“Bu kupayı torunum için aldım,” herhâlde bir sporcudan duyabileceğimiz en farklı sözlerden birisi. Bunu 56 yaşındaki Phil Taylor’dan duyduğumuz zaman ise işin rengi biraz farklılaşıyor. Kariyerinde 16 dünya şampiyonluğu olan ‘The Power’ takma adlı efsane için kazanmak sıradan bir alışkanlık ki, bu 50’li yaşlarını geride bıraksa bile çok fazla farklılık göstermedi.

Tabii Taylor için dahi işler son yıllarda pek güllük gülistanlık olmadı. Seneler süresince Eric Bristow, Dennis Priestley, John Part, Kevin Painter ve Raymond van Barneveld gibi son derece iyi rakiplerle mücadele etmiş ancak hepsine basitçe üstünlük sağlamıştı. Dart dünyasındaki üstünlüğünün en önemli sebeplerinden birisi de buydu. Birçok rakibi, henüz bir atış bile gerçekleştiremeden kafalarında Taylor’a yeniliyordu. 2010’ların başında ise ortaya Michael van Gerwen çıktı. Hırslı Hollandalının yeteneğini takdir edenlerin önünde de bizzat Taylor vardı. Dart dünyasını 90’lı senelerden beri kişisel oyun sahasına çeviren adam bile, daha önce onun gibi bir yeteneğe rastlamadığını açık açık söylüyordu. Zaten Taylor 2014 ardından hiç bir büyük turnuva kazanamazken, hemen hemen her büyük kupa genç rakibinin ellerinde yükseldi.

Seneler süresince birçok iyi oyuncu geldi ve geçti. İçlerinde -Taylor’dan fırsat oldukça- dünya şampiyonu olan da vardı, yeri geldiğinde büyük karşılaşmalarda onu yenen de… Fakat hepsi, en büyüğün kim olduğunu tanıyor ve paylarına düşenle yetiniyorlardı. Van Gerwen’ın onlardan en önemli farkı, Taylor’dan asla korkmaması ve direkt onun tahtına oynamasıydı. “Muhtemelen şimdiki rekabet ortamında 16 dünya şampiyonluğu elde edemem ancak kariyerim tamamlandığında ‘en iyi’ olarak bilinmek istiyorum” açıklaması hedefini açıkça segiliyordu. Nitekim geride bıraktığımız son üç senede bunu kanıtlar bir oyun sergiledi. Taylor tarafına baktığımızda ise zirvede geçen günlerin sonrasında yaşananlar çok kötüydü. Yalnızca kaybetmiyor, geçmişte onun herkesi soktuğu hale artık kendisi de düşüyordu.

Son Dakika Spor Haberleri için aşağı kaydırın.