'Bağımsızlık ve Özgürlüğün' En Büyük Tehlikesi; 'Ekonomik Casusluk'
Serkan Yıldız
'Bağımsızlık ve Özgürlüğün' En Büyük Tehlikesi; 'Ekonomik Casusluk'
12.01.2021 Salı 15:38

12 Ocak Salı günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında bir proje müdürü olan altı kişinin, tutuklandığını bildirdi. Tutuklanma sebepleri “Ekonomik ve Sanayi Casusluğu”. MİT “Korucuyu ve Önleyici İstihbarat” kapsamında 1 yıldır süren operasyon sonunda Savunma Sanayii Başkanlığında ki ihalelerde ki bilgi ve dokümanları “Yabancı Firma Temsilciği Yapan Şirketlere” aktardıkları ve bunun karşılığında maddi çıkar elde ettiklerini tespit etti. Evlerinde yapılan aramada birçok doküman ve yüklü miktarlarda döviz bulundu. Ve bu 6 şahıs tutuklandı.


Haber çok önemsiz bir haber gibi ajanslarda geçti, gitti. Ancak hiçte öyle değildir. Çünkü “Ekonomik ve Sanayi Casusluğu” bir ülkenin bağımsızlığına, hürriyetine ve hatta halkının özgürlüğüne bile sebep olabilir. Bir terör ya da espiyonaj operasyonunda elde edilen başarıdan kanımca çok daha önemli bir kazanımdır bu.


Teori de ve pratikte, “Ekonomi ve Sanayi Casusluğu” iki ayrı başlık olarak incelenebilir. Fakat sonuç her türlü aynı amaca çıktığı için, birleşik yazılmasında, kullanılmasında bir beis yoktur.


İstihbarat dünyasında “legal ya da illegal” bence en temkinli yaklaşılması gereken kişilerdir. Kendi aralarında “Fuar Elemanı / Fuarcı” denir, derler. Ve yukarıda dediğim gibi bir ülkenin, halkın bağımsızlığını dahi yok edebilirler. Bu çerçeveden, nesnel olarak bakıldığında MİT’in gerçekleştirdiği bu başarılı operasyon çok mühimdir.


Şöyle örnekleyeyim ve analizi sizlere bırakayım. Fransız İstihbarat Teşkilatı 1971 Kasım ayında, Fransa Cumhurbaşkanına Amerika’nın Aralık 1971 – Ocak 1972 tarihlerinde doları devalüe edeceğini bildirmiş, Fransa hükümeti elinde bulunan tüm doları satarak piyasadan frank toplamış ve karşılığında Fransa’nın son 40 yılda ki en büyük karına sebep olmuştur. İşte bu “Ekonomik Casusluktur.” O dönem bunu yapamayan, bilmeyen ve bunun farkında olmayan ülkelerin yaşadıkları ekonomik krize bakıp, Fransa’nın bir anda sınıf atlamasına herkes çok şaşırmıştır.


1990’lı yılların başında CIA ve CIA’in casus uyduları, Çin’in tahıl ekimi yapılan arazilerinde yeraltı su seviyesinin azaldığını tespit etmiştir. Ve buna bağlı olarak önlerinde ki 3’ncü ya da 4’ncü çeyrekte Çin’in tahıl üretiminin azalacağını, Dünya tahıl pazarlarına yüklenmek zorunda kalacağını ve bununda global anlamda tahıl fiyatlarında inanılmaz bir artışa sebep olacağına dair raporlar hazırlayıp, ilgili birimlere sunmuştur. Tahmin edilende olmuş, 90’ların başlarında dünyada tahıl pazarında inanılmaz bir fiyat artışı yaşanmış, bir krizden etkilenmeden hatta yüksek oranda tahıl satışı gerçekleştirerek kar eden tek ülke Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. İşte bu da bir tür “Ekonomik Casusluktur.”


