Tarihe Yanlış Sorular: Selçuklu, Osmanlı ve Türklük

Mehmet Hakan Kekeç
11 Ağustos 2020 Salı 14:58

Sosyal medya hesaplarında dolanan paint işi kötü bir görsel var... Burada diyor ki, “efendim Selçuklu ve Osmanlı Türklüklerini unuttukları için yıkıldı”. Bunu nasıl anlıyoruz? “Selçuklu kurulurken Tuğrul ve Çağrı, yıkılırken Keykubad ya da Keyhusrev. Osmanlı kurulurken ise Ertuğrul ve Ataman, yıkılırken de Abdulaziz ya da Abdulhamid.”

Avam ürünü bu tespitlerin internet ortamında elden ele dolanmasına engel olacak bir sistem yok. Açıkçası gerek de yok. Zira ‘doğru’ önünüze düşmez, araştırmanız gerekir. Merak eden zahmet gösterip bir kitap açar okur veya bir bilene sorar. Burada sorun, belli bir seviyeye eriştiğini düşündüğümüz/tahmin ettiğimiz kişilerin bu düşük tespitlere nefer yazılmaları… En son örnek, İYİ Partili vekil Lütfü Türkkan.

Lütfü Bey’i milliyetçi bir partinin parçası olarak biliyoruz. Fakat Lütfü Bey, Oruç Reis’in Akdeniz’e açıldığı günde, bayram değil seyran değil, sosyal medya hesabından paylaşa paylaşa bu avam işi görseli paylaştı. Ben de vekillik için Facebook üniversitesi Tarih bölümünden mezuniyetin yetersiz olması gerektiğini söyleyen yarı müstehzi bir cevap yaptım. (https://twitter.com/mhkekec/status/1292943860793069569?s=20) Orada İmparatorluklarda isim ve Türklük meselesini merak ettiğini söyleyenler oldu. Dolayısıyla bu konuda bir şeyler karalamaya karar verdim. Hoş, öyle bir yazı ile içinden çıkılacak bir mesele değil ya, gene de denemekten zarar görmeyiz.

*  *  *

Tarihçiler için ‘yanlış soru’ denen bir kavram vardır. Mesela bunlardan en meşhuru ‘Şeyh Bedreddin komünist miydi?’ sorusu… Daha komünizm doktrine edilmemiş, adı dahi bilinmiyorken bir şeyh nasıl komünist olabilir? İşte bu yanlış sorular ‘anakronik bakış’ ürünüdür. Tarihi oturup savaş tarihlerini ezberlemek zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Tarih, önce doğru soru sormaktır. Şimdi bunu ‘Selçuklu/Osmanlı Türktü de bunu unuttu diye mi yıkıldı?’ şekline getirelim. Bu, modern Türklük algısının ortaya attığı bir soru(n)dur. 11 ya da 14.yy’da böyle bir ‘meselesi’ bulunmuyordu insanların. Yani, “ortada Türk, Kürt, Japon yoktu” demek istemiyorum. Fakat bu konuya pek tabii modern zihinlerin baktığı gibi bakmıyorlardı.

Selçuklu’dan başlayalım… Selçuk Bey ve torunları Oğuzların Kınık boyuna mensuptu, Türktü ve elbette bunun farkındalardı. Selçuklu Devleti’nin kurulduğu savaş olarak bilinen Dandanakan sonrası, süvarilerin Türkçe konuşarak bağırdıkları/sevindikleri Gazneli kaynaklarında yazıyor. Fakat ortaçağ devletlerinin büyümesi için aşiret yapısını aşmaları gerekir(di). Şimdiki gibi doğal sınırların olmadığı, yoğun göçlerin yaşandığı, 100 – 200 yılda bir Moğol’un, Kıtay’ın, Kırgız’ın, Oğuz’un ya da Peçenek’in yer değiştirmek zorunda kaldığı; yerleşik kültürün henüz oturmadığı bir dünyadan bahsediyoruz.

