Çocuklarda Mahremiyet

Semra Aydın Avşar
10 Şubat 2020 Pazartesi 13:32

Türk Dil Kurumu’na göre “gizlilik” olarak tanımlanan mahremiyet kavramı, Osmanlı – Türkçe sözlükte “herkesçe bilinmemesi gereken” şeklinde tarif edilmiştir. Mahremiyet en genel anlamda, bireyin kişilik hakları ile diğer kişilerden bağımsız olarak sahip oldukları ve gizli kalması gereken şeyler olarak tanımlamaktadır.

Mahremiyet hakkı, toplumsal hayatın ve günlük hayatın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Çocuklarımızı dış dünyaya hazır, kendileri ile barışık ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmeye çalışırken, onlara yaşlarına uygun mahremiyet eğitimini vermek öncelikle anne-babaların sorumluluğundadır.

Çocuklarımızın bedenlerindeki değişimi anlamaları, olumlu beden algısına sahip olmaları, yaşları büyüdükçe bedenlerindeki değişimlere hazır olmaları, kendilerinin ve diğer insanların özel hayatlarının farkına varmaları, sosyal hayatın içinde kendi özel alanlarını koruyabilmeleri, diğer insanların özeline saygı duyabilmeleri, kendileri ve çevreleri arasında sağlıklı sınırlar koyabilmeleri için “mahremiyet eğitimi” gerekir. Yanlış kaynaklardan, yanlış bilgiler edinmemeleri için ebeveynlerin bu konuya gereken özeni göstermesi gerekir.

Mahremiyet eğitimi sadece cinsel konuları kapsayan bir eğitim değil, çocuğun duygu dünyasını yönetmesini sağlayan bir kişilik eğitimidir. Kendisinden hem fiziki olarak hem de zekâ olarak güçlü bir yetişkinin karşısında, çocuğun duygularını yönetebilmesi ve ‘içten gelen bir reaksiyonla’ kendisini koruyabilmesidir “mahremiyet eğitimi”. Çocuğun zarara uğrama riskine rağmen, etkili bir şekilde kendini savunabilmesi, o çocuğun iç dünyasında adım adım oluşacak duygusal yapılanma ile mümkündür. Örneğin; suçlayıcı, baskıcı, sürekli negatif bir anne-baba ile büyüyen çocuk, risk altındadır. Çünkü ezilmiş, ürkek, korkak, kaygılı bir çocuk, tacizcinin aradığı çocuktur. Kendini saygın, değerli ve güçlü hisseden, duygularını bilen bir çocuğa tacizci yaklaşmaya cesaret edemeyecektir.

Mahremiyet eğitimi, çocuk doğduğunda başlar ve 3-7 yaş arasında temelleri atılır. Mahremiyet eğitimi “sana şeker verirlerse alma, seni kaçırırlar” şeklindeki bir korku eğitimi değildir.

Bu tarz cümleler çocuğun öz güvenini zedeler, çocukta korku oluşturur. Çocuk korunmak için değil korktuğu için kaçar insanlardan. Mahremiyet eğitimi almış olan küçük bir çocuk, başına gelen herhangi olumsuz bir olayda, olayı tam anlamıyla idrak edemese de; bir şeylerin yanlış ve ters olduğunu fark edecek ve kendini alarma geçirecektir.

Mahremiyet eğitiminin bana göre en önemli noktası, çocuğun kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını net bilmesidir. Çocuklara 3 ana alanda sınırlarını doğru bir şekilde öğretebilmeliyiz. Bunlar; fiziksel sınır, duygusal sınır ve zihinsel sınırdır. Çocuk; fiziksel sınır ile “bedenine saygınlık”, duygusal sınır ile “direnç”, zihinsel sınır ile “itiraz edebilme becerisi” kazanır…

Fiziksel sınır; kişinin belirli bir mesafeden daha yakına başkalarının girmesinden rahatsız olması hissine erişmesidir. Eğer bir ebeveyn, çocuğun fiziksel sınırlarını önemsemez, ihlal eder, umursamazsa çocuğun fiziksel mahremiyet alanı oluşmaz. Temel fiziksel sınır 40-45 cm dir. 3 yaşından sonra çocukla ebeveyni arasına temel sınır konmalı. Anne babalar, çocuğa 45 cm’den daha yakın olmak istediğinde çocuktan izin almalıdır.

Bu kulağa biraz garip gelebilir ama 11 yaşındaki bir kız çocuk annesi olarak, ısrarla tavsiye ediyorum. “İstersen” veya “izin verirsen” kelimeleri anahtar kelimelerdir, kullanmaktan lütfen çekinmeyin.

Çocuğunuzun duygularını yönetmesine izin verin. Kolundan tutup sürüklerseniz, itip kakarsanız, çocuk elbisesini ters giydi diye “bu nasıl elbise giymek” deyip elbisesini zorla değiştirirseniz, yemek istemediği bir şeyi ağzına zorla koyarsanız, çocuğun fiziksel sınırlarını yerle bir edersiniz.

Duygusal sınır çocuğun duygularına saygı duymakla başlar. Çocuğunuzun duygularını yaşamasına izin verin. Öfke, mutluluk, üzüntü, utanma, kızgınlık, hayret, sevinç… Çocuk korkup ağladığında “bunda korkacak ne var, ağlama” derseniz, hayret veya sevinç çığlıklarını “o ne biçim ses” diye bastırır, duygularına müdahale ederseniz, duygularını örselerseniz çocukta korku veya kaygı oluşur. Unutmayın ki korku ve kaygı her türlü tacize boyun eğdirir.

Zihinsel sınır çocuğun düşündüğünü söyleyebilme gücü, kendini ifade edebilme özgürlüğüdür. Her konuşması eleştirilmiş, duygularını ifade etmesine izin verilmemiş bir çocuk kendisine yapılan kötü bir davranışa nasıl itiraz edebilir ki?

Son olarak çocuğunuzla bedenimizdeki bölgelere dair açık ve net bir şekilde konuşmaktan çekinmeyin. Eğer yetişkin biri çocuğunuzu güldürmek için, onu suçlu hissettirecek veya kafasını karıştıracak şekilde uygun olmayacak şekilde dokunmak istiyorsa, HAYIR deme hakkı olduğunu lütfen öğretin.

Çocuk istismarına dair belli belirsiz izleri kaçırmamak amacıyla çocuğunuzu her zaman dikkatle dinleyin. Her gün, her fırsatta çocuğunuzla iletişim kurun.

Çocuğunuz ilkokul veya ortaokul düzeyindeyse ve siz bu konularda çocuğunuzla konuşmak için kendinizi yeterli hissetmiyorsanız, lütfen çocuğunuzun okulunun rehber öğretmeninden destek isteyin.

Okullarımızdaki tüm rehber öğretmenler bu konuda size ve çocuğunuza en doğru şekilde destek olacaktır.

Semra Aydın Avşar

Aile Danışmanı

Twitter: @semra1071

Instagram: @semra1071

Ergin Külünk

Bu Memleketin Gerçek Sahibi

Semra Aydın Avşar

Kurtlarla Koşan Kadınlar

Abdurrahman Pala

23. Hafta Biterken

Prof. Dr. Ulvi Saran

Atakan Kayalar ve Eğitim Gerçeği

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

2019-nCoV Hastalığı Coronavirüsler

Dr. Ömer Aydın

Yoldaşlar