İslami Finans Nedir? Neden İhtiyaç Duyulmuştur?

Celal Arslan

22.05.2021 Saturday 13:42

Kripto para (veya kripto varlık),işlemlerini güvenceye almak için kriptografi yani şifreleme kullanan, çalışma şekli nakite alternatif bir değişim aracı olarak tasarlanmış bir dijital varlık, bir sanal unsurdur. Yani kısaca sanal para denilebilir.

Kripto Paraların Özellikleri:

Şu 6 özelliğe sahip olması durumunda bir kripto paranın varlığından söz edebiliriz.

Merkeziyetsizlik,

İşlem ve sahip kayıtları,

Yeni arz oluşturma kuralları,

Sahipliğinin kriptografik tekniklerle sadece sahibince ispat edilebilmesi,

Paranın sadece sahibinin emriyle el değiştirebilmesi,

Aynı anda aynı kripto para için birden fazla işlem yapılırsa sadece birinin yerine getirilmesi.

Kripto Para Güvenlir mi?

Bundan önceki yazılarımda da bahsetmiştim aslında ama yine de değinmek istedim. Çünkü hala soruyorsunuz. Kripto paraların riskli yatırım varlıkları olmasının en büyük nedenleri aslında özelliklerinde saklıdır. Bu özellikler güven duygusunu artıran veya azaltan özelliklerdir. Paranızı kaybettiğinizde karşınızda bir muhatap bulamamak insana sadece parasını değil belki de sağlığını ve aklını da kaybettirmektedir. 

Ülkemizde yasal bir ödeme aracı olarak görülmemesi ve bir muhatabının bulunmaması nedeniyle aşırı riskli bir yatırım varlığı olduğunu düşünmekteyim. 30 Nisan 2021’tarihinde alınan kararla ancak alınıp satılabilmesi konusunda bir yasak getirilmemiştir. Bu gibi nedenlerden dolayı güvenli olduğunu düşünmemekteyim.

Umarım yatırımcılığın oyun olmadığını veya iddaa gibi bir tahmin aracı olmadığını kısa vadede anlarsınız. Yatırımlarınızı Temel ve teknik analiz yöntemlerini kullanarak yaparsınız. İyi günler dilerim…

10.05.2021 13:33

Dövizin yükselmesinin bir çok nedeni olabilir ancak en büyük nedenlerinden bir tanesi piyasaya edilen müdehalelerdir. Yani Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası(TCMB)’nın para politakası ve maliye politikası araçlarıyla piyasaya müdehalesidir. Para politikası çok hızlı tepki verebilen ama sonuçlarınında genellikle tek taraflı uygulandığında avantaj sağlamadığı araçlardır. Kısacası hızlı çözüm almak isterseniz para politikası araçlarıyla piyasaya müdehale edersiniz. Öncelikle para politikası araçları nelerdir ordan başlayalım.

Açık Piyasa işlemleri(APİ)

Döviz İşlemleri

Reeskont Oranları

Zorunlu Karşılık Oranı

Faiz Oranları

Açık Piyasa İşlemleri : En basit anlatımıyla TCMB’nin devlet tahvili alım satım işlemleriyle piyasaya mevduat sürmesi ya da piyasadan mevduatı çekmesi işlemidir.

Döviz işlemleri: TCMB’nin TL’nin değerini koruyabilmek için dönem dönem döviz alım satımı yaparak piyasaya sürme veya çekme işlemidir.

Reeskont Oranları: Gerçek ve Tüzel kişilerin bankalara iskonto ettirdiği vadesi gelmemiş senetlerin, bankalar tarafından TCMB’ye tekrar iskonto ettirmesine reeskont denir.

Zorunlu Karşılık Oranı: Zorunlu karşılık kısaca Bankalar topladıkları mevduatlar için TCMB’nin kasasında bulundurmak zorunda olduğu TL ve yabancı para cinsinden mevduatlardır. TL ve yabancı para cinsinin zorunlu karşılık oranı farklıdır. Bu oran ile de TCMB para arzını kontrol altında tutabilir.

Faiz Oranları: TCMB borç alma verme faizini düzenleyerekte piyasadaki likidite durumunu kontrol edebilir.

Fark ettiyseniz bu araçlar aslında piyasadaki mevduatı belirlemekte. Ekonominin en önemli yasası arz taleptir. Bir malın arzı olduğu kadar talebi varsa işte o nokta piyasa denge noktasıdır. O noktadan sonra aslında bir malın fiyatı şekillenir. Arz fazla talep az ise fiyatı düşecektir. Piyasaya ve TL’ye bir türlü güven sağlanamadığı ve yatırımcıların çoğunun hala emtia ve dövize yönelmesi ile birlikte TL değer kaybediyor. Tabiki yapılan açıklamalar da TL/Dolar veya TL/Euro paritesini etkilemektedir. Ancak asıl neden piyasaya olan güven ve sığ piyasaya sahip olmamızdır. 

Piyasa güveni sağlanmadıkça tekrardan pozitif bir etki beklemek güç. 

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nun yatırımcı toplantısında "Politika faizini gerçekleşmiş ve beklenen enflasyonun üzerinde oluşturmayı sürdüreceğiz" açıklaması sonrası TL/dolar paritesi de düşüşe geçti. Faiz artırımları baskılanmış piyasalarda önemli kararlardır. Çünkü ne kadar piyasa baskısı artarsa devamında etkisi de o kadar büyük oluyor. Umarım gerekli adımlar atılır ve TL hak ettiği değere kavuşur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere….

04.05.2021 13:29

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası(TCMB),bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 200 baz puanlık artışla yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltti.

TCMB, bugün gerçekleştirilen yılın son Para Politikası Kurulu(PPK)’nun ardından politika faizini 200 baz puan artırarak yüzde 17'ye yükseltti.

Bu alınan karar ne anlam taşıyor kısaca açıklamaya çalışalım.

 

TL’nin döviz karşısında değer kazanması, enflasyonun düşmesi ve piyasaya güvenin artırılması için yapılan doğru bir hamle olduğunu düşünüyorum. Artık bu alınan kararların net bir kararlılıkla devam etmesi halinde, piyasa ve piyasa yapıcıları tarafından barışın sağlanarak ekonomimizin pozitif durumunun daha da iyileşeceğini düşünmekteyim.

 

Peki bu karar piyasayı böyle etkileyecekte, sabit veya dar gelirli aileleri nasıl etkileyecek dersek, kısa vadede gözle görülür bir rahatlama olmayabilir lakin bu kararlılık devam ederse uzun vadede gözle görülür bir etki ortaya çıkacaktır.

Alınan faiz artırımı kararı ile Dolar/TL kurunda TL değer kazanırken dolar değer kaybetti. Bu durum bizim istediğimiz bir durumdu TCMB piyasayı baskıladığı için sürekli yapması gereken yerine yanlış hamleler yaptığı için Dolar/ TL kuru bu şekilde fiyatlanmıştı. TCMB Başkanı Naci Ağbal, geçen hafta yaptığı 'Para ve Kur Politikası' metni sunumunda "Enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kılmaktadır. Gerekirse parasal duruşumuzu daha da sıkılaştıracağız" ifadelerini kullanmıştı.

Piyasanın beklentisini faiz artırımı olarak yönlendirmişti. Bu şekilde piyasa beklentisini güvensizlik ve bilinmezlik yerine güven ve doğru beklentiye yöneltti. TCMB, doğru adımı attığı için piyasa olumlu karşılık verip pozitif yönünü daha da güçlendirmiş oldu. Bu sıkılaştırma iyi günlerin habericisi. Kısa vadede belki net bir şekilde göremeyeceğiz belki de hissedemeyeceğiz ama uzun vadede bugün gerçekleştirilen sıkılaştırma politikasının meyvelerini toplayacağız güzel ve mutlu günler yakın… Diğer yazılarımda görüşmek üzere…

24.12.2020 15:27

ABD’nin yaptırım kararının ekonomik açıdan etkileri neler olabilir onu anlatmağa çalışacağım. Önce yapılan açıklamaya bir bakalım ve satır satır gidelim.

ABD Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı yaptırımlara göre, Savunma Sanayi Başkanlığı ABD'den ihracat lisansı alamayacak ve ABD'li ve uluslararası finans kuruluşlarından kredi alamayacak.

İhracat Lisansı nedir?

İhracat Lisansı, Göndericinin ihracat ülkesinin devleti tarafından çıkartılan ve lisans alanda belirtilen malların belli hedeflerin ihracatına katılmasını sağlayan bir belgedir.

Yani kısaca ABD, Türkiye’de üretilen bir malın kendi pazarlarına giremeyeceğeni açıklamıştır. Bu tabi olumsuz bir durumdur. Ancak sadace Savunma Sanayi Başkanlığını kapsadığı için de genel piyasayı olumsuz etkilemeyecektir.

ABD’li ve uluslararası finans kuruluşlarından kredi alamayacağı yaptırım ise Ülkemizin uzun yıllardır kapısını çalmadığı finans kuruluşu olan Uluslararası Para Fonu (IMF)’dur. IMF’ten borç alınamaması aslında bizim için olumsuz gibi görülebilir lakin o kadar sert yaptırımları olan anlaşmalar sunmaktadırlar ki iyi ki de almamışsız dersiniz. Bu yaptırımda bizim için uzun vadede güzel anlaşılabilir bir karardır.

Şimdi de piyasalara bakalım.

Dolar yapılan yaptırım kararından sonra yükselecek diye bekleyenler şaşkın ama biz değiliz. Çünkü Piyasadaki belirsizlik dövizin yüksek fiyatlanmasına neden oluyordu. Tabi açıklanan yaptırımlarda o kadar ciddi yaptırımlar olmadığından TL, dolar karşısında sınırlı oranda da olsa değer kazanmağa devam etti.

Döviz kurunun faizler artırılarak TL karşısında değer kaybettirilimesine devam mı edileceğine TCMB karar verecek bu karar ile kısa vadede döviz fiyatlanması ve enflasyonu ülke içindeki durumu bize gösterecektir. Okuduğunuz için teşekkür ederim diğer yazılarımda görüşmek üzere.

17.12.2020 17:17

Dövizin yükselme nedenlerini önceki yazılarımda anlatmaya çalışmıştım lakin tekrardan dövizin yükselişe geçmesiyle birlikte bir kez daha yazma gereği duydum.

Dövizin yükselmesini artık sadece koronaya bağlamak olmaz çünkü öyle ya da böyle yeni normal anlayışına göre korona tamamen ortadan kalkana kadar bu şekilde normalleşmeye hayatımızı devam ettirmeye çalışacağız. Tabi koronanın yanında, rezerv yetersizliği, dolara talebin artmış olması, altın stoklanmaya devam edilmesi, (özellikle Çin’in yeni dünya lideri olma yolunda ilerlediği ve elinde bulunan ABD’nin tahvillerinin 10.4 milyar dolar değerinde olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dünya üzerindeki altınları da kendi rezervine katmak için çalıştığı bilinmektedir.) TL’ye güvenin azalması, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasa beklentisinin tersi pozisyonda piyasaya müdahale etmesi, yapılan açıklamalar ve bu açıklamalar karşısında alınan pozisyonlar dövizin fiyatlanmasına neden olmaktadır.

Dövizin düşmesine neden olabilecek kararlar TCMB’nin açıkladığı faizlerin, reel faizlere yaklaşması, yapılan swap anlaşmalarıyla piyasaya döviz aktarılması, döviz pozisyonu alan yatırımcıların döviz pozisyonundan çıkıp TL pozisyonuna geçmeleri gibi kısa vadeli çözümlerle dövizin fiyatı düşürülebilirdi ancak ülke ekonomisine piyasanın güvensiz bakması, TL’ye gerekli ölçüde talep olmaması( Bir miktar parası olanlar ya altın yada döviz alıyorlar yani kimse TL almıyor.) gibi nedenler TL’nin yetersizliğine neden oluyor ve bu duruma kısaca dolarizasyon deniyor.

Dolarizasyon (Para ikamesi): Bir ülkede yaşayanların yabancı para birimlerini kendi paraları yerine ve/veya paralel olarak kullanmaları durumudur.

Piyasa güveni sağlanmadan, yani TL’nin güveni artırılmadan da dövizin yükselişinin duracağını düşünmüyorum.( Yatırım Tavsiyesi Değildir(YTD)). Çünkü Faiz oranları, ülkedeki enflasyon günden güne zorlaşan yaşam koşulları, işsizlik ve bir de üzerine korona gibi bir engel göz önüne alındığında dövizin fiyatının korkulan rakamların üzerine çıkacağını düşünüyorum(YTD). Umarım gerekli adımlar atılır. TL’ye ve piyasaya güven artar. Yatırımcılar ülkemize geri dönerler. Kaçan yatırımcılar tekrardan ülkeye dönmeden bu süreç hızlanacak gibi durmuyor.

Yazılarımı okuyan siz değerli okurlarıma çok teşekkür ederim. Diğer yazılarımda görüşmek üzere…

28.10.2020 13:19

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası(TCMB) piyasanın beklentisiyle uyuşmayacak şekilde faiz oranını sabit tutma kararı aldılar. Dolar/TL paritesi faiz oranlarının sabit kalması ile birlikte tekrardan yükselişe geçti. Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Piyasaya ne kadar müdahale edilirse piyasanın o müdahaleye cevabı daha sert olur diye. Şimdi gelelim faizlerin sabit tutuldu mu kısmına?

Peki gerçekten faizler sabit mi tutuldu? Yoksa değiştirildi mi?

Görünüşte faizleri artırmadı ancak likidite sıkılaştırma adımlarının üst sınırını belirleyen geç likidite penceresini (GLP) 150 baz puan artışla .75’e yükseltti.

GEÇ LİKİDİTE PENCERESİ: TCMB’nin son borç veren makam olarak, gün sonu ödeme sistemlerinde oluşabilecek sorunların önüne geçmek amacıyla bankalara verdiği limitsiz vadeli TL borçlanma imkanı ve aynı koşullarda TL borç verme imkanıdır. Gecelik ve geçici bir uygulamadır.

Yani aslında TCMB bir nevi şunu demiş oluyor. Bankalar siz paraya sıkışırsanız ve bana gelirseniz birbiriniz arasındaki ödemelerinizde yaklaşık olarak 150 baz puan daha fazla öderseniz öyle gerçekleştiririm. TCMB’nın piyasayı fonlama aracı olarak bilinmektedir bu araç ancak bankalar arasındaki ödemelerde sorun çıkmasını engellemeye dönük piyasadaki aksaklıkları engellemeye çalışan bir araçtır.

Dövizin TL karşısında değer kazancağını bilerek politika faizini sabit tutup, GLP’nin faizlerinin artırılmasına çok bir anlam veremedim. Bu hareket piyasanın beklentilerinin doğru olduğunu faizlerin artırılması gerektiğinin kanıtı gibi bir işlem oldu.

Sorumuza geri dönelim Faizler sabit mi tutuldu ?

Hayır politika faizi sabit tutuldu artırılmadı lakin Geç likidite Penceresi faiz oranı 150 baz puan artırıldı. Yani aslında Faizler artırılmış oldu. Önceki yazılarımı da okursanız çözüm önerilerine de ulaşabilirsiniz.

24.10.2020 13:41

Döviz kurunun önlenemeyen yükselişini azaltmanın en doğru yolunun piyasa baskısının azaltılması ve en az şekilde piyasaya müdahale edilmesi olduğunu önceki yazılarımda defalarca söylemiştim. (Diğer yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.)

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB),13 Eylül 2018'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla 625 baz puanlık güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirerek politika faizini yüzde 17,75'ten yüzde 24'e yükseltmişti. Yaklaşık bir yıl boyunca yüzde 24 seviyesinde kalan ve 25 Temmuz 2019'da yüzde 19,75'e indirilen politika faizi, üst üste 9 toplantıda düşürülerek yüzde 8,25'e çekilmişti. Yüzde 8,25’in reel faizin çok altında kalmasından dolayı ya da daha basit bir dille piyasaya TCMB’nin faiz ve enflasyon baskısının artırılmış olması TL’nin değer kaybına uğramasına neden olmuştur.

PPK toplantısında faiz artırma kararı çıktıktan hemen sonra Efektif(Döviz),düşme eğilimine girdi lakin hala faizin reel faize yaklaşamamasından dolayı tekrardan yükselişe geçti. Yani artırılan faizler ne zaman reel faize yaklaştırılırsa işte o zaman gerekli uzun vadeli düzenleme yapılarak döviz kuru istenilen fiyat düzeyine düşürülebilirdi. Aslında $=5,30TL olduğu dönemler hatırlarsanız reel faize politika faizi çok yakındı ve $=6,80’lerden döndü geldi. İşte gerekli düzenlemeler $=5,30 TL’ye gerilediğinde yapılmış olsaydı şimdi dolar belki de 3,5 TL civarındaydı.
Tabi birde bu dönem pandemi vardı COVİD-19’un patlamasıyla birlikte yaz turizmi çok büyük zarara uğradı. Sadece zarara uğrayan sadece turizmciler değil, tüm ülke zarara uğradı çünkü turist gelmeyince döviz gelmedi. Dövizin gelmediği dışa bağımlı ülkelerde döviz kurunun yükselmesinden doğal bir şey beklenemezdi. Lakin tüm dünya böyleyken sadece neden TL değer kaybetti ve diğer ülke paraları değer kazandı sorusuna gelecek olursak. Sığ piyasalar normal bir yağmurdan bile etkilenirken sağlam piyasalar doludan kardan dahi en az şekilde etkilenmektedir. Bizim piyasamız genelde yabancı yatırımcıdan oluştuğu için ve bu pandemi sürecinde çok büyük yatırımcıların piyasadan çekildiğini görünce dövizin artması kadar doğalının olmadığını düşünüyorum. Tabi bunlara karşı sağlam rezervimiz ve sağlam bir piyasamız olsaydı bu kadar çok etkilenmeyebilirdik.

Şimdi yapılması gerekene gelelim. Uzun vadeli swap anlaşmaları ve ülkeye döviz girdisi şart. Çünkü TCMB’nin döviz rezervleri yetersiz her ne kadar piyasaya en az şekilde müdahale edilse de açıklanan rezervlerdeki azalış gösteriyor ki elde daha fazla müdahale edecek rezerv yok. Bunun için halktan TL’ye dönüş istenebilir lakin TL ve piyasaya güven azaldığı için insanlar ellerindeki dövizi bozdurmak istemeyeceklerdir. Faizler, hissedilen oranlara getirilmelidir ve piyasa güveni artırılmalıdır ya da kısa vadede swap anlaşması yapılmalıdır.

29.09.2020 12:53

Enflasyon ile ekonomik büyümenin yıllardır süregelen ilişkisini incelemeye ve anlatmaya ve anlamaya çalışalım. Öncelikle tanımlarına bakalım sonra derinlemesine inceleyelim.

Enflasyon: Fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak yükselmesidir ya da başka bir tabirle sadece belli bir malın veya hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin sürekli bir artış göstermesidir.

Ekonomik Büyüme: Bir dönemden diğerine kıyasla, ekonomik mal ve hizmet üretiminde bir artıştır. Nominal veya gerçek enflasyona göre düzenlenmiş terimlerle ölçülebilir. Geleneksel olarak, toplam ekonomik büyüme gayri safi milli hasıla (GSMH) veya gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) cinsinden ölçülmektedir. Ancak bazen alternatif ölçümler de kullanılmaktadır.

Y=C+I+G+(X-M) Formülü aslında bize ekonomik büyüme olup olmadığını göstermektedir. Burada Y, gayrisafi yurtiçi hasılayı(GSYH),C, tüketim harcamalarını, I, yatırım harcamalarını, G, devlet harcamalarını, (X-M) de net ihracatı gösterir. Bu formülün anlamı  GSYH’nin, tüketim, yatırım, kamu harcamaları ve net ihracatın toplamına eşit olduğunu ve bu araçlardan birinde bir artış olduğunda GSYH’nin de artacağını göstermektedir.

Para arzı artarsa, faizler azalır, faizlerin azalması durumunda tüketim artar. Tüketimin artması durumunda ise GSMH artar ve büyüme sağlanır. Lakin ekonomik büyümenin sağlanmasının bir yan etkisi vardır. Bu da enflasyonun artıyor olması.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası(TCMB)’nın para arz teorisi ekonomik büyümeyi sağlamak içindi. Çünkü tüketimler artarsa çarpan etkisiyle daha fazla harcanabilir gelir elde edilebilirdi (c= marjinal tüketim) c=0,7 olduğunu varsayalım. 100 TL’si olan biri 70 TL’sini harcarken 30 TL’sini tasarruf edebilir. Harcanan 70 TL’yi kazanan kişi de 49 TL’sini harcar ve 21 TL’sini tasarruf eder. 49 TL’yi kazanan kişi 34,3 TL’sini harcayabilir kalanını tasarruf edebilir bu şekilde döngü devam eder. Çarpan etkisiyle 100 TL bir nevi kartopu gibi büyüyerek ilerler. Bu şekilde büyüme artırılabilirdi.

