Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Yıldırım Bayezid’in Kemikleri Neden Yakıldı?

Mehmet Hakan Kekeç
21 Mayıs 2020 Perşembe 19:22

Sultan Yıldırım Bayezid, Osmanlı Hanedanı’nın en tartışmalı ve söylencelere en çok konu olmuş isimlerinden biri. Hayatı gibi ölümü de efsanelerle dolu. Timur, Ankara Savaşı (1402) sonrası Sultanı demir kafese koydu mu, koymadı mı? Sultanın yaşamı nasıl son buldu; intihar mı, ecel mi? Yazı konumuzun dışında sorular olsalar da bunlar (Yazı konumuz, Sultan’ın kemikleri neden yakıldı?) havada kalmaması için hülasa edeyim: Geçen senenin (2019) mart ayında Bayezid’in vefatı hakkında Akşam Gazetesi için bir yazı yazdım. Oldukça teveccüh gördü. Akademisyen olmamama rağmen yazıyı TUBA da sitesinde paylaştı. Tamamen birincil kaynaklardan oluşan (TUBA detayını, kullandığım kaynaklara ispat olması adına verdim) o yazıdan iki maddede özet geçiyorum:

 -1) Timur savaş sonrasında gittiği Kütahya’yı oldukça beğenmiş, oradan birkaç hafta geçirmişti. Savaş sırasında Amasya’ya kaçmış olan Şehzade Mehmed, esirler içerisinde yer alan Firuz Paşa ile de irtibatlı bir şekilde babasını kurtarma operasyonu başlattı. Mehmed’in adamları Sultan Bayezid’in bulunduğu otağa (dikkat edelim, otağa) doğru yer altından tünel kazarlarken Timur’un hassa askerleri tarafından yakalandılar. Bayezid’i kaçırma teşebbüslerinin üzerine Timur şüphe yok ki daha sıkı tedbirler aldı. Bu sırada babası ile birlikte esir olan Musa Çelebi de bir başka kurtarma operasyonu gerçekleştirdi. Hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Vezir Firuz Paşa gözdağı için idam edildi. Ardından işte o kafaları karıştıran, adına kafes de denen tahtırevan kullanılmaya başlandı. Hoca Sadeddin, aradaki farkı anlayamayanlara açıkça ‘idraksiz’ ifadesini kullanıyor. Avusturyalı tarihçi Hammer de demir kafesin katiyen masal olduğunu vurguluyor.

 -2) Peki ya Sultan’ın ölümü? Muteber tarihçi Neşri, bir tanığın oğlundan (Muhammed b. Kutbeddin-i İzniki) bilgi aldığını belirterek “hummayı muhrika” hastalığından bahseder. Timur’un Mısır’a elçi olarak gönderdiği Mes’ud da “Yıldırım’ın eceliyle öldüğünü” söyler. Timur’un tarihçisi Yezdi ise “göğüs darlığı” notunu düşer. Yine bir çağdaş kaynak olan Dukas intihardan bahseder ama “Birçoklarının dediğine göre” şerhini düşerek sadece bir söylentiyi vurguladığını açıkça yazar. Dukas, Batı Anadolu Türkmenleri ile iç içeydi (Türkçe de bilirdi) ve Yıldırım’ı pek de sevmeyen bu Türkmenler arasında menfi söylentilerin dolanması tabi idi. Ibn Arabşah’tan öğrendiğimize göre Sultan Bayezid “takva sahibi ve din konusunda katı”ydı. Böyle bir Müslüman’ın intiharı kafaları karıştırır. Aşıkpaşazade ile Hadidi yüzüğündeki zehirle intihar etti derken, “gurur kırıcı olaylardan ve Bayezid’in Semerkant’a götürüleceğini öğrendiğinden” bahsederler. Aşıkpaşazade de gazi Türkmenlere yakındır, ki zaten Babailerden, Dukas için verdiğim söylence detayı Aşıkpaşazade için de geçerli. Fakat bu noktada tarihçilerin artık ecel sonucunda durduğunu hatırlatırım. Mesela Yılmaz Öztuna Osmanlı Tarihi’nde “intihar değil, ecel” vurgusuyla kendini tashih eder, çünkü çalışmasının eski baskılarında zehir içtiğini yazıyor. Sultan’ın vefatına “hastalıktan” diyenlerin ortak bir şekilde “göğüs darlığından” bahsetmesi buna ispattır.

