Kar Havası!

Merih Bayraktar

16.02.2021 Tuesday 11:28

Dün akşam Beşiktaşlılar geçti ekran başına,

takımlarının yarı finale kolayca çıkmasını umarak...Ama adım gibi eminim Beşiktaşlılardan çok Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarı maçı izledi...Birer gün arayla Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kupadan elenmesi sosyal medyada iki takım taraftarını adeta ateşlemişti...

Beşiktaşlıların da olaya müdahil olması o mecrayı oldukça neşelendirdi...

Ekran başında Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarının çok olduğu iddiam Beşiktaş'ın elenmesini beklemelerinden dolayı... "Bizimle kafa buldunuz , siz de elenin ki biz de sizinle eğlenelim" düşüncesi ekran başını epeyce kalabalıklaştırdı diye düşündüm !..

Buraya kadar dünkü maçın fantezi bölümüydü...

Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarının arzularını yerine getirmek üzereyken Utku'nun penaltı kurtarışıyla derin bir nefes aldı...O kurtarış , hem kafa bulmaların hem de Sergen hocanın zedelenmesinin önüne geçti...

Sergen Yalçın futbolculuğu ve teknik adamlığında hep sempati toplayan bir figür...Ancak dışarıya pek yansımayan bir şey var yönetim ile hoca arasında...Zaman içinde bu sıkıntı ortaya çıkacaktır...

Yaşayıp göreceğiz ...

Israrla hemen hemen her yazımda dem vurduğum sıkıntımı yine dile getireceğim...

Arkadaş, Atiba'dan ne istiyorsunuz...

Uzatmalara giden maçta 115 dakika sahada kalan 38 yaşındaki adamın yıkılmasını mı bekliyorsunuz...

Yazıktır günahtır...Bu kadar orta saha oyuncusu zenginliği varken Atiba'nın bu denli yıpratılması akla zarar bir yaklaşım...Başka Atiba yok...Aman dikkat!..

Bir paragraf da kaleci Utku'ya açmak istiyorum...

Utku kurtardığı penaltı ile Beşiktaş'ı yarı finale taşımasının yanı sıra son dönemde ayağını en iyi kullanan kaleci özelliğini dünkü maçta da gösterdi...

Utku'nun ayağı bana Oscar Cordoba'yı anımsattı desem abartmış olmam...

Bu arada A Spor'da Beşiktaş maçı izlemek Feyyaz Uçar sayesinde azap haline geldi...Geçmişte iyi futbolcu olmak iyi yorumcu olunur anlamına gelmiyor...Kusura bakma "Kibar Feyyaz"...

Özetleyecek olursak İstanbul ve Antalya'dan ikişer  takım yarı finale adını yazdırdı...Yarı finalde Beşiktaş-

Başakşehir ve Antalyaspor-

Alanyaspor eşleşmesi de finalin İstanbul-Antalya arasında olduğunu belirledi...

Hava soğudu,kar başladı benden bu kadar!..

Hoş kalın dost kalın...

12.02.2021 14:48

Hani ıssız bir yoldan geçerken , içindeki korkudan ya da  ürpertiden olsa gerek bir şarkı tutturur ya insan...Sonra özlem duyduğu birini düşünür de bir umut dolar ya içine...İşte öyle bir şey Beşiktaş'ın Konyaspor maçının tanımı...Siyah beyazlı futbolcular takımlarını yani Beşiktaş'ı düşünerek umutlarını zirveye taşıdılar...Çok iyi oynadığı iki maç sonrası kaybedilen beş puanın ardından liderliğe edilen veda... Özlem duyulan sevgilinin bir kaç hafta sonra başkasına gönül vermesinin ardından edilen veda gibiydi liderlik... Liderlik sevgiliyse o sevgili zaten hercai , hep başka bir takıma gönlü kayıyor...Üç maç önce Beşiktaş , sonrasında Fenerbahçe , şimdi de Galatasaray'ın sevgilisi oldu...Sevgililer günü yaklaşınca ben de sevgiliden yola çıktım!..Şimdi  yorum zamanı...O sevgilinin özlemi fazla sürmedi siyah beyazlıların...Onu yeniden elde etme arzusuyla Konyaspor karşısına çıkan sonrasında kendini oyunun başında eksik bulan ama oyundan hiç kopmayan bir Beşiktaş vardı sahada...Rakibe tek bir pozisyon vermeyen , arkadaşlarının eksikliğini hiç ama hiç hissettirmeyen bir takım izledik Dolmabahçe'de...

