Bulgaristan’da Harvard Dönemi
Hasan Birgül

Bulgaristan’da Harvard Dönemi

23.11.2021 Salı 16:48

Güzel ülkemde zamlar havada uçuşurken, toplumsal belirsizliğimiz tavan yapmış durumdayken, üzücü olaylar karşısında sosyal medyadan vicdan kasılırken şahsım da Bulgaristan seçimlerini takip etti. Bu kadar olumsuz süreçlere ne araştırılır ve yazılır ki, umarım iyi günler yakında kapımızı çalar değerli dostlar; Bulgaristan’da yapılan ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri belli oldu. Ruman Radev Cumhurbaşkanlığı koltuğunu tekrar garantiledi. Alpha Research şirketinin anketine göre, Cumhurbaşkanı Radev ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Liyana Yotova ikilisi, oyların yüzde 63,9'unu, Sofya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Anastas Gercikov ve Albay Nevyana Miteva ikilisi de yüzde 33,1'ini aldı. Seçime katılanların yüzde 3'ü, "Kimseyi desteklemiyorum" seçeneğinden yana oy kullandı. Haklıydılar aslında Bulgaristan’da ciddi siyasi bir belirsizlik var. 6 milyon 660 bin kayıtlı seçmenin düşük ilgisi nedeniyle sadece 2,5 milyon seçmen oy kullanırken, seçimdeki katılım oranı yüzde 33,7 oranında kaldı. Türkiye'den ilk turda yaklaşık 90 bin oy gelirken, ikinci turda oy sayısı 23 bin dolaylarında oldu. Katılımın yüzde 40,23 olduğu ilk turda Radev-Yotova ikilisi oyların 49,42'sini, Gercikov-Miteva ikilisi 22,83'ünü almıştı. Faideli bilgiler kısmını geçtikten sonra Bulgaristan’da inşaa edilen yeni düzene bir göz atalım.

 

36 partiden 12 adayın yarıştığı Bulgaristan seçimleri bu hafta tamamlanmak üzere sandığa tekrar gidiyor. Bulgaristan seçimlerinde şaşırtıcı olan taraf ilk defa bir Türk adayın da yer alması oldu. 30 yıl önce milli kimlikleri yok edilen ve isimleri komünist rejim tarafından zorla değiştirilen Türkler artık Cumhurbaşkanı adayı olabiliyor. Bu açıdan pozitif bir gelişmeyle karşı karşıyayız. Mustafa Karadayı Halk ve Özgürlükler partisinden adaylığını koydu. Bulgar parlamentosunda 240 sandalye bulanmaktadır. Ülkede ve yurt dışında yaşayan 6,6 milyonu aşkın kayıtlı seçmen bu yıl parlamento seçimleri için 3. kez oy kullandı. Bu hafta sonu tekrar sandık başında olacak Bulgar seçmenler artık ülkede olumlu adımların atılmasını istiyor. 

Geçen hafta sonu yapılan parlamento seçimlerinde Değişime Devam Partisi seçimi birinci sırada tamamladı. Bu arada seçimlere katılım %33 oranında kaldı. Adaylar %50 + 1 oya bu arada ulaşamadılar. Bulgar halkının bu siyasi istikrarsızlık noktasında genel bir katılım gerçekleştirmemesi ülkedeki siyasi krizin sonuçlarını bizlere gösteriyor. Bu arada çok ilginç bir seçim gerçekleşiyor. 

Değişime Devam Partisi Harvadlı iki genç girişimci tarafından seçime 2 ay kala kısa bir zamanda kuruldu ve ciddi bir ilerleme gösterdi. Bu durum Bulgaristan’ın Sovyet esareti altındaki siyasetinde önemli bir gelişme olarak görmeliyiz. Fakat bu siyasi istikrarsızlık apaçık ortadayken, halk kimseye güvenmiyor. Bulgar halkı artık statükocu sistemi ve ekonomiyi istemiyor. Halk ciddi anlamda Borisov’a karşı bir güvensizliğin içinde sandık başına gitti. Katılım ciddi anlamda düşük gerçekleşmesi halkın siyasilere karşı olan genel güvensizlik tutumunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca Bulgaristan’da yaşayan Türklerin ’de yaşanan durumdan huzursuz olduğunu gözlemliyoruz ki, sandıklara hücum ettiler. Bulgaristan’da zaten bir süredir siyasi istikrarsızlık ortamı vardı. Yolsuzluk dedikoduları ve yükselen zam oranları halkı ciddi anlamda dar boğaza sokmuştu. Siyasi anket listelerin hepsi bu seçimde yanıldı. Ve statükoya bir nevi hayır denmiş oldu. Siyasi arenadaki hesaplaşmalar koalisyonun kurulmaması ve ekonomik dar boğaz AB’nin yardım paketlerinin geç işleve sokulması durumu çıkmaz bir hale getirdi. Ve siyasi belirsizlik seçimlerin sıklaşmasına sebebiyet vermiş oldu. Bulgaristan geçmiş partilerin statükosunda kontrol mekanizmasını yitirmiş durumda ve halk bu durumdan çok sıkıldığı için seçime 2 ay kala kurulan sistemsel bir partinin yani Değişime Devam Partisinin siyasi kaosu aşacağını düşünse de kararsızların çoğunluğu tekrar ortak bir sistemsel koalisyonu bizlere işaret ediyor. Bu seçim Bulgar demokrasisi için de sürpriz bir sonuç olacağa benziyor. Fakat Sovyet etkisindeki komşu Bulgaristan sanki sistemsel hazırlanmış bir değişime sürükleniyor. Değişime Devam Partisi yöneticileri yıllardır bugünün hayali ile çalışmalarına konsantre olduklarını medya organlarına açıklamaktan kaçınmıyorlar. Girişimci olan Değişime Devam Partisi liderleri uzun yıllar bürokrat görevleri haricinde, yurtdışında çeşitli şirketlerde, üst düzey görevlerde bulundular. Bulgar halkı yıllardır eziyet çektikleri ekonomik krizden Değişime Devam Partisinin girişimci liderlerinin, makro ve mikro ekonomik sistemlerine uyum sağlayacaklar mı ayrı bir soru, fakat Bulgar statükosunda bu kadar kolay bayrak çekeceğini düşünmüyorum. 


Yolsuzlukları ortaya çıkarma küresel ekonomiyi canlandırma için olumlu bir adım olarak da nitelendirebiliriz. Sovyet statükosuna Amerikan çözümü tam da budur. Yönetim sistemindeki yolsuzluklar Bulgaristan’da ciddi bir sorun ve halk bundan rahatsız kurulan koalisyon hükümetleri, belli bir yere kadar mücadele ediyor. Sonrası yine aynı çark çevresinde gerçekleşiyor. Hükümet bu istikrarsızlığı aşamadığı için sürekli seçime gidiyor. Halkın devlet kurumlarına karşı güvensizliği apaçık ortadayken olumlu adımların atılması uzun sürebilir. Bulgar halkı bu sorunlarla tekrar karşılaşınca açıkçası güçleri kalmadı ve değiştiremeyeceklerini düşündükleri için sandıkları boşladı. AB yıllardır yolsuzluk için Bulgaristanlı yetkililerle uzun müzakereler gerçekleştirdi. AB’nin de tavrı statükonun değişiminden yana olacaktır. Ayrıca önem arz eden diğer bir konu ise, Türk kökenli vatandaşların seçime olan ilgisi Türk kökenlilerin çoğunluk da olduğu ve seçime Cumhurbaşkanı adayı çıkardığı Hak ve Özgürlükler partisi siyasi konumuna önemli bir ivme kazandırmış oldu. Bulgar halkındaki bıkkınlığı tekrar gözlemlemiş olduk. Siyasi istikrar kazanması ve statükonun değişmesi zaman alacaktır. Adalet sisteminin de Bulgaristan’da çok düzgün çalıştığı söylenemez. Bulgaristan’daki, siyasi belirsizlik bakalım önümüzdeki günlerde çözüme kavuşabilecek mi? Bekleyip göreceğiz...