Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Topal Osman Ağa Katil mi?

Dr. Ömer Aydın
03 Nisan 2020 Cuma 12:23

FİKİR VE DAVA ADAMI TARİHÇİ KADİR MISIROĞLU;

Evet, Topal Osman bir milli kahramandır. Sadece Pontus/Rum çetelerine karşı değil, Yunan ve Ermeni çetelerine karşı da savaşmış, Koçgiri ayaklanmasını bastırmış, Mustafa Kemal’in Muhafiz Alayı Komutanlığını yapmıştır.

Topal Osman Ağa hem milli bir kahramandır, hem de Ali Şükrü Bey'in katilidir.

Bu işi kim emretti, 'İngiliz casusu' yalanıyla, Topal Osman'ı kim kandırdı? Bu halk Çankaya'dan Ulus'a kadar sürükledi Topal Osman'ı. Başını halk kopardı. Bugün Ulus'ta Mustafa Kemal'in heykelinin olduğu yerde başsız cesedi ayağından asıldı.

 Ali Şükrü Bey muhalifti. Dindar, muhafazakar, tarih şuuru olan bir adamdı. Hilafete, saltanata, Osmanlı'ya, İslâm'a bağlıydı.

Bu olayın önemi şu;Topal Osman’ın Ali Şükrü Bey’i şehid etmesiyle, bir taşla iki kuş vuran Mustafa Kemal, hakim-i mutlak olmak için çok önceden yaptığı planları hayata geçirdi. Memleketin tek seçicisi, tek hakimi oldu.” Şeklinde konuyu değerlendirilmiştir.

ASILSIZ HABER VE YALANLARLA  PROVAKE EDİLEREK DOLDURUŞA GETİRİLDİĞİ İDDİA EDİLEN  TOPAL OSMAN AĞA’YA, ALİ  ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ NEDENİYLE   KATİL DAMGASI VURULMASINI HAKSIZLIK OLARAK GÖRENLER OLABİLİR.

DİYELİM Kİ, TOPAL OSMAN AĞA’YA  BU OLAY NEDENİYLE HAKSIZLIK YAPILMAKTADIR.

BU CİNAYET SADECE BİR YİĞİDİN KATLEDİLMESİ DEĞİLDİR.

ALİ ŞÜKRÜ BEY ŞEHİD EDİLEREK, ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE TAMİRİ MÜMKÜN OLAYACAK ŞEKİLDE MÜDAHALE EDİLMİŞTİR.

TOPAL OSMAN HAKKINDA HER ŞEY

Topal Osman, 1883 yılında Giresun’un Hacı Hüseyin mahallesinde doğdu. Babası, fındık tüccarı Feridûnzâde Hacı Mehmet Efendi, annesi Zeynep Hanımdır.

Düzenli bir eğitim görmedi.1910 yılında ticaretle uğraşmaya başladı.Deniz kenarında adı “Yalı Kahve” olan bir de kahvehane açtı ve kayıkçılık yapmaya başladı.Evlilik çağına geldiğinde Panaz-oğlu Hacı İsmail Ağa’nın kızı Hatun.

Hanım’la evlendi Balkan Savaşı çıktığında ailesi tarafından askerlik bedeli ödendiği halde, askerlik şubesine giderek verilen paraya geri aldı ve savaşa katılmak üzere bir hafta sonra bir gönüllü müfrezesi topladı.Arkadaşlarıyla birlikte 1913 yılında  Balkan Savaşına katıldı.Çorlu yöresindeki çatışmalarda diz kapağından yaralandığı, bundan dolayı “Topal” lakabıyla anıldığı iddia edilir

Balkan Savaşından Giresun’a döndükten sonra, I. Dünya Savaşı’na kadar ticaretle uğraştı, evlendi ve iki oğlu oldu.1.Dünya Savaşının başlaması üzerine Doğu Karadeniz bölgesinde Ruslar’la iş birliği yapan Rum ve Ermeni çeteleriyle mücadeleye girişti. Kurduğu milis güçleriyle Giresun ve yöresinde söz sahibi oldu.

Teşkilat-ı Mahsusa’dan Arif Cemil’in anlatımına göre, Topal Osman’ın tarih sahnesine ilk çıkışı 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Giresun’dan topladığı 100 kişilik çeteyle Trabzon hapishanesinin kapısını açtırıp, 150 mahkûmu çetesine ilave etmesiyledir.Topal Osman’ın gönüllüleri Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı olarak Artvin yöresindeki Ermeni tehcirinde yer alır. Nisan 1916’da Borçka’da Ruslara karşı savaşan Türk ordusuna katılan Topal Osman,  kabadayılığa devam etmeye kalkışınca, komutanın kendisini  50 değnekle cezalandırdığı iddia edilir.

Topal Osman Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın Doğu cephesindeki faaliyetlerinde aktif görev aldı. Batum cephesinde 700-800 gönüllüsüyle Ruslar’a karşı savaştı. Bölgede hükümet işlerine karıştığı gerekçesiyle hakkında türlü şikâyetler yapılmaya başlandı. 25 Ağustos 1916’da Sivas Dîvân-ı harbi’nde muhakeme edildi ve bir süre göz altında tutuldu.

Buradan Giresun’a dönüşünün ardından şehrin tek hâkimi durumuna geldi, 1917’den itibaren Harşit vadisinde Ruslar’a karşı çarpıştı. 1918’de Rus birliklerinin geri çekilmesiyle Batum’a cephane taşımaya başladı. Bu vesileyle bir süre Batum’da kaldı.

Mütareke’den sonra Giresun’a dönen Topal Osman, Giresun Belediye Başkanı Dizdarzâde Eşref Bey'e sağlık gerekçesiyle görevini  bıraktırıp, yasal bir yetkisi olmadan ve kimseye danışmadan kendisini belediye reisi ilan etti. Aynı zamanda Giresun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başına geçti. Trabzon’da bir kongre toplayıp silâhlanmaya başladı.

Topal Osman'ın yıldızını parlatan olay 8 Mayıs 1919'da Giresun iskelesine demirleyen Yunan Kızılhaç gemisi Ioannina'yu Giresunlu Rumlar'ın sevinçle karşılaması ve Yunan uyruklu bir marangoz olan Karaoğlan Panayot'un Giresun'daki Rum okuluna Yunan bayrağı çekmesidir. İnzibat subayı Sırrı Bey, bayrağı sözlü uyarıyla indirtmeyi başaramayınca,çağırdığı Topal Osman geldi ve bayrağı indirip marangozu da öldürdü.

Bu olay sayesinde Topal Osman, yerel eşraf, hükümet yetkilileri ve Rumlar'a gözdağı vermeyi başararak, bölgede dikkate alınması gereken birisi olduğu kanıtladı.

19 Mayıs 1919'da Osmanlı Devleti'nin 9. Ordu müfettişi olarak Samsun'a gelen Mustafa Kemal’in görevlerinden birisi, Topal Osman'ı ve çetesini yakalayıp etkisiz hale getirmekti.

İttihatçıların gizli örgütü Teşkilat-ı Mahsusa’nın son başkanı Hüsamettin Ertürk anılarında, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da, 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a gelir gelmez 29 mayıs 1919 da Havza’da Osman Ağa ile görüştüğünü anlatır. Hâlbuki bu sırada Topal Osman İstanbul Divan-ı Harbi tarafından Ermeni katliamlarına katılmaktan aranmaktadır.

Mustafa Kemal , onu hareketlerinde serbest bıraktı ve bu gizli buluşmadan sonra Topal Osman Ağa, ondan aldığı emirler doğrultusunda hareket etmeye başladı.

Mustafa Kemal, Havza’dan sadârete gönderdiği 5 Haziran 1919 tarihli raporunda,”Tehcirden dolayı kaçak durumunda bulunan Topal Osman Ağa’nın çetesinin önemli olduğunu, bundan dolayı Giresun ve doğusunda asayişsiz bir hareketin görülmediğini yazdı.

Bu arada Şebinkarahisar’a çekilen Topal Osman teslim olup silâhlarını bırakması şartıyla affedileceği yolundaki teklifleri reddetti; milletin selâmeti için âdilâne bir barış yapılıncaya kadar silâh bırakmayacağını bildirdi.

Trabzon valisine Topal Osman’ı ölü veya diri ele geçirme görevi verilince takibine bir nizâmiye taburu ile bir süvari bölüğü gönderildi.

 Giresunlular ise artan Pontus tehlikesine karşı Şebinkarahisar’a adam yollayıp Topal Osman’dan yardım talebinde bulundu.

Topal Osman, Sivas, Tokat ve Şebinkarahisar Rum metropolitlerine baskı yaparak Patrikhâneye ve İstanbul hükümetine tehcirle ilgisinin olmadığına, 

affedilmesinin gerektiğine, hakkında şikâyetlerinin bulunmadığına dair bir mektup yazdırdı. 30 Haziran 1919’da Şebinkarahisar mutasarrıfı aracılığıyla af diledi.

 Sivas Valisi Reşit Bey vasıtasıyla 7 Temmuz’da Meclis-i Vükelâ, Topal Osman ve 168 arkadaşını şahsî hukuk saklı kalmak şartıyla affetti. Topal Osman’ın aftan sonra Şebinkarahisar’dan Giresun’a dönmesi Rumlar’ın faaliyetlerine büyük darbe vurdu.

 8 Temmuz 1919’da Osman Ağa hakkındaki tutuklama kararı Padişah Vahdettin tarafından kaldırılır. Topal Osman, Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin Giresun Şube Başkanı oldu.

23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’ne Giresun’u temsilen katılan Ali Naci (Duyduk) ile İbrâhim Hamdi (Elgen) Beylerin kongrede Mustafa Kemal’e  muhalif tutumlarını duyan Topal Osman bu iki delegeyi kongreden sonra Giresun’dan uzaklaştırdı. Mustafa Kemal’e muhalefet edenleri sindirme görevini başarı ile yaptı.

Hakkındaki şikâyetler de giderek artıyordu. Hatta onu ortadan kaldırmaya yönelik bazı teşebbüslere girişildi. Kaymakam Bâdi Bey’i suikast düzenleyicisi olarak yakalayıp Trabzon’a götürdü. Giresun’da Rumlar arasında çıkan ihtilâfları da onun teşvik ettiği kanaati hâkimdi. 1920 Şubatında İngiliz ve Fransız askerî temsilcileri, Giresun Rumları arasında meydana gelen bir olaya Topal Osman’ın karıştığını bahane edip Trabzon vali vekiline baskı yaptı.         

Bu arada Topal Osman, Millî Mücadele’nin propagandasını yapmak için 17 Şubat 1920’de Gedikkaya adlı haftalık bir gazete çıkarmaya başladı; başyazarı da kendisiydi. Gedikkaya yirmi altı sayı devam edebildi. 28 Mart 1920’de incelemelerde bulunmak amacıyla Karadeniz bölgesine gelen Amerikan heyetini belediye reisi ve Müdâfaa-i Hukuk reisi sıfatıyla ağırlayan Topal Osman, Mustafa Kemal’in Rumlar’ın katliamını değil aksine korunmasını emrettiğini belirtti.

Büyük Millet Meclisi hükümetinin kurulmasının ardından Mustafa Kemal’e bir telgraf çekerek kayıtsız şartsız millî hükümetin hizmetine girdiğini bildirdi. Bunun üzerine Ankara’dan Trabzon’daki 3. Fırka komutanı Rüşdü Bey’e, Rize müfrezesiyle Giresun’daki Topal Osman müfrezesinin yola çıkarılması emredildi. Kâzım Karabekir Paşa ise Giresun ve yöresindeki Rum tehlikesinden dolayı Topal Osman’ın Giresun’dan ayrılmasını uygun 

görmüyordu. Onun bu isteği Erkân-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisi İsmet Bey tarafından da uygun karşılandı.

Hükümet daha sonra Topal Osman müfrezesinin doğuda kullanılmasını istediğinde, Kâzım Karabekir Paşa, Ermeni harekâtında bu kuvveti Kars’a çağırdı.

Topal Osman’ın şahsen katılmadığı bu harekâtta müfrezesi doğu cephesindeki savaşlara yetişemedi. Bu sırada Topal Osman 15 kişilik gönüllü müfrezesiyle 29 Ekim 1920’de İnebolu’ya geldi, 8 Kasım’da Kastamonu’ya geçerek iki gün kaldı ve ardından Ankara’ya gitti ve Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal ile görüştü.

Dönemin tanıklarından Hasan İzzettin Dinamo’ya göre; Mustafa Kemal “Pontus belasından kurtulmayı Topal Osman’ın tecrübeli ellerine” bırakmıştır. Topal Osman da “Siz hiç merak etmeyin Paşam. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşekarısı gibi boğulacak” demiştir.

Falih Rıfkı’ya göre, Topal Osman basılan her Türk evine karşı üç Rum evini basmak, mezarını kendine kazdırıp diri diri adam gömmek, vapur kazanlarında kömür yerine canlı adam yakmak gibi zulüm ve işkenceleri ile bölgeyi Rumlardan tamamen temizler.

Ancak Topal Osman’ın bu “milli” gayretleri, sadece gayr-ı müslimleri değil, bölgenin Müslüman/Türk eşrafını da mağdur eder. Örneğin 3. Fırka Komutanı Rüştü Bey, 1920 yılının ağustos ayında TBMM’ye gönderdiği mektupta, Osman Ağa’nın eşkıyalığından, taşkınlığından şikâyet eder. Mustafa Kemal’den Topal Osman’a gelen cevabi telgrafta adeta “şikâyetlere kulak asma, devam et” denmektedir.

Topal Osman, Mustafa Kemal’in daveti üzerine 12 Kasım 1920'de yakın adamları ile birlikte Ankara'ya gelir. Başta Mustafa Kemal  olmak üzere Çankaya'yı ve TBMM’ni korumakla görevlendirilir. Komutanlığını üstlendiği muhafız birliğine meclise silah ve mühimmatlarıyla birlikte girme ve oturumları dinleme ayrıcalığı verilir.

Tamamı Giresunlular'dan oluşan 10 kişilik birliğin sayısı zamanla 250’ye kadar yükselir. Bu birliğe Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi adı verilmiştir.

12 Kasım’da Mustafa Kemal’in  arzusu üzerine Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi teşkil edilince, Giresun’a dönen Topal Osman, askerlik şubesi başkanı Tirebolu’lu Hüseyin Avni (Alparslan) ve jandarma komutanı Hamdi Bey’lerin desteğiyle başta Giresun olmak üzere Tirebolu, Rize ve Ordu’dan toplanan gençlerle Giresun Gönüllü Taburu’nu kurdu. Bu tabur 1920 Eylülünde cepheye gitmek için Trabzon’a geldi. Topal Osman, Giresun Gönüllü Alayı yanında 1921 başlarında Ankara’dan aldığı emir gereği Hüseyin Avni Bey’in başında bulunduğu Giresun Nizâmiye Alayı’nın (42. Alay) kuruluşuyla da uğraştı. Böylece Giresun 42 ve 47. alaylarıyla Millî Mücadele içindeki yerini aldı.

1921 yılının 28 Ocak gecesi , Kazım Karabekir’in son derece mahir manevrası sonucu, Rusya’dan ülkeye dönüş yapmaya kalkan, TKP üyesi Mustafa Suphi ve 14 yoldaşının hançerlenerek Karadeniz’in karanlık sulara atılmasının sorumlusu balıkçı kahyası Yahya ve adamları da aslında Topal Osman’ın yoldaşlarıdır. Kayıkçı Yahya daha sonra Mustafa Kemal’in emri ile öldürülmüştür. Bu olay da aydınlatılmayı beklemektedir.

Mart 1921’de patlak veren Koçgiri Kürt isyanını bastırmak üzere bölgeye gönderilen Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki orduya katılan Topal Osman’ın 47. Alayı öyle zalimane yöntemlere başvurur ki, Meclis’te büyük tartışmalar yaşanır. Topal Osman sadece isyancı Kürtleri değil, Suşehri, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar ve Erbaa’daki Ermeni ve Rumları da öteki dünyaya göndermiştir.

Koçgiri’den Sakarya Meydan Savaşı’na katılmak üzere yola çıktığında, son bir hamle daha yapar ve Merzifon’un Rum ve Ermeni ahalisini katleder.

Bu sırada Topal Osman sayesinde Giresun’da hiçbir faaliyet yapamayan Pontusçular’ın yeni merkezi İtilâf devletlerinin gözetimindeki Samsun olur. Burada da asayiş ve huzuru sağlamak üzere Topal Osman komutasındaki Giresun Gönüllü Alayı’ndan faydalanılır.

Topal Osman’ın Alayı 16 Nisan 1921’de Ümit vapuru ile Samsun’a intikal etti, orada 15. Tümen deposunda yeniden silâhlandırıldı ve Ankara’dan gelen kuvvetlerle takviye edilir.

Karargâhını şehrin içindeki Mıntıka Palas Oteli’ne kuran Topal Osman, Samsun’da asayişin sağlanmasında rol oynar. Ancak bu faaliyetleri sırasında uygun olmayan çok sert davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle hakkında şikâyetler yapıldı.

Bu sefer Lazistan (Rize) Mebusu Osman Bey Mustafa Kemal’e bir telgraf gönderir. “Bu cahil adamın şimdiye kadar Giresun’da yapmadığı rezalet kalmadı. Rumlardan ve ahaliden aldığı yüz binlerce liranın hesabını kimse soramıyor. Şimdi eşkıyalığını Trabzon Limanı içinde yapmaya başlıyor ki ,bu halin devamı pek çok çirkin olaya sebebiyet verecektir.” Ancak, bu mektup da işe yaramaz.

Aynı tarihlerde hazırlanan resmî bir raporda ise, daha vahim bir iddia vardır: Topal Osman, Samsun havalisinde 900 kişiyi bir mağaraya koyup öldürmüştür. Ama Topal Osman’ın işlediği suçlar, hakkında adeta bir referans mektubu işlevi görür.Ankara’ya dönerken  yolda da boş durmaz, Çorum-Alaca civarında evlere tecavüz eder, bazı hayvan ve malları gasp eder.

Giresun Reji Müdürü Nakiyüddün Efendi, 15 Ocak 1922'de Mustafa Kemal’e  yazdığı mektupta, Balkan Savaşları’nda bir ayağını din ve millet uğruna feda ettiğini ileri süren Topal Osman'ın, I. Dünya Savaşı sırasında Ayvasıl köyü ihtiyar heyetinden elde ettiği sahte mazbatayla askerlikten atılmış Yüzbaşı Niyazi Efendi ile birlikte ordudan aldığı buğdayları Panço adlı bir Rum ile birlikte 100 bin liralık sahte bir mazbata ile Giresun Nokta Kumandanlığı'na satarak halk ve devleti dolandırdığını, Rum ve Müslümanlar'ın arazilerini kendi ve akrabaları arasında pay ettiğini, belediye reisi iken Müdafâ-î Hukuk Riyaseti'ni de ele geçirerek kendi menfaatlerini korumak için millî mücadeleye katıldığını, Koçgiri'den ganimet olarak 60 bin lira değerindeki sığır ve koyunu gasp ederek Giresun'a getirdiğini, başkasının kente kasaplık hayvan sokmasını da engelleyerek fahiş fiyattan para kazandığını, kardeşiyle birlikte hükümetin kentte banka kurmasını engellediğini, 30 bin liraya mal olan bir kereste fabrikasını 1500 altına aldığı gibi çeşitli kötülüklerini anlattı..Bu şikayetler de Mustafa Kemal tarafından tebessümle karşılandı.