Saha kenarında takımını jest ve mimikleriyle yüreklendiren Beşiktaş'ın iki teknik kurmayı Sergen Yalçın ile Murat Şahin bu maçta da yönetimin ve taraftarın gönlünü fethetmeyi bildi...

Lig uzun , maraton zorlu , daha çok maç var , o sevgili (liderlik) devamlı el değiştirir...Hedef nikahsa (şampiyonluk) o güne kadar  sevgiliyi elde tutmalı Beşiktaşlılar...

Her ne kadar Beşiktaş puanlamada ikinci sırada görülse de ikili averajda bu haftanın gizli lideri , yani sevgili seninle!..

Se de

"Sevgiliye sahip çık , doğayı koru !.. " diyorum ve bana bugünlük müsaade...

Hoş kalın , dost kalın...

08.02.2021 11:25

Sezonun ikinci yarısı hiç de iyi başlamadı Beşiktaş adına...Önce Trabzonspor'a ikram edilen 3 puan , ardından Antalyaspor karşısında kaybedilen 2 puan...


Hiç de kötü  oynamadığı iki maçta kaybedilen bir kamyon yükü puan!..


Beşiktaş sezonun ilk 6 haftasından  sonra iyi futbol oynayan bir takım hüviyetine büründü...


Siyah beyazlılar futbolu yerde yatmak , vakit geçirmek üzerine kuran takımlara karşı sıkıntı yaşıyor...Sergen Yalçın'ın maç sonu söylemleri de bu tezi doğrular nitelikte...


Neredeyse 100 dakika oynanan maçta bir kez hücum yapan , tamamen çağ dışı bir futbolla puan almaya çalışan Antalyaspor , Ersun Yanal'ın futbol matalitesine uygun bir takım hüviyetini sahaya  yansıtmadı...


Antalyaspor'un oyunu Türk  futbolunun her geçen gün geriye gittiğinin de adeta bir göstergesi oldu... ''Bu onların sorunu'' diyeceğim ama olan Türk futboluna oluyor...


Bizim konumuz Beşiktaş...


Yazmaktan usanmayacağım iki şey var...Birincisi hemen her yazımda bahsediyorum...


Atiba'ya biraz izin verin , biraz dinlendirin...


Yoksa Atiba'yı hepten kaybedeceğiz...


İkincisi N'Koudou'nun Beşiktaş'ın futbol seviyesinde bir oyuncu olup olmadığı...İyi mi , kötü mü futbolcu olduğunu anlayan beri gelsin!..


Bu arada kafamı bir şey kurcaladı... Diğer takımların ara transferde aldığı oyuncular ilk hafta takır takır oynarken dolayısıyla bizim de gözlerimiz Cenk Tosun'u aradı...Ama Cenk ortada yok...Sonra kulüpten bir açıklama geldi..."Cenk hafta sonuna kadar karantinada"...


Peki adama sormazlar mı Cenk'in test sonucu pozitif çıktıysa İngiltere'den buraya nasıl geldi...


Hani derler ya 'şeytan azapta gerek' ...


Ben de bunu sordum ve kaçtım!..


Hoşça ve dostça kalın...

04.02.2021 16:05

Öyle dedi Sergen Yalçın ben de başlığı "Nazar Boncuğu " olarak attım...

Daha çok maç var arada bu kaynar ile lig bitmez...

İyi olduğunda nasıl övgüler yazıyorsak kötü olduğunda ya da yanlış yaptığında tabii ki eleştireceğiz...

Beşiktaş ,

Trabzon'a karşı kötü mü oynadı ?..

Asla...Hiç de kötü değildi...Rakip çok mu iyiydi ?..Ona da 'asla' diyorum...

Trabzon'un iyi görünmesinin nedeni siyah beyazlıların orta sahadaki zafiyetiydi...O zafiyet ne diye soracak olursanız " Atiba'nın yorgunluğu" derim...Atiba gerçekten  yorgun...Bu tablonun ortaya çıkması O'nun suçu ya da hatası değil...Daha iki hafta önce bu köşede yazdım

" Atiba'nın üzerine fazla gitmeyin , dinlenmesi gerek " demiştim...O ,

Beşiktaş'a çok gerekli...Ama  her maçta sahaya sürerek asla ve asla Atiba'dan bu saaten sonra fayda sağlamak olası değil...