Ancak TCMB’nin enflasyonu, döviz kurunu ve faizi baskılaması sonucu para arzını artırmasından yararlanan tüketicilerin, tüketmeyip bu artan para arzı ile döviz alması parayı harcamak yerine tasarruf olarak kullanması, para arzı arttığı için enflasyon arttı. Lakin o para arzı tekrardan ekonomiye dönmediği içinde faizler arttı. Bu durumda tüketim artmadığı içinde büyüme istenildiği düzeyde sağlanamadı. Aslında TCMB doğru olanı yaptı ama TL’ye güven azaldığı için insanlar TL’yi harcamak yerine döviz yatırımına döndü bu yüzdem istenilen rakamlara ulaşılamadı.

Kısaca Enflasyon ile büyümeye birbirinin yan etkisi diyebiliriz. Büyüme artarsa enflasyonda artar, büyüme durur, ekonomik daralma veya ekonomik küçülme olur ise enflasyon azalır ama büyüme olmadığı için istenilen düzeyde gelişme sağlanamaz ve ekonomik büyüme sağlanamaz.

12.09.2020 16:25

Swap (takas): İki tarafın bir varlık veya yükümlülüğe bağlı olan nakit akışını aralarında değiştirdikleri işlemdir. Swap işlemlerinde, faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amaçlanır. Yani basitçe anlatmak gerekirse belirli bir tarihe kadar para takası diyebiliriz. Bugün benim Dolar ihtiyacım var. Anlaşma yapmak istediğim kişinin ise TL ihtiyacı var biz elimizdeki parayı takas yoluyla belirli bir tarihe kadar değiştirip kullanıp vade tarihinde dolar aldıysak dolar, TL verdiysek TL olarak geri işlem yapılmasıdır.

Swap, özellikle döviz kurlarında oynaklığın yaşandığı zamanlarda yatırımcının bu oynaklıktan kaynaklanan riskinin önünü alması için önemli bir araç olarak ortaya çıkıyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) dövizdeki hareketliliğe karşı yeni bir swap düzenlemesi getirdi. BDDK, Türk bankaların yabancılara TL verip karşılığında dolar alma limitlerini özkaynağın yüzde 10'undan yüzde 1’ine çekti. Swap sınırlamasıyla yurtdışı bankaların Türk bankalarıyla yaptıkları swap işlemlerinden aldıkları TL’yi kullanarak dolar almalarının önüne geçilmeye çalışılıyor. Yani kısaca zaten ülkede bir likidite sıkıntısı varken ve bir önceki yazımda bahsettiğim Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası(TCMB)’nın karşılıklısız mevduat piyasaya sürmesine neden olan pandeminin getirdiği zorunluluğu bankalar vasıtasıyla swap yaparak piyasadan TL’nin çekilmesi ve o para ile Döviz swapı yapılmasından dolayı hem ülkede Döviz hem de TL likidite sorunu oluşmaktadır. BDDK’da bu durumu fark etmiş olacak ki bankalar üzerinden yapılan swap işlemlerini sınırlandırdı.

TCMB’ nın 2019 Yılındaki Swap İşlemi Nasıl Yansıdı?

Bir önceki yazımda TCMB swap işlemle döviz kuruna müdahale edip fiyatını düşürebilir demiştim. Şimdi geçen yılda yapılan swap işlemin sonucuna bakalım. Ve sonucuna göre bu dönemi kıyaslayalım. 2019 yılındaki swap işlemleri istenilen düzeyde sonuç verdi diyebiliriz. 2019 yılı başında swap stoku artışı gösterdi ama yaz aylarında artan ihracat ve turizm gelirleri döviz üzerindeki baskıyı azalttı çünkü ülkeye döviz girdisi oldu ve rezervler arttı.

Lakin 2020 yılına gelindiğinde ise Covid-19 patladı ve tüm dünyanın birbiriyle ilişkisini bir anda kesti. Bu dönemde hiç kimse risk almak istemedi ve şuanda her ne kadar tatilciler için Türkiye en güvenli tatil merkezi konumunda olsa da Avrupa’yı saran 2.dalga korkusu bu senenin turizm gelirlerini küresel bazda etkiledi. Bazı ülkeler için turizm ikinci plana atılabilir belki ama bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için cari fazla verebilmek için çok büyük bir kalem.

TCMB’ nın şuanda neden swap yapmadığını, faizleri ve enflasyonu sabit tutmaya çalıştığını anlatabilmişimdir umarım. Fiyatlar genel düzeyi yükselirse zaten çok fazla değer kaybeden TL ile hiç bir şey alamaz noktasına geleceğiz. Bence bu yüzden faizleri ve enflasyonu sabit tutuyorlar ancak unuttukları şey piyasa baskılanırsa baskıyı çektiğin anda(Rezervlerin yetmediği anda) daha büyük ve kötü sonuçlar doğurabilir. Swap stoku artırılarak ülkeye döviz girdisi sağlanabilir. 2019 yılındaki gibi olumlu gelişmeler olursa bu çözüm yolu olumlu sonuç verecektir.