Ekonomik Casuslukta bence dünya da uzman olan ülke; İngiltere’dir. Sanayi devriminin yaşandığı ve dünyaya yayıldığı o topraklarda, o gün Kraliyet İstihbarat birimleri, sanayiciler, bankerler, bankalar hatta orta ölçekli üretim bandına sahip olan Kobilerin bile aralarına sızmış ve “Masonik” bir ağ kurmuşlardır. 1800’lerin sonu – 1900’lerin başında bahsediyorum. Bu ağın en büyük ve en başarılı operasyonu herkesin bildiği ve Holywood’a da ilham olan “Arabistanlı Lawrence” ve “Çöl Kraliçesi” lakaplı Getrude Bell’dir. Lawrence’in gerçekten ne kadar umurunda olduğunu sanıyorsunuz Arap halklarının Osmanlı mahiyetinde yaşaması? Ya da Bayan Bell gerçekten de çok mu seviyordu çöl kültürünü? Belki ikisi de o çölün altında yatan petrolden çok önceleri haberi vardı. Birileri düşündü, tasarladı, kurdu ve alana çıktılar. Bu ikilinin o bölgede ki “operasyonlarının” o dönem ve bugün bile hala İngiltere’ye nasıl ekonomik kazançlar sağladığını düşünün ve kararı siz verin.


Ekonomik Casusluğun işte bu kadar önemi vardır. Karşı koymanız - mücadele etmeniz gereken, en üst segmentte direnç kurgulamanızın şart olduğu yegâne “İKK” (İstihbarata Karşı Koyma) önlemidir. Ve bu analizden sonra az önce dediğim ve hepinizin abartılı bulduğu; “Bağımsızlığınız ve özgürlüğünüz elinizden gidebilir” imamı haklı bulacağınıza eminim.


“Sanayi Casusluğu” ise yine yukarı da dediğim gibi farklı bir başlık gibi gözükse ve ayrı incelenmesi gerekse bile yine de amaç aynı olduğu için birbirinden ayıramazsınız. Sanayi Casusluğunda bir nebze operasyonel faaliyetler içinde “Devlet” ve “Kamu” görevlileri dışında özel teşebbüste olduğu için Ekonomik Casusluktan ayrılabilir. Ancak devlet ve / veya birden çok devletin desteklediği bir casusluk türü olduğu içinde tamamen ayrılamaz.


Sanayi casusluğu biraz daha kapitaldir. Biraz daha acımasız. Ulus ya da devlet çıkarlarından çok “kazanç” odaklıdır. Ve dost / düşman ayrımı yapmaz. Genellikle müttefik ülkeler bile “Sanayi Casusluğu” arenasında birbirlerine saldırabilir, birbirlerini aslanların önüne atabilir. Bundan dolayı da kimse kimseyi suçlamaz.


1992 yılında FBI, Amerikan General Electric firmasında 24 Fransız Sanayi Casusunu yakalamış ve sınır dışı etmiştir. Fransa & ABD? Düşmanlar mı?


 1977 yılında yine CIA, Japon teknolojisini incelediğinde birebir ABD teknolojisinin kopyası olduğunu fark etmiş, bu olayın peşine düştüğünde ABD Hawaii’de bir merkezde ABD teknolojik veri tabanına ait birçok dokümanın deniz yoluyla Japonya’ya götürüldüğünü fark etmiştir.


1939’da Alman Hava Kuvvetlerinde bir birim açılmış ve adına da “Teknolojik Gelişim Birimi” denilmiş başına da Nikolus Ritter isimli bir mühendis atanmıştır. Alman Hava Kuvvetleri karargâhında 2 göz odadan oluşmuş bu birimin altında 2500 mühendis çalışmaktadır. Ve hiçbiri orada değildir. Hepsi Almanya dışında “Sanayi Casusluğu” yapan profesyonel ekiptir. II. Dünya Savaşı öncesi Alman Hava Kuvvetlerinin Avrupa’nın işgalinde ne kadar önemli bir rol oynadığı ve bunun sebepleri incelendiğinde Nikolus Ritter’in o kadar çok madalya almasının bir sebebi de “Sanayii Casusluğunda ki” devrimleridir. Bugün bile birçok istihbarat birimi tarafından “Sanayii Casusluğunun” atası olarak kabul edilir.


