Türk Siyasetinin Çandarlı Halil’i: Ali Babacan

Mehmet Hakan Kekeç
13 Temmuz 2020 Pazartesi 14:45

Ali Babacan’ın parti kurduğunu çok geç öğrendim. Sağda solda ‘Deva’ logoları görüyordum ama bidon markası sanıyordum. Meğerse pandemi sürecinin başında ilan edilmiş bir siyasi partiymiş. Hayırlı olsun. Sayın Babacan tabii olarak siyasi bir müddeinin yapması gerekeni yapıp hemen her konuda görüş beyan ediyor. AK Parti’de görev aldığı 10 küsur yılda bu kadar konuşmamıştır. Muhalif oldu ya, cümlelerini illa farklı olması gerektiğini düşünerek kuruyor. Çoğu zamansa bu, eski söylemlerini yalanlayan ölçüye kadar varıyor. Mesela iktidar partisinde görev aldığı sürede 17-25 Aralık süreci için ‘yargı üzerinden bir darbe girişimi’ demiş, şimdi ise ‘minik bir darbeydi’ diyor… Açıkçası enteresan: Darbenin boyu kasıl küçüldü acaba? Her neyse, nihayetinde insanın bir bina üzerine bina inşa etmesi zor iştir, ne yapsa kaçak kat çıkmış üç kağıtçı müteahhit kadar sırıtacak, gene de başarılar dileriz.

Sayın Babacan’ın gündeme dair son söylemleri, yeniden cami hüviyeti kazanan Ayasofya hakkında oldu. Dedi ki: “Yöneticilerin içerideki ve dışarıdaki yansımalarını, sonuçlarını hesap ederek bu kararı aldıklarını ümit ediyorum. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.” Sanırım bu ifadeler te’vil götürmez. ‘Batılı dostlarımıza’ sürekli sırıtmamız talep ediliyor. Onlar ne derse o, yoksa sonuçları olur. Nedir o sonuçlar? Darbe falan mı olur? Meclisi mi bombalarlar? Minik mi olur büyük mü? Dolar operasyonu mu yeriz? Bilmiyoruz… Bir yandan sayın Babacan bu söylemleri ile ‘Batılı dostlarımızın’ saldırganlığını da kabul ediyor. Ama nedense bu taraftan değil o taraftan konuşuyor.

Türk siyasetinde ‘aman ağzımızın tadı bozulmasın’ yaklaşımı yeni değildir. Konu Ayasofya da olduğundan aklıma Fatih Sultan Mehmet’in veziriazamı Çandarlı Halil geldi. Büyük vezir İstanbul fethine karşıydı: Fatih’in babası II. Murat döneminde Avrupa iki defa birleşip Osmanlı’ya saldırmış, Osmanlı kuvvetleri saldırıları püskürtse de insan kaynağı ve maddi olarak zararları olmuştu. Çandarlı Halil yeniden bir saldırı ihtimalinden korkuyor ve Batılı dostlarla müspet bir ilişkinin daha faydalı olacağını düşünüyordu. Düşünceyle kalmamış olacak ki fetih sonrası cezalandırıldı. Sayın Babacan yıllar sonra 2020 model bir Çandarlı Halil olarak mı anılmak istiyor? İktidar Ayasofya hakkında karar alırken düşünmesi gerekirken kendisi neden bir görüş beyan ederken pek düşünme gereği duymuyor? Gerekçesi net: Buralı değil. Burayı bilmiyor ve tanımıyor. Buradan konuşmuyor. Tarihteki emsallerinin nasıl anıldığına dönüp bakmıyor. Fatih olmak mı yoksa Çandarlı Halil mi… Ortadaki soru bu. Sayın Babacan’ı düşünmeye davet ediyorum.

Talha Arslan

4 Büyüklerin Harcama Limiti ve Kâr-Zarar Verileri

Celal Arslan

Döviz Neden Yükseliyor

Erdal Şimşek

Cemil Bayık Değil, Agit Civyan Öldürüldü

Mehmet Hakan Kekeç

Tarihe Yanlış Sorular: Selçuklu, Osmanlı ve Türklük

Ahmet Tezcan

Esrarengiz Fussilet Konağının 11 Nolu Odasında Bir Çocuk

Hasan Mesut Önder

MİT, 15 Temmuz Darbe Girişimini Nasıl Öne Aldırdı