Konacık köyü kırsalındaki Fırat Nehri kıyısına gidip hayvanlarını otlatan çoban Ramazan Kılınç, kayalıkların üzerinde farklı bir kalıntıyla karşılaştı. Bunun üzerine bölgeyi ihbarı üzerine Adıyaman Müzesi ekipleri gelip olay yerini inceledi taşlardan numune aldılar. Alınan numuneler incelendikten sonra kalıntıların 1800 yıllık olduğu tespit edildi.
Müze Müdürü olan Mehmet Alkan, Adıyaman'ın tarihi açıdan zengin bir şehir olduğunu söyledi. Bu sebeple bazı zamanlar yeni eserlerle de karşı karşıya geldiklerini ve Konacık köyünde de yeni eserlere ulaştıklarını belirtti. Bu alan da bunlardan birisi. Bölgede seramik ve mozaik parçası olması üzerine kalede halkın yaşayabileceğini işaret etti. Çoban Ramazan Kılınç hayvanları otlatmaya getirdiğinde yapı ilgisini çekmiş ve hemen görevlilere bilgi vermiştir. ''Bir şeylere vesile olduysam ne mutlu.'' ifadesini kullandı.
Yapıların Ortaçağ Dönemi'nden askerlerin gözetleme kulesi olarak kullanıldığı belirlendi ve tescil çalışmalarına başladılar.
Akçatepe köyüne 2 kilometre uzakta, deniz seviyesi ortalama 1100 metre yükseklikte bulunan tepedeki meraya hayvanlarını otlatmak amacıyla götüren köylüler, çevrede bulunan kayalıkların üzerinde salyangoz ve midye şekillerini andıran kalıntılar buldular. Buldukları kalıntıları Fırat Üniversitesi (FÜ) yetkililerine bildirdiler.
Prof. Dr. Aksoy, kayaların içindeki midyeye benzeyen fosillerin bilimsel adına lamelibranş, salyangoza benzeyenlerin ise gastropod, mercimeğe benzeyen kalıntıların numulites, kubbemsi ve üstünde süsler bulunanların deniz kestanesi dallı olan yapıların ise mercan olduğunu dile getirdi.
''Geçmişten günümüze kadar Fırat Nehri'nin kenarında savunma sebebiyle kale ve kule yapılmıştır.
Adıyaman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fuat Şancı bölgede kalenin varlığından söz edebileceğini fakat bugüne kadar yalnızca askeri kulelerin parçalarına ulaştığını dile getirdi.
FÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy tarafından yapılan araştırmalarda fosillerin 34-48 milyon yıl önce yaşayan deniz canlılarına ait olduğu tespit edildi.
Bölgede çeşitli seramik parçalarına da rastladık. Fakat arşivimizde bu alana tescilli olmadığı için yer vermedik tescile sunduğumuzda koruma altına alacağız.'' şeklinde konuştu.
Bölgedeki fosil kalıntılarının geçmiş dönemlerde var olmuş denizin, derinliği 200 metreyi geçmeyen sığ alanlarda olduğunu gösteriyor diye belirten Aksoy, denizin dibinde biriken tortular içinde fosil olan iskelet ve kabukların mevcut olduğunu söyledi.