Komplo Teorisi
Yener Özen

Komplo Teorisi

24.12.2020 Perşembe 14:44

Komplo teorisi, kamuoyu tarafından belli bir şekilde algılanmış herhangi bir olay hakkında geliştirilmiş, kamuoyundan saklandığı iddia edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın arkasındaki görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen alternatif açıklamalara verilen addır. Bazı kişiler komplo teorileri üreten kişileri paranoyak, ilgi çekmeye uğraşan ya da yanlış yönlendirmelerle toplumu yanıltarak bundan politik, ekonomik (ya da medyatik) çıkar sağlamaya çalışan kişiler olarak görür ve iddiaları gülünç ve önemsiz kabul ederler. Öte yandan bu tip iddialar popüler kültür alanında her zaman kendisine yer bulabilmiş, ilgi çekmeyi başarabilmiştir.

Bilim adamlarına göre komplo iddialarına yatkın toplumlar uzun süreli politik, ekonomik veya ahlaki çöküntü yaşayan veya kendilerine karşı önemli bir tehdit yöneldiğini düşünen insanlardır. Öte yandan, İngiliz sosyolog Mark Fenster'a göre belgelendirilebilen pek çok komplo teorisinin fos çıkması, bunların hepten önemsiz olmaları anlamına gelmiyor. Fenster, bu teorilerin ortaya koyduğu gerçeğin, toplumda var olan sisteme karşı genel güvensizlik ve özellikle her şeyin yüzeyde şeffaf ve özgür gözüktüğü demokratik sistemlerde aslında alttan alta süregiden başka mekanizmaların var olduğuna dair inançtır.

Bilişim Devriminin Komplo Teorilerine Katkısı

Tarım devrimine ardından da sanayi devrimine tanıklık eden insanlık tarihi, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de geçirdiği bilişim devrimiyle uzmanların "bilgi toplumu" olarak nitelendirdiği toplumsal dönüşüm sürecine geçişe sahne oldu. Bu yeniçağın en önemli getirilerinden biri, gelişen teknolojinin doğurduğu, taşıdığı veri kapasitesi ve hızı inanılmaz derecede artmış bir iletişim ortamı yarattı. Bu yeni ortamda artık bireylerin istedikleri hatta kimi zaman da istemedikleri kadar çeşit ve yoğunlukta bilgiye erişme olanakları,televizyon, internet ve cep telefonu gibi çeşitli medyalar aracılığıyla neredeyse sınırsız bir biçimde arttı. Artık dünyanın hemen herhangi bir yerinde olan bir olayı neredeyse anında haber alabiliyor, konu hakkında ayrıntılara ve yorumlara ulaşabiliyor, dilersek kendi görüş ve düşüncelerimizi yine aynı medyaları kullanarak anında başkalarına iletebiliyoruz.

Öte yandan paradoksal şekilde artan bilgi akışı insanları gelen bu bilgilerin doğruluğundan daha az emin olmaya yöneltiyor. Eskiden az ve öz şeklinde nitelendirebileceğimiz kadar bilgi edinebilen insanlar, ellerine geçen bilginin doğruluğunu akıl yolu haricinde sorgulamanın zorluğundan ve çoğu zaman da buna gerek görmediklerinden, ellerine geçtiği haliyle benimseyip kabul ediyorlardı.

Günümüzdeyse manipüle edilmiş bilgilerin de en az gerçek bilgiler kadar kolay olarak iletilebildiği bu dünyada, bilgi tüketicilerinin kaynağı belli olamayan bilgilerin doğruluğundan şüphe duymaları şaşırtıcı değil. Böyle bir ortamda bu şüpheciliği ilerletip, gerçekleşen irili ufaklı her tür olayın aslında doğru yansıtılmadığı ve mutlaka arkasında başka bir şeylerin olduğundan şüphe edip komplo teorileri geliştirenlerin oranı son yıllarda bir hayli arttı. Özellikle internet ortamında aklınıza gelebilecek her türlü olayla ilgili komplo teorileri bol miktarda bulunmakta ama iddialarının arkasında güçlü kanıtlar da bulunduğunu öne süren bu tip teorisyenler, çoğunluğu başta Amerika olmak üzere Batı dünyasında televizyon programlarına da çıkmakta, gazetelere demeçler vermekte hatta görüşleriyle ilgili kitaplar da yayınlamaktalar. Bu tip komplo teorilerine halk ilgisi de her zaman yüksek oranda olduğundan dolayı, bu görüşlere sahip insanlara medya desteği her zaman bulunmaktadır.

Terör ve Komplo Teorileri

Günümüzde toplumsal güvensizliği yaratan en önemli unsurlardan biri de şüphesiz ki terörist eylemlerdir. Çok boyutlu komplo teorilerinin miladı olarak kabul edilen 1963 yılındaki Amerikan Başkanı John F. Kennedy suikastı ile üretimi ivmelenen komplo teorileri arasında dünya dışı varlıklardır. Dini teoriler, devlet sırları ve derin devlet gibi ana başlıkların arasında her zaman terörist eylemler de olagelmiştir. Ama özellikle 11 Eylül sonrasında terörün küresel bir önem kazanması ve en sonunda, bu tarihe kadar terörün sadece yerel olaylarla sınırlı kalacağını ve kendilerine bulaşmayacağını düşünen güçlü ülkelerin de terörden nasiplenebileceğinin anlaşılmasıyla, terör hakkındaki komplo teorileri Batı dünyasında da yaygınlık kazanmış ve geniş ilgi uyandırmaya başlamıştır.