Sakarya savaşında Yûsuf İzzet Paşa grubunda 47. Alay komutanı olan Topal Osman, 25 Ağustos’taki Mangaltepe taarruzuna katıldı. 15 Eylül’e kadar bütün muharebelerde bulundu.Topal Osman ideolojik önderi, Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Bey’le birlikte  savaştığı Sakarya’dan sağ salim       Giresun’a geri döndü.

Bugün çok yaygın olan ve Topal Osman’ın cepheye 6000 kişilik Giresun gönüllüsü ile gittiği, bunların 5500’ünün şehit olduğu efsanesine gelince: Falih Rıfkı ve Alptekin Müderrisoğlu gibi ciddi kaynaklara göre, Sakarya Meydan Savaşı’nın tüm şehit sayısı 3282’dir. Yani Topal Osman hayranlarının verdikleri rakamlar hayalidir.

Topal Osman, Sakarya Savaşı’ndan sonra mevcudu takviye edilen 47. Alay’ın komutanı olarak Büyük Taarruza katıldı. Zaferden sonra kendisine (Kaymakamlık) YARBAY rütbesi verildi ve İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. 21 Aralık 1922’de döndüğü memleketi Giresun’da büyük bir coşku ile karşılandı. Bir süre belediye işleriyle ilgilendi ve ardından Mustafa Kemal’in emriyle tekrar Ankara’ya gitti.

Burada Muhafız Taburu Komutanlığı görevi yaptı. Büyük Millet Meclisi’nde muhalif gruplar arasındaki çekişmeler onu da etkilemeye başladı. Muhalefetin önde gelen isimlerinden Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in ansızın ortadan kaybolması büyük bir karışıklığa yol açtı.

Bütün aramalara rağmen Ali Şükrü Bey’in  nerede olduğu hakkında herhangi bir sonuç alınamadı.Son olarak 26/27 mart akşamı, Karaoğlan Çarşısı’ndaki Kuyulu Kahve’de dostlarıyla sohbet edip ve nargile içtikten sonra Mustafa Kemal’in muhafızlığını yapan Topal Osman’ın adamlarından Mustafa Kaptan’la kol kola yürürken görülmüştü.

Yapılan soruşturma ve araştırmalar sonucunda yakalanan Topal Osman’ın yardımcısı Mustafa Kaptan’ın itiraf ettiğine göre, Mustafa Kaptan tarafından, yemek bahanesiyle Topal Osman’ın Saman Pazarı’ndaki evine götürülen Ali Şükrü Bey, burada Topal Osman ve sekiz adamı tarafından kementle boğulmuştur. Mustafa Kaptan cesedin nereye gömüldüğünü söylemedi.

1 Nisan günü bir çobanın ihbarıyla Ali Şükrü Bey’in ölüsü Ankara civarındaki Mühye (Mehye) Köyü civarında şu andaki Çankaya Köşkü civarında gömülü olarak bulunur. Ölünün vücudundaki izlerden anlaşıldığına göre Ali Şükrü Bey 

son nefesine kadar direnmiştir. Öyle ki sıkılmış yumruğunun arasında Topal Osman’ın evindeki sandalyeden kopardığı bir parça bulunmaktadır.

Topal Osman’ın kendisine Mustafa Kemal tarafından verilen Papazın Bağı denen yerdeki evde saklandığı öğrenildi.

Topal Osman’ın nasıl teslim alınması gerektiğine dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırlar.

Rauf Bey’in anlattığına göre, önce Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı (Tekçe) çağrılmış, Mustafa Kemal bizzat sarmalama harekâtının krokisini hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in İstasyon’daki dairesine çekilmiştir.

Latife Hanım’ın kızkardeşi Vecihi İlmen’e göre ise Topal Osman ve adamları Çankaya Köşkü’nü sarıp da silah atmaya başlayınca, Mustafa Kemal çarşafa bürünüp Latife Hanım’la birlikte köşkten gizlice çıkmıştır.

Hangi anlatım doğrudur bilinmez ama, alınan tedbir yerindedir. Çünkü Topal Osman Ağa teslim olmayı kabul etmediği gibi Çankaya Köşkü’ne gidip öfke ile her yeri kırıp dökecektir.

Resmî tarihe göre ise, Ali Şükrü Bey’in cesedinin bulunmasından sonra, Topal Osman Papazın Bağı’nda kıstırılmış, 1923   yılının 1 Nisan’ını Nisan’a bağlayan gece sabaha kadar süren çatışmada yaralı olarak ele geçirilmiş, hastaneye götürülürken yolda  ölmüştür.

Görgü tanıklarına göre, halk Çankaya'dan Ulus'a kadar cesedini sürüklediği Topal Osman'ın.başını kopardı.Topal Osman kesik başıyla  alelacele gömülmüştür.

Meclis Ali Şükrü Bey’in katilinin yakalanarak Ulus Meydanı’nda idam edilmesi kararını oybirliği ile aldığı için, Topal Osman’ın başsız cesedi mezardan çıkarılmış, Meclis’in kapısında, ayağından darağacına asılmıştır. Üç saat kadar asılı kalan ceset ailesinin isteğiyle İstanbul üzerinden Giresun’a götürüldü ve Giresun Kalesi’nde Kurban Dede’nin mezarının yanına defnedildi.

Gerçekleştirmek istediği hac ziyaretini yapamadan öldüğü için, kendisine bedel, silah arkadaşı Kurtoğlu Hacı Hafız Mustafa hacca gönderilmiş; böylece “Hacı Osman Ağa” sıfatını almıştır.

İlginçtir, hemen her konuda bir şeyler söyleyen Mustafa Kemal, bu konuda suskunluğunu korumuş, Topal Osman’dan “suçlu” diye değil “zanlı” diye bahsetmiştir.

İyi bir eğitim almamış olmasına rağmen vatanperver kişiliği, Millî Mücadele’ye katkılarıyla dikkat çeken Topal Osman, Pontus hareketinin engellenmesinde önemli rol oynamıştır. Ali Şükrü olayı ise onun Mustafa Kemal’e gözü kapalı bağlılığının bir sonucudur. .

Bazı tarihçilere göre, Topal Osman, Ali Şükrü Bey’in Mustafa Kemal’i sürekli üzmesine tahammül edememiş, durumdan vazife çıkarmış ve Ali Şükrü Bey’i şehid etmiştir.

Mustafa Kemal’in sıkı muhalifi Rıza Nur “Hayat ve Hatıralar” isimli kitabında olayın arka planını şöyle anlatır:

Osman Ağa Beni severdi, bana itimadı vardı. Ben de onu severdim. Meclis’in önünden geçerken dedi ki: ‘Yahu Mecliste birçok vatan haini mebus varmış, bunlar memleketi satıyorlarmış. Niye bana söylemiyorsun? Meclisi basıp hepsini keseceğim. Başka çare yok, bu kadar emek, bu kadar kan. Memleketi kurtardık, şimdi bunlar çıktı.’.

Dedim ki bu hainleri sana kim haber verdi?

Dedi ki ‘Orasını sorma’

Hayır, illa söyle dedim ve zorladım.

Dedi ki ‘Gazi söyledi’

“İş anlaşıldı. Mustafa Kemal İkinci Gruptan kurtulmaktan için bunları Topal Osman’a katlettirecek.” diye düşündüm.  

Rıza Nur’un anlatımına göre etrafları sarılan Topal Osman ve sekiz adamı mukavemet etmeden Muhafız Alayı Kumandanı İsmail Hakkı Bey’e teslim olmuşlar, İsmail Hakkı Bey bu dokuz kişiyi tabanca ile öldürmüştür.

Dönemin önemli komutanlarından Ali Fuat Cebesoy Siyasi Hatıralar adlı eserinde Mustafa Kemal’in Topal Osman’ın aşağılayıcı bir şekilde öldürülmesi sırasında sessiz kalışını imalı biçimde anlatarak;

“Topal Osman ve çetesi şehirde nizam ve intizamı, hem de nizamiye askeri kışlasında askerî disiplini bozacak tavırlar takınmaya başlamıştı. Elbette bu anormal durum devam edemezdi. Galiba ‘bir taşla iki kuş vurulsun’ diye Ali Şükrü Bey’in vücudunun ortadan kaldırılması Topal Osman’a havale edildi” diye yazar.

Mustafa Kemal’e ömrü boyunca sadık kalmış olan Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı kitabında, “Topal Osman da en sonunda nizami ordunun kıta kumandanlarından İsmail Hakkı Tekçe tarafından ve Mustafa Kemal’in emriyle Çankaya sırtlarında vurulmuştur” diye yazar.

Ali Şükrü Bey cinayetinin arkasında kimlerin olduğu sorusu o günlerde de, daha sonra da çok kişiyi meşgul etmiştir. Mustafa Kemal’in neden İstasyon’daki eve geçtiği, Topal Osman’ın neden Çankaya Köşkü’nü talan ettiği, yaralı halde yakalandığı halde neden ifadesi alınmadan kafasının hemen kesilip gömüldüğü, konuşmasına izin verilseydi kimi ele verecekti gibi konular hala tartışılmaktadır.

Tarihte, bu kadar yakın bir zamanda cereyan etmiş olan bir cinayet hakkında, bu kadar farklı bilgilerin aktarılmış olması ilginçtir. Bu bilgi kirliliğin özel olarak yaratılıp yaratılmadığının de ayrıca incelenmesini gereklidir.

Ali Şükrü Bey’i şehadet makamına ulaştıran bu kirli cinayetin değişmeyen gerçeği Ali Şükrü Bey’i Topal Osman Ağa’nın öldürtmüş olduğunun resmen kabul edilmiş olmasıdır.Bir başka gerçek ise “katilin de çatışmada katl edilmiş” olmasıdır. Böylece ifadesi alınamadan öldürülen Topal Osman Ağa hayatındaki birçok sırrı beraberinde götürdüğü gibi, bu cinayetin perde arkasındaki sırrı da beraberinde mezarına götürmüştür

FİKİR VE DAVA ADAMI TARİHÇİ KADİR MISIROĞLU;

Evet, Topal Osman bir milli kahramandır. Sadece Pontus/Rum çetelerine karşı değil, Yunan ve Ermeni çetelerine karşı da savaşmış, Koçgiri ayaklanmasını bastırmış, Mustafa Kemal Atatürk'ün Muhafiz Alayı Komutanlığını yapmıştır.

Topal Osman Ağa hem milli bir kahramandır, hem de Ali Şükrü Bey'in katilidir.

Bu işi kim emretti, 'İngiliz casusu' diyerek, Topal Osman'ı kim kandırdı? Bu halk Çankaya'dan Ulus'a kadar sürükledi Topal Osman'ı. Başını halk kopardı. Bugün Ulus'ta Mustafa Kemal'in heykelinin olduğu yerde başsız cesedi ayağından asıldı.

Ali Şükrü Bey muhalifti. Dindar, muhafazakar, tarih şuuru olan bir adamdı. Hilafete, saltanata, Osmanlı'ya, İslâm'a bağlıydı. Olayın önemi bu.Topal Osman’ın Ali Şükrü Bey’i şehid etmesiyle, bir taşla iki kuş Nuran Mustafa Kemal, hakim-i mutlak olmak için çok önceden yaptığı planları hayata geçirdi.Memleketin tek seçicisi, tek hakimi oldu.”

1925’te bizzat Mustafa Kemal’in emri ile Topal Osman’ın naşı Giresun Kalesi’nde ilk gömüldüğü yerden alınıp, yine kale içindeki bugünkü anıt mezara nakledilir.

Bu nakil olayı, Giresunluların, “Topal Osman’ın ölümüyle Mustafa Kemal’in ilgisinin olmadığına” yürekten inanmalarını sağlamıştır. Bu 

tarihten sonra Trabzonlular Ali Şükrü Bey’i “demokrasi şehidi” olarak yüceltirken, Giresunlular da Osman Ağa’yı adeta kutsal bir figüre dönüştürmüşlerdir

1981’de Giresun mülki yöneticileri kendisini kahraman ilan etmek için Türk Tarih Kurumu’ndan görüş alırlar ama gelen cevap olumsuzdur. 1983’de Kenan Evren şehri ziyareti sırasında Topal Osman’dan övgüyle söz eder.

1987’de yerel yöneticiler 2 Nisan’larda Topal Osman’ı anmaya başlarlar.Tuğgeneral Veli Küçük, Giresun'da jandarma bölge komutanlığı yaptığı sırada, Topal Osman Ağa'nın hayatından çok etkilendiği için adına bir heykel yaptırmaya karar vermiş. İstanbul'da yaptırdığı heykel, 2001 yılında dikilmesi için Giresun'a gönderilir ama dönemin belediye başkanı Mehmet Işık'ın talimatıyla, depoya kaldırılır.

2008'de Topal Osman'ın heykelinin, Giresun Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ali Kara'nın evinin önüne dikildiği söylenir.

Heykel konusunda mülki idare, İçişleri ve Genelkurmay arasında bir dizi yazışma yapıldığı haberleri basına sızınca  Giresun kalesindeki anıt mezarın eski Türkçe yazılı kitabesi üzerindeki metinde Topal Osman’ın “Pontusçuların imhasındaki hizmetlerini” öven cümleleri “milli güvenlik siyaseti” açısından sakıncalı bulunur ve yerine “milli güvenlik siyasetine uygun” Latin harfli yeni plaket konulur.

Giresunlu Topal Osman hayranları bu çelişkili ve tutarsız davranışlara sinirlenip celallenmektedirler.

Bu arada 2013 yılında hakkında “ATATÜRK’ÜN FEDAİSİ TOPAL OSMAN” adıyla bir film çekildiğini, filmin beklenen ilgiyi görmediğini de belirtmek gerekir.

SÖZ SAVUNMANIN

Oyuncu Engin Altan Düzyatan ile Prof. Dr. Tufan Gündüz'ün TRT 1'de ortaklaşa hazırladığı 3'te 3 Tarih adlı yarışma programında, Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in katili olarak Topal Osman Ağa’yı  gösteren soruya, Giresun sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri  sert bir şekilde tepki göstererek ateş püskürdü. Sosyal medya hesaplarından TRT’yi yaylım ateşine tutan Giresunlular özür dilenmesini istedi.

Bulancak Dernekler Federasyonu, Görele Dernekleri Federasyonu, Giresun Federasyonu,Yağlıdereliler Derneği, İstanbul Bayrampaşa Giresunlular Derneği, İstanbul Şebinkarahisarlılar Vakfı, Giresun Gazeteciler Cemiyeti ,CHP Giresun Milletvekili Necati Tığlı ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla olayı kınadılar ve özetle şunları savundular;

Türkiye Cumhuriyetinin milli kurtuluş kahramanlarından Milis Yarbay ,Feridunoğlu Gazi Topal Osman Ağamızı tarihi gerçekleri inkar ederek, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in katili olarak yansıtan programı, sunucusunu, yapımcısını ve tüm TRT Yönetimini kınıyoruz.

Osman Ağa’nın bu şekilde gündeme getirilmesi ve rencide edilmesi açıkçası içimizi acıtmıştır.TRT bu hatayı düzeltmeli, Giresunlulardan özür dilemelidir.

Tarihi şahsiyet ve kişiliklerin müessif olaylarla anılmak yerine, gelecek nesillere bıraktıkları eseler ile hatırlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Ali Şükrü Bey’in Topal Osman tarafından bizzat katledildiği iddiasına katılmıyoruz. Ali Şükrü beyi bir şehid-i muazzez olarak görüyoruz.

Gazi Mustafa Kemal’in Muhafız Kıtası Komutanı, Milli Mücadele Kahramanı Milis Yarbay Osman Ağa kırmızı çizgimizdir.Topal Osman Ağa “Vatanın ha ekmeğini yemişim ha uğruna kurşunu” diyerek yola çıkmış milli kahramandır. Vatan için can alınır, can verilir. Osman Ağa devlet için can alıp can vermiş bir kahramandır.

100 yıldır kafamızı kurcalayan soruların cevaplarının tarihçiler tarafından objektif şekilde araştırılıp net şekilde ortaya konulmasını ve herkesin gerçekleri öğrenmesinin sağlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu vesile ile Osman Ağa, Ali Şükrü Bey ve Büyük Komutan Hüseyin Avni Alparslan ile 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alayları mensuplarına, tüm milli mücadele kahramanlarına Allah'tan rahmet diliyoruz.

Milletimiz ve Devletlerimiz için emek veren, kurşun atan ya da kurşun yiyen tüm şehit ve gazilerimize, halen vatan savunmasında olan tüm kahramanlarımıza minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Topal Osman’ı sevenler aşağıdaki  soruları sıkça sorarak, olayın  failleri konusunda   başka bir odağı işaret etmektedirler.

1-Teslim olan Osman Ağa'yı oracıkta kim kasığından vurarak yaraladı? Osman Ağa'nın teslim olduktan sonra kimden emir alınmış ve önce yaralanıp sonra öldürülerek susturulmuştur?                    

2- Ardından kim kurşun sıkarak öldürmüş ve mahkeme edilmesi engellenmiştir?

3-Daha sonra kim ya da kimler, ölmüş,kafası koparılmış  bir adamı ayaklarından meclise yakışmayacak  bir tavırla meclisin önünde astırdı?                                                                           

4- Güvenlik kuvvetlerince yakalanan bir katil zanlısı neden öldürülür?  Konuşması halinde kimler zarar görecekti?

5-Osman Ağa'nın evi olan olay yeri incelemesine ilişkin rapor/tutanak  neden yoktur.?                      

6-Ali Şükrü Bey'in cesedinin bulunmasından sonra yazılan tutanaktaki bilgilerle Osman Ağa'nın "öldürdüğü yer" diye gösterdikleri evdeki delillerin birbirini tutmaması ve diğer çelişkiler nasıl açıklanacaktır?                                                                                                                     

7-Bu olayların başrol oyuncusu İsmail Hakkı Tekçe  27 Giresun gönüllüsünün vur emrini vermiş ve hepsi  oracıkta öldürülmüşlerdir.Sağ kalan 80 civarında   Giresun Gönüllüsünü  sıraya dizip  öldürülmeleri  için karşılarına  iki makineli tüfek dikildiği sırada kimden emir gelmesiyle katliamdan vazgeçilmiştir?                                                

8- Olayın başrol oyuncusu İsmail Hakkı Tekçe’ye  emirleri kim vermişse katil de odur.

ASILSIZ HABER VE YALANLARLA  PROVAKE EDİLEREK DOLDURUŞA GETİRİLDİĞİ İDDİA EDİLEN  TOPAL OSMAN AĞA’YA, ALİ  ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ NEDENİYLE   KATİL DAMGASI VURULMASINI HAKSIZLIK OLARAK GÖRENLER OLABİLİR.

DİYELİM Kİ, TOPAL OSMAN AĞA’YA  BU OLAY NEDENİYLE HAKSIZLIK YAPILMAKTADIR.

BU CİNAYET SADECE BİR YİĞİDİN KATLEDİLMESİ DEĞİLDİR.

ALİ ŞÜKRÜ BEY ŞEHİD EDİLEREK, ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE TAMİRİ MÜMKÜN OLAYACAK ŞEKİLDE MÜDAHALE EDİLMİŞTİR.

Twitter: @dromeraydin

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

İnsanlığın Geleceği; CRISPR-Cas9 ve Covid-19

Ahmet Tezcan

Öfkeli Bir Yazı

Mehmet Hakan Kekeç

Mitleri Aşan Adam

Erdal Şimşek

Rusya’nın JİTEM’i Wagner’dir

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi