Kendi ağzından Orkun Çolakoğlu'nun hayat hikayesi;

Basketbola alakam nereden geldiğine dair net bir şey söylemeyem doğrusu. Bizden önceki nesiller Beyaz Gölge der, bazısı çok spesifik bir karşılaşmayı söyleyebilir, kimisi basketbol okuluna kaydolmuştur, böyle belli anıları vardır bazılarının. Ben sporu ilk defa futbolla sevmiştim, bir zaman sonra da basketbolu birkaç unsurla beraber sevdim. Onlardan bir tanesi o zamanki ismiyle Efes Pilsen’in o sezon Avrupa’da iyi gidişidir. Benim yaşımda basketbolu seven çoğu kişi için de aynı olay geçerlidir. O senelerde futbolda gerek milli takım gerek de Türk ekipleri Avrupa’da madara olup duruyordu, bir Türk ekibinin başarı kazanması çok uzak bir ihtimal gibi geliyordu hele o yaşta bir çocuksan. O sebeple Efes Pilsen’in başarısı ağzımı açık bırakırdı, gerçekten ciddi işler yapan bir ekip vardı. Canlı maç izlerken çok daha etkilenip olayın içine giriyorsun, bu sebeple daha fazla alakan oluyor. Peter Noumoski gibi bir figürün olması benim yaşımdaki pek çok insanı etkilemiştir. Örneğin Noumoski’nin bir hareketi vardı, formasının omuz bölümünü alır, onunla yüzündeki teri temizlerdi, sokakta basketbol oynarken onu taklit etmeye uğraşırdık. Şimdiden değişik olarak o yıllarda Efes Pilsen’i Fenerbahçelisi de Galatasaraylısı da Beşiktaşlısı da bir olup desteklerdi. Şimdi aynı duyguların olduğunu zannetmiyorum. Sanki Efes Pilsen gayrı resmi Türk milli takımı gibiydi. O dönemler bilgisayar oyunlarına ilgimde, NBA Live serisinin de pek fazla katkısı olmuştur bende. Bir de Kaan Kural’ın başında olduğu yıllardaki Fast Break dergisinin (önceki dönemine yetişememiştim) fazlasıyla etkisi olmuştur. O müthiş bir dergiydi ve ben de okumaktan çok zevk alan bir çocuktum. O dergiyi ayın ilk 2 gününde falan okuyup ardından ay süresince dönüp dönüp yeniden okuduğumu biliyorum. Bir de üstüne Kanal D’deki NBA yayınları olunca basketbol sevgim kendi içinde çığ gibi arttı ve vazgeçilmez bir hale geldi.

Son Dakika Spor Haberleri için aşağı kaydırın.