Seren'in Bebeği Yaşar'ın Adamlığı Düştü

Sema Çalışkan
03 Eylül 2019 Salı 08:59

Türk magazin tarihi bundan daha düşük kalitede bir boşanma süreci görmemiş olabilir.
Evet Seren Serengil Yaşar İpek çiftinden bahsediyorum. Biribirleri ile ilgili ne varsa ortalara döküp ifşa eden çiftten.

Uzun yıllar sesi soluğu çıkmayan Seren Serengil, bundan birkaç sene önce kendini fiziken yenilemiş halde televizyon ekranlarına dönüş yapmıştı. Kendisini neredeyse unutmuştuk, en son elinde aynası yanında meşhur köpecikleri ile bir teknede röportaj veriyordu. Sonra bir süre sesi soluğu çıkmadı ve şimdilerde magazin gündeminden bir an olsun düşmediği altın çağını yaşıyor/du!

Tanınmış anne babadan geldiği için doğduğu günden itibaren magazin figürü olan Serengil, kendi deyimiyle prenses gibi büyütüldü. Yabancı dadılarla, yurt dışından gelen mamalarla tamamladı çocukluğunu. Fakat her insan gibi onun da hata yapma ve yanlış tercihlerde bulunma hakkı vardı. Seren bu hakkı, defalarca ve de hep kendi başını ağrıtarak kullandı. Evliliklerinde hep bir yerde hata yaptı, yapmaya devam etti ki aynı sonuçları aldı.

SEREN 'PROJE' MİYDİ?

Başına buyruk halleri, burnunun dikine gidişi ve anne sözü dinlememesi onu hatalara sürükledi. Daha önce yaptığı üç evlilik de olaylı şekilde bitti.. Ozan Kaçmaz'la 2 yıl, Şarkıcı Cengiz İmren'le 3 yıl ve Musa Altun'la 4 yıl evli kaldı. Bütün evlilikleri sancılı boşanma süreçleri ile gündeme geldi. Gel gelelim şimdilerde Yaşar İpek'le olan evliliğinde de benzer, belki de hepsinden daha acılı bir dönem geçiriyor.

Daha önce düşük hamilelikler geçirdiğini bildiğimiz Seren, Yaşar İpek'ten olan bebeğini de neredeyse gözlerimizin önünde üzüntüden düşürdü. Neden gözlerimizin önünde diyorum çünkü Seren-Yaşar çifti, birlikteliklerini hep göz önünde, göze sokarak ve hatta özel hayatın mahremiyetini zedeleyecek derecede ortada yaşadılar. Seren'in Gülben Ergen hakkında konuşma yasağını delip hapse girdiği o dönemlerde, yanında görmeye başladığımız Yaşar İpek'e içimizden bir ' helal olsun' çekmedik değil. En zor günlerinde bir kadının en çok ihtiyaç duyacağı şey, şüphesiz kendisine kol kanat geren ve elini tutan biridir. Biz olayı uzaktan böyle okuduk ve belki de gerçekten öyleydi. Fakat görüyoruz ki, Yaşar tüm bunları kendi PR'ı için yapmış, Seren'e 'projeydin' dediğini öğrendik yine Seren'in ağzından. 


Her ne olursa olsun bir erkek, kendine sığınan, hayatını kalbini açan bir kadına yaptığı iyilikleri, başına kakarak dile getirmez bunlar gizlidir, bunlar manevi şeylerdir, yaparsın ve biter, yaparsın ve unutursun. Yoksa yapılan tüm iyilikleri sıfırlar, ' keşke yapmasaydın' moduna getirirsin karşı tarafı. Bir insan, bir erkek,  kendi çocuğunu düşürttürecek kadar nasıl nefretle dolabilir bu kadar!

Seren'in, Yaşar İpek'in annesi ve üvey kız kardeşi ile husumeti ve tüm bunların Gülben Ergen'in aurası etrafında dönmesi de cabası. Ezeli iki düşmanın 'kocama dokunma' metaforuyla başlayan ve kan davasına dönen düşmanlığının geldiği nokta, maalesef doğmamış bir çocuğun ölümü ile sonuçlandı. Çünkü Seren, eşinin ailesinin eşini kendisine karşı kışkırttığını söyledi hep. Antre parantez, Yaşar İpek hakkındaki yasa dışı iddialar da yine Seren'in boşanma argümanları arasında.

Seren'in gizlice çektiği videoları, ses kayıtlarını ifşa mahiyetinde sosyal medyada paylaşmasının etikliği tartışılır ama kendini güvensiz bir ortamda hissetmiş ki bunu yapmış demeden de kendimi alamıyorum... Sanki bu günleri sezmiş de delil toplamış gibi. İşittiği hakaretler, darp iddiası ve psikolojik şiddet ise asla affedilir değil. Ağıza alınmayacak tehditler, itmeler kakmalar ve mal, para pul merkezli diyaloglar 'daha ne kadar düşebilirler' dedirtti bize.

BİR KADINA HELE DE KARINSA BÖYLE DAVRANAMAZSIN

Zaten o ses kayıtlarından da anladığımız üzere Yaşar İpek'in tavrı, davranış biçimi ve seçtiği küfürler o hep arkasına sığındığı delikanlığının yanından yöresinden geçmeyecek ucuzlukta. Her ne olursa olsun, senden bir parçayı taşıyan kadına, aynı yastığa baş koyduğun karına, o tip bir hitapla ancak kendi kaliteni ortaya koyarsın. Seren'in hatalı davranışları ve hep annesi Nevin hanımın dediğinin tam tersini yapması, dönüp dolaşıp 'annemden çok özür diliyorum' la biten hayatlar yaşamasına sebep oldu. Sosyal medyada -bana göre- eşinin annesine , kız kardeşine ve tabi ki Gülben'e olan hırsından dolayı 'bakın biz ne mutluyuz' imajı çizme gayreti maalesef kendi başına çorap ördü.

Hep bir adama sığınma ve kendini onun kanatları altında hissetme arzusu, babasını erken yaşlarda kaybetmesi, sanıyorum ki onun boşluğunu dolduracağını düşündüğü adamlara yaklaştırdı onu. Bir kadın olarak bebeğini kaybetmesinin acısının onda bıraktığı tahribatı tahmin edebiliyorum. Belki de sürekli bir onaylanma ihtiyacı hissettmesi de ondaki bu ilgi açlığının neticesi. Acılarını ve sevinçlerini uluorta yaşamanın getirdiği ve dahi gerektirdiği onlarca sorunla belki de bu şekilde baş ediyor.

Umarım bundan sonra Seren, kendini ruhen yenileyip biraz daha içinde yaşarayarak halleder meselelerini. Ve hiçbir insana, eşi dahi olsa bu denli ezdirmez kendini. O ve bütün kadınlar, hepimiz gözümüzü dört değil sekiz açmalıyız. Unutmayalım ki şiddet şiddeti doğrurur, ister ruhen ister bedenen olsun her türlü şiddet bir sonrakinin mayasıdır.
Kalkan el, ilk kalktığında indirilmezde bir daha indirme şansı olmayabilir.

Ve hiçbir kadın bebeğini kaybettikten sonra oyuncak bir bebekle uyuyacak kadar üzülmemeli.

 

Twitter: semacaliskans

İnstagram:kendisemasinda

 

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.