Mitomania, Uzman Yalancılar, Doktoralı İftiracılar
Dr. Ömer Aydın

Mitomania, Uzman Yalancılar, Doktoralı İftiracılar

20.04.2020 Pazartesi 09:15

Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, “Yeterince büyük bir yalan söyler ve sürekli tekrar ederseniz, sonunda halk buna inanır.” der. Propaganda ve yalan Goebbels’in mesleğidir. Yalanın ve iftiranın büyük olması gerektiği fikrini bizzat Hitler’den öğrenmiştir.

Yalan ve iftira olduğunu kanıtlayan veriler kendilerine açıkça gösterildiğinde bile, insanlar kuşku duymaya, tereddütlü olmaya devam ederler. Çünkü çarpıcı yalanlar, yalan olduğu ortaya çıktıktan sonra bile, ardında her zaman izler bırakır. Tüm uzman yalancılar ve iftiracılar bunu bilir.

Bir de Mitomani adlı bir hastalık vardır ki, toplumda bilinen adıyla 'yalan söyleme hastalığı'dır. Mitoman yalan söylemekten haz duyar, yalanlarından dolayı pişmanlık duymaz, yalanının ortaya çıkması durumunda aşırı agresif ve alıngan tavırlar sergiler, söylediği yalanlara kendisi de inanır, yalanları arasında kurgusal bütünlük yoktur.

Yalan konusunda uzmanlık, iftira alanında doktora yapmış olan ülkemizin müzmin muhalifleri, son seçimlerden bu yana, Pinokyo’ya rahmet okutacak düzeyde bilinçli bir yalan politikası izliyor. Literatüre ‘Goebbels prensibi ’ olarak geçen bu stratejinin mottosu şöyledir; Sen algıyı oluştur, birincisi yalanlanana kadar ikinciyi söyle. İkinci yalanlanana kadar da üçüncüyü söyle. Böylece hem kendi kitleni konsolide edersin, hem de gündemde kalırsın.

Devletimiz vatandaşı için, 7/24 demeden canla başla uğraşıyor. Alçaklar Cumhurbaşkanlığı’nın vatandaşların evine gönderdiği destek paketlerinde virüs olduğu yalanını yayıyor. Yalancı şerefsizler, üç kuruşluk siyasi çıkar uğruna, yüzleri kızarmadan rahatlıkla yalan söyleyip, iftira atabiliyor ve utanmadan halkı korku ve paniğe sevk edebiliyorlar.

Muhalefet partilerinin vekilleri Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’yi kötülemek adına Küba, Amerika, Avrupa, Japonya, Uganda ve şimdi de Burkina Faso güzellemesi yapıyor. Yapılan araştırma ve anketlere göre, muhalefet partilerine oy veren vatandaşlarımızın önemli bir bölümü Erdoğan’ı destekliyor.

Cumhurbaşkanımızın yönetimine verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, ‘her şeye rağmen muhalif’ler deliriyor.

Recep Tayyip Erdoğan’a karşı halkımızın duyduğu yüksek sevgi ve güveni bir türlü hazmedemeyen kifayetsiz muhteris kabız muhalif çevreler, her fırsatta Cumhurbaşkanımızın kendisine ve çevresine çeşitli yalan ve iftiralarla saldırarak gücünü zayıflatmaya çalışıyorlar.

Yalan haber ürettiği, ekranlardan iftira attığı, habercilik değil provokatörlük yaptığı için ceza alan medya kuruluşları için,”basın özgürdür, sansürlenemez” diye nara atan mahallemizin nankör çöpçüleri ayrı bir bahistir. Onları adam yerine koyup, konuyu derinleştirirsem, kendilerinden bahsedildiği için mutlu olacaklardır. Bunu yapmayacağım.

Beyinleri sadece  yalan, iftira, dezenformasyon ve algı operasyonlarına  çalışan  münafiko laikperest müptezeller, iftiraları her seferinde ellerinde patlayınca çılgına dönüyor, hemen yeni bir gerçeğe aykırı, siyasi ahlaktan yoksun, art niyetli, yalan, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyasına başlıyorlar.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma tarihi Beylerbeyi Sarayı'nda çekilen bir fotoğrafta,  arkasında görünen altın varaklı kalorifer peteğini sanki evindeymiş gibi, “Damat Bey’in bir altın varaklı peteği ile 4 kişilik bir aile en az 8-9 ay ‘hayatı eve sığdırabilir’” şeklinde  yalan bilgilerle manipülasyon yapmaya çalışan münafiko laikperest çevreler iftiraları ellerinde patlayınca, ellerinin kirini Cumhurbaşkanımızın bir başka yakın çalışma arkadaşına bulaştırmak istediler.

Cumhuriyet Gazetesi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun ile ilgili “Trilyonluk villa, Boğaz’da kaçak var” iftirasıyla  yeni bir algı operasyonuna imza atmak istedi. Fahrettin Bey, avukatı vasıtasıyla yalancıların iddialarını tek tek çürüttü. İftiracılar ile bu iftirayı malzeme yaparak siyasi çıkar peşinde koşanlar hakkında yasal işlem başlattıklarını duyurdu.

Prof. Fahrettin Altun Bey’in eşi, TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun da asılsız iftiralardan nasibini aldı. Fatmanur Altun kendisine yöneltilen çoklu, ballı maaş alıyormuş gibi iftiralara karşı, sosyal medya paylaşımlarıyla cevap verdi. 

"Benim gibi devlet hizmetinde çalışanlar büyük fedakarlık gösterip tek maaş aldıkları halde, kasıtlı olarak bu gerçeği halkın gözünden kaçırarak, vatandaşla alay ediyorsunuz. Sabrımızı sınamayın, iki yüzlülüğünüzü, işbirlikçiliğinizi ve ihanetinizi milletimizin gözlerinin önüne sermeyin.

 ‘Yalı’ yalanı elinde patlayınca, kokuşmuş eski yalanlarını piyasaya sürenlere cevabımdır; TÜRGEV, KADEM ve Türk Hava Yolları'ndan tek kuruş almıyorum. Sadece hocalık maaşım var. İnsanlar can derdindeyken, itibar suikasti peşinde koşanları vicdanlara havale ediyorum.” diyerek üzüntülerini belirtti.                                         

Kendisine, sosyal medyadan “Fatmanur Bacım, Üç beş münafiko laikperestin havlamasıyla moralinizi bozarak bizi üzmeyiniz. İt ürür, kervan yürür. Meyve veren ağaç taşlanır. Rabbim işlerinizi kolay, başarılarınızı daim eylesin.” şeklinde destek mesajı attım.

Sosyal medya trollerinden biri, Kanal D haber müdürü Buket Aydın’a “Fahrettin Altun’u haber yapabilecek misiniz bu akşam? Merak ediyorum” diye yazınca, Buket Hanım kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle, ”Biz başarılı insanlara atılan iftiraları haberleştirmiyoruz. Doğru haber yapıyoruz. Halkı bilgilendirme çabasındayız.” diyerek taşı gediğine koydu.

Altun ailesine yönelik iftiralar karşısında, komşuları Şükriye Tutkun, haksızlığa gelemeyen Karadeniz insanı ve sanatçı refleksiyle; “Ben komşusuyum” diyerek sosyal medyadan ve ardından basına açıklama yaptı.

“Yok öyle bir şey. Vakıf arazisi denilen yer mezbelelikti, bütün mahalle şikâyetçiydi, temizlendi. Yapılaşma denilen şey minik bir çardaktan ibarettir” dedi.

“2001 yılından beri bu mahallede yaşıyorum. Burası gerçekten daha önceden mezbelelikti. Burada yalnız yaşıyorum. Biz burada tinercilerin çığlıklarından bıkmıştık. Polis çağırıyorsun, geliyorlar tinercileri çıkarıyorlar, sonra yine buraya kamp kuruyorlar.

Altun ailesi halkın içinde yaşıyorlar, çocuklarını devlet okullarına gönderiyorlar. Kedi köpek seviyorlar. Gayet mütevazı bir evde oturuyorlar. Çocuklarıyla selamlaşıyoruz. Kendi çöplerini kendileri atıyor. Böyle bir hayatı seçmiş adam, daha ne istiyorsunuz ki? Benim evim onların evinin yanında malikane” diyerek iftira ve iddiaları yalanladı.

Şükriye Tutkun'un açıklamaları karşısında memnuniyetini dile getiren İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un eşi Fatmanur Altun şu ifadeleri kullandı;

“Güzel komşum, şahitliğini esirgemediğin için çok teşekkür ederim. İzlediğimde göz yaşlarıma engel olamadım. Bir kere daha şunu gördüm ki ev almamışız, komşu almışız. Allah herkese senin kadar güzel yürekli komşular nasip etsin. “

Müfteri azgın muhaliflerin yalan ve iftiraları ellerinde patlayınca, sosyal medyadaki gezi zekalı troller Şükriye Tutkun’u linç etmeye çalışırken, Cumhuriyet Gazetesi Şükriye Tutkun'un kaçak yapıyı savunduğunu iddia etti ve Tutkun'a "Sümüklerin efendisi" ifadelerini kullanarak hakaret etti.

Bu saldırı ve hakaretlere elbette cevapsız kalmadı.

 “Fahrettin Altun ve ailesi neden hedefe konuldu? Çünkü Erdoğan’ın yanındalar. Çünkü asıl hedef Erdoğan. Çünkü en yakınındakilere saldırıp, Cumhurbaşkanımızı yıpratmak istiyorlar.” diyerek sosyal medyayı hareketlendirdim.

Gazeteci Yazar İdris Kardaş,"Ve bugün. Komşusuna yapılan haksızlığa karşı sesini yükselten, bir yalanı düzeltmek isteyen, işin gerçeğini ortaya koyan bir sanatçıya, Şükriye Tutkun'a yönelik Cumhuriyet'in aşağılık bir manşeti; Sümüklerin efendisi." diyerek iftira karşıtı mücadeleye öncülük etti.

Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi Emin Pazarcı da; Şükriye Tutkun'a yönelik bir linç kampanyası düzenlediğini hatırlatarak, "Hedef gösteren  Cumhuriyet Gazetesi. Çünkü, Şükriye Hanım gördüklerini, yaşadıklarını ve doğruları anlattı. Oyunlarını bozdu. Fahrettin Altun'a sürmek istedikleri karalar kendi yüzlerine bulaştı" dedi.

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan Şükriye Tutkun'un açıklamalarıyla ilgili olarak, "Ev dediğin gerçekten hiç mühim değil. Mühim olan komşudur, komşuuu! Allah hepimize böyle komşular nasip etsin" diyerek Şükriye Tutkun’a  takdir duygularını ifade etti.

Geçen hafta yaptığı açıklamalarla gündeme damgasını vuran Şükriye Tutkun’un Yeşilçam filmlerini aratmayan acıklı hayat hikayesini gelecek yazıma bırakıyorum.

Twitter: @dromeraydin