Ermenistan Darbesinin Anatomisi
Serkan Yıldız

Ermenistan Darbesinin Anatomisi

25.02.2021 Perşembe 14:59

Henüz daha saatler öğleni bulmadan ajanslardan ardı arkasına haberler gelmeye başladı. Ermenistan Genelkurmay başkanı Gasparyan ve kuvvet komutanları bir muhtıra ile Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ı istifaya davet etti.

Bu panik haliyle Paşinyan destekçilerinin sokaklara çıkmasını istedi ancak meydanlara çıkan göstericilerin sayısı haber peşinde olan gazetecilerin sayısının çok çok altında kaldı.

Başka bir kriz daha hemen arkasından doğdu. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Genelkurmay başkanı Gasparyan ’ın “emekliliğe sevk” (!!!) belgesini imzalamadı ve inceden de olsa tarafını belli etti. Bu durumda Gasparyan hala daha “Genelkurmay’ın Başındaki” isim olarak görevine devam etmektedir.

Gasparyan ‘ın ılımlı ve oldukça samimi olarak yaptığı “Ermenistan Başbakanı ve hükümetinin istifasını talep ediyor, aynı zamanda Vatan ve Artsakh'ı korurken oğulları ölen kişilere karşı güç kullanmaktan kaçınmaları için uyarıda bulunuyor. İnsanlar her zaman ordunun yanında olduğu gibi, ordu da her zaman halkın yanında olmuştur.” Bu oldukça ses getiren ve destek gören bir açıklama olmuş olmalı ki Paşinyan’ ın “Darbe yapılıyor, herkes sokaklara” çığlıkları hedefine ulaşmamış gibi duruyor.

Olayların buraya kadar olan kısımları, buz dağının görünen kısımlarıydı. Birde suyun altına bakmakta fayda var.

Ermenistan yenildi. Ordusu “firarlarla” ve “kaçaklarla” dağıldı. Elde kalan toplama 6 tümenle Silahlı Kuvvetlerinin omurgasını korumaya çalışıyor Gasparyan. Ateşleme eksikleri olan füze sistemleri, yerden kalkmayan / kalkamayan uçakları ve Azerbaycan Kuvvetlerinin eline geçmiş binlerce silah ve mühimmatla bence Ermenistan Ordusu artık “askeri olarak önemi kalmamış” silahlı, yarı milis gücüne dönüşmüştür.

Ancak bu darbeyi doğru okumak gerekir. Paşinyan’ ın gideceği kırk gün öncesinin Ermeni Medyası ve Ermeni Diasporası tarafından ince ince işlenmeye başlamıştı. Toplum ve Algı mühendisleri çalışmalarını yapmaya O tarihten çok öncesinde başladı. Paşinyan, bu sabah verilen muhtıraya çok şaşırmış gibi görünse de suyunun kaynadığını Aralık ayından beri biliyordu.

Ancak bu suyu dökmesi gerekenin ve bu “operasyona” liderlik edenin Gasparyan olması bana ilginç gelen noktadır.

Gasparyan, Rus yanlısı ve FSB (Rusya Federal Güvenlik Teşkilatı / Eski adı ile KGB. Ben daha iyi anlamanız için KGB diye bahsedeceğim)  ile çok sıkı ilişkiler içinde olan bir generaldir. Karabağ Savaşında her ne kadar yazılmasa / çizilmese de Ermeni Genelkurmayı Stratejik olarak birçok gizli bilgiyi Gasparyan ve KGB arasında kurulmuş “Sempatik Kanaldan” alıyordu. KGB’nin “Zafer Kutlamalarına” davet edilen birkaç yabancı yüksek rütbeli askerden biriydi Gasparyan. Diğerleri ise çokta yabancı sayılmazlar zaten.

Bu “Muhtıra” üzerinden yürüyen darbede kesinlikle ama kesinlikle KGB parmağı olduğunu iddia etmek sırf Gasparyan ve KGB ile sempatik ilişkileri yüzünden bana oldukça mantıklı gelmektedir.

Bir diğer kritik amaç ise; Gasparyan’la tekrar ve en başından başlayan Ermeni Bürokrasisi ve Siyasi Aklı, tekrardan Karabağ’a saldıracaktır. Hatta tüm bu şamatanın altında yatan tek sebep belki sadece budur. Kaybedildi, yenildi, tekrar ayağa kalkıp, “intikam” hırsıyla değil “güç” gösterisi temelli tekrar Karabağ Savaşı başlayabilir. Gasparyan’ın emellerinin bu olduğu bilinmekte, bunu açıkta deklare etmekte Paşinyan’ı bu yüzden suçlamaktadır. Verdiği Muhtırada da bu çok bellidir.

Tabii tüm pastayı Gasparyan ve onun KGB’sine bırakmak istemeyen “çıkar ortakları” ve “yabancı servislerde” uzun zamandır bölge de çalışmakta ve bu konuda projeler üretmektedir. Paşinyan’dan memnun olmayan ancak kendi “bürokrat” ve “siyasetçilerini” çoktan hazırlamış Fransız DGSE’si, Amerikan CİA (Kafkaslarda güçlü bir Rusya istememesi) hatta MOSSAD bile (İran ile sınır yakınlığını stratejik önem olarak gördüğünden) şuan bölgede bir it dalaşına girmişlerdir.

Azerbaycan ve Türk Güvenlik unsurlarının da bu konuda gerekli, ihtiyaç duyulan ve stratejik olarak çıkarlarımıza hizmet edecek çalışmaları yaptıklarını herkes gibi bende düşünmekteyim.

Umalım ve umut edelim ki, Ermenistan’da ki bu “istihbarat teşkilatları” ve yabancı unsursavaşlarında “ülkemiz” ve “kardeşimiz” Azerbaycan’ın çıkarlarına ve beklentilerine en güzel kazançlarla masadan kalkalım.

İkinci bir Karabağ savaşını kimse istemez ama gerekirse biz postallarımızı da henüz kaldırmadık.