Katar’a Ambargo Kalktı Peki Gerçek Kahraman Kim?
Serkan Yıldız

Katar’a Ambargo Kalktı Peki Gerçek Kahraman Kim?

07.01.2021 Perşembe 10:24
5 Ocak’ta Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesinde Katar’a uygulanan ambargo, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE),Bahreyn ve Mısır’ın ortak kararı ile kaldırıldı. Bu blok Katar’dan 13 maddelik bir değişimin olmaması durumunda ambargonun devam edeceğini 3,5 yıldır iddia ediyordu ancak Katar 13 maddenin hiçbirini uygulamadığı halde ambargo iptal edildi.

Buna sebep neydi? Herkesin aklında ki ilk soru bu…

Bölgede üçüncü güç olan ABD’de bir değişim söz konusu. 20 Ocak’ta çok anormal bir durum olmazsa Biden göreve gelecek. Ve Biden siyasi ve nesnel ideolojisi gereği bu bölgeye çok septik yaklaşıyor. Suudi Arabistan’ın ortada hiçbir şey yokken bu kadar “büyük” tavizler vermesi üstelik Veliaht Prens Selman’ın kibirli duruşuna rağmen buna imza atması kesinlikle “Biden’e güzel gözükme çabası” olarak değerlendirilir. Bir diğer makul sebep ise; Ambargonun sebepleri, ihtiyaca yönelik olup olmamasıyla ilgili. Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesinde “Neden bu ambargoyu koymuştuk?” diye Suudi ve Mısır bürokratlarının kendi aralarında şakalaştıkları da sosyal medya da duyuldu. Elbette ki bu ciddiye alınamayacak kadar komik bir şaka ancak demek ki, alt benliklerde bu soru işareti mevcut. S. Freud’a göre böyle en azından.

Ambargo kalktı. Bu kimlere yaradı? Burada en kazançlı olanın Suudiler olduğu ortada. Büyük bir çıkmaz da olan bu ambargo Katar ile ilişkilerinin normalleşmesinin yanında bölge de “söz sahibi” ve / veya “yarı söz sahibi” bir konuma çıkarttı onları. Katar’ın Libya’da Mısır’ın aksine, Türkiye yanlısı bir politika gütmesi, Mısır’ın Libya üzerinde ki politikasında da bir yumuşama işareti olacağa benziyor. Bu ne kadar ya da nasıl bir ölçekte olur bunu zamanla göreceğiz. BAE ise hiçbir zaman kolay av durumuna düşmedi. Yok sayılamazdı. Sayılmadı. İtibar açısında onları da kazançlı sayabiliriz. Katar ve dolaylı olarak Türkiye. En büyük kazanan taraflar hanesine yazılacak iki ülke sanırım biz ve Katar’dır. Bu dört ülke ile gerilen ilişkilerimizin biraz daha sempatikleşeceği ortadadır. Katar’la aramızda olan “Ticari ve Stratejik” ortaklık atılan bu imzalar ile bir segment daha yukarı çıkmıştır. Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerimizi düzeltmesinde üstlendiği rolü bu sefer Katar, Körfez ülkeleri ile düzelmesinde üstlenmiştir. Ve tabii ki diplomasi işte budur.

Peki, ben size şimdi madalyonun bir de gözükmeyen tarafından açıklayayım olayları. Ki buraya kadar okuduklarınızı “ana akım medya”da da bulabilir, okuyabilir ve farklı bir cümle göremeyebilirsiniz.

Birde bu ambargonun kaldırılma sebebini benden dinleyin…

Katar’da bulunan Türk Askeri Üssü, (Doha’daki El Rayyan Askeri Üssü’nde başlangıçta Kara Kuvvetlerine bağlı “Kara Unsur Komutanlığı” olarak teşkilatlanmış 130 asker ve zırhlı araç bulunan) Katar’a ambargonun kaldırılması için dayatılan 13 maddeden biriydi. İstenmiyorduk orada. Tehdit görülüyorduk. Peki, kaldırıldı mı hayır? Üstüne personel sayımız, lojistik ve ikmal kabiliyetimizi artırarak, üssün daha da genişlemesi sağlandı. Katar’da ki üssümüz, bölgede ki siyasi çıkarlarımız ve beklentilerimiz için var olan en büyük dinamo. Taviz verilemezdi. Verilmedi. Ancak ambargo kalktı. Bölgede bulunan askeri üssümüzün envanter ve personel sayısı elbette ki “gizli bilgidir” ancak orada ki personelin “yetenek ve kabiliyeti” gizli bilgi değildir. Bir çok alanda, istihbarat – istihbarat karşı koyma – espiyonaj – dijital istihbarat – istihbarat çarkı değerlendirmesi, - bilgi toplama – bilgi değerlendirme konularında oldukça uzman ve profesyonel bir ekibin o üste görevli olduğunu bilmekteyiz. Bölgenin tam göbeğinde böyle bir güce sahip olmak, Türkiye’nin elini oldukça güçlendirmektedir. Peki, bu güç kimleri rahatsız eder? Bu zaten çok belli. Peki, bu gücün olması kimlerin yararınadır? Şöyle izah edeyim; Suudi Arabistan’da küçücük bir kıpırdanma dahi eğer ki orada bulunan Türk Gücü sayesinde Suudi Hükümetine bildiriliyorsa bu, tüm o bölgenin “geçerli” hükümetlerinin yararınadır. Katar’da usulsüz bir ticaret Katar hükümetine bildiriliyorsa, BAE’nde bir karşı casusluk aynı ülkenin birimlerine iletiliyorsa bu yine tüm o bölgenin yararınadır. Diğer yabancı servislerin cirit attıkları o bölgede, işler biraz olsun rayına girdiyse bu Türkiye ve yine tüm o bölge hükümetlerinin yararınadır.

Bu durumdan rahatsız olanlara gelince, bölgede istediği gibi koşup oynayamayan MOSSAD birçok karşı operasyon düzenlemiş (Bu noktada 2018 Aralık ile 2019 Eylül ayları arasına bakmakta fayda vardır) ancak hepsinde başarısız olmuştur. CIA, direk olmasa bile gayri resmi birçok operasyona kalkışmış ancak yine başarısız olmuştur. CIA + MOSSAD ortak operasyonları da vardır bölgede. Hatta alçakça düzenlenmiş ve “askeri – diplomatik terbiyeden” son derece uzak olarak ama yine başarısızlık kaçınılmaz olmuştur. Taktik ve stratejik olarak son resmi operasyon Mart 2020’de düzenlenmiş ve sonrasında atmosfer durulmuştur. Kazanan, disiplin – eğitim – cesaret olmuştur.

Suudilerin bu ambargoyu kaldırmalarında ki en büyük “teşvik” ve “tespit” yine Türkiye’nin bölgede ki yadsınamaz İstihbarati gücü ile olmuştur. BAE’nin ve Mısır’ın kaldı ki Mısır’la Libya üzerinde birçok kez karşı karşıya gelmemize rağmen bir ikna edici güç oluşturmuştur. CIA ve MOSSAD’ın üst üste imza attığı başarısız operasyonlar, sırtlarını onlara dayayan diğer kurumlar tarafından “ister istemez” bir değişime – tercih kaymasına sebep olmuştur. Yaptıkları tercihte ortadır.

El Rayyan’da, 130 askeri personelle başlayan gücümüz bugün “düşmana korku – dosta güven” veren, ne yaptığını – neden yaptığını ve nasıl yapıldığını çok iyi bilen ve disiplinden asla taviz vermeyen kadrolarla “imza da adı olmayan” ama bu ambargonun kalkmasında ki en büyük katalizör olarak var olan “zafere” dönmüş ve hem Türkiye hem Katar için “gözükmez” – “pelerinsiz” ve “reklamsız” bir kahramanlığa dönmüştür.