İlk yarının son anlarında yenen talihsiz golün ardından yaşanan moral bozukluğu, bence Sergen'i yanlış oyuncu değişimine  sürükledi...

Mensah'ı oyundan alıp Dorukan'ı oyuna alması sonun başlangıcı oldu...Mensah oyundan çıkıyorsa iyi bir form yakalayan Lajic oyuna girer...

Bu iki iki dört...Dorukhan deyince bir paragraf açmak gerek...Henüz Beşiktaş ile anlaşma sağlamamış ve naz yapan bir futbolcudan takımına fayda sağlaması zaten beklenemez...Her topa girişi faul ve rakibini sakatlamaya yönelik olan Dorukhan'ın bir an önce kafasındaki sorunlardan arınması gerek...

Trabzon maçı inşallah son nazar boncuğu olur...

Bu arada pazar günü çoğu futbolseverin gözünden kaçmış olan bir centilmenlik örneği yaşandı Ümraniyespor-

Samsunspor maçında...

Ümraniyesporlu futbolcular ve teknik ekip , attıkları ikinci golün centilmenliğe aykırı olduğuna inandı...Ancak maçın  hakemi gol öncesi pozisyonu süzemeyerek son dakikalarda gerginlik yaşanmasına neden oldu...

Ümraniyesporlu futbolcular santra sonrası Samsunsporlu futbolculara müdahale etmeyerek rakibin gol atmasını sağlayıp büyük bir övgü aldı ...

Tüm tebrik ve sevgiler Ümraniyesporlu futbolcular ve teknik ekibine gelsin...Bu davranışlar gerçekten içimizi ısıtıyor...

Bir sonraki maça kadar hoşçakalın dostça kalın...

01.02.2021 13:58

Üç günde bir maç yapsan da ne kadar yorgun olsan da içindeki kazanma arzusu bütün olumsuzlukları ortadan kaldırıyor...İşte bu arzu Beşiktaşlı tüm futbolcularda fazlasıyla var...Futbol üç neticeli bir oyun olsa da istisnalar dışında yüreğini , hırsını , arzusunu ortaya koyan takım kazanıyor...Takım olmanın en önemli

kısmını  sahadaki tüm futbolcuların yardımlaşması  ve

kenetlenmesi oluşturuyor...Bu bölümü Beşiktaşlı  futbolcular antrenmanlarda , maçlarda hatta özel hayatlarında  alabildiğince sergiliyor...Böyle bir tablo da Beşiktaş'ın başarısının en önemli unsurunu oluşturuyor...

Futbolcuların sahada birbirlerine nasıl sahip çıktığını , nasıl kenetlendiğini görünce bugüne kadarki başarının tesadüf olmadığını da görmüş oluyoruz...

Her maçta rakibi sürklase eden tempo , topla oynama ve isabetli pas yüzdesinin yüksekliği de başarının  bir başka bölümü...

Türkiye'nin en karakterli hocalarından Ünal Karaman'a emanet edilen Göztepe de Beşiktaş'ın bu temposuna ve yüzdesine dayanamadı!..

Bu arada maçın kazanılmasındaki en büyük etken Beşiktaş'ın yedek kulübesiydi ...

Sıralarını bekleyen

kulübedeki tüm futbolcuların hazır ve formda oluşları maçın kazanılmasının sihrini oluşturdu... Sergen Yalçın çoğu maçta olduğu gibi hem iyi bir hoca , hem iyi bir ağabey  hem de iyi bir psikolog olduğunu herkese gösterdi...

Sergen hocanın maç sonundaki

" Adem Lajiç ve Gökhan Töre'yi yeni transferlerimiz olarak görebiliriz " sözleri gerçekten çok önemli ve değerli...Kısacası Beşiktaş'ın bu gidişi iyi bir gidiş...

Şimdilik bu kadar...

Hoşçakalın dostça kalın...

25.01.2021 14:46

Her semt özeldir, her semt güzeldir ama Karagümrük bir başkadır...Fatih'in İstanbul'a ilk ayak bastığı yerdir...Geçmişte  İstanbul Türkçesi'nin en iyi konuşulduğu,kentsoylu kültüre sahip bir semttir Karagümrük...

Mahalle kültürünün hâlâ dolu dolu yaşandığı yerdir...

Karagümrük'te futbolun yeri de bir başkadır...

Yakın geçmişte alt liglerde oynarken bile taraftarının  asla ihanet etmediği hep gönülden desteklediği bir takımı vardır bu semtin...

Yıllar sonra Süper Lig'e çıkan Karagümrük, bu süreçte taraftar profilinde bir takım değişime uğramıştır...

Karagümrük kulübünün üst ligde olması Beşiktaşlı Karagümrük taraftarının da saf değiştirmesine neden olmuştur...Fakat gerçek olan bu semtte yaşayanların Karagümrük kulübüne tutkuları ve gönül bağıdır...Yıllar sonra renk getirdikleri Süper Lig'de aldıkları sonuçlar ve bulundukları yer itibarıyla da 'biz burada' kalıcıyız mesajı vermişlerdir.Ben de bir Karagümrük tutkunu olarak böyle  giriş yaptım yazıya...Gelelim maça...

Rakip Beşiktaş...Son haftaların ivme kazanan takımı... Sen Beşiktaş'a karşı galibiyeti aklının ucundan geçirmeyeceksin...Az gol yemek,ya  da bir puan hedefin olacak...

Gerçekten Beşiktaş bir turbo motor gibi...Allah nazardan saklasın...Takıma zarar verebilecek tek şey ara transferde yapılacak yanlış transfer olur...Sergen hocanın  bu konuda çok temkinli olduğu konuşmalarına zaten yansıyor...O da şunu çok iyi biliyor ''akortsuz saz şarkıyı bozar"...

Benden yine bu kadar...

Hoşçakalın dostça kalın...

22.01.2021 16:27

Şükür Allahım... Tam bir yıldır lanet salgınla uğraşırken,

özlemlerimiz zirve yaparken gördük onu... Akşam yatarken dışarıda tam da kar havası var derken hasret kaldığımız bir manzara...Her yer bembeyaz...Bir kar yağışının insanın içini ısıttığına bu denli şahit olduk...Kara kara susuz geçecek günleri düşünürken bir çocuk sevincini yaşadık...Yalnızca kar mı ısıttı içimizi tabii ki hayır...Günün akşama dönüş saatlerinde Beşiktaş erkek basketbol takımının Fenerbahçe'yi yendiği maça tanık olduk...Burada içimizi ısıtan Beşiktaş'ın galibiyeti değildi...Her takım birbirini yener...Bugün biri,ertesi gün diğeri,daha ertesi bir başkası...İçimizi ısıtan Fenerbahçe başkanı Ali Koç'un 

Beşiktaş başkanı Ahmet Nuh Çebi'yi samimiyetle ve centilmence kutlamasıydı...Bu tablolara öyle hasret kalmıştık ki

olması gereken bir davranış bizi mutlu etmeye yetti...

Gün akşama erdi ve dev maç geldi çattı...Aklımızda da 5 pozisyon kaldı...Atiba'nın çizgiden çıkardığı top akabinde Larin'in kaçırdığı gol...Üçüncüsü tam mahkemelik tekme...

Sonrasında Beşiktaş'ın 2 golü...Başka bir şey hatırında kalan varsa parmak kaldırsın...Hiç  yoruma gerek yok maçın neticesini hocaların maç esnasındaki duruşu belirlemişti.Bir yanda kendinden emin,"biz bu maçı kazanacağız" duruşuyla Sergen Yalçın,bir yanda "ben mutsuzum" duruşuyla Fatih Terim...Üç derbi üç galibiyet...

Beşiktaş iyi yolda derim ve ben giderim...Hoşca kalın dostça kalın...

18.01.2021 13:24

Hiç sevmedim,

sevemedim kupa maçlarını...Final maçları hariç izlemesi de yazması da bana hep eziyet vermiştir...

