Kanada'nın Karar Vericileri Aslında Kimler?
Serkan Yıldız

Kanada'nın Karar Vericileri Aslında Kimler?

13.04.2021 Salı 14:51

12 Nisan günü, Kanada Dış İşleri Bakanı Marc Garneua; “Türkiye’ye ihraç edilen Kanada Savaş Teknolojisi ürünlerinin Dağlık Karabağ’da kullanıldığına dair güvenilir kanıtlar bulmalarından dolayı 2020 sonbaharında askıya alınan izinlerin iptalini” duyurdu.

Sadece bununla da kalmadı Kanada, Hürkuş eğitim uçaklarında kullanılan, sadece askeri değil sivil havacılıkta da önemli bir envanter olarak kabul edilen PT6 turboprop motor ihracatını da durduracağına yönelik söylentiler Silah ve Savunma Sanayi kulislerinde kulaktan kulağa yayılmakta. Başka bir dolaylı ambargoda; Geçtiğimiz yıl HAVA SOJ projesinde kullanılmak üzere satın alınan 4 adet Bombardier Global 6000 tipi uçakların gerekli eğitim, bilgi paylaşımı ve teknik – tedarik çalışmalarının durdurulmuş olması. MILGEM Projesi kapsamında ki döner kanat platformunun desteği de şuan durmuş durumda. Tüm bunların bir sebebi olmalı değil mi?

Aynı ürünleri Barış Pınarı Harekâtında kullanırken aynı Kanada nedense bundan rahatsız olmazken aynı o Kanada, aynı o ürünlerin Dağlık Karabağ’da kullanılmasından çok rahatsız olmuş ve ihracatı durdurmakla kalmayıp tamamen iptali için Dış İşleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’yla görüşmelere başladı.

Şimdi akıllarda tek bir soru var;“Bu Kanada’dan satın aldığımız ürünler çok elzem bir şey mi ki ona muhtacız?”

Şuan teknik olarak, bu soruya cevabım ne yazık ki; “Evet” olurdu. Kanada’dan aldığımız bu “çok elzem” ürün aslında bir “görüntüleme sistemi.” Yani elektro optik ve kızılötesi kamera sistemleri. Hem BAYKAR Grubunun ürettiği Bayraktar TB2 İHA’larda, hem de TUSAŞ’ın üretiği ANKA İHA’larında kullanılan, yüksek çözünürlükte görüntü elde eden bir kamera, o görüntüyü stabilize eden bir gimbal, bu gimbalin iki eksende (Aşağı – Yukarı, Sağa – Sola) dönüşünü sağlayan ayrı bir mekanizma ve hepsini birden konfüre eden 4 veya 5 motor. Tabii bu motorlar oldukça hassas olması gerekir ki, yapay zekâ ile yakalanan görüntüyü sabitlesin, zomlasın ya da fotoğraflasın. Ve yine bu sistem içerisinde olan bir işlemci ile bu görüntüler önce oto-pilota ardından da operatöre iletilsin. Ve İHA’larda SİHA’larda görüntü sistemi çalışabilsin. İşte o “elzem” parça, bu dediğim parça. Yani bu parça olmazsa elimizde uzaktan kumada ile çalışan, çok pahalı bir uçurtma dışında hiçbir şey olmaz.

Oldukça kötü geliyor kulağa değil mi? Evet buraya kadar okuduklarınızdan bu sonucu çıkartmanız çok normal. Ancak bu konuda profesyonel olarak naçizane fikrim ve hissim şudur ki; Kanada’nın gösterdiği bu siyasi ve ideolojik direnç bize “milli” olarak büyük bir kazanıma sebebiyet doğurdu.

ASELSAN bu konuda uzun zamandır çalışmalarına devam etmektedir. Ve tamamen yerli olarak üretilen milli elektro optik görüntüleme sistemi ASELSAN CATS şuan hali hazırda kullanılmakta olup Kanadalı Wescam firmasının ürettiklerine göre bazı teknik farklılıklar olsa bile yine de geliştirilmeye devam edilmekte hatta bu ambargo ile çok kısa sürede ne Kanada’ya ne de başka yabancı bir firma ürününe ihtiyaç kalmayacaktır.

İşte Kanada’nın uyguladığı bu ambargo krizi bize böyle bir artı olarak geri dönecektir. Ki dönmeye de başladığını biliyorum. Şuan ASELSAN CATS üzerinde çok ciddi çalışmalar devam etmektedir.

Şimdi madalyonun diğer yüzüne bakalım; Kanada dünyanın öbür ucunda kendi silah ve savaş teknolojisinin kullanılmasından neden bu kadar rahatsız oldu? Bu üretilen malzemeler ve ürünler adı üstünde “Savaş Teknolojisi”yani siz bunu mutfakta kullanamazsınız. Siz bunu tehditlere, saldırılara, taarruz ve terör destekli risklere ya da dost ve müttefiklerinizin size başvurduğu yardımlarda kullanırsınız. Ki Türkiye’de böyle yapmış Can Azerbaycan’ın yanında yer almıştır. Burada bir suç, yanlış ve hata yoktur. Alınan Savaş Teknolojisinin, bir tehditte karşı kullanılmasında ne sakınca olabilir? Ama Kanada böyle dememiş, bunu sağlam gerekçelerle ortaya atıp, bu ticareti tamamen durdurmuştur. İşte ben buraya takılıyorum; “Neden?”

Tehlikeli bir sorudur “Neden?” çoğu zaman sorulduğunda…

Sebebi basit, Kanada dayanıklı lüks ürünler işlenmesi ve üretiminde dünyada çok önemli sıralarda. Bu lüks ürünler, elmas işçiliği, elmas endüstrisi ve elmas ince işleme teknolojisi. Ve en büyük müşterileri de ABD, İngiltere ve Fransa. Hammadde kısmında değilim burası çok önemli. Hammaddenin elde edilip, onun işlenmesi kısmındayım. Bu ciddi bir iştir. Getirisi yüksek, vergisi bol ve ülke içinde ciddi bir gelirdir. Dünyanın “Akciğerleri”olarak bilinen ve dünya üzerinde en fazla ağaç ve ağaç ürünleri ithalatçısı Kanada’nın milli geliri bir liste yapıldığında ikinci sırada “dayanıklı lüks ürünler endüstrisi”gelmektedir.

Peki, bu “elmas endüstrisine dayalı” zemin hangi etnik grubun elindedir? Evet, doğru bildiniz. Ermeni Zanaatçılarının. Ermeni Atölyelerinin hatta Ermeni fabrikalarının. Ve bu gücü elinde bulunan bir diasporanın ülke kararlarında nasıl bir etkisi olabilir? Görüldüğü üzere sert ve hacimli bir reaksiyona sebep olup, bir ülkenin Savaş ve Silah İhracatına dahi etki edebilir.

Kanada’nın uygulamaya başladığı bu ambargoda kesinlikle Kanada Ermeni Diasporasının çok büyük bir etkisi olduğunu rahatlıkla iddia edebilirim. Bunu görmek, anlamak ya da bunu okumak için uzman olmaya ihtiyaç yoktur. Ancak bu diasporanın beslenme kanallarını kesmek için kesinlikle uzman olmaya ihtiyaç vardır. “Üstün Devlet Aklının” bu konuda çalıştığından da asla şüpheniz olmasın.