oluşan gruplar seçip onları eğittiler. Washington Post ‘ta şöyle bir yazı çıktı; ABD’nin fonladığı danışmanlar, bu sürecin hemen hemen her aşamasında sahne gerisinde kritik bir rol oynadılar, anketler yaptılar, binlerce muhalif aktivisti yetiştirdiler. Hatta 5000 teneke spreyin parasını bile verdiler. CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yetkililer ise onları perde gerisinden yönlendirdi. Renk Devrimi modeli, 2004 yılında Ukrayna Renkli Devrimi sırasında daha da geliştirilip uygulandı. Öncesinde de Gürcistan’da Gül Devrimi sırasında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Arap Baharı’nın başlatılması sırasında da bunu bir model olarak kullandı. Tüm durumlarda NED, Soros Vakıfları da dahil olmak üzere diğer STK’larla birlikte çalıştılar. Bu arada Soros Vakfı Antifayı’da maddi destek olarak yönlendirebiliyor. Protestolar, ayaklanmalar, şiddet içeren ve içermeyen ancak 25 Mayıs’tan itibaren ABD çapına yayılan, Beyaz Saray kapılarına dek ulaşan eylemler, CIA’nin Renkli Devrim rehber kitabını anladığımızda daha da anlam kazanmış olucak. Protestoların etkisi, Demokrat Parti’nin kendi içinden protestoculara destek veren bir yerel ve devlet yetkilisi ağı olmasaydı pek de mümkün olamayacaktı. Öyle ki bazı Demokrat Partili Valiler polise birkaç bölgeyi boşaltma yetkisi vermeyecekti. ABD çapında Demokrat Parti’nin büyük kısmı ‘radikal sol adaylar’ olarak adlandırılan kesim tarafından sessiz sedasız ele geçirildi. Genellikle Amerika Demokrat Sosyalistleri veya Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütleri gibi örgütlerin aktif desteğini aldılar.

Joe Biden ve ekibi başkanlık yarışında çok farklı bir stratejide çalışıyorlar ve açıkçası mesela çalışma sistemleri fonlanan örgütler üzerinden karışıklık yaratma için iyi eğitim almış kişiler. ABD ilk defa kendi silahıyla kendi ayaklarına sıkıyor. Joe Biden birtakım ittifaklarından söz etmek istiyorum. Kent Hakkı İttifakı, 6,5 milyon doları vergiden muaf edilmiş şekilde elde etti. Ford Vakfından 1,9 milyon dolar, Soros Açık toplum vakfından 1,3 milyon dolar. Meşhur mısır gevrekleri Kellog Vakfı 250 bin dolar, bunlar ayrıca Black Lives Matter’ın da fonlayacılarıydı. Büyük Para ve ActBlue Hillary Clinton’dan duymuşsunuzdur. M4BL websitesine tıkladığımızda bağış butonu altında bağışların ‘’ActBlue’’ adı altında bir vakıfa gittiğini görüyoruz. ActBlue; Joe Biden’ın kampanyasına 119 milyon dolar bağışta bulundu. ActBlue ayrıca Black Lives Matter için de çalışıyor çok garip dimi tuhaf bir ilişki ağı mevcut bu seçimlerde Joe Biden ekibi işini iyi biliyor veya ABD Kendi Renkli Devrimi için düğmeye bastı diyebiliriz. Şimdi bugün itibariyle fonlanan toplanan paralar Joe Biden’ın elinde. Asıl destek ise bu grupların mamaladığı siyahilerin destek vermesi net şekilde ortada. Herkes seçim için Trump yine yeniden kazanıcak desede, Joe Biden ve Fonları çok zor bir devrim stili deniyor. Vergiden muaf olup Rockefeller, Ford,Kellog,Apple,Nike ve Soros bu çalkantılı dönemi hem kendi hem uluslararası arenada sinsi bir şekilde kullanıyor. ABD Başkanlık Seçimlerine son 34 gün kaldı. Ha gayret Joe yapın kendi devriminizi.

Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci