Süryani Markus’un Şişirilmiş Pazusu

Ahmet Tezcan
25 Mayıs 2020 Pazartesi 13:16

Onu ilk kez düğününde gördüm. Evvelden adını duymuşluğum yoktu. Davetliler arasında karşılaştığımız gazeteci arkadaşım Güntay Şimşek anlattı.

Güntay Şimşek yıllardır televizyonlarda sivil havacılık üzerine yazılar yazıyor, programlar yapıyordu. Bu nedenle bütün macerayı biliyordu. O anlattıkça “Vay be, neler olmuş da haberimiz yokmuş” demiştim.

Selçuk Bayraktar’dan bahsediyorum.

Hani şu yaptığı İnsansız Hava Araçları (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Araçları(SİHA)’nı yaparak Türkiye’yi İsrail’in ebemizin nikahını isteyerek sattığı Heronlardan kurtaran ve Dünya Savaş Stratejilerini tepetaklak eden delikanlıdan söz ediyorum.

Hani şu CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın “havalı damat” diye sözüm ona aşağılamaya çalışırken kendisini alay konusu etmelere kalktığı Selçuk Bayraktar’dan.

Sonradan tanıştık, ruberu olmasa da özel görüşmelerimiz oldu, hiç de havalı bir çocuk değildi ama havacı idi.

Gökyüzüne aşık bir gençti. Uçmak ve uçurmak onun Mehlika Sultanı idi. Çocukluğuyla büyüyen hayalini gerçekleştirmeye odaklanmış, Mehlika Sultan’a Aşık Yedi Genç misali arkadaşlarıyla uçak derdine düşüp şu günlerde ilk uçan otomobil olacak Cezeri’nin, 2023’te yani iki yıl sonra da ilk insansız savaş uçağının son çalışmalarına uzanan şaşırtıcı bir hikaye.

Yedi arkadaş bugün yüze katlanmış, yediyüzelli olmuş, sayıları her geçen gün artıyor.

Çünkü yaptıkları, yaklaşık 100 yıldır “Bizden adam olmaz, Batı olmadan batarız” safsatasıyla yok edilen özgüveni ihya ediyor, Anadolu’daki gençlere büyülü bir dünyanın kapılarını açıyor.

O gençlerden biri Mardin Fen Lisesi’nden yeni mezun olan ve Kanada’da önemli bir üniversiteye burslu kabul edilen Markus Acar adlı dünya tatlısı bir Süryani delikanlısı.
Abbara romanımı yazmak için Mardin’de bulunduğum sırada, Fen Lisesi’nde verdiğim bir konferanstan etkilenerek Mardin Büyükşehir Belediyesi Gençlik Merkezi’ne üye olmuş ve daha ilk sohbetimizde “Selçuk abi” diyerek Selçuk Bayraktar’dan ve yaptıklarından söz ederek hayranlığını anlatmıştı.

O kara boncuk gözleri parlayarak “Ben de onun gibi olmak istiyorum, onun gibi ülkeme uçan arabalar yapmak istiyorum” dediği Selçuk Bayraktar, o Mardinli Süryani delikanlı için “Cumhurbaşkanının havalı damadı” değil, küçük kardeşinin gözünde “kahraman” olan bir abi idi.

Siz Türkler “idol” mü diyorsunuz, ondandı işte. Selçuk Abisi, Markus’un idolü idi. Selçuk abi yaptı ise Mardinli Markus da yapabilirdi. Bir sürü projesi vardı zaten. Bir bilgisayarı olsa o projeleri çizimlerini yapabilecek, görsel sunumlarını hazırlayabilecek, kâğıda dökebilecekti.

Mardin’in aynı zamanda Büyükşehir Belediye Başkanı olan çocukların ve gençlerin Vali Amcası Mustafa Yaman ile konuştuk. Yarım saat içinde bilgisayarına kavuştu Markus, bir kaç gün içinde üç farklı proje hazırladı, bir yarışmaya katıldı, iki projesini kabul ettirdi, kendisi tek proje sunabileceği için, Fen Lisesi’ndeki bir kız arkadaşını çalıştırıp ona sunum yaptırdı ve ödül aldı.

Hayatı Mardin’in Eski Kale köyündeki küçücük bir evde babasına, annesine ve kardeşlerine yardım dışında, Mor Cercis Kilisesi’ne hizmet etmek, okula gitmek, yaz aylarında ise Alanya’daki bir otelde çalışarak gelecek yılın okul masraflarını çıkarabilmek ve hayal kurmakla geçen bir delikanlı.

Markus Acar; Selçuk Bayraktar’ın iki yıl sonra uçurmayı planladığı ilk insansız savaş uçağının öncülü olan Akıncı için hazırlanan belgeselin sosyal medya kanallarında yayınlanmasından hemen sonra bir mesaj gönderdi bana:

“Ahmet hocam Selçuk Bayraktar abinin Akıncı belgeselini izlediniz mi muazzam bir şey yaaa. Haberi olsun Selçuk abinin biz de gençler olarak milli teknoloji hamlesi olarak uzay sektöründe yükselmek için hedeflerimizden vazgeçmeyeceğiz adımlarımızı atacağız (Buraya şişirilmiş bir pazu simgesi koymuş). Bir grup girişimci ruhuna sahip arkadaşlarım ile başladık bile çalışmalara.