 1992 yılında İran İstihbaratının Sanayi Casusluğunda attığı adım birçok ülkeyi titreterek kendine getirtmiştir. CRYPTO A.G., Dünyanın en ileri teknolojisine sahip kripto cihazlarını üreten bir İsveç firmasıdır. Hemen hemen dünyanın bütün ülkelerine kripto cihazları bu firma satar. İran İstihbaratından işgüzar (!!!) dört istihbarat uzmanı CRYPTO A.G. firmasında birkaç çalışanı İran’da tutuklayarak aylarca sorgulamaya başlar. Ve öğrenilen gerçek tüm dünyayı şok eder. CRYPTO A.G. firmasının bu çalışanları belli bir çıkar karşılığında cihazlarında yaptıkları bir update sayesinde cihazlardan giden ve gelen her mesajın ABD’ye de bir kopya olarak otomatik olarak gönderildiğini itiraf eder.


 Yani “Sanayi Casusluğu” için kendi yetişmiş elemanınızın olmasına hiç gerek yoktur. Çuvallarla ödenek ayarlayıp operasyon düzenlemenize, topa – tüfeğe – kana ve gözyaşına hiç ihtiyacınız yoktur. Birkaç mühendis bulmanız yeterlidir. Hatta sarışın – gözlüklü ve kemerine yerleştirilmiş küçük bir kamera ile etrafta işsiz işsiz gezinip, saf saf soruları soran bir stajyerde işinizi görebilir. Kahvenizi masanıza bırakan bir Office boy? Masum bir şeytan… Neden “Fuar Elemanı / Fuarcı” derler peki? İşte bu yüzden; fotofobik hafıza ve çizim yeteneği çok iyi olan bir stajyer, bir Office boy şirketinize – ülkenize hatta size inanılmaz kazançlar sağlayabilir. Bu yeteneklerinizin iyi olduğunu düşünüyorsanız sizin için iyi bir kariyer planı olabilir. Oldukça eğlenceli ve adrenalin yüklü bir hayatınızın olacağından hiç şüpheniz olmasın.


Ünlü bir Siber Güvenlik Yazılım şirketi, Sanayii Casusluğunun dünya ekonomisine ve şirketlere zararlarının her yıl 500 Milyar doları aştığını belirtiyor. Bu konuda en çok canı yanan ülkelerin başında Almanya gelir. Ve nasıl mücadele edeceklerini bilmedikleri için ülkelerin tüm siber güvenlik kurulum ve güncellemeleri devlet tarafından yapılır. Alman Özel Sektör Bilgi Güvenliği Çalışma Grubu başkanı, Berthold Stoppelkamp, Sanayi Casusluğundan Almanya’nın yılda yaptığı zararın 120 Milyar Euro civarında olduğunu açıklamıştır. Ve bu konuda en çok Çin ve Rusya’dan zarar gördüklerini de üstü kapalı ekler.


Almanya’nın kaybı olan ancak Çin ve Rusya’nın kazancına dönüşen bu parametrenin sebebi nedir peki? Basit; Çin ve Rus istihbarat birimlerinde, Espiyonaj - Alan ve Operasyon Görevlileri ortalama 1,5 – 2 yıl arası eğitim görürler. Ancak “Ekonomik ve Sanayi İstihbarat Uzmanları” yani “Fuarcı ve Fuar elemanları” 2,5 -3 yıl akademik eğitimin üstüne, bir o kadarda alan eğitimi, staj ve bazı komiteler sonrası mezun olup, görevlerine başlayabilirler.


Bu konunun ne kadar önemli olduğu işte bu kadar nettir. Hala “Bağımsızlığınız ve Özgürlüğünüzün bu alanda vereceğiniz zafiyetler konusunda risk altında olduğu” konusunda bana katılmıyorsanız lütfen en başından yazıyı bir kez daha okuyunuz. Ve MİT’in gerçekleştirdiği bu operasyonun önemini bir kez daha kavramanız açınızdan lütfen yazıyı bir kez daha en başından tekrardan okuyunuz. Anlamadıysanız tavsiyem o dur ki; Bir kez daha okuyunuz.