Toksik İlişkileri Neden Bitiremeyiz?

Sema Çalışkan
23 Ekim 2019 Çarşamba 10:35

Hayatın içinde sevdiğimiz şeylerden asla vazgeçmek istemeyiz. Bu bizi duygusal, fiziksel ve zihinsel olarak yoran, yıpratan şeyler bile olsa!

Sıkı sıkıya tuttuğumuz ve tutunduğumuz şey, elimizden zorla alınana kadar bağlılığımız devam eder. Bırakınca yıkılacak ve dağılacak olmaktan korkmakla gelir bu duygu.
Zaten yeterince karmaşık ve iniş çıkışlarla dolu olan hayatımızı,sırtımıza yüklediğimiz duygusal ve çoğu zaman kontrolü bizim elimizde olmayan onlarca problemle daha da zorlaştırır, bu yükle yokuş yukarı koşmayı deneriz. Oysa mutlu, özgür ve hafif olmanın tek yolu, 'bırakmayı istemek'ten geçer.

Hayatımızda, bize ait olan herşeyin, ayrı ayrı bizim için ne anlama geldiğini ara sıra kendimize sesli olarak söylememiz gerekir. Gerçekten bu ilişki bana ne katıyor/benden ne götürüyor? Götürdükleri getirdiklerini 1 farkla bile aşarsa, o sıkı sıkı tutulan ipleri sessizce oraya bırakıp olay yerinden uzaklaşmak en doğrusu. Birine bağlanmamızın nedeni, onu kaybetmekten korkmamızdır. Kaybetmek eşittir mutsuzluk kodlaması, atacağımız en doğru adımların bile önünü keser.
Oysa ki ne giden ölür ne de kalan.. İnsanlar bazen hayatımıza yerleşmeye gelmez, onların 'gelir' ve 'gider'leri vardır.

BIRAKMAK ÇOK MU ZOR?

Bir ilişkinin içinde kaybolmak ve kendini tamamen gönül bağı kurduğun kişiye adamak, insanlığın genlerine nakşedilmiş romantik bir kod. Hayatta kalmak için mutluluğa ve aşka ihtiyacımız olduğu düşüncesi varoluşun yadsınamaz gerçeklerinden. Zaten bizi o ateşten çemberin içinde tutan şey de dışına çıkarken yanacak olmamız ihtimali.

    Bırakmak neden bu kadar zor? Çünkü korku var. Başımıza ayrılırsak ve kaybedersek ne geleceğinden korkarız. Önümüzü görmeden kör adımlar atmak istemeyiz. Zehirli bir ilişki bile olsa, öyle ya da böyle devam ediyor olması bizi güvende hissettirir. Çünkü kendimize bakmaktan ve kendimizle kalmaktan korkarız.

Gitmek, ancak gitmeye karar vermekle mümkün olur. Fiziksel olarak gittiğimiz bir ilişkinin içinden duygusal olarak çıkmamız bazen uzun zaman alır.
Bazen de fiziksel olarak bir ilişkinin içindeyken duygusal olarak aslında çoktan gitmiş oluruz. Tüm madi ve manevi, duygusal ve zihinsel argümanlarımızı önümüze alıp, kararlarımızı haklılık odaklı değil de mutluluk odaklı verirsek, hayattan alacağımız karşılık mutluluk ekseninde olacaktır.

Ha! bazılarımız dramı sever, hüzün kuşu olmaktan mazoşistçe zevk alır. Bu duygular her ne kadar kimliğimizin bir parçası olsa da bizi ileri götüren değil, ancak ve ancak yerinde saydıran bir bağımlıya dönüştürür.

BEKLEMEK SADECE SÜREYİ UZATIR

Suyun, sığ mı derin mi olduğu ancak paçaları sıvayıp o suya girme cesareti gösterdiğimizde anlayabileceğimiz bir şeydir. Uzaktan bakarak derinliği, suya girmeden neremize kadar geleceğini kestiremeyiz.

Toksik bir ilişkinin içinde olmak korkunç. Toksik bir ilişkinin içinde olduğunu bilip çıkamamak daha korkunç. Biz hayata nasıl gidersek o da bize öyle gelir. Bazen ihtiyacımız olan tek şey kendi gerçekliğimizin farkına varmaktır. Birinden değişmesini beklemek sadece süreyi uzatır. 

Twitter: https://twitter.com/semacaliskans

İnstagram:https://www.instagram.com/kendisemasinda/?hl=tr

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.