*  *  * 

Sultan Bayezid’in talihsizlikleri; Ankara Savaşı’ndaki mağlubiyeti, esareti ve esaret altındaki vefatı ile bitmez… Ankara Savaşı sonrası yaşanan Fetret devrinde Bursa’da yaşanan bir savaş sırasında Sultan’ın kemikleri yakılmıştı. Bugün Bursa Yıldırım Külliyesi’ne giderseniz (Ben üç farklı senede tam üç kere gittim, üçünde de restorasyon nedeniyle kapalıydı, şehrin biraz dışarısında yer alan Külliye için acele edilmediği aşikar) orada sadece temsili bir makam/sanduka görürsünüz. Peki, neden? İşte yazımızın konusu: Konya merkezli Karamanoğulları, Bursa kuşatması sırasında Sultan’ın kemiklerini neden yaktılar?

Tarih 1396… Yıldırım Bayezid Niğbolu Kalesi önünde onbinlerce Haçlı ile savaşıyor… İşte bu sırada Karamanoğlu Alaaddin, Sultan’ın savaşı kaybedeceğini düşündü ve Osmanlı hakimiyetindeki Ankara’ya girdi (Karamanoğulları’nın Osmanlı Rumeli’de gaza ederken Anadolu’da kontrolü sağlamak için ilk girişimleri değildi) Bayezid Han Niğbolu sonrası Konya’ya yürüdü. Alaaddin Bey aslında savaşın sonucunu öğrendiğinde girdiği yerlerden çıkmıştı ama bıçak kemiğe dayanmış olmalı. Konya önünde savaş 2 gün sürdü. Alaaddin Bey kaçtı. Fakat yakalanıp Sultan’ın huzuruna getirildi (Bayezid Han Alaaddin Bey’in kayınbiraderi idi) Sultan orada “Neden itaat etmiyorsun?” diye sordu. Karamanoğlu “Neden itaat edeyim, ben de bey’im” deyince idam edildi. Fakat Karamanoğulları tamamen ilhak edilmedi. Alaaddin Bey’in yerine oğlu II. Mehmed geçti.

Mehmed de Fetret devrindeki iç karışıklıktan istifade ederek (Ankara Savaşı’nda Timur’u desteklemiş, topraklarını genişletmişti) 1413’de Bursa’yı muhasara altına aldı. Bu sırada Rumeli’de Musa Çelebi ile Mehmed Çelebi savaşıyordu. Kazanan Osmanlı mülkünün tek hâkimi olacaktı. Bursa’yı aynı zamanda Yeşil Türbe’nin mimarı da olan Hacı İvaz Paşa savundu. Günlerce süren muhasara Mehmed Çelebi’nin Musa’nın cesedini Bursa’ya göndermesi ile son buldu. Karamanoğlu II. Mehmed geri çekildi. Bu sırada kendisine “Osmanoğlu’nun ölüsünden bu kadar korkarsın, ya dirisi gelseydi?” diyen askerini idam etti. Geri çekilirken Karamanoğlu Mehmed Yıldırım’ın külliyesinde türbede bulunan kemiklerini çıkardı ve yaktırdı. Bursa’nın Daveti’nin yazarı Samet Altıntaş “Bugün Uzun Çarşı’da mağaza olarak kullanılan Nalıncılar Hamamı’nın külhanında yaktırdı” bilgisini veriyor.

 *  *  *

Karamanoğlu II. Mehmed’in Bayezid Han’ın kemiklerini yakması kof nefret olarak değerlendirilir. Yani artık öyle bir tahammül sınırına erimiştir ki, Osmanoğlu’ndan hıncını Sultan’ın kemiklerini yaktırarak alır. Oysa ki böyle değildir. Bir kere bu eylemin anlık bir tepki olmadığı ortadadır. Planlı ve amaca yönelik bir adım. Peki, nedir bu plan? Karamanoğlu Mehmed Bey Bayezid Han’ın kemiklerini yakarken ne ummuştur?

Kemik yakma ritüeli hakkında Ertuğrul Danık Öteki Tanrılar kitabında, Ahmet Yaşar Ocak hoca da Alevi – Bektaşi inançlarının İslam Öncesi Temeli kitabında çok doyurucu bilgiler verir. 15.yy’da Türkmenlerin yaşadığı Anadolu Müslümanlığı İslam öncesi inanç ve ritüellerden tamamen münezzeh değildi. Sadece Alevi – Bektaşiler üzerine dikkat kesilir ama Sünni kesimde de İslam öncesi motifler yoğundur. Hangileri peki? Bu başka bir yazının konusu. Şimdilik, “kemik yakma” eyleminin bunlardan biri olduğunu söylemekle yetineceğim. Karamanoğulları elbette alevi – Bektaşi inanca mensup değildi. Fakat Karamanoğlu Mehmed Bey’in “intikam” tarzından Konya gibi bir merkezde dahi eski ritüellerin hala yaşayabildiğini görüyoruz. Diğerleri nelerdir, incelense, bence mühim bir araştırma olur.

İslam öncesi inançlarda ruhun ölümsüzlüğü kemikler sayesindedir. “Bu inancın sözlü ya da kitabı bir şekilde taşınarak semavi dinlerde de yer aldığını görüyoruz.” Misal bir Gagauz efsanesine göre Hz. Adem oğullarına evlenecek kız temin etmek için hayvan kemikleri toplar ve Allah’a dua ederek bu kemiklerden kızların yaratılmasına vesile olur. Hacı Bektaş Velayetnamesi’nde de Baba’nın müridi bir ziyafet verir, fakat durumu pek de iyi olmasa gerek, mürşid sonunda hayvanların kemiklerini toplatır dua eder ve kuzuların hepsi dirilir. Benzer mitosa Kalenderi efsanelerinde de rastlanır. Sultan Şucaeddin de oğlak kılığına girip kesilen Baba Mecnun’u kemiklerinden diriltip müridi yapar. Sultan Sahak bir balığı kılçığından diriltir. Hallac-ı Mansur bir aslanı kemiklerinden diriltir ve dirilen aslan Mansur’u kovalamaya başlar. Aziz Curcis efsanesinde 10 parçaya bölünüp kuyuya atılan aziz bir yıldırım sonucu kemiklerinden tekrar dirilir.

Tabii sadece efsanelerde değil: Bakara Suresi 259. Ayette Üzeyr peygamberin bir eşeğin kemiklerinden dirilmesine vesile olduğunu görüyoruz. Kemikten dirilmenin İslam’da da yer bulduğunu görüyoruz. Anadolu’da yaygın inanca göre, insanın kuyruk sokumunda bulunan kemiği asla çürümez. Çünkü kıyamet gününde insanlar bu kemikten dirileceklerdir (İleri okuma için: Boratav – Türk Folkloru).

“Bu inancın etkisiyle hareket eden Türkler ve Moğollar’ın büyük düşmanların cesetlerini bazan gerekirse mezarlarından çıkartarak yaktıklarına dair tarihte misaller bulunmaktadır. Moğol Tuluy, Merv’de Sultan Sencer’in, Tus’da Harun Reşid’in, Gazne’de Gazneli Mahmdud’un kemiklerini yaktırmıştır. Harezmşah Muhammed’in cesedi de yakılmak üzere Cengiz Han’a gönderilmiştir. Roux’ya göre; Şah İsmail’in Dulkadir beğlerinin, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin ve Abdulkadir Geylani’nin mezarlarını açtırıp kemiklerini yaktırmasının sebebi sanıldığı gibi hakaret kasdı değil, bu şahsiyetlerin maneviyatından ebediyen zarar görmemek inancıdır” (Ahmet Yaşar Ocak)

Öyle anlaşılıyor ki Karamanoğlu Mehmed, Bayezid Han’ın kemiklerini yaktırırken salt anlık bir hınçla hareket etmiyordu… Sultan’ın maneviyatını da yok etmek ve ‘yeniden dirilmesine’ mani olmak istedi. Tabii sembolik manada. Ama sanırım pek işe yaramadı. Teşbihte hata olmaz: Yıldırım Bayezid Han sadece iki kuşak sonra Fatih Sultan Mehmed olarak geri döndü.

Mehmet Hakan Kekeç

Mitleri Aşan Adam

Ahmet Tezcan

Beş Karışlık Bücür Büyücü

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

'Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi' Projesi

Erdal Şimşek

Rusya’nın JİTEM’i Wagner’dir

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi