Bir Garip Casusluk Hikayesi
Hasan Birgül

Bir Garip Casusluk Hikayesi

15.11.2021 Pazartesi 17:49

İstihbarata karşı savunma, devletlerin ulusal güvenlik stratejileri kapsamında sürdürdükleri son derece önemli bir unsurdur. Ulusal güvenlik stratejileri, devletin güvenlik kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Sevgili dostlar bu yazıda geçmişe doğru bir yolculuk gerçekleştireceğiz. Komplo teorisinden tabi ki uzak kalıp yaşanmış bir hikâyeden parçaları alıp günümüze entegre edip değerlendirme yapacağız. Yıldıray Oğur gibi uzun bir yazı yazacağım saygıdeğer okurlar. Yahudilerin istihbarî misyonlar edinmesi simgesel olarak “on iki casus dönemi’’ ile başlamıştır. On iki İsrail kabilesinin her birine bir casus düşecek şekilde on iki deneyimli adam seçildi. Mısır’dan Kenan’a geri dönecek İbrani halkının, uzun zaman sonra tekrar dönecekleri yerlerde başlarına bir sıkıntının gelip gelmeyeceğine emin olmak için bilgi toplamaya gönderildiler. Hz. Musa, casusların özellikle tarım ve yer şekilleriyle ilgili bilgi toplanmasını emretti. Casuslar, kale, şehirler ve korumaları görünce korktular ve İsrailoğullarının Tanrı'nın sözünün aksine bu diyarı ele geçiremeyeceklerini düşündüler. Casuslardan on tanesi, daha çok vazifenin zorluğu üzerinde duran yanlış raporlar ve gözlemler sundular. Diğer iki casus ise Yeşu ve Kalev onların aksine net eksiksiz raporlama hazırladılar. Tabi ki bu iki casusa inanmadılar. Yanlış raporlama yapan on casusa inandılar. İsrail halkının dini, tarihi, kültürel özellikleri ve Filistin’den sürüldükten sonra dünyanın dört bir köşesinde geçirmiş olduğu 2000 yıllık geçmiş, İsrail istihbarat kültürünü ve istihbarat şemalarını şekillendirmiştir. İstihbaratın topladığı bilgilerin, objektif ve siyasal etkiden arınmış ve gerçekçi olması esastır.  

1979 kışının sonunda şiddetli bir fırtına Akdeniz sahiline kırbaç gibi çarpıyor, yüksek dalgalar Gazze kıyılarını alt üst ediyordu. Arap denizciler, tedbirli davranarak denize açılmadılar; böyle bir günde

dalgalara meydan okumak çok akıllıca olamazdı. Fakat kıyıdakilerin şaşkın bakışları altında, kükreyen dalgaların arasından çıkan köhne bir tekne bütün ağırlığıyla kıyıya yanaştı. Kıyafetleri ve kefiyeleri

darmadağın ve sırılsıklam bir grup timden oluşan Filistinli dikkatinizi çekiyorum. Tekneden atlayıp kıyıya doğru yürümeye başladılar. Halsiz ve bitkin halleri gözden kaçmıyordu. Fakat dinlenecek zamanları yoktu, izlerini kaybettirmeleri için hızlı davranmaları gerekiyordu. Hemen ileri de tam teçhizatlı savaş kıyafetleri içerisinde İsrail askerleri kıyıya yanaşıyordu. Hücum botu kıyıya yanaşır yanaşmaz ateş sesleri başladı. Hücum botundan atlayan İsrailli askerler Filistinli askerlere ateş açmaya başladı. Kumsalda olanları izleyen Filistinli bir genç onları yakınlardaki güvenli bir sera alanına götürdü. İsrailli askerler izini kaybettikleri kaçakları bulmak için sahil ve kıyı şeridine dağıldılar. Aynı gecenin ilerleyen saatlerinde, elinde ağır makinalı bir silahla gizlice sera alanına giren genç bir Filistinli İsrail askerlerinden kaçanları birbirlerine sokulmuş halde buldu... “Siz kimsiniz kardeşlerim’’ diye sordu. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üyeleriyiz.” diye geldi cevap. Lübnan’daki Tire mülteci kampından geliyoruz dediler. Aslında MOSSAD’ın operasyonel ekibiydi, Filistinlilerle konuşan içeri sızma operasyonu gerçekleştirip, Filistinli mülteci kılığına girmişlerdi. Bu şekilde orada önemli bir Hamas liderini öldürdüler. Ashdod’dan gelen MOSSAD’a ait bir tekneyle operasyonu tamamladılar. Geçtiğimiz günlerde medyaya bomba gibi düşen bir haber okuduk. MOSSAD’a çalışan 15 kişilik bir muhbir ve casus kadrosu yakalandı. MOSSAD adına çalıştığı iddia edilen şebeke çökertildi. MİT operasyonuyla yakalanan 15 kişi adliyeye sevk edildi. 


Yaşanan bu gelişme sonrasında MOSSAD gündem konularından ekonomiden sonra önemli bir noktaya oturdu. Konu hakkında uzman veya uzman olmayan bile TV’lere çıkıp iddialı iddialı konuştu. Halbuki konu hakkında belli bir mesafe gitmeden komplo teorisyenlerinin malzemesi haline geldi. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İsrail'in ikisini Türkiye'den geri almak için her şeyi yaptığını söyledi. "Bunlar yanlışlıkla karmaşık bir duruma düşen iki masum vatandaş açıklamasını yapsa da Türk yetkililer tatmin olmamış gözüküyor. Açıkçası ben de olmadım. Uzun bir süre teknik takip yapılmış. Belirli dokümanlar mevcut incelenmiş. Ama işin içinde başka bir iş olabilir. Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı operasyon, olması zaten farklı bakış açısını bizlere zorunlu kılıyor. Ağları gerçekten şaşırtıcı ve muhbirlikten, bilgi alımından fazlası olarak nitelendirebilirim. Aslında Mossad böyle operasyonlar da mutlaka paravan bir şirket kurar ve gerçekten önemli ticari hamlelerde yapabilir. Türkiye’de yabancı danışmanlık kuruluşların farklı bir açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum. Fehmi Koru 2019’daki bir yazısında bazı şirketlerden bahsetmişti. Açıkçası bence de o şirketlerde tuhaf bir hareketlilikler vardı fakat yeterince delil ve kayıt yoktu. Gelelim asıl haber bültenlerinde meşhur olan o Filistinli gence, şimdi bu arkadaş kayboluyor birden ve ailesi yaklaşık 2 ay sonra aile evladını arıyor. Arkadaşları ve ailesinin İsrail tarafından kaçırıldığını düşünerek sosyal medyada kampanyalar başlattığı, sivil toplum kuruluşları ve basın yayın kuruluşlarının peşine düştüğü MS’nin Mossad'ın kritik bir üyesi olduğu hatta İsviçre'nin Zürih kentinde örgütün saha sorumlularıyla birkaç kez görüşme yaptığı ortaya çıktı. Saha evinde bu görüşmelerin gerçekleştiği iddiası var. Ve gerçekte de böyle bir durum oluyor. Çok tuhaf dimi yukarıda kaleme aldığım, hikâye birden gözümde canlandı saygıdeğer okurlar. David Barnea Mossad direktörü olarak görevi aldıktan sonra hoş geldin der gibi bir durum söz konusu, Türk yetkililer ise konu hakkında yakınlarda bir açıklama yapmadı. Ama kayıtlara geçti. Sızma varsa gelen göçmen Filistinliler arasında bu kesinlikle araştırılmalıdır. Lübnan’dan gelen ekipte çok güvenilir değildir genelde bunu da aklımızda tutmakta fayda var. Savunma sanayii alanında eğitim alan öğrencileri mercek altına aldılar. Onlar hakkında ciddi literatüre sahiptiler. Yöneticiler izlendi ciddi anlamda önemli bir operasyona kalkıştılar fakat bir kısmı yakalandı. Bir kısmı kurtuldu. Veya öyle bir paravan düzeni kurmuş ki radara girmemiş gözüküyor. İlerleyen günlerde daha çok deşifre göreceğiz. Şebeke, ayrıca İsrail ve Idf için önemli belgeleri de ele geçirmeye çalışıyordu. Bu kapsamda dernek ve kuruluşlar hakkında raporlar hazırlıyordu. Edinilen bilgiler, şebeke aracılığıyla İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’a şifreli olarak ulaştırıldı. İlerleyen zamanlarda sorularımızın bir kısmının cevaplarını alacağız. İçerideki bukalemunlara dikkat etmekte fayda var...