Son zamanlarda gerek iş hayatı gerekse de stres kaynaklı bel ağrısından muzdarip olanların sayısı bir hayli artmakta. Uzmanlar her bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması konusunda Uyarılarda bulunurken, bel fıtığının belli başlI özelliklerinden bahsetti. 

AKLA İLK BEL FITIĞI GELİR

Genellikle belinde bir ağrı hisseden kişinin ilk olarak aklına çoğu zaman bel fıtığı gelir. Ancak kişinin direkt olarak bu ağrıları kendi başına değerlendirerek bel fıtığına yakalandığı düşünerek bir takım yanlış tutum ve davranışlar içerisine girmemesi gerekiyor. Unutulmaması gereken bel ağrısının onlarca farklı nedenden ortaya çıkabileceğidir.

BEL FITIĞI GENELEDE OMURGANIN ALTINDA OLUŞUR

Bel fıtığı çok sayıda kemikten oluşan omurganın genellikle alt kısımlarında ortaya çıkar. Omurgamızın her bir kademesinde ayrı ayrı yastık görevi gören jel kıvamındaki iç kısmı “Nucleus pulposus” ve dış kısmı “Fibroz” olarak adlandırılan disklerin yerinden oynaması ve kayması nedeniyle ortaya çıkan bel fıtığı, başta ağrı ve kilitlenme olarak tabir edilen hastanın bir anda yerinden şiddetli bir acıyla hiçbir şekilde kımıldayamaması gibi bir takım semptomlara neden olur.

BEL FITIĞI HAKKINDA BİLİNMEYENLER

Bel Fıtığı tek tip bir hastalık değildir!..
Ateşli silah yaralanması gibi düşünün. Nasıl ki her vurulan insanın şikayeti, akibeti ve tedavisi farklı farklıysa ve kurşunun vücudunuzun neresine isabet ettiği ve ne kadar derine gittiği bu farkta belirleyici ise fıtığın bulunduğu yer,fıtığıntipi, hangi sinirleri etkilediğide bel fıtığı hastasının şikayeti, akibeti ve tedavisinde farklılıklara sebep olur.

Bel Fıtığı Hastalığında ağrının geçmesi kesinlikle hastalığın düzeldiği anlamına gelmez.
Diş çürüğü gibi düşünün. Dişiniz ilk çürümeye başladığı anda ortaya çıkan şiddetli ağrı ömür boyu devam etmez değil mi?. Bir süre sonra çürük olduğu yerde durduğu halde hatta daha da büyüdüğü halde ağrı tamamen geçer değil mi? İşte bel fıtığında da hiçbir tedavi görmeseniz de ağrınız bir süre sonra geçecektir. Bunun sebebi diş çürüğünde de olduğu gibi tahrip olan veya yorulan-duyarsızlaşan (desentitizasyon) sinir liflerinin ağrıyı beyine iletememesidir.

Bel Fıtığında iki tip tedavi vardır.
Semptomatik Tedavi : Bel Fıtığının meydana getirdiği ağrıyı ortadan kaldırmak, kas gerilmelerini gevşetmek, uyuşmaları azaltmak için yapılan tedavi yöntemlerini içerir. Bu tedavi biçimi yukarıdaki örnekle diş çürüğünde çürüğün düzeltilmeyip ağrının azaltılması için ağrı kesici ilaç,telkin soğuk uygulama yöntemlerine benzer uygulamalardır.

Kesin-Radikal-Tedavi: Hastalığa sebep olan dokunun (Diskin) küçültülmesi, geriye çekilmesi veya tamamen temizlenmesi uygulamalarını içerir. Diş çürüğünün temizlenmesi, dolgu yapılması veya dişin çekilmesi gibi.

Bel Fıtığı hastalığında tek başına 0 başarılı bir tedavi yöntemi yoktur.
Bel Fıtığının kesin tedavisinde , yani gerçek anlamda fıtığın ortadan kalkmasında sadece ve sadece iki yöntem bulunmuştur bunlar: -Fizik Tedavi Yöntemleri ve Cerrahi Yöntemlerden ibarettir. Bel fıtığı tedavi edenlerde görülen bir ruh hali “Tanrılaşma Sendromudur” Ama hatasız kul olmaz…

İnternette, televizyonlarda, gazetelerde gördüğünüz, okuduğunuz veya konu komşudan öğrendiğiniz diğer tedavi usulleri ya semptomatik tedavidir ya da bir takım tıp tüccarlarının para tuzağından ibarettir.

Bel fıtığının kesin tedavi yöntemlerinden olan “mikrocerrahi ile ameliyat” veya diğer adı ile “mikrocerrahi ile diskektomi” bütün dünya beyin ve omurilik cerrahları tarafından “altın teknik” olarak bilinir.
Bunun sebebi en yüksek başarı oranı ve en düşük risk içermesidir. Bu güne kadar bu yöntemden daha başarılı ve düşük riskli bir ameliyat bulunamamıştır.Daha başarılı olduğu iddia edilen hiçbir yöntem beyin cerrahlarının bilimsel toplantılarında hala savunulamamaktadır ancak reklam amaçlı olarak sokakta bu iddialar dile getirilir.

Bel fıtığı sadece ağrılı bir hastalık değildir. Sakat bırakır.
İdrar kaçırma,
Cinsel isteksizlik ve erkeklerde sertleşme (ereksiyon) bozukluğu,
Dışkı ve gaz tutamama,
Bacaklarda felç ve kas erimesi
Bel fıtığının en sık ve bilinen sakatlıklarındandır.
Yrd.Doç.Dr.Bilgehan Bilge