Selçuklu Horasan dediğimiz coğrafyada kuruldu. Buraya kitlesel Oğuz göçleri başlayalı daha 20-30 yıl bile olmamıştı. Horasan Gazneliler kontrolündeydi ve Arap, Farsi, Türk, karışık bir bölgeydi. En büyük kenti Nişabur’du ve burası her milletten Müslümanların gelip Şafii fıkhı konusunda alim yazıldıkları bir şehirdi. Asıl dinamik Araplık, Farsilik ya da Türklük değil, İslamdı. Devlet ise Samanilerden Gaznelilere aktarılan ‘İrani bürokrasi’ ile yönetilirdi. Bütün resmi görevler Farsçaydı. Selçuklu bu kültürü olduğu gibi aldı. Devlet yönetiminde kullandı. Bir de üzerine Bağdat halifesi ile müspet ilişkileri ekledi.

100 yıl önce (MS 960) Selçuk Bey ile Cend’e göç eden bir Türkmen aşireti, milletler üstü bir devletin hanedanına dönüştü. Bunu da salt Türkmen örfü ile yapamazdı. Türkmen örfü unutulmamakla beraber Selçuk Bey’den itibaren Kınıklar İslamiyeti benimsemişti. İslamiyet Türklerdeki cihanşümul hakimiyet telakkisinin gelişmesine katkı sağlamıştı (Büyük alim Osman Turan’ı okuyunuz). Ortak din/dil/kültür, farklı milletlerden insanların bir hanedan şemsiyesi altında birleşmesini kolaylaştırmıştı. İsim meselesine gelecek olursak… Tuğrul Bey’in adı: Ebu Talib Tuğrul Bey Muhammed b. Mikail … Çağrı Bey’in adı: Ebu Süleyman Davud Çağrı Bey bin Mikail’dir. Keykubad, Keyhüsrev gibi isimler ki zaten isim değil unvandır ve en önemlisi Büyük Selçuklu Sultanları kullanmamıştır. Bu unvanları Türkiye Selçuklu Sultanlarında görüyoruz. Büyük Selçukluda son sultanının adı Türk ismi olan Sencer’dir. Facebook akademisi çöktü şimdi, iyi mi.

Türkiye Selçuklu’nun en görkemli dönemi I. Alaaddin Keykubad dönemidir. Bunlar isimden çok unvandır. Çünkü aşiret yapısı çözülmüş, ortada büyük bir imparatorluk var. Kimsenin koca sultana ismiyle hitap edecek hali yok. Bunlar Fars mitolojisinden alınan unvanlar. Türk örfü, İslam kültürü ve İrani devlet yapılanmasının müthiş bir birleşimi olan Selçuklu Devleti’nin sultanlarının siyaseten kullanmasında sakınca olmayan unvanlar. Ömrü savaşlarda, hatta savaşların en yoğun olduğu uçlarda geçmiş, Türkmenlerin Anadolu’da iskanı için büyük bedeller ödemiş, Bizansa karşı mücadelelerde Batı Anadolu’da Türkmen aşiretlerinin başında çarpışmalara katılmış bu sultanlar, kullandıkları unvanlar nedeniyle Lütfü Türkkan’dan daha az Türk değildir herhalde? Belki biraz daha Ortaçağ siyasi normlarıyla adımlar atıyorlardır, kusura bakılmasın.

*  *  *

Osmanlı’dan devam edelim… Burada sorun Osman Bey’in adından başlıyor. Osman değil Ataman’mış. (Bu ve bundan sonraki iki paragraf eski bir yazımdan alıntıdır: https://www.haber365.com.tr/osman-gazi-mi-ataman-bey-mi-m529.html) İsim tartışmasını ‘Osman Beg’ adlı biyografik çalışmasıyla Uğur Altuğ’un çok doyurucu şekilde işlediğini düşünüyorum: “Osman Beg’in ismi henüz ölümünden birkaç ay sonra düzenlenmiş olan Mekece Vakfiyesi’nde عثمان şeklinde kayıtlıdır”. Osmanlıca okurken biz bu (عثمان) kelimeyi Osman diye okuruz. Ama Arapça telaffuzu Uthman’dır. Altuğ, Bizans kaynaklarının Atman şeklinde yazmasının nedenini, o dönemde Anadolu’da Osman isminin Arapça orijinaline yakın biçimde telaffuz edilmesine bağlıyor. Duyduğunu hatalı şekilde kaydediyor yani Bizans kaynağı.

