Çocuğunuzun matematik zekasının baş düşmanı: Gece terörü!

Çocukluk çağında görülen "gece terörü" uykuda çıkan bazı davranış anormallikleri ifade etmektedir. Peki hastalık olarak tanımlanan bu durumun, Dokuz Eylül Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztura çocuklarda uykunun önemini nasıl yorumluyor? Detaylarına haberimizde ulaşabilirsiniz…

21.12.2023-12:16 - (Son Güncelleme: 21.12.2023-12:16) Çocuğunuzun matematik zekasının baş düşmanı: Gece terörü!

Prof. Dr. İbrahim Öztura, "gece terörü" olarak bilinen "parasomnia" hastalığının çocukluk çağında yaygın görüldüğünü belirterek, uykuda ortaya çıkan anormal davranışın bu gruba girdiğini belirtti.

Uyku ile birlikte gelişimde tamamlanıyor

Türk Nöroloji Derneği Başkan Yardımcısı da olan ve uyku bozuklukları üzerine çalışmalar yürüten Öztura, yaptığı açıklamada, çocuklarda uykunun önemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Öztura, "Çocuklar için uykunun kalitesi ve süresi çok önemli. Çünkü uykuda beyin ve vücut dinlenirken, gelişim de tamamlanıyor. Bu nedenle 'uyusun da büyüsün' kavramının gerçekten tıbbi karşılığı da var. Çocuklar, uyku esnasında büyüme hormonu salgılıyor, gelişim artıyor. Çocuğun kaliteli ve düzgün uyuması hem gelişimini hem de bilişsel fonksiyonlarını olumlu etkiliyor" dedi.

Çocuklarda uyku

Kaliteli uykunun gerekliliği bilimsel bir gerçek

Çocuklarla ilgili bu konuda yapılan bilimsel çalışmalara işaret eden Öztura, uyku apnesi, geniz eti olan, rahat nefes alamayan çocukların ameliyat sonrası kaliteli uyudukları ve bu şekilde matematik zekalarının arttığının bilimsel bazı çalışmalarda gösterildiğini ifade etti.

Çocuklarda uyku

Gece terörü ailesel yönü de var

Öztura, çocuklarda uyku süresinin yaş gruplarına ve çocuğun kişisel durumuna göre değiştiğine dikkati çekerek, ergenlikle birlikte günde ortalama 7-8 saatlik yetişkin uyku sürecinin başladığını anlattı.Uyku bozukluklarının, insomnia (uykusuzluk), uykuda solunum bozukluğuna yol açan apneler, narkolepsi (aşırı uykulu olmak), parasomnia (gece terörü) gruplarına ayrıldığını belirten Öztura, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocukluk çağında 'gece terörü' olarak bilinen 'parasomnia' hastalığını çok yaygın bir şekilde görüyoruz. Uykuda ortaya çıkan anormal davranış, hareket, uykuda yürüme, konuşma bu gruba giriyor. Özellikle ilkokul çağındaki çocuk nüfusta yüzde 15 civarında görülürken, yetişkin çağla birlikte yüzde 4'lere düşüyor. Bu rahatsızlıkların ailesel yönü de var, anne-baba da çocukluğunda aynı durumu yaşamış olabiliyor.’’

Bilinçli olmadan uyanma söz konusu

Parasomnia hastalığının net bir sebebinin olmadığını, beyin gelişiminden kaynaklanan kısmi uyanma olarak kabul edildiğini belirten Öztura, ‘‘Yani beyin, gece derin yavaş uykuda kısmi uyanıyor ama bilinç, farkındalık kısmı uyanmıyor. Çocuk, anlamlı motor bir hareket yapıyor, kalkıyor, yürüyor ya da konuşuyor. Yani bir uyanma, ritmik hareket söz konusu ama bu hareketin bilinçle bağlantısı yok. Örneğin, geceleri uykuda alt kat komşusuna inip, onun küçük çocuğuyla oynamaya geldim diye kapıyı çalan bir çocuk hastam vardı’’ diye konuştu.

Çocuğunuzun uyku sebeplerini araştırın

Gece terörü yaşayan çocuklarda öncelikle uyku apnesi, geniz eti gibi altta yatan bazı nedenlerin araştırıldığını ve tedavi edildiğini aktaran Öztura, "Eğer böyle bir sebep yoksa çocukta uykuyu düzenlemeye, onu daha stabil bir uyku düzenine kavuşturmaya, uyku düzenini bozan etkenlerin ortadan kaldırılmasına odaklanılıyor. Uykuda yürüyen çocuklar için mesela kapı, pencerelere küçük alarmlar takılması gibi aileyi de rahatlatan önlemleri öneriyoruz" şeklinde önerilerde bulundu.

Herkesin uyku yapısı farklı

Prof. Dr. İbrahim Öztura, herkesin uyku yapısının farklı olduğunun altını çizerek, "Kimisi zor uykuya dalar kimisi çok derin uyur. Yani uykuda normalin ne olduğu tartışmalı bir konu. Dolayısıyla alınan uyku kişiyi dinlenmiş, yeterli zihinsel ve bedensel sağlıkta olmasını sağlıyorsa o iyi bir uykudur" değerlendirmesini yaptı.

Uykunun psikolojiyle alakası var

Çocuklarda uyku

Uyku psikolojisinin önemli olduğunu, kişi zaten "uyumalıyım" gibi gergin, tedirgin bir duygu yaşadığında uykuya dalmasının da zorlaşacağını anlatan Öztura, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uykuya da bir hazırlanış süreci var. Kişilere özellikle stresli dönemlerde uyumaya 1 veya yarım saat kala rahatlatıcı bir ara süreç öneriyoruz. Bu kişiden kişiye değişir, kitap okumak, sosyal medyada gezinecekse telefon ekranının sarı ışığa geçirilmesi olabilir. Telefonun mavi ışığı uyarıcı etki yaptığı için önerilmiyor. Kişinin melatonin (uyku hormonu) salgılamaya başlaması için ışık uyarısının baskılanması gerekiyor, bunun yolu da yumuşak tonlu ışıklar."


Züleyha Koyunoğlu
zuleyhakoyunoglu@haber365.com.tr
YORUM YAZ..

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Modal