TCMB Faiz Oranlarını Artırdı

Celal Arslan
29 Eylül 2020 Salı 12:53
Döviz kurunun önlenemeyen yükselişini azaltmanın en doğru yolunun piyasa baskısının azaltılması ve en az şekilde piyasaya müdahale edilmesi olduğunu önceki yazılarımda defalarca söylemiştim. (Diğer yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.)

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 13 Eylül 2018'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla 625 baz puanlık güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirerek politika faizini yüzde 17,75'ten yüzde 24'e yükseltmişti. Yaklaşık bir yıl boyunca yüzde 24 seviyesinde kalan ve 25 Temmuz 2019'da yüzde 19,75'e indirilen politika faizi, üst üste 9 toplantıda düşürülerek yüzde 8,25'e çekilmişti. Yüzde 8,25’in reel faizin çok altında kalmasından dolayı ya da daha basit bir dille piyasaya TCMB’nin faiz ve enflasyon baskısının artırılmış olması TL’nin değer kaybına uğramasına neden olmuştur.

PPK toplantısında faiz artırma kararı çıktıktan hemen sonra Efektif(Döviz), düşme eğilimine girdi lakin hala faizin reel faize yaklaşamamasından dolayı tekrardan yükselişe geçti. Yani artırılan faizler ne zaman reel faize yaklaştırılırsa işte o zaman gerekli uzun vadeli düzenleme yapılarak döviz kuru istenilen fiyat düzeyine düşürülebilirdi. Aslında $=5,30TL olduğu dönemler hatırlarsanız reel faize politika faizi çok yakındı ve $=6,80’lerden döndü geldi. İşte gerekli düzenlemeler $=5,30 TL’ye gerilediğinde yapılmış olsaydı şimdi dolar belki de 3,5 TL civarındaydı.
Tabi birde bu dönem pandemi vardı COVİD-19’un patlamasıyla birlikte yaz turizmi çok büyük zarara uğradı. Sadece zarara uğrayan sadece turizmciler değil, tüm ülke zarara uğradı çünkü turist gelmeyince döviz gelmedi. Dövizin gelmediği dışa bağımlı ülkelerde döviz kurunun yükselmesinden doğal bir şey beklenemezdi. Lakin tüm dünya böyleyken sadece neden TL değer kaybetti ve diğer ülke paraları değer kazandı sorusuna gelecek olursak. Sığ piyasalar normal bir yağmurdan bile etkilenirken sağlam piyasalar doludan kardan dahi en az şekilde etkilenmektedir. Bizim piyasamız genelde yabancı yatırımcıdan oluştuğu için ve bu pandemi sürecinde çok büyük yatırımcıların piyasadan çekildiğini görünce dövizin artması kadar doğalının olmadığını düşünüyorum. Tabi bunlara karşı sağlam rezervimiz ve sağlam bir piyasamız olsaydı bu kadar çok etkilenmeyebilirdik.

Şimdi yapılması gerekene gelelim. Uzun vadeli swap anlaşmaları ve ülkeye döviz girdisi şart. Çünkü TCMB’nin döviz rezervleri yetersiz her ne kadar piyasaya en az şekilde müdahale edilse de açıklanan rezervlerdeki azalış gösteriyor ki elde daha fazla müdahale edecek rezerv yok. Bunun için halktan TL’ye dönüş istenebilir lakin TL ve piyasaya güven azaldığı için insanlar ellerindeki dövizi bozdurmak istemeyeceklerdir. Faizler, hissedilen oranlara getirilmelidir ve piyasa güveni artırılmalıdır ya da kısa vadede swap anlaşması yapılmalıdır.
Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci