Yargıtay'dan Kanser Hastası Babasına Bakan Kıza Hayırlı Evlat Kararı

Yargıtay, kanser hastası olan babaya bakıp ilgilenen kızına bir gayrimenkulünü devretmesinin diğer mirasçılardan mal kaçırma isteğini taşımayacağına dair hükmünü paylaştı.

15.01.2022-12:11 - (Son Güncelleme: 15.01.2022-14:30)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kanser hastası olan yaşlı babası ile kalp hastası annesine uzun yıllardır bakan kız evlada bırakılan dairenin iadesi yönündeki mirasçıların açmış olduğu davaya son noktayı koydu. Kurul söz konusu olayla ilgili; maddi durumu iyi ve birden çok taşınmazı olan kanser hastası babanın, kendisine bakıp ilgilenen kızına bir gayrimenkulünü devretmesinin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacını taşımayacağına hükmetti. Konuyla ilgili ayrıntılar ve Yargıtay'ın açıklaması haberimizde.

VARLIKLI BABA VEFAT EDİNCE MİRASÇILAR ASLİYE HUKUK MAHKESİ'NE BAŞVURDU

Maddi durumu iyi olan baba, kanser hastalığına yakalanınca kendisine yardımcı olması için öz kızı ile 'ölünceye kadar bakım sözleşmesi' imzaladı. Başka bir şehirde ikamet etmekte olan kız evlat, kanser hastası babası ile kalp hastası annesi ile yıllar süresince yakından ilgilendi. Yaşlı adam da sözleşme gereği kızına bir daire verdi. Yaşlı adam hayatını kaybedince olanlar oldu. Diğer mirasçılar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yolunu tuttu.

DAVANIN REDDİ SAVUNULDU

Yaşlı adamın 14.06.2011 tarihinde vefat etmiş olduğunu, geriye mirasçı olarak tarafların kaldığı, murisin mirasçılarından mal kaçırma isteği ile bir daireyi davalı kızına ölünceye dek bakma sözleşmesi ile devrettiğini iddia ettiler.

Evli ve çocuklu olan davalının başka bir şehirde oturan babasına bakmasının haliyle pek de mümkün olmadığını, ek olarak da murisin eşinin hayatta ve sağlıklı olması sebebiyle ona bakabilecek güçte olduğunu, bu olay dahilinde gerçek amacın bakım sağlamak değil bağış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteği yapıldı.

Davalı kız evlat ise babasının kanser hastalığı sebebiyle vefat ettiğini, annesinin de kalp hastası olduğunu ve her ikisine de beraber bakmış olduğunu, bizzat evlerine giderek bu biçimde iki yıl baktığını, bazen de kendi evlerinde baktığını, bu şekilde murise yedi yıl süresince bakıp ilgilendiğini, bunun üzerine de babasının kendiliğinden taşınmazı adına tescil ettirdiğini beyan ederek, davanın reddini savundu.

Yargıtay'dan emsal karar

DEVREYE YARGITAY HUKUK GENEL KURULU GİRDİ

Mahkeme, kız evladın hasta babası ile ilgilenmesini Türk örf ve adetlerine bağlayarak davanın kabulüne hükmetti. Mahkemenin, söz konusu mal kaçırılma kararı Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından şu sözler; 'Murisle (miras bırakanla) davalı tarafın ilgilendiği, ölünceye kadar bakma akitlerinin ivazlı akitlerden olup davalının bakım borcunu yerine getirdiği, miras bırakanın mal kaçırma amacı olsa idi tüm malvarlığını devredebilecekken bunu yapmadığı dolayısıyla temlikin gerçek bakım karşılığı olduğu mal kaçırmanın amaçlanmadığı anlaşılmaktadır.' kullanıldıktan sonra bozuldu. Yeniden görülen davada Mahkeme, ilk kararında direnince de devreye bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

MAL KAÇIRILSAYDI BİR DAİRE İLE SINIRLI KALMAZDI

Hayırlı ve vefalı evlada verilen bir dairenin miras kaçırmak olmadığı yönünde hükmünü paylaşan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu emsal bir karara imza atmış oldu. Söz konusu kararda şu ifadelere değinildi: 'Miras bırakan 1938 doğumlu olup, 14.06.2011 tarihinde vefat etmiştir. Geride sağ eşi ile kendisinden önce vefat eden oğlunun çocukları ve davacı oğlu ile davalı kızı mirasçı olarak kalmıştır. Miras bırakan mesken niteliğindeki dava konusu taşınmazını 12.05.2010 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı kızına devretmiş, davacı oğlu tarafından gerçek amacın bağış olduğu, mirastan mal kaçırma amacıyla, muvazaalı olarak temlikin yapıldığı ileri sürülerek eldeki dava açılmıştır.' Açıklamanın devamında da şu ifadeler kullanıldı: 'Ancak dosyadaki deliller incelendiğinde, miras bırakanın ölmeden önceki son yedi yılını kanser hastası olarak geçirdiği, davalı kızının kendisi ile ilgilendiği, hem hastanede hem de evde kalarak babasına baktığı, bu sırada kalp ameliyatı olan annesine de bakıp ilgilendiği anlaşılmakta olup, miras bırakan tarafından kızının sağladığı bu bakım ve ileride de kendisine bakıp gözetmesi amacıyla dava konusu taşınmazın devredildiği açıktır.'

SÖZLEŞMEYLE ÜSTLENDİĞİ EDİMİNİ İFA ETMİŞTİR

'Nitekim ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapıldıktan sonra davalı babasının yanına taşınmış, yaşlı ve hasta olan murise ölümüne kadar bakarak sözleşmeyle üstlendiği edimini ifa etmiştir.' ifadelerinin kullanıldığı açıklamanın devamında mal varlığı ile ilgili; 'Maddi durumu iyi olan murisin dava konusu taşınmaz dışında iki farklı şehirde konut niteliğinde dört ayrı bağımsız bölüm ile 300 dönüm kadar arazi sahibi olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, mal kaçırma amacı taşıması hâlinde murisin başka taşınmazlarını da devredebilecekken bunu yapmadığı da açıktır.' denildi.

'Ayrıca belirtmek gerekir ki,' ifadeleri kullanıldıktan sonra' 'ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bir bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da bu sözleşmede tarafların hak ve borçları bakım alacaklısının ömrüyle sınırlı olduğundan bakım alacaklısının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş olması da sözleşmenin geçerliliğine etkili değildir.' sözleri paylaşıldı.

Açıklamanın son bölümündeyse; 'Tüm bu olgular karşısında, murisin taşınmazını sadece bir görünüş meydana getirmek için değil de samimi olarak bakım temini için ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrettiği, diğer mirasçılarından mal kaçırma amacını taşımadığı, bakım borçlusu olan davalının da babasına bakarak karşı edimini ifa ettiği anlaşılmakta olup, gerçek bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğundan söz edilemez. O hâlde; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.' ifadeleri kullanıldı.

YORUM YAZ..

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Modal