Obezite Arttıkça Diyabete Eğilim De Artıyor!

Fazla kilolu olmak farklı sağlık problemlerinin oluşmasına neden oluyor. Toplum yapısına baktığımızda her üç kişiden birinin obez olduğu bilinmektedir. Bu çok ciddi bir sorundur. Bu zaman için de diyabete neden olmaktadır. Uzmanlar diyabetin neredeyse kanser gibi yayıldığını söylüyor. İşte haberin detayları...

Obezite Arttıkça Diyabete Eğilim De Artıyor!

Obezite Arttıkça Diyabete Eğilim De Artıyor!

Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Erdoğmuş, diyabetin genetik ve obezite gibi sonradan kazanılmış çevresel faktörlerden kaynaklı olduğunu söyledi. Erdoğmuş, 'Toplumumuzun maalesef üçte biri obez. Obezite arttıkça diyabete eğilim de artıyor. Diyabet kontrol altına alınırsa, birçok hastalık kontrol altına alınmış olur' dedi.

FAZLA KİLO ŞEKERE DAVETİYE ÇIKARIYOR

Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Erdoğmuş, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen ve son yıllarda oranı gittikçe artan diyabete dikkat çekti. Diyabete yakalanan kişi sayısının gittikçe arttığına ifade eden Dr. Erdoğmuş, fazla kilonun şekere davetiye çıkardığına da vurguladı. Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olarak ikiye ayrıldığını ifade eden Uzm. Dr. Mehmet Erdoğmuş, Tip 1’in daha çok çocuklarda görüldüğünü, Tip 2’de toplumun neredeyse yüzde 50’sinin diyabet ve diyabete dönüşecek (eğilimli) kişilerden oluştuğunu söyledi.

Uzmanı Dr. Mehmet Erdoğmuş, 'Toplumda 7 kişiden 1’i tip 2 diyabet, 15 kişiden 1’i de diyabet öncesi gizli diyabet, 3 kişiden 1’i de obez. Diyabet ve diyabete eğilimli olan hastalar toplumun yüzde 50'sini oluşturuyor. Neredeyse 2 kişiden 1’i diyabet ya da diyabete eğilimli olacaktır. Tip 1 daha çok çocuklarda görülen bir grup, genetik bir alt yapısı yok. Genelde koma ile birden ortaya çıkıyor. Genel olarak doğumdan 30 yaşına kadar görülebilir. Buna şeker ölçümlerinde rastlanmadığı için, önceden teşhis etmek zor oluyor. Bu önlenebilir ya da geciktirilebilir bir diyabet tipi' açıklamasında bulundu.

BEYİN ŞEKER OLMADAN HAYATİ FONKSİYONLARINI YERİNE GETİREMEZ

Beynin şeker olmadan hayati fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğine vurgu yapan Dr. Erdoğmuş, 'Şeker beynin enerji kaynağı, bunun için şekerin düşmemesi lazım. Kan şekerini yükselten kortizon, adrenalin gibi hormonlar var. Yemek yediğimizde de insülin devreye giriyor. Pankreasta depoda bulunuyor yemekle birlikte artıyor. Çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, ağız kuruması gibi şikayetler olursa hasta bize geliyor. İdrarda da şeker yükselince kişiler sık idrara çıkıyor. Yemek sonrası baş ağrıları da oluşabiliyor. Ailesinde şeker hastası olan bende de var mı korkusu ile geliyor. Kilo fazlası olanlar diyabete daha yakındır' diye konuştu.

Şeker teşhisi konulan kişilere uyguladıkları yöntemlerle ilgili bilgi de veren Dr. Erdoğmuş, diyabetin artık kalp hastalığı ile eşdeğer olduğuna da açıklamasına ekledi. Dr. Erdoğmuş, 'Teşhis koyulan kişilerin, ideal kilosuna gelmesi için diyet veriyoruz ve egzersiz öneriyoruz. Bunlara, yaşam tarzı değişikliği diyoruz ve çalışma hayatına göre diyet öneriyoruz. Hastanın durumuna göre ilaç tedavisine başlıyoruz. Beslenme alışkanlığı konusunda uyarıyoruz. Öğünü 3’e ayırıyoruz. 3 ana öğün ve 3 ara öğün almasını öneriyoruz. Bunları yaptıktan sonra hastamızı kardiyoloji doktoruna yönlendiriyoruz. Koroner arter hastalığı dediğimiz hastalık ve diyabet eşdeğerdir. Bu hastaları yılda 1 kez kalp doktoruna gitmeleri gerekiyor' dedi.

Tip 2 diyabet teşhisi konmasının ardından hastaları göz doktoruna yönlendirdiklerini ifade eden Dr. Erdoğmuş, açıklamalarına şöyle devam etti:

'Tip 2 yavaş seyreden bir hastalık olduğu için bu hastalık ortaya çıkmadan önce gizli diyabet, yani bozulmuş glikoz toleransı dediğimiz dönemler var. Sinsi bir şekilde hastalıklara yol açabiliyor. Dinamik bir hastalık. Bu hastalık ortaya çıkmadan önce göz damarlarında bir kanama yapmış mı diye bakılmalı. Tüm dünyada sonradan oluşan körlüklerin birinci sıradaki sebebi şeker hastalığıdır. Diyabet pıhtılaşma bozukluğuna da yol açarak ani felç oluşumuna da sebep olabiliyor. Yakınlarında kalıcı böbrek yetmezliği olan diyalize giren kişiler var ise, bunların durumlarını çektikleri zorlukları görüyorlardır. Kalıcı böbrek yetmezliğine geçiş olmaması için bu hastaların yakın takipte ve kontrolde olmaları gerekiyor. Diyabet kronik böbrek yetmezliği hastalığına da sebep olabiliyor. Diyabet hastalığının kansere eğilimi de arttırdığını biliyoruz. Bazı kanserlerin oluşumuna zemin hazırlıyor. Kanser eğilimi de şeker hastalarında oldukça fazla bunun da gözardı edilmemesi gerekiyor, bu sebeple muhakkak kontrol edilmeliler. Diyabeti kontrol altına alırsanız birçok hastalığı kontrol altına almış oluyorsunuz. Tüm dünyada ekstremite (uzuv) kayıplarında trafik kazası birinci sebepken, uzuv kayıplarında tip 2 diyabet 2. sırada yer almaktadır' dedi.

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR