Vladimir Putin’in Demokratörlüğü
Hasan Birgül

Vladimir Putin’in Demokratörlüğü

08.12.2021 Çarşamba 16:15

Kasım ayından itibaren, Rusya silahlı kuvvetleri Ukrayna sınırına yakın ve işgal altındaki Kırım'da toplanmaya başlamıştı. Görünüşe göre Ukrayna'yı işgal etmeye hazır olsa da Rusya'nın niyetleri belirsizliğini koruyor. Rus birliklerinin Ukrayna sınırına yığılmasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in video toplantısında ABD Başkanı Joe Biden’a ültimatom verdiğini düşünüyorum. Fakat bir o kadar da kendinden emin bir toplantı geçirmişe benziyor. Gelelim konumuza NATO’nun Ukrayna’da asla genişlemeyeceğinin garantisini, aksi takdirde Rusya’nın yakında komşusuna karşı bir saldırı başlatabileceğini net olarak söylemiştir. Kremlin, ABD ve NATO müttefiklerinden askeri ittifakın hem üyelik hem de Batılı güçler açısından doğuya genişlemeyeceğine dair yazılı garanti istediğini net bir şekilde belirtecektir. ABD-Rusya ilişkilerinde, özellikle Ukrayna konusu önem atfetmektedir. Beyaz Saray, Rusya'yı Ukrayna'ya karşı askerî harekât yürütmesi halinde ülkeyi küresel finansal sistemden uzaklaştıracak yaptırımlar olabileceği ile ilgili açıklamalar yapmaktadır. Fakat saygıdeğer okurlar, Rusya dış politikası asla böyle alttan alacak bir reaksiyon göstermez. Geçmiş dönemdeki, gerçekler ve yaşanılanlar ortadadır. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov pazartesi günü yaptığı açıklamada, Putin'in  Biden’a önerilerini özetlemeyi planladığını ve görüşmelerinin oldukça uzun süreceğini ve önemli bir dönüm noktası olacağını söylese de ABD tarafından net bir durum kestirilemiyor. Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlarının Stockholm’de gerçekleştirilen toplantısı verimliydi. Fakat istenilen şartlarda uzlaşma olmadığını aktardılar. AB’nin önerilerini değerlendirmeyi reddedip reddetmeyeceği konusunda spekülasyonlar ayyuka çıkmış durumda fakat, benim düşünceme göre, herkes Başkan Putin'in farklı bir hibrit strateji geliştireceğinin farkında ama ne olacağını kestirmek inanın çok zor. Ancak Biden pazartesi günü basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Kimsenin kırmızı çizgisini kabul etmeyeceklerini net bir dille söyledi’’... Aslında bu Biden’ın isteği değil olası bir Rus karmaşası ABD’yi bugünlerde ciddi anlamda zorlar. Blinken, Rusya ile ilişkilerin gergin olmasını istiyor. Çok iyi bir diplomat fakat bazen aşırıya kaçıyor. 


ABD'li Ulusal Güvenlik Danışmanı ‘’Sinsi’’ Jack Sullivan, Başkan Biden ile Rusya Devlet Başkanı Putin görüşmesinin ardından hemen açıklamalarda bulunarak herhangi bir işgal durumunda Rusya'ya ağır ekonomik yaptırımların yolda olduğunu tekrarladı. Bu ekonomik yaptırımların arasında Rusya'yı

Uluslararası transfer sistemi Swift’ten çıkarmak ve rubleyi finans sisteminden çıkarmak olduğu konuşuluyor. Jack Sullivan, ABD Başkanı Biden'ın Putin ile toplantısının ardından İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya liderleri ile görüşme gerçekleştirdiğini ve perşembe günü Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile görüşeceğini belirtti. ABD burada aslında tansiyon ölçüyor. Rusya’ya gidiyor. Ukrayna ile aynı masada strateji geliştiriyor. Duruma göre AB kartını masaya vuruyor. Satranç tahtası gibi hamleler görüyoruz. Fakat son hamle nasıl olacak inanın kimse kestiremiyor. Düşük yoğunluklu Donbass savaşının Rusya için hala stratejik önemi var, çünkü Moskova'ya Ukrayna'nın istikrarı konusunda kalıcı bir veto hakkı veriyor. Rus kuvvetleri bu statükoyu korumak için elinden geleni yapacak. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky, savaşın sona erdirilebileceği umuduyla Mayıs 2019' da göreve başlamıştı. Zelensky geçtiğimiz günlerde iletişim çağrısını yineleyerek, ‘’Rusya ile doğrudan görüşmeler olmadan savaşı bitiremeyiz.’’ Fakat temel sorun 2014'ten bu yana değişmeden ortada kaldı; Rusya'nın savaşı sona erdirmek için çok az teşviki var ve Ukrayna'nın böyle bir sonucu zorlamak için çok az umudu var. Putin, tüm tarafların 2014 ve 2015'teki manevra savaşının zirvesinde kabul ettiği işe yaramaz bir barış anlaşmasını desteklemeye devam ediyor. Temmuz ayında Putin, Ukrayna savaşını ‘’Fratricide’’ olarak nitelendirdiği Rusların ve Ukrayna’nın tarihsel birliği üzerine uzun bir makale kaleme aldı. Makalede Putin 2014 ve 2015'in Minsk barış anlaşmalarının hala alternatifi olmadığına aktarıyor. Moskova, ateşi söndürmek yerine ya da büyük bir savaşın azgın cehennemine ateşlemek yerine, Donbass savaşının yanan közlerini ateşlemek istiyor. Asıl soru, bunun ne kadar sürebileceğidir? Ancak bu yıl Ukrayna yakınlarındaki her iki Rus askeri yapısının da bu amaca hizmet ettiği görebiliriz.

Şimdilik Kremlin, Kiev hükümetinin batıya doğru Avrupa Birliği ve NATO gibi yapılara sürüklenmesi konusunda elinde tuttuğu en güçlü vetonun, zaman zaman büyük bir istila tehdidini düşünürken, doğu Ukrayna'da düşük yoğunluklu bir savaş bölgesini korumak olduğunun farkında olacaktır diye düşünüyorum. ABD'li analistler ve politikacılar Putin’in niyetlerinin tam olarak ne olduğu konusunda tartışmaya devam etsinler, bu arada Putin zaten atağa geçer. Tehdit edilmeyi sevmeyen sert bir dış politikası vardır Rusların şakaya gelmez. Bu arada komplo teorisi yapmadan duramayacağım saygıdeğer okurlar çünkü güzel ülkem böyle hikayeleri çok seviyor. Yeni silah anlaşmalarının yapıldığı Rusya Devlet Başkanı Putin'in Hindistan ziyaretinden 2 gün sonra Hindistan Genelkurmay Başkanı Bipin Rawat helikopter kazasında yaşamını yitirdi. Hindistan'ın satın aldığı 2 S-400 bataryasının 10 gün sonra bu ülkeye ulaşması bekleniyordu. Çık bakalım işin içinden çıkabilirsen...