Çocuktum radyoda rahmetli Necati abi (Karakaya) maç anlatıyor ve final konuşması şu..."Trabzon İdman Ocağı Mithatpaşa'da Beşiktaş'ı 1-0 yendi ve kupanın dışına itti"...Hiç unutmuyorum bu sözleri ve bu sözler bende adeta travma yarattı!..Yıllar yılları kovaladı buna benzer çoookkk travma yaşadı büyük kulüpler,

dolayısıyla taraftarları...

Trabzonspor'un Gümüşhanespor'a,Galatasaray'ın Trabzon 1461'e,

Tuzlaspor'a,

Fenerbahçe'nin Pendikspor ve Fethiyespor'a elenmeleri hafızalardan çıkmayacak maçlar olarak kayıtlara geçti...Bu sürpriz yapan takımların önüne geçen bir takım vardı ki o tam bir efsane...

Lüleburgazspor, peşpeşe Beşiktaş ve Fenerbahçe'yi kupadan elerken hem büyük bir sükse yaptı hem de iki kulüp taraftarının birbirleriyle kafa bulmalarının önüne geçmiş oldu!..

Niye bunları yazdım?..Sen kupada rakibi hafife al,yedeklerinle sahaya çık,yenil,elen ve taraftarını kahret sonra da bu maçlar kayıtlara sürpriz sonuçlar olarak geçsin...Kardeşim bir kere rakibi hafife almak,

küçümsemek önce takımına sonra taraftarına saygısızlık...

Her şeyden önce Sergen Yalçın hem akıllı hem de kıvrak zekalı bir insan ve teknik adam...Dün akşam Rizespor'u bir hafta önce 6 gol attığı bir takım olarak görmedi,ciddiye aldı ve bir sürpriz yaşanmasının önüne geçti...Hem takımına,hem taraftarına hem de rakibine saygı gösterdi...

Bu arada maçları ister istemez televizyondan izleyip yorum yapıyorum dün akşam Feyyaz Uçar "bilim kurulu üyesi" ciddiyetiyle yaptığı yorumlarıyla tatsız maçın önüne geçti!..Bir sözüm de yayıncı kuruluşun teknik ekibine...

Futbolcuların sakız çiğner gibi adeta balgamlarını ağızlarında büyütüp tükürmelerini ekrana getirmekten ne zevk alıyorsunuz arkadaş!..

Bugünlük de benden bu kadar...

Hoşçakalın, dostça  kalın,sağlıkla kalın...

16.01.2021 09:52

Ne güzeldir, ne zengindir benim güzel ülkemin her yöresinin mutfağı...

Tüm yörelerin kendine özgü tatları , lezzetleri insanın iştahını açar adeta mest eder...Size bu mutfaklardan birkaç örnek...Önce  Konya'ya  git bir bamya çorbası söyle , ardından etli ekmek ve finalde dilber dudağı ye...Sonra çık sahaya Konyaspor'dan tam 4 gol ye! Gaziantep, aman Allahım bütün lezzetler biraraya toplanmış yenmek için sırada bekliyor...Biz beyran ile başlayalım ,içli köfte, patlıcan kebabı ile devam edip katmer ile bitirelim...Sahaya çıkalım Gaziantep FK'dan 3 gol yiyelim!..

Alanya'nın da zengin mutfağı, çok güzel yemekleri var...Kabak çiçeği dolması, nohutlu hibeş sonra da öksüz helvası...Eee bu yemeklerin üzerine Alanyaspor'dan 2 gol yemek de farz oldu! Geldik bu haftaya ve  ülkemin en zengin mutfağına...Hani yemekleri görünce hangisinden başlasam demeden duramıyor insan...Fellah köftesi,humus,

Künefe derken üstüne de 2 gol Hatayspor'dan ye!..

Niye bu yemeklerden örnek verip başladım yazıma...

Beşiktaşlı futbolcular ve teknik ekip , güzel demiyorum çok çok güzel yemekleri yiyince üzerine mutlaka bol gol yiyor...

Sen maça lider çıkmışsın, süper bir hava yakalamışsın,

Tabiri yerindeyse golcülerin seferberlik ilan etmiş...Buna karşın rakibinin de müthiş bir gol silahı var ve sen ona önlem almıyorsun...

Çünkü aklın yemeklerde kaldı!..

Defans oyuncuların iyi gününde oldukları için bir iki pozisyon dışında 5 maçtır kalende  gol bile görmüyorsun...