Ağabeylerinin adı (Gündüz, Saru Yatu) Türk isimlerinden alınmışken, Osman neden Osman’dır peki? Neşri’nin verdiği bilgilerden, Osman Gazi’nin 1324’te 67 yaşında hayatını kaybettiğini biliyoruz. Demek 1257 doğumlu. Ertuğrul Gazi 1230’lu yıllarda uc bölgeleri önce Karacadağ sonra da Söğüt’te çoktan nam yapmıştı. Buradan Osman Gazi’nin Ertuğrul’un epey ilerleyen yaşlarında doğduğunu anlıyoruz. Zaten 1280’lerde vefat ettiğinde 90’ını çoktan geçmişti. Osman Gazi’nin Kösedağ Savaşı’nda (1243) sonra doğmuş olması önemlidir. Çünkü Babai isyanı ve Kösedağ Savaşı’ndan sonra Vefaiyye tarikatının zümreleri Batı ucuna gelmişti. Bunlardan biri de Şeyh Ede Balı’dır. Ertuğrul Gazi’nin hayat görüşünde kimi değişikliklere neden olmuş olabilirler.

Vefaiyye’nin Anadolu’daki en önemli figürü Baba İlyas’ın (1240 isyanında hayatını kaybetti) dört halifesinden ilkinin ismi Şeyh Osman’dı. Şeyh Osman, Aşıkpaşazade’nin babası Aşık Paşa’nın da hocasıdır, görevi diyar-ı Rum’da İslam’ı yaymaktı. Eskişehir’e kadar Selçuklu/Moğol güçlerinin geldiğini biliyoruz, demek Şeyh Osman da batı ucunda tebliğ yapmış olmalıdır. Şeyh’in Batı ucunun en önemli subaşılarından biri olan Ertuğrul Gazi ile tanışmadığı düşünülemez. Uğur Altuğ’un görüşü: “Ertuğrul Beg’i de etkileyen bu Şeyh, oğluna verdiği Osman adının esin kaynağı olmuş görünüyor”… Yani Osman Gazi, ağabeylerinden epey sonra ve farklı bir dünyanın içine doğmuştu. Dolayısıyla bu neden herhangi bir Türk ismi değil de Osman isminin verildiğini açıklıyor.

Ataman tezi bu açıdan çürüktür. Ya Orhan? Orhan’ın ağabeyinin adı Alaaddin, bunu nereye koyacağız? Osman Gazi İslamcıydı da yaşlanınca birden Türkçü olmaya mı karar verdi? Aşiret yapısının çözülmesi ve cihanşümul hedefler nedeniyle gelenek ve bürokrasi transferi Selçuklu’da olduğu gibi Osmanlı’da da mevcuttur. Nihayetinde iki devlet de Türklüğün ve Türkçenin yaşaması için büyük bedeller ödedi. Kim orada olursa olsun, önce Türkçe öğretti. İslam’ın Türk örfüyle birlikte bu iki devlette en önemli dinamiklerden biri olduğu bir yakıştırma değil, bilimsel bir gerçektir. Kabullenememek şahısları bağlar.

Hasan Birgül

Putin’in Gizli Aşçıları

Hasan Mesut Önder

Kontrespiyonaj Hikayesi: Avcı İken Av Olmak

Ahmet Tezcan

Alın Size Pazar Yazısı

Erdal Şimşek

Uçak Gemisi Nasıl Batırılır?

Celal Arslan

Enflasyon ve Ekonomik Büyüme

Talha Arslan

Fenerbahçe’den Çok Önemli 3 Puan