Lüksemburg Turu

Avrupa kıtası birbirine oldukça yakın ülkeleriyle seyahatleri oldukça verimli kılması açısından oldukça avantajlı bir gezi seçeneğidir. 2.586 km² yüz ölçümünde eşsiz güzellikler barındıran Lüksemburg ise Avrupa seyahatlerinin önemli bir noktasıdır.

Lüksemburg Turu

Lüksemburg Kaleleri

Bir kalenin yapılmasıyla tarihinin başladığını söylemenin mümkün olduğu bu ülkede çağlar arası gezinti yapmak da mümkün oluyor. Şüphesiz bu kalelerin en ünlüsü Viaden Kalesidir. 11. Yüzyılda inşa edilen kalenin etrafındaki sokaklar Ortaçağ atmosferini ziyaretçilere sunacak temaya sahip bulunmaktadır.

Viaden Kalesi dışında Bourschied, Beaufort gibi ünlü kaleleri ülkede geçmiş ve bugün arasında köprü olan önemli yapılardan sadece birkaçıdır. Lüksemburg turu kale ziyaretleriyle iz bırakıcı bir etkiye sahip olacaktır.

Lüksemburg’un Gezilecek Tarihi Güzellikleri

• Büyük Dük Kalesi: Lüksemburg güzellikleri kadar yönetim şekli bakımından da özel bir duruma sahiptir. Büyük Dükalık ile yönetilen tek ülke olması bir bakıma Düka Sarayı’nı ziyareti de teşvik eden bir durumdur. Gerek iç gerekse dış mimari açısından tatmin edici güzelliğe ve ihtişama sahip olan saray, 16. Yüzyıldan itibaren varlığını sürdürmesi açısından farlı tarihsel bir atmosfere sahip bulunuyor. Standart bir Lüksemburg turu bile söz konusu sarayın ziyareti olmadan düşünülemiyor.

• Adolphe Köprüsü: Lüksemburg’un güneyinde kalan 153 metre uzunluğundaki köprünün ihtişamı ve doğal güzelliklerle birleşimi eşsiz bir görüntüye şahitlik edilmesine sebep olmaktadır. İki kenti bağlayan köprünün başka bir özelliği de bağımsızlık sembolü olmasıdır.

Lüksemburg Müzeleri

Lüksemburg askeri, tarih, sanat ve özel müzeleri bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Lüksemburg turu yapan seyahat düşkünleri tarihe, sanata ve pek çok enteresan anıya tanıklık ederek seyahatini sonlandırılabilir.

• Ulusal Askeri Tarih Müzesi (MNHM): Avrupa tarih boyunca pek çok savaşın odak noktası olduğundan Lüksemburg savaş tarihi çeşitli bir ülkedir. Askeri müzede savaş anları canlandırılmaya uğraşılmış olmakla beraber, fotoğraf arşivleri gerçek anları ile ziyaretçiler gerçeğe daha fazla yaklaştırılmak istenmiştir.

• Ulusal Tarih ve Sanat Müzesi (MNHA): 1869 yılında açılan bu müze başkent Lüksemburg’da bulunmaktadır. Lüksemburg tarihi ve kültürüne dair pek çok yansımanın bu müzede sergilendiğini söylemek mümkün. Aynı zamanda bir sanat müzesi olması, çok önemli tarihi tabloların burada bulunması müzeye artı bir değer katmaktadır. Arkeolojik kazılarda bulunan değerli parçaların da ziyaretçilerle buluşmasıyla müze oldukça yüksek bir çıtaya yükseltilmiştir.

• Grandük Jean Modern Sanatlar Müzesi: Modern sanat müzeleri, sanatçı dünyasındaki gündemi takip etmek ve aslında bir nevi sanatın gündemini takip etmek açısından oldukça önemlidir. İç ve dış mimarisiyle ziyaretçiyi anında atmosfere bağlayan bu müzede modern sanatın özgün eserleriyle seyahatinizi izi kaybolmayacak anlarla taçlandırabilirsiniz.

Doğadan Bir Nefes; Mullerthal Trail

Başkent Lüksemburg’un kuzeydoğusunda, Sauer Nehri’nin hemen yakınında bulunan bu park doğayla iç içe gezintilerin adresi olmaktadır. Ansızın yürüyüş severlerin karşısında çıkan merdiven patikaları, ormanın içine gizlenmiş ve renkleriyle kamufle olmuş büyük kayalıkları ile normal ormanlardan farklı bir tecrübe yaşatıyor.

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

EN ÇOK OKUNANLAR