Amin Maalouf’un Afrikalı Leo Kitabının Konusu Nedir?

Amin Maalouf’un gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan kitabı Afrikalı Leo ne anlatıyor? Afrika Leo hikayesi nerede geçiyor?

22.06.2021-17:56 - (Son Güncelleme: 22.06.2021-17:56)Amin Maalouf’un Afrikalı Leo Kitabının Konusu Nedir?

Afrikalı Leo, Amin Maalouf’un yayınladığı ikinci kitabıdır. Yazarın henüz ikinci kitabı olmasına rağmen gayet akıcı bir dille yazılmış kitap, sizi bir yerden öbür yere sürüklüyor. Kitapta Hasan’ın gerçek hikayesine yer veriliyor. Kendini hiçbir coğrafyaya ait hissetmeyen Hasan ile kitap boyunca siz de yolculuk ediyorsunuz . Kitapta bu yolculuklarla beraber kitabın geçtiği  tarihi dönemin atmosferi de gösterişsiz bir dille aktarılıyor. Kitap tam olarak dört bölümden oluşuyor; Granada Kitabı, Fas Kitabı, Kahire Kitabı ve Roma Kitabı. Kitapta hikaye Hasan'ın ağzından anlatılıyor. Okumaya başladığınız anda da Hasan siz oluyorsunuz.

AFRİKALI LEO KİMDİR?

Kitapta Afrikalı Leo kendini şöyle anlatıyor;

'Ben Hasan, tartıcıbaşı Muhammed’in oğlu, ben Giovanni de Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papazın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrikalı diye anılıyorum ama Afrikalı değilim. Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben; ülkem kervan; yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı...'

Hasan ilk olarak Granada’da gözünü açıyor ardından Fas’a gidiyor. Fas’tan ise Kahire’ye, oradan ise kendini Roma’da buluyor. Roma’da son bulan hikayesinde, kendini şöyle anlatıyor;

'Benim Arapça, Türkçe, Kastilya dili, Berberi dili, İbranice, Latince, sokak İtalyancası konuştuğumu duyacaksınız; çünkü bütün diller ve dualar benim dillerim ve dualarım. Fakat ben hiçbirine ait değilim. Ben yalnızca Tanrıya ve dünyaya aitim: ve yakında bir gün yine onlara döneceğim.'

Böylece kendini bir dünya vatandaşı olarak tanımlıyor. Bu yolculuklarının hepsinden, geçtiği tüm yerlerden bir şeyler topluyor Hasan. Ama günün sonunda hiç biri tek başına onu ifade etmiyor, o hepsine sahip oluyor. Çok dilli, çok kültürlü, çok dinli… Ama kendini bunların içinden hiçbiri ile tanımlamayan bir adam Hasan.

HASAN’IN YOLCULUĞU

Hasan, Müslüman ülkesi olan Endülüs’ün Granada şehrinde Selma’nın oğlu olarak dünyaya geliyor. O dönem çok eşlilik olduğundan babası Muhammed’in iki eşi var; Müslüman Selma ve Hristiyan Verda. Bu iki kadının amacı da Muhammed’e bir erkek evlat vermek. Çünkü o dönemde kocasına erkek evlat veren kadın daha değerli görülüyor. Bunu Selma başarır ve Hasan'ı doğurur. Bu dönemlerde Granada Hristiyan olan Kastilyalıların saldırılarına uğrar. Kastilyalılar, Granadalı Müslümanları Hristiyan olmaya zorlar. Böylece Hasan ve ailesi Fas’a göç eder.

HASAN VE HİBA AŞKI

Hasan, Fas’ı çok beğenir ve babası onu burada okula gönderir. Burada dostu Harun ile tanışır, Hasan ona ‘Gelincik’ diyerek seslenir. Hasan hafız olur ama bir süre sonra tüccar olan dayısı ile çalışmaya başlar. Tüccar olan dayısı ve Hasan, Fas Kralı tarafından çok sevilir; Fas Kralı ile bir çok iş yaparlar. Fas Kralı, çok sevdiği Hasan’a bir köle kız armağan eder; Hiba. Hasan, Hiba’ya ilk görüşte aşık olur.Bu aşkı Kahire’ye gidene kadar devam eder.

Hasan’ın kız kardeşi Meryem ise büyür ve çok güzel bir genç kadın olur. Bir ipek tüccrarı olan Zervali, Meryem ile evlenmek isterr. Ama Hasan, babasının onayladığı bu evliliğin gerçekleşmesini istemez. Bu yüzden bir kadı aracılığı ile Zervali’ye dair kötü söylentiler yayar. Zervali ise bunlar sonucunda sinirlenir ve Meryem’in hastalıklı olduğunu etrafa yayar. Hastalıklı olduğu yalanının yayılması ile Meryem bir hastaneye kapatır. Hasan ve dayısı ise genç kızı hastaneden çıkarmak için ellerinden geleni yaparlar. Bu sırada ise Hasan’ın dayısı ölür ve bütün kervanın başına Hasan geçer. Hasan dayısının vasiyetini uyup dayısının kızı Fatma ile evlenir ama Hiba da yanlarında kalmaya devam eder. Bir gün Meryem’in ziyaretine gelen Harun, Meryem’e aşık olur. Hasan’a bunu itiraf eden Harun, Meryem’i kaçırır. Bu olay Hasan’ın işbirliği ile suçlanmasına neden olur ve Zervali’nin ölümüne neden olduklarından Hasan Kahire’ye sürülür.