Belki iletişiminiz vardır hocam Selçuk abi ile selamlarımı iletirsiniz. Çok güzel işler yapıyor.”

Bu mesajı Selçuk Abisine hemen ilettim tabii...

Sonra Güntay Şimşek’in o düğün günü anlattıkları geldi aklıma.
Bugünün Cumhurbaşkanı, dünün Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye ile evliliğe giden arkadaşlığına, sonradan damat oluşuna rağmen; tıpkı Mardinli Süryani delikanlısı Markus Acar gibi hayata geçirmeye çalıştığı hayallerini “birilerinin” nasıl söndürmeye çalıştığını, önüne sürekli setler çıkartıp duvarlar örüldüğünü, CHP Sözcüsü’nün “havalı” zannettiği üst düzey bağlarına rağmen nasıl yol edilmeye uğraşıldığını anlatmıştı Güntay Şimşek.

Benim ilk kez duyduğum şeyleri çok iyi biliyordu, bizzat şahidi idi çünkü. Nuri Demirağ gibi, Vecihi Hürkuş ve daha niceleri gibi yok etmeye çalışmışlardı Selçuk Bayraktar’ı.

O yakın bağlar bile bu yok etme hırsının önüne geçememiş, yıllar boşuna kaybedilmişti bu yüzden. Belki o yakın bağların değil fakat çocukluk hayaline bağlılığın samimiyetine bağışlanmış bir göksel inayet onu muhafaza etmiş, bugün Akıncı belgeselinde anlatılan çaba meyvesini verebilmişti.

O belgeseli seyrettim Markus’un mesajından sonra. Belgesel çok güzel hazırlanmıştı, bir macera filmi heyecanı veriyordu seyredene. Fakat o macerayı belgeselden çok daha güzel anlatan, Markus’un bana gönderdiği mesajdaki o “emoji” yani şişirilmiş pazu simgesi idi.

İşte ona ağladım ben!

“Havalı” denilebilecek bir şey varsa şayet bu hikayede, İstanbul’da bir delikanlının yaptığı işten Mardin’de bir Süryani gencinin gurur duyarak, yüreğinin nasıl bir özgüvenle dolduğunu anlatabilmek için mesajına koyduğu şişirilmiş pazu simgesi idi.

Onun havası çarptı beni, ona ağladım!

Ve kaybedilen yıllara ağladım.

Dünya sivil ve askeri havacılık tarihine şimdiden adını yazdırmış olan Selçuk Bayraktar’a, sırf hısımlık bağından dolayı “havalı damat” diyerek hakaret ettiğini zanneden o siyasi zihniyetin bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına kaybettirdiği yıllara ağladım.

Mustafa Kemal Atatürk’ün temellerini attığı Cumhuriyet zemini üstüne, inanılmaz bir hoyratlık ve aymazlıkla, her değeri yok etmeye ayarlanmış çarpık çurpuk bir sistem kurmak dışında bugüne kadar hiçbir şey, evet hiçbir şey üretmemiş bir siyasi zihniyetti o.

Yapmaya değil yıkmaya, üretmeye değil tüketmeye, yapılanı engellemeye, başlanmışı sonlandırmaya, açılanı kapatmaya dönük bir sistem kuran zihniyetin bize kaybettirdiği yıllara şu an ağlamaktan başka yapabilecek hiç bir şeyimiz yok.

Fakat ümidimiz var. Özgüvenimiz var. Şişirilmiş pazularıyla Mardin Eski Kale köyünden İstanbul’da insansız Akıncı hava aracını üreten Selçuk Abisi’ne selam gönderen Markuslarımız var.

Havalı olmak, böyle bir şeydir Faik Bey ve siz bunu asla anlayamazsınız!
Bir nebze anlayabilecek olsaydınız, bugün o kaybolan yıllara gözyaşı döküyor olmayacaktık.

Lütfen kapatın o düşük ilkel çenelerinizi artık ve bize kaybolan yıllarımızı geri verin!
Sizi de bir kez olsun havalı görsün bu gençler, sizin için de şişirsin pazularını!

Selçuk Bayraktar havalı bir delikanlı değildir ama Markus gibi gençlerin havasıdır!
O hava size ağır gelir, ne yapsanız boş, o havayı söndüremezsiniz!

Üzgünüm Leyla!

Dr. Ömer Aydın

Ah Ayasofya!

Hasan Mesut Önder

Camp David Anlaşmasında MOSSAD’ın Rolü

Erdal Şimşek

Türkiye, Mısır’la Komşu Oluyor

Ahmet Tezcan

İçimdeki Koca Öküzün Kalın ve Sivri Üvendiresi

Tuğçe Arıbaş

Altın Kelebek Ödüllerinde Fark Edilmeyerek Rezil Eden O Detay