25.08.2020 11:13

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın açıkladığı Karadeniz’de bulunan Doğalgaz rezervi bizim açımızdan yani enerji kaynağı bakımından fakir olan dışa bağımlı gelişmekte olan ülke için muhteşem bir haber. 230 milyar metreküp doğalgaz bizim yaklaşık olarak vereceğim tablonun son yılı bazlı genelleme ile hesapladığım kullanımımızla yaklaşık olarak 5,5 yıllık doğal gaz rezervimiz demek. (230 milyar m^3 / 42.1 milyar m^3=5.46 yıl eder.)

Tablo 1:  Dünya Doğalgaz Tüketiminde Önemli Ülkeler ve Tüketimleri (Milyar m3)

Şunu düşünebilir misiniz? Ülkemizin sürekli dışa bağımlı olduğu durumda ithalat ve ihracat rakamlarımız arasında 2.8 Milyar Dolar ithalat öndeydi(Ticaret Bakanlığı). Yani ülkemizden fazladan yaklaşık olarak 3 Milyar Dolar dışarıya ödüyor ve açık veriyorduk. Bir anda ülkeden çıkan 42.1 milyar metreküpün çıkmadığını düşünün. Ülke olarak 1 yılda yaklaşık olarak 3 Milyar Dolar doğalgaz için ödeme yapıyoruz(1$=5,82TLiken). Şuanda 1$=7,32TL(21.08.20, 15:49) olarak fiyatlanmakta yani 1,5 Tl fark var.

Basitçe şunu anlatmak istiyorum. Kullanılmaya başladığı andan itibaren 5,5 yıl, TL Doğalgaz baskısından etkilenmeyecek yani atıyorum Rusya bize şunu dedi hadi doğalgazın varil fiyatı artsın gibi bir şey olmayacak. Dolara bağımlılık %6 oranında azalacak. Bir de Akdeniz’de Doğalgaz bulabilirsek işte o zaman tam anlamıyla enerji anlamında bağımlılık azalacak ve ekonomik anlamda da bağımsızlık sağlanmış olacak.

Piyasalar bu durumu görüldüğü üzere düşüşle karşıladı. Dolarda istenilen düşme olmadı lakin görüyoruz ki doğalgaz fiyatı düşüşe başladı emtia fiyatlarının düşmesi demek TL’nin bu emtialar üzerindeki bağımlılığı azalıyor. Ve enerji bakımından bağımsız olma yolunda ilerliyor. Bu doğalgaz haberi bizim piyasamızı olumlu etkileyecektir. En azından Emtia bazında güzel haberler yakında.

Şekil 1:Emtiaların fiyatı

* Yatırım tavsiyesi değildir.

21.08.2020 17:48

Covid-19’un patladığı bu pandemi sürecinde tüm ülkeler kamu harcamalarını para basarak giderdiler ve bu çok doğru bir yaklaşımdı. Çünkü dış ülkelerle neredeyse bağlantı kesilmiş ve ülkeye yeterli miktarda efektifin girip girmeyeceği büyük bir muamma olarak kalmıştı. (Efektif: Banknot yani kağıt para şeklindeki bütün yabancı paralara efektif denir.)

Bu pandemi sürecinde verilen destekler tam olarak tabana yayılmamış olacak ki, Türkiye’de yerleşik hayattaki kişilerin döviz mevduatları 30 Temmuz ile biten işlem haftasında 4.4 milyar dolar artarak 212.92 milyar dolar oldu.

Yani yerleşik hayattaki insanların dolar mevduatının artmış olması demek piyasaya dönmesi gereken desteklerin dövize çevrilerek döviz yatırımına dönüşmüş olması demektir. Rezervlerimizin yeterli olmadığı şu dönemde yeniden para basılıyor lakin piyasaya döndürülmek yerine döviz yatırımı yapılıyor. Tabi dövizin tek çıkma sebebi bu değil ama unutmamak lazım ceteris paribus, Talep artarsa fiyat artar. Talepte arzdan fazla olunca gayet doğal olarak efektif artmaya devam ediyor.

İhracatımız artıyor ülkeye döviz giriyor gibi yaklaşımlar var evet haklısınız ihracatımız artıyor ama nasıl artıyor? En önemli soru bu olmalı bence 1$’ın 7,32 TL olduğu (12.08.2020;10.53) bir durumda ithalatın azalıp ihracatın artmasından doğal bir şey yok.

Yani anlatmak istediğim şu nerde hizmet ucuz ise genellikle talep o ülkeye kayar. ‘Temmuz'da ihracat 15 milyar dolar oldu.’ Diye açıklama yaptı Ticaret Bakanlığı peki size şunu sormak istiyorum TL bu kadar değer kaybetmeseydi 15 milyar $ için verdiğimiz hizmetin karşılığı kaç milyar dolar olurdu? Bence nereden bakarsanız bakın en az 2 kat ülkeye döviz girebilirdi.

İthalat rakamlarımızın doların bu kadar yüksek olmasına rağmen; ‘Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlara göre ithalat Temmuz'da 17.8 milyar dolar oldu.’ Yani ihracatımızdan hala fazla ve ülke döviz kazandı diye sevinirken görüyoruz ki aslında genel toplamda 2.8 Milyar $ döviz azaldı. Tabi bu da ülkedeki dövizin dışarı çıktığı anlamına gelir ki; talebin bu kadar arttığı arzın ise azaldığı noktada döviz fiyatının düşmesini beklemek ekonomi bilimine haksızlık olurdu.

Tabi Efektifin yükselmesinin bir nedeni daha var. TCMB’nın piyasaya müdahale etmesi. Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim müdahale etmeyip de ne yapacaktı? Haklısınız müdahale etmesi doğru lakin yeterli miktarda efektif rezervin yoksa ve bunu piyasa anlarsa ki ilk TCMB’nin piyasaya sürdüğü doların etkisiyle 6.51TL’ye kadar çıkan doların fiyatı 5.23 TL civarına kadar inmişti. Ancak piyasa bu duruma eldeki efektifi bozarak değil bekleterek karşılık verince 5.50 seviyelerinde seyretti. O dönem döviz TL’ye çevrilmeye devam edilseydi dolar eski seviyelerine inebilirdi.

Efektifin tekrardan yükselmeye başladığı şu son döneme gelelim neden düşmek yerine yükselmeye başladı. Pandemi dönemi  tüm dünya ekonomisini bozdu. Pandemi döneminin şu günlerinde yıllar sonra İngiltere, ABD zarar açıkladı. Dolar karşısında diğer paralar değer kazandı lakin TL değer kazanmak yerine yine kaybetmeye devam etti. Bunun bir çok  açıklaması olabilir ama benim için en önemli nedeni rezerv yetersizliği ve TL’ye karşı piyasanın güvensiz olması.

Peki bu durumun çözümü ne? Yani ne olursa Efektif karşısında TL Değer Kazanır? 

Bu durumdaki en iyi alternatif, uluslararası bir kurumla yapılacak swap ya da daha uzun süreli bir anlaşma ile döviz arzını artırmak olabilir.

Bir sonraki yazımda sizlere swap ile ilgili bilgiler aktaracağım lütfen takipte kalın.

13.08.2020 10:26

Kripto para (veya kripto varlık),işlemlerini güvenceye almak için kriptografi yani şifreleme kullanan, çalışma şekli nakite alternatif bir değişim aracı olarak tasarlanmış bir dijital varlık, bir sanal unsurdur. Yani kısaca sanal para denilebilir.

Kripto paralara başka deyişle dijital döviz, alternatif döviz ve sanal döviz’dir. Kripto varlıklar, merkezi elektronik para ve merkezi bankacılık sistemlerin aksine tümüyle merkeze bağlı değildir yani merkeziyetsizdir. Her bir kripto paranın merkeziyetsizliği, umumi işlem veri tabanı olan dağıtık muhasebe defteri (ledger) olarak işlev gören bir blok zincirinden gelmektedir.

2009’da Satoshi Nakamoto tarafından oluşturulan Bitcoin, ilk merkeziyetsiz kripto paradır.  Sonradan birçok kripto para ortaya çıkmıştır. Bunlara genellikle altcoin denilir ki bu kısaltma alternatif ve coin yani madeni para’nın birleşimidir.

Kripto Paraların Özellikleri:

Şu 6 özelliğe sahip olması durumunda bir kripto paranın varlığından söz edebiliriz.

  • Merkeziyetsizlik,
  • İşlem ve sahip kayıtları,
  • Yeni arz oluşturma kuralları,
  • Sahipliğinin kriptografik tekniklerle sadece sahibince ispat edilebilmesi,
  • Paranın sadece sahibinin emriyle el değiştirebilmesi,
  • Aynı anda aynı kripto para için birden fazla işlem yapılırsa sadece birinin yerine getirilmesi.

Biraz daha basitçe anlatmak gerekirse; banka sistemindeki kredi kartlarının alışveriş mantığıyla benzer özellikler taşımaktadır. Yani para aslında kartın içinde değildir lakin o karta  tanımlı sayısal rakamlardan oluşur. Yani aktif efektif (kağıt para) akışı yoktur her şey dijitaldir. Sanal paradaki mantıkta budur. Lakin merkeziyetçi olmadığı için yani bir merkezi bulunmadığı için çoğu ülke hala resmi olarak tanımadığı ve kontrol altına alamadığı için yasal olarak tanımamıştır.

Bitcoin satın almak isteyen insanlar kendi ülkelerinde bitcoinin yasal mı yoksa yasa mı olduğunu bilmelidir. Çünkü bilmemek cezadan kurtulmaya yetmemektedir. Birkaç ülke bitcoini yasal olarak tanıyıp vergi ödemesi, mal ve hizmet alımı gibi işler karşılığında ödeme yapılmasına izin vermişlerdir.

Yasal olarak tanıyan ve tanımayan ülkeler şekil 1'deki haritada görülmektedir. Yasaklara ve kısıtlamalara rağmen, bu yasaların Bitcoin veya diğer kripto para birimi işlemlerini ve kullanımlarını ortadan kaldırmadığını unutmayın. Merkezi olmayan kripto para birimlerinin doğası gereği, onları yasaklamak imkansızdır. Bu ülkelerdeki birçok kişi, bu platformlardaki ticaret hacimlerinin de belirtildiği gibi, başkalarıyla ticaret yapmak için Local Bitcoins, Paxful veya Bisq gibi siteleri kullanıyor.

Bitcoin

2008 yılında "eşler arası elektronik nakit sistemi" tanımlamasıyla ortaya çıkan Bitcoin (BTC),herhangi bir merkezî otorite tarafından yönetilmeyen, Blockchain teknolojisi üzerine kurulu olan ve geleneksel para birimlerinden farklı çalışan bir dijital para birimidir. Kriptografik olarak güvence altına alındığı için Bitcoin bir "kripto para birimi" olarak anılmaktadır.

Şekil 1:  Bitcoinin Dünya üzerinde kullanımı

Bitcoin Nasıl Alınır?

Bitcoin satın almanın en kolay yollarından biri kriptopara alım satım platformlarıdır. Günümüzde platformların neredeyse tamamı KYC (Know Your Costumer - Müşterini Tanı) ve AML (Anti-Money Laundering - Anti Kara Para Aklama) ilkelerine uymaktadır. Bu ilkeler doğrultusunda kullanıcılar kriptopara alım satım platformlarına kayıt olurken kimlik bilgilerini beyan etmek zorundadır. Platformların bazıları, kullanıcılarına kimlik bilgilerini beyan etmeksizin belli sınırları aşmamak suretiyle Bitcoin işlemleri yapmasına izin vermektedir.

Kriptopara alım satım platformları aracılığıyla Bitcoin satın almak son derece kolay bir işlemdir. BtcTurk'e üye olarak, banka ve ödeme kuruluşları aracılığıyla Türk Lirası transfer edip Bitcoin alabilirsiniz.

Bitcoin Nasıl Satılır?

Yatırma sayfasından alacağınız kripto para adresine transfer yaparak, varlıklarınızı kripto para satın almak isteyen kullanıcılarına satabilirsiniz.

Türkiye ve Bitcoin

Bitcoin’in ülkemizdeki konumuna baktığımızda kanun ve yasalar baz alındığında bu dijital para birimine herhangi bir yasak getirilmemiştir. Bu nedenden ötürü Bitcoin ülkemizde yasa dışı bir kripto para birimi olarak sayılmamaktadır. Hatta ülkemizdeki bazı illerde sayısı her geçen gün artan firmalar bitcoin ile alışveriş yapmakta ve faaliyette bulunmaktadır.

Bitcoin globalleşen dünyada hızlı birçok ödeme aracı varken hem ödeme hem de yatırım aracı olarak kullanımı yaygınlaşmış ve hem güvenli ödemelere hız katmış hem de yatırımcısına kazandırarak yükselişine devam etmiştir.

05.08.2020 16:58

Finans; ihtiyaç duyulan fonların uygun şartlarda sağlanması ve etkin bir şekilde kullanılmasıyla ilgili faaliyetler, kişilerin veya kurumların maddi gelir elde etmeleri, yatırım yapmaları ve zaman içinde bu yatırımları değerlendirebildikleri, işletme ve ekonominin ortak alanıdır.

İslami Finans; İslam dininin sınırlarını çizmiş olduğu yaşam değerleri ile somut hale gelmektedir. Bundan dolayı İslami finans sistemini bu felsefe doğrultusunda bütün olarak düşünmemiz gerekmektedir. Yani dini yasakların belirlediği bir çerçeve vardır ve İslami finans bu çerçevenin dışında değil içinde yer almaktadır.

İslami ticaret ahlakı olarak da ifade edilen kurallara göre, ticari işlemlerde uyulması gereken bazı şartlar vardır. Taraflar arasında yapılan ticari iş ve işlemlerde, işleme konu olan ürün veya hizmetin miktarı, fiyatı, vadesi gibi işlemler net, açık ve anlaşılır olmalıdır. Alıcı veya satıcının sonradan çıkabilecek bir riskle karşılaşmaması, ticari işlemin belirsizliğe neden olmaması veya sözleşmenin haksız kazanca yol açabilecek şekilde bir belirsizliğe sahip olmaması  gerekmektedir.

İslami Finansın Ortaya Çıkma Sebepleri ve Ekonomiye Faydaları

İslam dinine göre faiz haramdır. Bundan dolayı faizden uzak durmak isteyen yatırımcılar yatırımlarını faizsiz olarak değerlendirebildikleri yastık altı, altın vb. emtialarda tutmaktadırlar. Yastık altı tutulan fonlar ekonomiye döndürülmez ise atıl fon olarak kalacak ve dolaşımdaki para miktarı azalacağından faizler yükselecek ve ekonomik daralmalar görülecekti.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak amacıyla finansman açıklarını kapatmak, atıl fonları ekonomiye kazandırmak gibi nedenler İslami finans sisteminin gelişmesinde etkili olan nedenlerdendir.

İslami Finansın bir çok faydası mevcuttur. Yukarıda genel ülke ekonomilerini ve yatırımcılarını etkileyen faydaların bir kaçından bahsettik. Peki bu havuzda toplanan mevduatlar ne oluyor ? Yani faiz yok ve sen yatırımını buraya yapıyorsun faiz yokken nasıl para kazanıyorsun ve/veya nasıl bir kâr elde ediyorsun ?

İslami finansta faiz yoktur. Yatırımcılar kira öder gibi ev, araba sahibi olmaktadırlar. Yatırım kuruluşu sizin belirlediğiniz aracı, evi satın alır. Sizde aylık taksit ödeyerek belirli bir vadede bu evin, arabanın sahibi olursunuz. Faizsiz olarak hem ülke ekonomisini fonlamada pay sahibi olursunuz hem de mevduatınız atıl olmamış olur.

İslami finans İslam coğrafyasında mevduatın atıl olarak kalmasını ve fiili dolaşıma döndürülmesinde büyük etkiye ve öneme sahiptir. Aşağıdaki tabloda İslami finansın Dünya ekonomisi üzerindeki yeri görülmektedir.

25.07.2020 21:35