KAHİRE KİTABI

Hasan, Kahire’ye doğru giderken bir fırtınada bütün varlığını kaybeder. Aynı zamanda aşık olduğu Hiba da onu terk eder ve ailesinin yanına geri döner. Bütün bu olanlarla yıpranmış olan Hasan, Kahire’de yeni bir hayata başlar. Bu sıralarda Kahire, çok ciddi bir Veba salgını ile kırılır. Bu yüzden Hasan, yeni hayatını kurmakta zorlanır. Kahire’yi gezerken Çerkez bir kız olan Nur ile tanışır. Nur; Yavuz Sultan Selim’in yeğeni Alaaddin’in dul eşidir. Hasan, Nur’a aşık olur, Hasan ve Nur evlenir. İkilinin ‘Hayat’ adını verdikleri bir kızları olur. Fakat bir gün Hasan, Abbas adında bir tüccarla tanışır ve otururlarken bir anda kaçırılırlar. Bu olayla Kahire kitabı kapanır ve Hasan, Roma’ya doğru yola çıkar.

ROMA'YA YOLCULUK: LEONE DE MEDİCİ 

Hasan, Roma’da çok saygın bir şekilde karşılanır hatta Papa’ya hediye olarak sunulur. Roma’da öğretmenlik yapmaya başlar. Öğrencilerine Türkçe, Arapça gibi diller öğretir. Papa, Hasan’ı oğlu gibi sever ve Hasan kısa sürede soylular arasında yerini alır. Papa ona yeni bir isim verir; Giovanni Leone de Medici. Halk onu aynı zamanda Afrikalı Leo olarak da tanır. Roma’da Maddelana adında bir kadınla tanışan Hasan, çok büyük bir aşk yaşar. Bu sırada Osmanlı, İtalya ve Fransa arasında bazı anlaşmalar yapılır ve Hasan bu anlaşmalar sırasında elçi olarak bulunur. Devamında Almanların Lutherci hareketleri sebebi ile savaş başlar ve böylece kitap sona erer.

BİR GEZİ KİTABI

Gerçek bir hikayeden alınmış kitap; Giovanni Leone de Medici’nin hikayesini okurlarla buluşturuyor. Bunu yaparken Afrikalı Leo’nun , siz hangi isimle anmak isterseniz, geçtiği her yerde yaşanan tarihi olaylara; o coğrafyanın atmosferine siz de dahil oluyorsunuz. Bir kitapla tam olarak 4 şehir geziyor ve zamanda yolculuk yapıyorsunuz. Bu gerçek hikayenin yalın bir şekilde anlatıldığı kitap bu yüzden bir gezi ve macera romanı olarak da görülüyor.

AMİN MAALOUF KİMDİR?

Amin Maalouf,25 Şubat 1949’da Beyrut’ta dünyaya geldi. Aslen Lübnan’lı olan yazar, kitaplarını Fransızca dilinde yazdı. Maalouf, 1933’te Goncourt Akademisi’nin Edebiyat ödülüne layık görüldü.

Maalouf, Lübnan’da iç savaşın olduğu zamanlarda gazeteci olarak çalıştı. Ama daha sonra Paris’e göç etti. Çeşitli yayınlarda köşe yazarlığı ve yöneticilik yaptı. İlk kıtabını 1983 yılında çıkardı, bu kitabının ismi Arapların Gözü ile Haçlı Seferleri’dir.Bu kitap bir sürü ödül kazandı. İkinci olarak ise Afrikalı Leo kitabını yazdı. Bu kitapla beraber oldukça ünlendi ve kitapları tüm dillere çevrilmeye başladı.Devamında; Semerkant, Işık Bahçeleri, Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl,Tanios Kayası kitaplarını yazdı. Tanios Kayası kitabı ile Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. 2002 yılında ilk liberettosu olan Uzaktan Aşk’ı yazdı ve bu eser Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho tarafından bestelendi. Bu Maalof’un opera için yazdığı ilk eserdir.

Daha bir çok eser yayınlayan Maalouf, genellikle kitaplarında doğu öğelerini işler ve Doğu’nun geleneklerini işler. Bir çok kitabında tarihi öğelere yer verir. Kitaplarında Osmanlı ve Türkiye üzerine yorumlara da rastlanmaktadır. Maalouf, eserlerinde doğu toplumların neden geri kaldıklarına dair analiz ve tespitlerde de bulunur. Kitapları roman tarzında olmasının yanında sosyolojik temalar da içerir. 

YORUM YAZ..

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR