Söylem-Eylem Tutarlılığı Bağlamında Ak Parti Ve Yeni Oluşumlar
Yener Özen

Söylem-Eylem Tutarlılığı Bağlamında Ak Parti Ve Yeni Oluşumlar

10.01.2021 Pazar 15:30

Eleştirel söylem analizi, güç, hâkimiyet, hegomanya, sınıf farkı, cinsiyet, ırk, ideoloji, ayrımcılık, çıkar, kazanç, yeniden oluşturma, dönüştürme, gelenek, sosyal yapı ya da sosyal düzen gibi temaları ön plana çıkaran ve araştırma alanı olarak bu konuları işleyen söylem analizi yöntemidir. Eleştirel söylem analizi güç ilişkileri, değerler, ideolojiler, kimlik tanımlamaları gibi çeşitli toplumsal olguların dilsel kurgulamalar yoluyla bireylere ve toplumsal düzene nasıl yansıdığı ve nasıl işlendiği ile ilgilenir.

Söylem bir meta-eylemdir ve ideoloji, bilgi, diyalog, anlatım, beyan tarzı, müzakere, güç ve gücün mübadelesiyle eyleme dönüşen dil pratiklerine ilişkin süreçlerdir. Söylem sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik alanlar gibi, sosyal hayatın tüm yönleri ile ilişkilidir.  Söylem kavramı, iletişimin en temel unsuru olarak kabul edilen dilin kendine has özellikleriyle birlikte sosyokültürel ve ideolojik bağlamlarıyla kendini gösterir. Her söylemde ifade edilmek istenen temel bir düşünce, bir mesaj diğer bir ifadeyle ideoloji gizlidir.

26 Ocak 1969 kurulan Milli Nizam Partisi’nden bugüne kadar söylem bütünlüğü taşıyan Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve oradan ayrılan ekibin gömlek değiştirdik söylemiyle hayat bulan AK PARTİ (bir nevi çeşitli siyasal eğilimlerin cem ettiği ANAP benzeri bir yapılanma). Her türlü özgürlüğü sağlama ve neo-liberal ekonomiyi öncülleyerek ama özgürlük kapsamı içinde İslami tavrı elinden bırakmayarak 2013 yılına kadar süreci başarı ile götürdü.

Ak Partinin, parti kuruluş gerekçesi ve kuruluş metni söylemi ve söylemin ne demek istediğini iyi irdelemek gerekir. Söylem, farklı yaklaşımlara dayanarak farklı açıklanmalar getirilmesi mümkün olan bir kavramdır. Metnin söylemediğini duyabilmek, anlayabilmek, söylemediği veya söyleyemediği şeyi bulabilmek için metnin de ötesine gidilmesi gerekir. Söylem-eylem birlikteliği bazen AK Partinin ana kitlesine anlatmakta zorlandığı işleri yapmasına da yol açtı. Özgürlükler verilirken zinanın suç olmaktan çıkarılması, faizin bir türlü dizginlenememesi vs gibi. AB uyum yasalar ile ilgili düzenlemeler yapılırken AB vatandaşlarına geniş haklar ve mülk edinme hakları, AB tarafından Türkiye vatandaşlarına verilmezken, topuzunun katarı biraz fazla kaçması gibi. Bu düzenlemeler mütedeyyin seçmenin küsmesine yol açtı.

Söylem belirli kurallar, terminoloji ve konuşmalardan oluşan sistematik dilsel düzenleri betimlemek üzerine kullanılan bir kavram olarak kategorize edilir. Söylem bir iletinin tüm boyutlarını, sadece iletinin içeriğini değil, onu dile getireni (kim söylüyor),otoritesini (neye dayanarak),dinleyiciyi (kime söylüyor?) ve amacını (söyleyenler söyledikleri ile neyi başarmak istiyor) kapsar. Söylem belirli bir zaman dilimi içinde belli insan grupları arasında olan ve diğer insan grupları ile ilişkili olarak geliştirilen fikirleri, ifadeleri ve bilgileri içerir. İktidarın uygulanması böyle bir bilginin kullanımına içkindir. Bireyler söylem yaratamaz. Bunun yerine söylemler sosyal düzeyde mevcutturlar. Söylem, anlamı inşa eder ve böylelikle toplumlar mevcut semboller ve anlamlar arasında bağ kurar. Bu yolla toplumlar konular, olaylar ve olgular üzerinde nasıl düşünecekleri ya da iletişim kuracakları söylemler üzerinden kazanırlar.

AK Partinin 2002-2013 arası söylem-eylem uyuşumu onu tek başına %50’lere varan bir oy oranına getirmişti. Her ne kadar Türkiye’de ki vesayet odakları ile çarpışımı ve eko-siyasal konjonktür AK Partiyi sürekli mağdur ama zenginlik ve özgürlükler bayrağı haline getirmesi bu oy oranını yakalamasına yol açmıştır. 2008’den sonra dünyadaki neo-liberal dalga ve ABD ekonomisindeki sıkışma Türkiye’yi de aslında teğet geçmemesi iktidarı bazı düzenlemelere mecbur kıldı. Bu durum iktidarın yeni yasal düzenlemeler yapısı ile birlikte onu mağdur ve mazlum durumdan muktedir ve yeni vesayet yapısı durumuna getirdi. AK Parti her ne kadar söylem olarak 2002’de ki söylemi devam etse de, eylemsel bazda muktedir olması ve bu muktedirliği halkın beklentileri ile örtüşümünün zayıflaması yeni yapılanmaların dillendirilmesine neden olmuştur.

AK Partinin söylem-eylem kırılması yaşaması 2002’de yola çıkılan fikirlerin tali olarak atıl duruma düşmesi yeni oluşum ve düşünceleri harekete geçirmiştir. Ancak 2021’de olduğumuz bu dönemde 2002’nin şartlarının da olmadığını bilmek gerekir. 2002 söyleminin artık realitesi kalmadı çünkü Z kuşağı ve önümüzdeki seçimde oy veremese de 2013 ve sonrası doğumluları ifade eden Alfa kuşağı dikkate alınarak bir oluşum yapılanması planlanmalı. Ayrıca eski Psikolojik ve İdeolojik seçmen olgusu yerini Ekonomik ve Sosyolojik seçmen yapılanmasına bıraktığı iyi idrak edilmeli.

Yeni söylem; toplumsal bir pratik olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda taraf veya tarafsızlığın ifadesi, suçlamalar, kültürel alanlardaki insan ilişkilerini yansıtan eylemlerin, pratiklerin sergilenmesi olarak değerlendirilir. İnsanlar günlük yaşamlarındaki tutum, inanç, fikir gibi birçok konuyu söylem pratikleriyle ortaya koyar. Bu yönüyle de toplumsal bir pratik olan söylem, insanların hayata ilişkin tanımlamaları, anlamlandırmalarında önemli bir rol oynar. Yeni oluşturulacak olan siyasal yapılanmalar yeni söylemi göz önünde bulundurarak tutum, inanç ve fikir ortaya koymalı.

Açıkçası diyebiliriz ki; CHP yeni bir söylem-eylem yapılanmasına girerek dünyadaki “sol demokrat” yapılanmaya evirildiğini görmek gerekir. Bu içsel bir dönüşümüdür yoksa komplo teorisyenlerinin ifade ettiği gibi dış dayanaklı yeni bir örgütlenmemidir bunu zaman gösterecek. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında parti içi değişim ve dönüşüm yaşanacağı kesin. CHP, Amerikan Demokrat yapılanmaya benzeşeceğini ve birazda İsveç Sol yapılanmasını esas alacağını siyasal bilimciler ve gözlemciler ifade etmektedir.

AK Parti yeniden yapılanmasını Milli-Muhafazakâr çatı üzerine kurgulayarak, ABD’deki Cumhuriyetçiler ve İngiltere’deki Muhafazakâr Parti yapılanmasına evirilmesi gibi bir durum oluşursa; Yeni Oluşumcular hangi farklı söylem-eylem yapılanması ile halkın ve seçmenin karşısına çıkacağını sorgulamak gerekir.

Bugünün dünyası mass-medya dünyası ve Y kuşağının ikinci dönemi, Z kuşağı ve oluşturulan Alfa kuşağı ile Ekonomik Seçmen ve Sosyolojik Seçmen dikkate alınmadan oluşturulacak siyası-ekonomik ve eğitsel hiçbir yapının hayat bulma şansının olmadığını söyleyebiliriz…

Sefa ile…