En ince detay şu,

Yemediğin goller kaleciye yazılırken  yediklerin niye takıma yazılıyor? Çünkü Beşiktaş'ın kalesinde fazlaca abartılan, topu oyuna sokmayı bilmeyen bir kaleci var...

Ben hâlâ Kayserisporlu Denis'in 113 km hızla giden frikiğini Ersin'in kurtarmasını sezonun unutulmazları arasına koyan o  köşedeki kardeşe takılı kaldım...Hatay'da daha 6'ncı dakikada öne geçiyorsun ve fark beklenirken abuk bir gol yiyerek saç baş yolduran Ersin sahneye çıkıyor  tüm arkadaşlarını hüsrana uğratıyor... Yine Denis'in frikiği ,Ersin'in kurtarışı ve onu yazan kardeş aklıma geldi...

Kısacası önümüzdeki 5 yıllık planlamada Ersin varsa Beşiktaş kalesi büyük bir tehlike altında demektir...Şu aşamada Ersin'de ısrar etmek hem bu genç çocuğa hem de Beşiktaş'a yazık etmek olur...Kalecilik zor iş, çok deneyim gerektirir...Ancak o deneyimi Beşiktaş kalesinde edinemezsin...

Çocuğu bir kulübe kiralık verirsin, oradaki performansına göre tekrar kalene koyarsın ya da bu iş olmaz dersin...Genç, özellikle öz kaynak

Futbolcularına hep sempatiyle bakmışımdır ama genç kaleci beni hep korkutur...Takım kalecisine güvenmeli maalesef bu güven Beşiktaş'ta yok...

Beşiktaş'ın emeği kaleci hataları ile heba edilmemeli derim...

Bu arada maçın hakemi ve VAR'cılara Hatayspor'un buz gibi golünü yedikleri için de Beşiktaş'ın teşekkür borcu olduğuna inanıyorum...

Şimdi maçtan daha önemli bir konuyu yine anımsatmak istiyorum...

Kayserispor Beşiktaş maçından sonra bir Kayseri milletvekilinin Beşiktaşlı yöneticilerin bulunduğu locayı basıp onları yumrukladığı iddiası ortaya atılmıştı...

Yazımda da spora özellikle futbola siyasetin el attığını, iddia doğruysa şimdi de yumruk attığını gördük diye yazmıştım...

Sonrasında

Yumruk attığı iddia edilen milletvekili özür mahiyetinde bir kamuoyu duyurusu yayınladı...Soru şu, olayda siz yoksanız niye böyle bir yazı paylaştınız,

Çiçeğimizi alıp Beşiktaş Kulübüne  gitmek arzusundayım diyerek Beşiktaş camiasından özür dilediniz?

Özür dilemek erdemdir derler ama asıl erdem özür dilemeyi gerektirecek şeyler yapmamaktır...

Sezonun daha ortasına gelmedik ancak son düzlükte bu tür olayları sıkça yaşamamız olası...

Yine benden bu kadar...Esen kalın sağlıkla kalın...

12.01.2021 10:09

Sezonun Sergen Yalçın'ın söylediği gibi en fantastik skorlarından birini elde etmek tabii ki tüm Beşiktaş taraftarını mutlu,mesut hatta mest etti...Hiçbir zaman skora bakıp maç yorumu da yapmadım...

Benim için skor asla sahadaki oyunun önüne geçmedi...Maçla ilgili birkaç cümle edeceğim ama ondan önce Beşiktaş'ın deplasmanda Kayserispor'u yendiği maçtan sonra bir yorumcu kardeşin yazdıklarını aktarmak istiyorum...
Noktasına virgülüne dokunmadan yazı şöyle...

"Kayserisporlu Denis Alibec'in 113 km hızla attığı frikiği müthiş bir refleksle çıkaran ve uzayan 2001 doğumlu Ersin Destanoğlu'nun o kurtarışı muhtemelen sezonun kurtarışları arasına girecek"...Ey benim güzel kardeşim bu tür güzellemeler yapma gereğini niçin duyuyorsunuz...

Ersin'in yaşını öne çıkarıp , yaptığı kurtarışın olağanüstü olduğuna çocuğu da okuyanları da inandırmaya çalışıyorsunuz...
Ve bu çocukları Türkiye'nin Messisi diye lanse edilen Muhammet gibi ,dünyanın sayılı santraforları arasına sokulan Batuhan gibi kaybolanlar arasına sokmaya çalışıyorsunuz...

Hocan sana inanmış yaşına başına bakmadan kaleye koymuşsa sen Denis Alibec'in frikiğini kurtaracaksın...O kale Beşiktaş'ın kalesiyse en iyisini yapmak zorundasın...

Verilen her geri pası taç veya rakibe atarken o kaleciyi eleştirmiyorsak yalnızca "kendini geliştir" diyorsak bir frikiği kurtarmasını da sezonun unutulmazları arasına sokmayacağız...

Genç sporcular havaya girmeye zaten müsait o çocukları lüzumsuz methiyeler düzerek kaybetmeyelim...Motive etmek ile havaya sokmak arasındaki o ince çizgiyi kavramalarını köşedeki bazı kalemlerin idrak etmesi umudunu taşıyıp Beşiktaş'ın görkemli galibiyetinden de bir iki satır bahsetmek isterim...Bazı Atiba fanatiklerinin bana sitem edeceğini bilerek şunu söyleyeyim...

Arasıra Atiba'yı dinlendirirsen formda bir Beşiktaş orta sahasıyla farklı kazanacağın maç sayısı artacaktır...
Tartışmasız Beşiktaş tarihinin en iyi, en karakterli futbolcuları arasındaki yeri tescillenmiş olan Atiba'nın yaşına yönetimin de hocanın da taraftarın da fazlasıyla saygı saygı duyması gerekir...Atiba'nın hırsı,azmi,isteği hep var olacak ama işin bir de fiziki yanı var...Onun için Atiba'yı pamuklara sarıp,sırça köşklerde saklamak lazım...O uzun lig maratonunda önemli maçlardaki Beşiktaş'ın en büyük kozu...

Dün akşamki Beşiktaş bana Lucescu'yu anımsattı...

Beşiktaş'ın 100. yıl şampiyonluğundaki kadroyu oluşturduğunda şöyle demişti koca kurt "Bana pozisyon almasını ,nerede durmasını bilen futbolcular lazım"...İşte dünkü Beşiktaş da Lucescu'nun Beşiktaş'ından örnekler verdi...Her futbolcu duracağı yeri bildi ve pozisyon aldı...Sergen eski hocasından çok şey öğrendiğini bize özellikle Rizespor maçında gösterdi...Yalnız aralarında bir fark vardı...Lucescu takımı 5 gol atınca futbolcularına "Topa basın,rakibi rencide etmeyin,6'ncı golü atmayın" derken,Sergen gole doymadı...

07.01.2021 16:53

Bursa'dan Yalova'ya giderken sağ tarafta bir yazı görürsünüz paslanmış bir tabelada...Orhan Veli'nin en kısa şiiridir o... "Gemlik'e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma !.."

Gerçekten şaşırtıcı bir görüntü...
Dağlardan,tepelerden,
ağaçların arasından iniyorsunuz ve karşınıza birden bire masmavi bir deniz çıkıyor...Ve bizi uyarıyor "şaşırma" diye büyük şair...O yoldan ilk kez geçenler aslında denizi görünce çok şaşırıyor ama uyarıyı aldıkları için şaşırmamış gibi davranıyorlar !..


Niye böyle bir giriş yaptım? Çünkü "şaşırma" üzerine kurulu bir zaman dilimi yaşadık...Haftalar önce "Bu Beşiktaş 9 hafta sonra lider olacak şaşırma!" deseydi birisi ne düşünürdü insanlar...
Gemlik'te denizi görünce şaşırdığımızın bin katı şaşırırdık...Hatta daha ileri gidip "Haydi ya kafayı mı yedin" gibi bir de söz sarfederdik...

Normal şeyler mi yaşıyoruz bir yıldır tabii ki yaşamıyoruz...
Pandemi sürecinde yaşamın her santiminde şaşkınlık yaşıyoruz...Git gellerimiz, kaygılarımız arttı,farklı bir yaşam tarzımız oluştu ve bu fark futbolun da kök hücresine yansıdı...Artık bazı şeylere şaşıracağız ama aslında şaşırmamamız gerektiğini de öğreneceğiz...
Dönelim ana konumuza yani futbola...Bu lig çok şeylere gebe...Belki hiç şans verilmeyen bir takımın şampiyonluğunu görüp hayatta olmaz denilen bir takımın da düşüşüne tanık olacağız...Keşke bu sezonun adını "ŞAŞIRMA" koyabilseydik!..

Buraya kadar bir şeyler anlatabilme çabası gösterdik...
Bundan sonraki birkaç cümle futbolumuzun ne denli bir tehlike içinde olduğuna vurgu yapacak... Burası gerçekten çok önemli...

Beşiktaşlı yönetici Adnan Dalgakıran maç bitiminde bir Kayseri milletvekilinin kardeşi ile birlikte localarını basıp kendilerini yumrukladıklarını belirtiyor...

Ardından Beşiktaş kulübü bir kınama yayınlıyor...

Kayserispor kulübü de olayın vahametini belirten bir açıklama yapıyor...
Kayseri milletvekili de "Ben yapmadım" diyor..."Yaptım dese şaşardık" söylemleri ortada dolaşıyor...
Kısacası maç sonu hoş şeyler yaşanmıyor...

Spora özellikle de futbola siyasetin el attığını biliyorduk da 'olay doğruysa' yumruk attığını da görmüş olduk...Yazının başlığını "TEHLİKE KAPIDA" yazmıştık ama şöyle olmalıydı "TEHLİKE KAPIDAN İÇERİ GİRDİ BAŞKÖŞEDE OTURUYOR !.."
Bu haftalık benden bu kadar...Esen Kalın Sağlıkla Kalın...

05.01.2021 12:02

Hiç sevmem oynanan bir maçı dakika dakika anlatan köşe yazılarını , sonra da kendine köşe yazarı diyen köşe kapanları...
Bir de ukala tipleri...Her şeyin doğrusunu kendinin bildiğini zannedenleri sevmedim sevemedim...Kalem doğru elde zafer kazandırır...Bunun bilinci ile her sözcüğü yerinde,insanları kırmadan, üzmeden, rencide etmeden kullanmak gerekir...

Sporun her branşı önce ahlak gerektiren bir eylem...Ulu önderimiz Atatürk "Ben sporcunun zeki,çevik ve ahlaklısını severim" derken en güzel vurguyu bu söylemiyle yapmıştır...Niye buraya geldik...Devreyi mağlup bitirmişsin,sahada değilsin,her an maç farklı skora dönüşebilir ve sen Hakan Arslan, Sivasspor'u hakem ile polemiğe girerek eksik bırakıp arkadaşlarının emeğini çalıyorsun...Maç içinde görülen her kartın mazereti vardır ancak Hakan'ın hiçbir şekilde affı olamaz.Şimdi değişik kafalardan değişik sesler çıkacak...

Kimi Beşiktaş'ın ilk golünün öncesinde top taca çıktı mı,çıkmadı mı sorusunu diline dolayacak, kimi hakemi topa tutacak,kimi Hakan üzerinden kavgayı körükleyecek...

Ama maç sonu iki gerçek ortaya çıktı...Birincisi bundan 8 hafta önce düşme potasında sörf yapan Beşiktaş ile son haftalardaki Beşiktaş arasında formasının renkleri kadar fark olduğu...İkincisi ise 3 haftadır gol yemeyerek yalancı bahar yaşayan Beşiktaş kalesinin tehlikede olduğu...Yaşıtları arasında en iyi kaleci olarak gösterilen Ersin'e Beşiktaş forması şimdilik bol duruyor...Bir çift lafım da Oğuzhan'a...

Beşiktaş'a geldiği ilk yıllarda farkını fark ettiren bir Oğuzhan ve sonrasında futbola küsen bir Oğuzhan...Son 3 yılını yaşanmamış sayarak Oğuzhan'ı Beşiktaş'ın en iyi transferi olarak görmek sanırım tüm taraftarın en büyük arzusu...
Sivasspor maçındaki performansı, iyi niyeti,gayreti Oğuzhan'ın yeni bir sayfa açma isteğini de ortaya koyması açısından çok önemli...En kötü döneminde bile umudumu kesmediğim,çoğu yazımda da bunu vurguladığım ender isimlerden biri Oğuzhan...

30.12.2020 14:51