Canlı İnsan Lokantası
Ahmet Tezcan

Canlı İnsan Lokantası

19.05.2020 Salı 10:32

Bütün Dünya merak ediyor: Çinliler canlı hayvan yemeyi ne zaman bırakacak?

Ben de şunu merak ediyorum: Biz canlı insan yemeyi ne zaman bırakacağız?

Bir kaç gün önce yazdım bunu twitter meydanına.

Gerçekten merak ediyorum; canlı hayvan yemek mi daha kötüdür, canlı insan yemek mi?

İlkinin sonucu belli; Corona Virüs salgını ve ölümlerden ölümler beğenen dünya.

İkincisinin sonucunu düşünmek bile istemiyorum, o cesareti olan yazar gönderirse sevinirim.

Bir ara Türkiye’deki zıvanadan çıkmış şımarıklar arasında moda idi, Uzak Doğu’ya gidip canlı maymun beyni yiyorlardı. Hatta masanın altına yerleştirilmiş maymunun, tam ortadaki delikten görünen mengeneye sıkıştırılmış kafatasını çekiçle parçalayıp ciyak ciyak bağıran hayvanın beynini özel soslarla yerken fotoğraf çektirip gönderenler de vardı. O zıpırlardan biri dönemin pek popüler bakanlarındandı galiba.  

Geçen zaman içinde bir üst basamağa mı çıktık, yoksa siz Türklerin tabiriyle “Level mı atladık” ne olduysa bilmem artık, bir şeyler oldu ve biz Sosyal Medya Lokantasında canlı insan beyni yemeye başladık.

Alın size bir misal:

Corona günleri icabı olarak sokağa çıkmalar sınırlandırılınca İnstagram, Youtube, Skype gibi sosyal medya ortamlarında bağlantılar kurup canlı sohbetler yayınlamak gibi bir etkileşim doğdu. Herkes kendi ilgi alanına ve bilgi düzeyine göre yayınlar yapıyor, ya kendisi konuşuyor yahut bağlantısına bir ya da bir kaç konuğunu ortak edip sohbetler ediyor, söyleşide bulunuyor. Harika bir etkileşim ve hizmet aslında.

Canlı sohbetlerin bana göre en iyisini Nörobilimci biyolog Prof. Dr. Sinan Canan yapıyor. Gerçi Canan Hoca Coronadan önce başlamıştı bu yayınlara ama Corona sayesinde herkes evden çıkamaz hale gelince sadece bunu yapar oldu.

Kimi günler bir kaç söyleşi yapıyor yahut katılıyor. Her birini seyretmekten olağanüstü keyif alıyorum, bir yandan da çok şey öğreniyorum.

İki gün önce ilgi çeken çıkışlarıyla Türkiye’nin en çok konuşulan, en çok takip edilen ve aynı zamanda en çok sevilip en çok nefret edilen düşünürlerinden Dücane Cündioğlu’nu konuk olarak aldı yayınına. Birbirlerinin fikirlerine önemli oranda katılmasalar da çok zevkli, keyifli, düzeyli ve doyurucu bir sohbet oldu.

Fakat altına yapılan yorumları bir görmeliydiniz!

Ne Cündioğlu’nun kibri kaldı, ne deistliği, dinsizliği, münafıklığı, dönekliği, kafirliği! Kendi önkabullerine ve önyargılarına Dücane Cündioğlu’nu sığdıramayanlar, yayının öncesinden başlayıp sonrasına sarkarak, sosyal medya masasında canlı insan beyni yeme yarışına girdiler akıl almaz bir iştah ile. Bu oburluk hâlâ devam ediyor.

Ertesi gün Klasik Türk Müziği’nin tasavvufi formunu ihya ile zirveye taşıyan sanatçı Ahmet Özhan ile söyleşti Sinan Canan hoca. Vay sen misin onu çıkaran? Cündioğlu’na yaptıklarını Ahmet Özhan’a yapıp Sinan Canan’ı da ara sos yapıp iki canlı beyin birden yeme ritüeli ile kendilerinden geçti sosyal medya şımarıkları.

Bu sadece bir mecra üzerinde iki örnek. Hemen her mecrada yapılıyor bu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, daha önce İngilizce yazdığı bir kitabını tercüme ettirip gözden geçirerek Perde ve Mânâ adıyla yayınladı kısa süre önce. Akıl ve Erdem; Ben, Öteki ve Ötesi; Barbar Modern Medenî kitaplarının yazarı İbrahim Kalın’ın resmi görevindeki onca iş arasında nasıl vakit bulup da bu tuğla gibi kitapları yazabildiğini ve Haber365 yazılarını bile aksatmadan edemeyen bendenizi ne kadar utandırdığını düşünmedi kimse. Sadece Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü olmasından yola çıkarak sövüp saymalar başladı, canlı canlı yemeye koyuldular.

Bu nasıl bir hastalık, ne menem bir sapıklıktır?

Kendi ön kabullerinize, önyargılarınıza, inancınıza, düşüncenize, yaşam biçiminize, ideolojinize uymuyor diye, ilkelliğin en düşük seviyesinden bir kabilecilik dürtüsüyle; araştıran, düşünen, üreten mümtaz beyinlere sahip ve aslında pamuklara sarılıp özenle korunmaları gereken insanları canlı canlı yemek, iki cihan yedi kıtanın neresine yakıştırılabilecek bir yamyamlıktır?

Ya hakikat sizin inandığınız, düşündüğünüz, yaşadığınız ve beklediğiniz gibi değilse? Ne halt edeceksiniz?

Bunun bir de farklı yüzü var. Belki o yüz, bu görünenden çok daha çirkin ve korkutucudur:

Sosyal medya masalarının birinde kendi beyni canlı canlı yenilirken, başka masada meslekdaşlarının canlı beynini yemeye çalışan, güya bilimle, sanatla, din ve diyanetle mücehhez daha iri yamyamlar da var.

Var evet!  O alt masalardaki yamyamlık, üst masalardaki yamyamlığın taklidi sanki. Adlarının önüne kalabalık kısaltmalar bulunan o iri yamyamlardan öğrendikleri yahut öykündükleri haltı yemekle meşgul gibiler.

Siyaset adamlarına hiç girmeyeyim, çünkü orada adamlık namına konuşulacak çok az şey kaldığını düşünüyorum artık!

Velhasıl;

Canlı maymun beyni yiyip üstüne canlı yarasa kokteyli içen Çinlilere sövüp saymayın boşuna, buğz etmeyin onlara.

Kendi lokantanızın aynalarına bir bakın, ellerinizin ve ağızlarınızın ne kadar kanlı olduğunu göreceksiniz.

Hangisi daha beter?

Sen söyle Leylâ!