Bir Afganistan Masalı
Hasan Birgül

Bir Afganistan Masalı

09.10.2021 Cumartesi 03:35

Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'daki savaşı bitmiş olabilir, fakat Amerika'nın en uzun savaşının enkazı konusundaki tartışmalar yeni başladı. ABD Kongresi, önümüzdeki aylarda ABD'nin çıkışını araştırmaya kararlı gözüküyor. Siyasi dünya ilerledikten çok sonra, bilim adamları ve askerler hala yirmi yıl süren savaşı araştıracaklar. Ve ABD'nin Afganistan'daki yenilgisi, bu postmortemlerin keşfedilmesi için birçok soruyu gündeme getiriyor. Amerika Birleşik Devletleri artık uzun savaşlarla savaşmak ve kazanmak için hala gerekli olan kurumlara önem veriyor mu? Sorusu sorulabilir. Ancak Afganistan'daki savaş, özünde bir dayanıklılık savaşıydı. Amerika Birleşik Devletleri'nin yenilgisinin anahtarı olarak kültürel anlayış eksikliğine çok fazla odaklanılsa da gerçek şu ki, Afganistan’da kaybeden taraf Amerika Birleşik Devletleri oldu. Fakat bu enkazın içinden kim bilir neler daha gündem de bomba etkisi yaratacak bunu ilerleyen zamanlar da daha net göreceğiz. Nihayetinde bu savaşlar bir irade savaşına iner ve daha güçlü iradeye sahip olan taraf galip gelir. Taliban böyle başardı. Ne ezildiler ne de tükendiler, ABD'yi, müttefiklerini ve Afgan hükümetini her geçen yıl tükettiler. Sonunda, Afgan ordusu buharlaştı ve Afgan hükümeti savaşmak yerine kaçtı. ABD'nin geri çekilmesinin post-hoc gerekçesinin merkezinde yer alan bir gerçek söz konusu olmuş durumda saygıdeğer okurlar.


Fakat ABD’ye taş atmadan önce Afganistan'ın 66.000'i bulan kayıplarından bahsetmekte fayda var askerler ve polisler, politikacılar, sivillerden bahsetmiyorum bile son yirmi yılda kapsamlıca araştırılırsa önemli deliller kendiliğinden zaten ortaya çıkacak. Bu, ABD’nin Vietnam’da yaptığı insanlık suçundan fazlasını Afganistan’da işledi diyebiliriz. Bu insanlık suçundan, sonunda dayanıklılığı ortaya çıkan tek ülke Afganistan olmadı. Amerika Birleşik Devletleri de savaşma isteğini kaybetmişti. Bir Demokrat olan Başkan Joe Biden nihayetinde yenilgiyi denetlerken, bir Cumhuriyetçi 

Olan selefi Başkan Trump tarafından müzakere edilen bir anlaşma yürütüyordu. Ve her ikisi de tartışmasız Amerikan halkının iradesini yerine getirmek için türlü bahaneler sunuyordu.  Washington Post ve ABC News tarafından yapılan bir ankete göre, ABD halkının dörtte üçünden fazlası Afganistan’dan kaçışın bir çöküşün başlangıcı olacağını savunuyorlar. Afganistan Savaşına verilen halk desteğinin çöküşüyle ilgili çarpıcı olan şey, ABD'nin son birkaç yıldaki taahhüdünün mutlak anlamda ne kadar az olduğudur. ABD artık güven vermeyen küresel bir güç olma yolunda freni patlamış kamyon gibi geliyor. ABD, Afganistan’da 20 yıl geçirdi, savaşa trilyon dolardan fazla yatırım yaptı, savaşta savaşmak için yüz binlerce hizmet üyesi gönderdi ve 2500’den fazlası yaşamını yitirdi.  Fakat bu taahhüdün büyük çoğunluğu çatışmanın ilk on yılında gerçekleşti. Amerika Birleşik Devletleri' bin bölgede sadece Afganistan'da gönüllü olan birlikleri vardı. Trump bu sisteme karşı gelip destek anlaşmasını kesmeye karar verdiğinde; dağıtım, toplam ABD ordusunun yalnızca yüzde yarısını temsil ediyordu. ABD, Afganistan’dan geri çekilmeye başladığı beş yıl içinde 100 askerinden daha azını kaybetti; Savaşın son yıllarında Afganistan'daki savaşta ölenlerden daha fazla asker eğitim kazalarında öldü. Kısacası eğitim zayiatı denildi. Afganistan'dan yayılan uluslararası İslami terörizmi kontrol altında tutmaya çalıştı başaramadı, milyonlarca Afgan'a demokrasi ve insan hakları gibi bir görünüm kazandıracağız dedi. Fiyasko çıktı ve şu anda yan tarafta NATO varlığı bulunan Çin ve Rusya için stratejik tabloyu karmaşıklaştırmak istedi başaramadı. 


Sonunda, Amerika Birleşik Devletleri toplu olarak bu yatırım getirisinin içinden çıkamadı ve kaçmayı tercih etti. Afganistan'daki ABD savaşı sona erdi ve Washington spekülasyonlara devam ediyor. Birkaç ay içinde Biden yönetimi yeni bir Ulusal Güvenlik Stratejisi ve yeni bir Ulusal Savunma Stratejisi yayınlayacak. Selefleri gibi, savunma stratejisi de muhtemelen Çin ve Rusya'nın yarattığı tehdide pandemiler ve iklim değişikliği gibi geleneksel olmayan tehditlerin sağlıklı bir dozu ile odaklanacak ve uluslararası terörizm tehdidini küçümseyecektir. Savunma analitik topluluğu, bir sonraki savaşı kazanmak için gereken duruşa, yeteneklere ve kavramlara odaklanarak davayı takip edecek. Ve yine de, tüm bu yeni tartışmalarda Afganistan’da yaşanan insanlık suçu gölgede kalacak. Gelecek yıllardaki herhangi bir çatışma modelinde ölçülebilir olmayan değişken, savaşma isteğidir. O olmadan, savaşın donanımı tüm uçaklar, tanklar ve gemiler anlamsızdır ve tüm akıllı kavramlar basitçe teorik bir alanda birleşir ve tartışılır. Sonuç hep kazan kazan politikasıdır.  En iyi şartlar altında bile, bu gelecekteki savaşlar muhtemelen Amerikan iradesinin bir testi olacaktır. Çin ile Tayvan ya da Rusya ile Baltık ülkelerindeki bir kıvılcım savaşa çok çabuk dönebilir. Afganistan ya da Irak'taki savaştan askeri olarak çok daha zor olacak ve gelecekteki bu savaşların ekonomik yıkımı ve kayıpları, ABD'nin terörizme karşı küresel savaş sırasında yaşadıklarından daha olumsuz sonuçları beraberinde getirecek.  En son yapılan anketlerde, yalnızca zayıf bir çoğunluk Amerikalıların yüzde 52’si Çin'in Tayvan'a saldırması durumunda güç kullanmasını istiyor. Amerikalıların biraz daha büyük bir yüzdesi, Rusya'nın bir NATO üyesine saldırması durumunda güç kullanmayı desteklese de Amerikalıların benzer şekilde dar bir çoğunluğu NATO hakkında olumlu bir görüşe sahip değil. Gelecekteki herhangi bir ABD askeri müdahalesinin de Afganistan'ın mirasıyla mücadele etmesi gerekecek. Savaş bitse bile, çatışmadan ve daha geniş anlamda teröre karşı savaştan kaynaklanan antikorlar bir süre ABD’nin stratejik belleğinde kalacaktır. Ne de olsa, terörizme karşı küresel savaşa karşı seferber olan çeşitli gruplar, savaşlar sona ermiş olsa bile hiçbir yere gitmiyor. Kaldığı yerden şiddetle devam ediyor. Afganistan’ın Taleban yönetimi altına girmesinden sonra komşu Pakistan’da Amerikalı yetkililer görüşmeleri hızlandırdı. Başkent İslamabad’daki görüşmelerin, kötüleşen ABD-Pakistan ilişkileri nedeniyle zor geçtiği belirtiliyor. ABD  buradan da istediğini almak için pres uygulayacak ve diplomatik bir çözüm için fırsatları kollayacak. Çünkü kongreye karşı olumlu gelişmelerde sunulmalı. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman ile Pakistanlı liderler arasındaki görüşme, bir dizi çözülmemiş meselenin ortasında gerçekleşti. Bu meseleler arasında, Afganistan'da Taliban ile gelecekteki angajman düzeyi ve ülkenin yeni Taliban yöneticilerinden kaçmak isteyen yabancı uyrukluların ve Afganlar ’ın devam eden değiş-tokuş süreci de merakla bekleniyor. Gündemdeki bir başka soru da Afganistan'da tam bir ekonomik çöküş ve yaklaşan insani krizi önlemek için fonları kimin sağlayacağı. Taliban yönetimi devraldığından beri, milyarlarca dolarlık yardım donduruldu. Eski Afgan hükümetinin bütçesinin yaklaşık yüzde 80'ini uluslararası bağışçılar finanse ediyordu. ABD’de müspet bir gelişme yok saygıdeğer okurlar. Fakat kongre bu enkazı enine boyuna araştırmak için kolları sıvadı. Demokratlar tetikte olun.