Küresel Demokrasi Krizi
Hasan Birgül
Küresel Demokrasi Krizi
15.01.2021 Cuma 15:12

Gündem ve öncelikler öylesine hızlı değişiyor ki zamanın ruhunu kaybetmek üzereyiz. Dünyanın son yirmi bir yılda geçirdiği değişimi özetleyen kelime sürattir. Geçen hafta tüm dünyada yankı uyandıran Capitol Hill baskının üzerinde 9 gün geçti. Küçülmüş bir dünyada hızlanmış bir değişim ortamında yaşıyor gibiyiz. Dünya ve ABD politikası da bu değişime ayak uydurmuş durumda düşünsenize kongre basıldı ve 20 Ocak yemin töreninde ulusal marşı Lady Gaga’nın seslendireceği açıklandı. Şaşırtıcı ve hayret verici bir zamandayız. Çatışmalar, baskınlar, barışmalar, ayrılmalar, birleşmeler birbiri ardına geliyor. Sistemde rol oynayan aktörlerde değişiyor bir yandan. Artık dünyayı sadece devletler ve diplomatik ilişkiler düzleminde incelemeye çalışmakta büyük bir zafiyet göstergesi olmuş durumda.

Geçen hafta Capitol Hill’e yapılan baskını geniş bir perspektifte yazmak istedim.  Capitol Hill binasının iç odalarına giren bazı eylemciler, bir dereceye kadar işbirliğiyle hareket eden milis gruplarının üyeleri gibi görünüyorlardı. Taktik teçhizat giyen, iletişim kurmak için el radyoları ve kulaklıklar kullanarak, organize bir şekilde bir saldırı gerçekleştirdiler. Capitol'deki aşırı sağ gruplar arasında Yemin Muhafızları, Üç Yüzdeler, Proud Boys ve Boogaloo Bois'in yanı sıra daha küçük yerel organizasyonlar da vardı. ABD'de önümüzdeki aylarda en önemli tartışmalardan biri geçtiğimiz hafta Kongre baskınında da öne çıkan milis gruplar olacak.  ABD Kongresi’nin isyancılar tarafından basılması, kökeni on yıllardır uygulanan hangi politikaların sonucu olarak görebiliriz. Görünürdeki bu krizin ardında, hangi görünmez krizler var? Kongre basmaya giden yoldaki siyasi kriz, kimlik krizi, toplumsal kriz, demografik kriz ve iktisadi krizi de ele almalıyız.  Trump taraftarlarının demokrasinin mabedi olarak adlandırılan Capitol Hill’i basması, seçim kaybetmekten hoşlanmayan bir başkanın koltuğu bırakmamak için taraftarlarını sokağa dökmesiyle ifade edilemeyecek derecede önemli bir hadise.  Bu baskının ardından yılların birikmiş ve iç içe geçmiş krizleri de dikkat çekiyor. Demokrasilerin küresel problemleri üzerine yapılan araştırmaların tamamı günümüzde demokrasilerin askeri darbeler gibi aniden karşımıza çıkmadığını kademe kademe gerilediğini aktarıyor. Dünyanın birçok ülkesinde serbest ve adil seçimler gibi demokrasinin en önemli unsurlarından biriyle iktidara gelen liderlerin zaman içinde popülist otoriter eğilimler sergileyerek demokratik kurumlara saldırdıklarını gözlemliyoruz. Larry Diamond’ın vurguladığı “Demokratik Durgunluk”, Batı liberal düzeninin uzun süredir gerilemekte olduğuna işaret ediyor. Ancak demokrasinin krizi, sadece Avrupa ve ABD’de değil, dünyanın birçok ülkesinde vatandaşlar ve siyasi seçkinler arasındaki artan iletişimsizlik, kutuplaşma ve popülizmin yükselişi söz konusu olarak görülüyor. Küresel ekonomik kriz, güvenlik riskleri ve mülteci sorunu ile milliyetçilik, Danimarka, İsveç ve İngiltere gibi en müreffeh ülkelerde bile popülist eğilimlerin yükseldiğini açık açık gösteriyor.

Savunma Bakan Vekili Christopher Miller geçen ay gerçekleştirilen toplantıda Pentagon'un aşırı sağ gruplar ve nefret gruplarıyla ilgili politikalarının gözden geçirilmesini tavsiye etmişti. Tavsiyelerle dolu bir rapor Haziran ayında yayınlanacak gibi duruyor. 1990 yılında Basra Körfezi'nde bir amfibi taarruz gemisinde helikopter tamircisi olarak görev yapmış olan elli yaşındaki eski denizci Donovan Crowl, üniformalı adamlarla birlikte eylemcilerin arasındaydı. Capitol'de Crowl savaş kaskı, balistik gözlük ve el telsizi olan taktik yelek giyiyordu. Askeri kıyafetine ek olarak Crowl'un kolundaki bir yama onu Yemin Muhafızları'nın bir üyesi olarak tanımlayacağımızı bize gösterdi. 2009 yılında, Elmer Stewart Rhodes, Yale Hukuk Fakültesi mezunu ve eski bir Ordu paraşütçüsü tarafından kurulan, Yemin Muhafızları ülke çapında bölümleri ile gevşek organize hükümet karşıtı bir grup olarak aktif eylemler gerçekleştiriyor. Örgüt, on binlerce eski askeri yetkiliyi saflarına kattı. Örgüt görevinin Anayasa'yı savunmak olduğunu söylerken, çok sayıda insan hakları grubu bu oluşumu ülkedeki en büyük ve en tehlikeli aşırılık yanlısı gruplardan biri olarak yorumluyor. Yemin Muhafızları son yıllarda kolluk kuvvetleriyle çok sayıda silahlı çatışmaya karışmış ve bazı üyeleri şiddet veya diğer suç faaliyetlerini tehdit etmekten suç duyurusunda bulunulmuştur. Grup son yıllarda Trump'ı destekledi ve bu yılın başlarında Twitter’a karşı dijital bir meydan okuma başlattı. Dijital Medyayı kitlesel olarak bir yapılanma merkezi haline getirmiş durumda. Pentagon’da üst düzey bir savunma yetkilisi gazetecilere verdiği demeçte, ordunun son bir yıl içinde hem faaliyet görevi olan askerler hem de gaziler arasında aşırılık yanlısı faaliyetlerde bir artış gördüğünü, zira Amerikan toplumunun geniş bir kesimin siyasi açıdan kutuplaştığını belirtmişti. Asıl sorun Biden görevi devraldıktan sonra patlak verebilir izlenimini veriyor. Bir grup Demokrat senatör ve bağımsız Bernie Sanders Perşembe günü Pentagon müfettişi General Sean O'Donnell'a gönderdiği bir mektupta, "Ordumuzdaki beyaz üstünlüğü ve aşırılık yanlısı ideoloji meselesi yeni değil, ancak Capitol'e yapılan saldırı bu endişe verici eğilimin derhal ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor." açıklaması Amerika’da suların durulmayacağını gösteriyor. FBI, Silahlı kuvvetler, güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının yanı sıra Capitol Polis ve Metropolitan Polis Teşkilatları, Trump destekçilerinin kongrenin seçim sonuçlarını onaylamasını ve Joe Biden'ın zaferini ilan etmesini engellemek amacıyla geçen hafta Capitol Binası'na gitmeyi planladıklarını biliyorlardı. Başkan destekçilerini bunu yapmaya çağırmıştı, ancak Amerika'daki demokrasi kalesi olarak nitelendiren kurum neden daha önce kapsamlı bir şekilde korunmadı. Bu bir hata mıydı yoksa kasıtlı bir hile miydi? Merak konusu olmuş durumda. ABD yeni dönemde milis gruplarla ilgili birçok sorun ile yüzleşeceğe benziyor.